Erdoğan: 400 olmadı da diyelim ki 335 oldu, o da olumlu

Erdoğan: 400 olmadı da diyelim ki 335 oldu, o da olumlu
Erdoğan: 400 olmadı da diyelim ki 335 oldu, o da olumlu
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir süredir "yeni anayasa için 400 milletvekili" çağrısı yapan Erdoğan, bu kez, "400 olmadı da diyelim ki 335 oldu. Referandum şansının yakalanması dahi olumlu netice verecektir" dedi.

RADİKAL - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tahran ziyaretinden dönüşte uçakta gazetecilerle konuştu. Gündeminde, Fenerbahçe’ye yapılan saldırı, Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın katledilmesi, özel güvenlik şirketlerine karşı yaptığı çıkış, İran, Mısır ve bölge ilişkileri, ve elbette hazirandaki seçimler vardı.

Erdoğan, “Nasıl bir seçim atmosferi öngörüyorsunuz ve Cumhurbaşkanı olarak 8 Haziran’da nasıl bir Türkiye hayal ediyorsunuz” sorusuna şöyle yanıt verdi:

‘ARTIK BURADA BİR PATİNAJ VAR’

“Bütün arzum, 7 Haziran seçimlerinden, birinci derecede parlamentoda yeni anayasayı, yeni Türkiye hedefiyle çıkartabilecek bir sayının ortaya çıkması. Bunu 400 olarak ilan ettim. Tabii gerekli sayı 400 değil, 367... Ve, yeni anayasa ile birlikte başkanlık sisteminin ne kadar önemli olduğunu işlemeye devam ediyorum. Bu konuda yoğunlaşmamız gerektiğine inanıyorum. 400 olmadı da diyelim ki 335 oldu, referandum şansı elde edildi. Referandum şansının yakalanması dahi olumlu netice verecektir, çünkü kamuoyu araştırmalarımızda biz bunu gördük. Çünkü artık burada da bir patinaj var, kişi başı milli gelirimizi 2023’te 25 bin dolar olarak belirledik. Bunu yakalamamız lazım, ama birileri paçamızdan çekiyor. Son zamanlarda Batı medyasında da, Türkiye’nin başkanlık sistemine yürüyüşünü engellemek isteyenler var. G20’nin yarısı başkanlık sistemi. O ülkeler dünyanın en iyileri. Onlar diktatör olmuyor, padişah olmuyor, onlar asıp kesmiyor, ama biz Türkiye olarak başkanlık sistemine geçersek böyle oluyoruz... Olmaz!”

'AZİZ BEYİ DE EMRE'Yİ DE ARADIM'

Fenerbahçe’ye yönelik silahlı saldırının bizzat takipçisi olacağını ve Trabzon Valisi, Emniyet Müdürü, İçişleri Bakanı başta olmak üzere tüm yetkililerle ilk dakikadan itibaren temasa geçtiğini kaydeden Erdoğan, "Bu saldırı en kısa sürede aydınlatılacak" dedi. Erdoğan, sarı-lacivertli ekibin yaşadığı saldırının ardından Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ile telefonla görüştüğünü söyledi.

Erdoğan, konuyla ilgili olarak şunları söyledi:

"Aziz Bey’i de aradım. Teknik direktörü, İsmail kardeşimi 2 kez aradım, takım kaptanı Emre Belözoğlu’nu iki kez aradım. Olayın olduğu anda, hem uçaktan indikten hem de ertesi sabah tekrar aradım. Çünkü ertesi sabah hemen İsmail Hoca 'Kısa bir antrenman yaptırmak suretiyle o gece evlere göndermedik. Samandıra’da kaldık. Eğlenceli bir şey yapıp da psikolojik olarak moral vereyim' dedi."  

'LİGLERİ ERTELEME KARARINA DESTEK VERDİM'

Ligleri erteleme kararına kendisinin de destek verdiğini ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Sağ olsun gerek Kulüpler Birliği gerek Federasyon bu konuda da bizimle bir irtibatları oldu. Ben de kendilerine hükümetimizin de yaptığı bir tavsiye vardı, hiç olmazsa 1 hafta erteleme yani benimle de paylaştılar ben de aynı kanaatleri o geçmişten gelen birisi olarak isabetli olur diye ifade ettim. Çünkü psikolojik olarak bir yıkım var. ‘Bütün lig bir hafta tatil edilirse kupayla beraber isabet olur’ dedim. Onların da kararları o doğrultudaydı. Ardından da Kulüpler Birliği’nden bir heyetin Fenerbahçe Kulübü’nü ziyaret etmesi de anlamlı."

Erdoğan, “Tavsiye sizden mi gitti?” sorusuna ise “Yok onlar konuyu çalıştılar bizimle de böyle bir şey düşünüyoruz diye ‘Ne dersiniz’ diye paylaştılar. ‘İsabetli olur’ dedik" dedi.

'JÜRİSTOKRASİ Mİ OLUŞTURMAK İSTİYORSUNUZ?'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Savcı Kiraz’ın şehit edilmesinden sonra bir tartışma ortamı oluştu. Devamı gelir mi, bununla ilgili bir şeyler yapılıyor mu?” sorusunu ise şöyle yanıtladı:

“Geçenlerde Sayın Başbakan’la da İçişleri ve Adalet bakanlarıyla da konuştuk. Burada en ufak tavize fırsat verilmemesi lazım ama medya mensuplarına da çok büyük görev düşüyor. Saygısızlık yapıyorlarsa, böyle bir teröristi kalkıp saldırgan diye, eylemci diye ifade edenlere gereğini söylemek gerekir. Çekinmenin anlamı yok. Ben seçimler noktasında falan bu tür şeylerden çekinmiyorum. Ne yaparlarsa yapsınlar. Fakat başka bir vaka var. Bakıyorsunuz baro, işte çıkmışlar gazetelere tam sayfa ilan veriyorlar ve yine tehdit ediyorlar. Üstelik barolar olarak siz, yargının tamamı da değilsiniz, 3 ayağından birisisiniz. Kalkıp da Türkiye’de bir jüristokrasi mi oluşturmak istiyorsunuz. Böyle bir şeye mi Türkiye’yi götüreceğinizi zannediyorsunuz. Türkiye öyle affedersiniz bir kabile devleti değil, o işler geride kaldı, o eski Türkiye’ydi. O ilanları görünce güldüm, gerçekten ‘vah zavallılar’ dedim, ‘siz Türkiye’yi ne zannediyorsunuz’ dedim. Türkiye’yi eğer Barolar Birliği idare etmek istiyorsa, hodri meydan çıksınlar siyaset meydanına. Ben burada açık söylüyorum adalet saraylarında adliyelerde bu aramaların kesinlikle yapılması lazım. Bu bir. İki, kesinlikle özel güvenliğin kamu kurumlarının tamamından bence ayıklanması lazım.”

'ÖZEL SEKTÖRDE DE ÖZEL GÜVENLİK İÇİN DÜZENLEME YAPILABİLİR'

Erdoğan, “Sadece kamu kurumları mı?” sorusuna ise, “Benim ilk hedefim bu kamu kurumları. Ancak özel sektörde de talep olursa İçişleri Bakanlığı özel bir hazırlık yapabilir. O gün orada bunların bu kadar rahat içeri girmesi, birinde şemsiye birinde cübbe 6 kat çıkması sormazlar mı ‘neredesin sen güvenlik’ diye. Çantamızı aratmayız, yok üstümüzü aratmayız demek doğru bir yaklaşım olamaz. Vaka ortada. Bu gerçekten bir avukat da olabilirdi. Bizim tüm avukatları gölgelemek gibi bir niyetimiz asla olamaz. Ama yaşananların unutulması da doğru olmaz” yanıtını verdi.

Özel güvenlikçilerin çoğunun emekli olduğunu belirten Erdoğan, “Gençler varsa emniyete ve ya güvenlik teşkilatımıza girecek kalitede, kapasitede olanları rahatlıkla alınabilir. Özel güvenlik adeta memur gibi sabah gel akşam evine git. İstim üzerinde değil” dedi.

HAKARET DAVALARINA DEVAM: 'HAKLARIMI ARAYACAĞIM'

Açtığı 'hakaret davaları'nı da değerlendiren Erdoğan, “Bir başbakana bir cumhurbaşkanına isteyen istediği gibi hakaret edip bu karşılıksız mı kalmalı? Burada kendimi normal bir insan yerine koyuyorum ve avukat arkadaşlarıma diyorum ki eleştiri değil, hakaret noktasında kim yaparsa siz de hukuk içinde gereği neyse yapacaksınız. Çünkü bize yapılanlar, o köşe yazarlarına veya o gazetelerin patronlarına yapılsa, ailelerine varıncaya kadar, bunlar karşısında eyvallah edebilirler mi? Gazetelerin kendi arasında olanlarda edebiliyorlar mı? Çılgına dönüyorlar. Hukuk devletiysek ben de hukuk içinde sonuna kadar haklarımı arıyorum ve arayacağım” diye konuştu.

'YEMEN İÇİN BAZI ŞEYLER YAPALIM İSTİYORUZ'

İran ziyaretini de değerlendiren Erdoğan, Yemen konusunda aktif rol oynayabilecek ülkelerin Türkiye, Suudi Arabistan ve İran olduğunu söyledi. “Yemen için Bazı şeyler yapalım istiyoruz” diyen Erdoğan, “Fakat her şeyden önce Yemen’deki grupların birbiriyle anlaşmasına zemin hazırlayacak bir yaklaşım içinde olmamız lazım. Üç ülkenin  diplomatik yolla çözmenin gayreti içinde olmasında büyük fayda var. Onlar da olumlu bakıyor” dedi.

Erdoğan, “Ortadoğu’da mezhep ayrılığına gidilmesi endişesi var. Türkiye’yi de belli bir mezhep üzerinden politika üretiyor diye eleştirenler var” yorumunu şöyle değerlendirdi:

'BİRİLERİ ŞİA OLABİLİR, ÜLKEMDE AĞIRLIKLI OLARAK SÜNNİLER OLABİLİR’

“Türkiye mezhep eksenli bir ayrışmaya veya bir tavra gidiyor, ifadesini kabullenmemiz kesinlikle mümkün değil. Bizim için belirleyici güç mezhep değil, belirleyici olan İslam’ın ta kendisidir. Birileri Şia olabilir, ülkemde ağırlıklı olarak Sünniler olabilir. Ancak inanç noktamızdaki geleceğimizi ne Sünnilik belirler ne de Şia. Mezhepsel anlayışınızı karşı bir mezhebe dayatırsanız, siz ümmeti parçalamış olursunuz. Şu anda İslam dünyası parçalanma riskiyle karşı karşıya. Bunu durdurmak gerekiyor. Ama birileri ‘Daha fazla silah satabileceğimiz bir pazar oluşturalım’ mantığıyla hareket ediyorsa, zaten bu işi çözmek mümkün değil. Şu anda görünen böyle bir pazar gayreti içerisinde olanlar da var. Bunun olmaması için inşallah bir gayret koyalım diyoruz. Pakistan Başbakanı Nevaz Şerif bizdeydi. En kısa zamanda Endonezya ve Malezya seyahati düşünüyorum. Sonra tekrar Suudi Arabistan ziyareti yapmak suretiyle bu süreci daha etkin hale getireceğiz.”

'SEÇİM LİSTELERİNİ BANA SORMAYACAKSINIZ'

Seçim listeleriyle ilgili değerlendirilmesini soran gazetecilere “Artık seçim listelerini bana sormayacaksınız” diyen Erdoğan, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun MHP ’den aday olmasını ise "Hayırlı olsun” sözleriyle yorumladı.

'PARALEL YAPI JANDARMAYI KULLANDI'

MİT tırları konusunda gözaltına alınanların ağırlığını subay-astsubayların oluşturduğunu kaydeden Erdoğan, “Şu anda orada paralel yapı, maalesef jandarmamızı kullanmak suretiyle böyle bir adımı attı. Jandarmamız bu paralel yapı tarafından kullanıldı, öyle düşünüyorum. Biz bu görevde olduğumuz sürece bu işin peşini asla bırakmayacağız. Sessiz kalırsak hesabını tarihe veremeyiz. Şimdi kaçıyorlar. Kaçmayanlar da biliyor ki er veya geç bu bana da gelecek” dedi.

MISIR İÇİN $ ŞART ÖNE SÜRDÜ

Suudi Arabistan ziyaretinden sonra Mısır’la da Yemen üzerinden bir yakınlaşma olduğuna dair analizlerin olduğuna ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Erdoğan, Mısır için 4 şart öne sürdü. Erdoğan şöyle dedi:

“Açık söylüyorum; demokrasiye inanmış bir insan olarak bir defa darbecileri tasvip etmem mümkün değil. Sayın Mursi yüzde 52 oyla seçilmiş bir Cumhurbaşkanı’dır. Özgürlüğünü vermeleri gerekir. İki; Batı idama karşı olduğunu söylüyor mu? Orada 3 bin kişinin idamı söz konusu. Bunların kaldırılması lazım. Üç; 18 bine yakın siyasi tutuklunun yeniden yargılanmaları ve önlerinin açılması lazım. Dört; siyasi partilere kendilerine göre gereksiz yasaklar getirmişler. Eğer bunların zerre kadar demokrasi anlayışı varsa açsınlar önünü. Bu bir gaz sıkışması getirir. Allah muhafaza, ulusların geleceği için de çok ciddi sıkıntılar meydana getirebilir. Bazıları çıkıp “Türkiye bizim iç işlerimize karışmasın!” diyor. Bizim iç işlerinizle alakamız yok. Herhangi bir ülkede özgürlüklere yönelik bir şey oluyorsa, herhalde biz de düşüncelerimizi söylemek zorundayız. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni dünya niye paylaşmış? Öyleyse sen de buna sadık olacaksın.”

(Hürriyet - Milliyet - Habertürk)