Erdoğan, Annan'a çağrıda bulunacak

Prodi'ye: Tek taraflı olma
Dışişleri Bakanı Gül, Türkiye'nin Kıbrıs'ta Annan Planı üstünde müzakereye hazır olduğunu ve Başbakan Erdoğan'ın, BM Genel Sekreteri Annan'a,
"Müzakere çağrısı yapın" diyeceğini söyledi. Ankara, AB Komisyonu Başkanı Prodi'ye de şunları söyleyecek: "Ver-kurtulcu olmayız. İradeniz tek yanlı olmasın, Rumlara da baskı yapın."
'ABD memnun eder'
"Amerika'nın Kıbrıs'ta her tür olumlu katkısı memnun eder" diyen Gül'ün sözleri şöyle: "Yıl sonu AB'den tarih istiyoruz. Kıbrıs için Genelkurmay ve Dışişleri baştan beri ortak çalıştı. MGK tabii konuyu görüşecek, ama karar organı orası değil. KKTC'deki hükümetle de danışarak müzakereleri başlatacağız."
Haber: MURAT YETKİN / Arşivi

ANKARA - Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türkiye'nin Kıbrıs'ta Annan Planı üzerinde müzakerelerin başlamasından yana ve buna hazır olduğunu açıkladı. Bu durumun Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a da beyan edileceğini söyleyen Gül, Erdoğan'ın Annan'a "Müzakere çağrısı yapın" diyeceğini söyledi.
AB Komisyonu Başkanı Romano Prodi'nin Türkiye'ye ilk kez böyle bir dönemde geliyor olmasının önemine dikkat çeken Gül, "AB'den tarih almaya çok yaklaştık. Bu fırsatı iyi değerlendirmeliyiz" diye konuştu. Prodi'ye, "Biz elimizden geleni yapacağız.
Ama 'Ver, kurtul' beklemeyin. Rum tarafını da uzlaşmaya ikna edin" diyeceklerini açıklayan Gül, ABD'ye de sürpriz bir çağrı yaptı:
"Amerika'nın Kıbrıs konusunda her türlü olumlu katkısını memnunlukla karşılarız."
Gül, İncirlik'in Irak'taki asker değiştirme işleminde kullanılması konusunda Meclis kararına gerek olmadığını, bu konuda Genelkurmay ve Dışişleri hukukçularının ortak görüş ürettiğini ve kontrolün Genelkurmay'da
olduğunu belirtti. Türkiye'nin Irak'ta Kürt etnik temelinde bir federasyona karşı olduğunu tekrarlayan Gül, bu konuyu ABD Başkanı George Bush'a da açacaklarını söyledi. Gül, Prodi'nin Ankara ziyareti öncesinde Radikal'in sorularını şöyle yanıtladı:
8 Ocak'ta Çankaya'daki Kıbrıs toplantısını "MGK'da görüşülecek" diye bitirmeniz, devlet kurumları arasındaki uzlaşmanın MGK'da sağlanabileceği yorumuna yol açtı. Oysa siz uzlaşmazlık olmadığını söylüyorsunuz. Askeri ve sivil kesim arasında uzlaşma sağlandı mı?
Hükümetin önünde çetin konular var. Bunları çözmemiz lazım. Sadece Kıbrıs değil. Çözümde geciktik. Elimiz zayıflıyor. Erteleyince kurtulmuyoruz. Kıbrıs'ta da geldiğimiz nokta bu. Geçmişte kazanabileceğimiz pek çok şeyi, gecikerek kaybettiğimizi görüyoruz. Hükümetimiz tek başına iktidar ve çözümde kararlı. Önümüzde kritik bir tarih var: 1 Mayıs 2004. Türkiye 2004 sonuna dek AB'den üyelik tarihi almak istiyor, hiç bu kadar yakın da olmamıştı. Sorunları çözmek için gayret etmemiz gerekiyor.
Baştan şöyle bir usul benimsedik: Konu iki kurumu en çok ilgilendiriyordu. Güvenlik yönünden Türk Silahlı Kuvvetleri, siyasi yönden de Dışişleri Bakanlığı. Ayrı ayrı görüş yazıp birleştirmek yerine, Dışişleri ve Genelkurmay baştan itibaren birlikte çalıştı. Uzun ve ayrıntılı görüşmeler yapıldı. En üst seviyelerde karşılıklı olarak onaylandı. Bu çalışma tamamen bitmiş değil. Hâlâ birkaç konu var, ne olduğunu elimizi zayıflatmamak için söyleyemem. Şu an bile içeride çalışma sürüyor. Ama birkaç gün içinde bitireceğiz. KKTC'deki yeni hükümete de danışacağız ve müzakereleri başlatacağız. Müzakereleri başlatmaya hazırız. Çankaya toplantısında da bu konuşuldu. Cumhurbaşkanı da müzakerelerin başlamasından yana.
'MGK'da değerlendirilecek'
Prodi "AB'ye girmek istiyorsunuz ama, karar için hâlâ MGK'yı, askeri bekliyorsunuz" derse ne yanıt vereceksiniz?
Biz MGK'da değerlendirileceğini söyledik. MGK'da karar alınacak demedik. AB'ye girmek isteyen bir ülke, bir yönetim olarak bunu nasıl deriz? Bu konular MGK'nın zaten gündemindedir. Anayasal bir kuruluş, orada
görüşülmeyecek de nerede görüşülecek? MGK'yı böyle tartışırsak, Türkiye olarak bütün tezlerimizi çürütmüş oluruz. Hükümetimiz bütün görüşleri değerlendirecek ve siyasi iradesini kullanarak karar verecek.
Prodi'ye Kıbrıs için ne diyeceksiniz?
Hazırlığımızın, sorunu BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planı çerçevesinde Kıbrıs'ta çözüm amacıyla müzakerelerin bir an önce başlatılması yönünde olduğunu söyleyeceğiz. Ama şunu da söyleyeceğiz: Bizden ver-kurtul bekleyemezsiniz. Zaten Güney Kıbrıs'ı alarak bir hata yaptınız. Şimdi çözüm olacaksa, onları da uzlaşmaya ikna etmeniz lazım. Biz, Türk hükümeti ve KKTC hükümeti olarak üzerimize düşeni yapıyoruz. Siz de siyasi iradenizi tek taraflı kullanmayın, çözüm için Rumları ikna edin.
Erdoğan, Annan'a ne götürecek?
Annan'a, Türkiye'nin kendi planı çerçevesinde müzakerelere başlamaya hazır olduğu ve müzakere çağrısı yapmasını beklediği söylenecek.
Peki planla ilgili düzeltme önerileri de verilecek mi?
Kimse bizden müzakere pozisyonunu kamuoyuna açıklamamızı beklemesin. BM Genel Sekreteri'nin müzakerelere başlaması asıl merhaledir. Biz Kıbrıs'ta Türk halkını yeniden acılara maruz bırakmayacak, hakkını koruyacak, adil ve kalıcı çözüm peşindeyiz. Taktik yapmıyoruz, stratejik bakıyoruz. Amacımız gerçekten 1 Mayıs'a dek çözüm bulunması. Çünkü Kıbrıs Türk halkının da, Türkiye'nin de çıkarına olan, böyle bir çözümün 1 Mayıs'a dek bulunması. Biz Türkiye olarak üzerimize düşeni yapmak istiyoruz. Kimsenin bize söyleyeceği bir söz kalmamalı. Bu mesele Türkiye'de hiç şu anda olduğu kadar ciddiyetle ele alınmadı.
Kulislerde ABD'nin arabulucu olabileceği söyleniyor. Bu tür temas var mı?
Çeşitli temaslar var. Çok ilgileniyorlar. Onlara da çağrımız şu: 'Böyle bir fırsat hiç çıkmamıştı. Haklı, adil, kalıcı bir çözüm için olumlu katkınız olacaksa, memnuniyetle karşılarız.' ABD dünyanın süper gücü, Türk tarafının da çıkarlarını koruyacak, taraf tutmayacak olumlu katkısına açığız. Şimdilik bu kadar konuşacağım.
Kıbrıs ve AB konularında muhalefete bilgi vermemekle eleştiriliyorsunuz.
Doğru değil. Benim talimatımla müsteşarımız sayın Uğur Ziyal, CHP'nin bu konularla ilgili sorumlusu Sayın Onur Öymen'e ve DYP'den sayın Nüzhet Kandemir başkanlığındaki bir heyete gelinen nokta konusunda çok ayrıntılı bilgi verdi; her şeyi paylaştık. Ama doğrusu ben CHP'den Kıbrıs ve AB konularında bize daha aktif, daha teşvik edici destek vermesini beklerdim. Tam beklediğimiz gibi olmuyor.
İncirlik'te Genelkurmay yetkili
İncirlik'in kullanılması konusunda kamuoyuna neden zamanında açıklama yapılmadı?
Aslında süregiden bir operasyondu. Yalnızca ABD'liler değil, İtalyanlar, Macarlar, Romenler, Irak'ta görev yapan diğerleri de kullandı. Her şey BM'nin 1483 ve 1511 sayılı kararları çerçevesinde yapılıyor. Başlamadan hem Genelkurmay, hem de Dışişleri hukukçularından ayrıntılı görüş aldık.
Ortak görüş, BM kararının bağlayıcı olduğu, Bakanlar Kurulu ve Meclis kararına gerek duyulmadığı yönündeydi. Önce gizli tutuldu, ama daha ABD de, diğerleri de talepte bulunmadan çok önce, 13 Kasım'da, benim teklifimle gizliliği de kaldırıldı. ABD'nin talebi aralık sonuna doğru geldi. Terörle mücadele konusunda gerekli bir işbirliği olarak değerlendiriliyor. Genelkurmay'a uçuş rotaları bildiriliyor ve her şey Genelkurmay'ın kontrolünde yürüyor.
'Irak'ın bütünlüğü korunmalı'
Irak'ın kuzeyinde etnik temelde Kürt federasyonu kuruluşu için girişimler hızlanıyor. Bu konuları Amerikalılarla da konuşuyor musunuz? Daha önce söz vermişlerdi, şimdi ne diyorlar?
Bu bizim için de, Irak için de çok önemli bir konu. Biz orada dini, ya da etnik temelde oluşumlar istemiyoruz. Kürtler bu bölgenin insanıdır. 15 yıl biz koruduk. Şimdi kendi topraklarında mutlu yaşasınlar isteriz.
Ama bunun Irak'ın bütünlüğü içinde olmasını isteriz. Seçim yoluyla isterlerse Irak'a cumhurbaşkanı da seçilirler. Ama Ortadoğu yeni ayrılıkları kaldıracak durumda değil.
Biz de değiliz. Kendileriyle de, diğer Iraklılarla da, Amerikalılarla da sürekli konuşuyoruz. Zaten girişimlerimiz sonucu ABD'nin son günlerdeki tavrında olumlu yönler görüyoruz. Bunları ABD ziyareti sırasında Başkan George Bush'a da söyleyeceğiz.
Türkiye Irak'a olumlu katkı veriyor. Irak'ın kurtuluşuna en büyük katkıyı biz verdik ve hâlâ veriyoruz. Amerikalılar da bunu biliyor. O nedenle söylediklerimizi dikkate alacaklarını düşünüyoruz.