Erdoğan: Bu ülkede dürüstlüğün sembolü, daha önce mensubu olduğum partidir

Erdoğan: Bu ülkede dürüstlüğün sembolü, daha önce mensubu olduğum partidir
Erdoğan: Bu ülkede dürüstlüğün sembolü, daha önce mensubu olduğum partidir
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rize'de yaptığı konuşmada, 17-25 Aralık soruşturmasını yürüten savcıları isim vermeden anarak, "17-25 Aralık sürecinde... Cezayir seyahatine gittiğim zaman 'kaçıyor' demişlerdi. Ne oldu? Ben buradayım" dedi.

RADİKAL – Memleketi Rize’de sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir araya geldiği yemekte konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan , 17-25 Aralık soruşturmalarını yürüten savcılar Zekeriya Öz ve Celal Kara’nın Almanya’ya kaçtığını söyleyerek, “Kırmızı bülten çıkınca Almanya’yı da göreceğiz ne yapacak? Eğer yapmazsa, Almanya bizden herhangi bir suçluyu, Tayyip Erdoğan imzasıyla alamaz. Türkiye bir muz cumhuriyeti değildir.

Erdoğan, geçen dönem Meclis'te yaşanan Anayasa tartışmalarına da değinip CHP lideri Kılıçdaroğlu 'nu sert sözlerle eleştirdi ve

Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

7 Haziran seçimlerinin ortaya çıkardığı Meclis tablosu, Suriye’de yaşanan kaos ortamının derinleşmesiyle birlikte, Türkiye yeni bir tehditle karşı karşıya kaldı.

Paralel örgütüyle, mezhepçi örgütüyle düşmanlığı bayrak edinmiş sözde aydınlarıyla, medyasıyla büyük bir ihanet şebekesinin koalisyonuna şahit oluyoruz. Buyurun şimdi görüyorsunuz… Ne diyordu paralel örgütün önde gelenleri: ‘Hakimler, savcılar yurt dışına kaçar mı ya; onlar için adli kontrolle serbest bırakılma yakışır mı ya?’ Buyurun, kaçtılar mı? Kaçtılar.

Ama bir şey çok anlamlıydı. Bir, onlar kaçmak suretiyle karakterlerinin, cibilliyetlerinin ne olduğu ortaya çıktı. Şahsımla ilgili kaçacağımı söylüyorlardı, o 17-25 Aralık sürecinde… Cezayir seyahatine gittiğim zaman ‘kaçıyor’ demişlerdi. Ne oldu? Ben buradayım.

‘ALMANYA’YI DA GÖRECEĞİZ’

Önce Gürcistan, sonra Ermenistan… Şimdi de Almanya. Şimdi de Almanya, şimdi göreceğiz. Almanya’yı da göreceğiz. Şimdi öyle zannediyorum ki süratle bunlarla ilgili büyük ihtimalle kırmızı bülten çıkacaktır. Kırmızı bültenle Almanya’yı da göreceğiz ne yapacak? Eğer yapmazsa, Almanya bizden herhangi bir suçluyu, Tayyip Erdoğan imzasıyla alamaz. Türkiye bir muz cumhuriyeti değildir.

‘GÜN TARAFSIZ OLMA GÜNÜ DEĞİLDİR’

Gün tarafsız olma günü değildir. Şunu açık söylüyorum, bitaraf olan bertaraf olur. Bugün sessiz kalarak veya açıkça destek vererek dikeni sulayan herkes ortaya çıkan zulme ortaktır. Hiçbir siyasi hesap, kişisel hesap, hiçbir kırgınlık kızgınlık bunun bahanesi olamaz. Kimse kendini aldatmasın. Türkiye tıpkı Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi, 1950’deki demokrasi mücadelesinde olduğu gibi yeni bir dirilişin, yeni bir uyanışın eşiğindedir. Buna katkı veren herkes şerefli yerini alacaktır. Aksi tutum içinde olanlar da aynı şekilde tarih ve millet önünde hak ettikleri sıfatlarla anılacaklardır.

‘SEÇİLMİŞ ATANMIŞTAN ÜSTÜNDÜR’

Muhtarlarımıza şunu söyledim. İstihbarat gelsin de benim mahallemdeki bölücü terör örgütü mensubunu bulsun demeyeceksiniz. Bana göre dedim, bir mahallede köyde hangi evde kim var, kim oturuyor bunu en iyi bilen sizsiniz. Muhtar olarak hangi evde kim olduğunu kimin mezhebinin ne olduğunu siz gayet iyi biliyorsunuz dedim. Bunları teröristse, bunlar adi suçlar işlemişse, şu veya bu… Bunları gelip oradaki tüm emniyet mensuplarımıza adli görevlilere herkese bildirecek olan sizsiniz. Çünkü siz atanmış değilsiniz, siz seçilmişsiniz dedim. Seçilmiş atanmıştan her zaman üstündür dedim.

Burada memur kardeşlerim gücenmesinler, kusura bakmasınlar. Eğer demokrasi diyorsak, demokrasilerde evet, atanmışlar değil seçilmişler üstündür. Bunu kabul edeceğiz.

‘SEÇİME GİREN BEN DEĞİLİM’

Ne diyorlar, ‘Cumhurbaşkanı da her şeye karışıyor; Cumhurbaşkanı koalisyon istemiyor, Başbakan istiyor...’ Yani müddei iddiasını ispatla mükelleftir. Dert o değil, alışmışlar. Geçmişte bunlar cumhurbaşkanlarına, seçilmiş cumhurbaşkanlarına pislik atarak, onları yıpratarak indirmeye alışmışlar.

Ya atanarak gelen cumhurbaşkanlarıyla çalıştılar veya parlamento içerisinden seçilmiş cumhurbaşkanıyla çalıştırlar. Suriye, terör, koalisyon meselesi de bunun dışında değil. Hepsinin faturası da cumhurbaşkanına kesiliyor. 7 Haziran seçimleri olduğunda, dünya ne söylüyor? Erdoğan kaybetti. Ya seçime giren ben değilim, niye benimle ilgili hale getiriyorsunuz? Dert başka.

‘TARAFSIZ OLMAYACAĞIM’

Kusura bakmasınlar. Ben onların arzu ettiği cumhurbaşkanı olmadım, olmayacağım. Çünkü bu makama seçilirken milletime verdiğim bir söz var. Ben milletin tarafında olacak bir cumhurbaşkanı olacağımın sözünü vermiştim, hatırlayın.

Bana tarafsızlık diyorlar, hayır tarafsız olmayacağım dedim. Ben milletimin tarafında olacağım dedim. Biliyorsunuz biz mevcut anayasayı değiştirmek için hükümete geldiğimiz günden beri mücadele ediyoruz. Şimdi yeni anayasa diyorlar dimi. Ya dürüst ol, dürüst olun ya. Biz yeni anayasa kuralım diye, o kadar ilginç bir teklif getirdik ki… Arkadaşlarıma şunu söyledim, vekil sayıları ne olursa olsun, bizim o zamanlar 326 milletvekili sayımız var, diğerlerinin toplamı 219 veya 220. Onlar 9 üyeyle, biz 3 üyeyle yer alıyoruz komisyonda.

'BU ÜLKEDE DÜRÜSTLÜĞÜN SEMBOLÜ DAHA ÖNCE MENSUBU OLDUĞUM PARTİ' 

'Olmaz canım bu haksızlıktır' demediler ya. Biz bu çalışmaya bu şekilde girdik. Ve ne oldu? Madde sayısı 47 filandı. Bunlar çekildiler. E niye çekiliyorsunuz? Arkadan bir açıklama yaptı, malum zat, dedi ki ‘Oturalım, bunu yapalım’. Arkadaşlarıma dedim ki ‘Gidin görüşün’… Ne dediler biliyor musunuz? Ana muhalefetin başındaki zat dedi ki, ‘İkimiz olmaz, dördümüzün bunu paraf etmiş olması lazım’. Ya zaten dördünün onayıyla 47 madde çıktı. İkimiz bu işi yapalım, 47 maddeyi hiç olmazsa halledelim. Yine dürüst davranmadılar, çekildiler. 60 madde oldu, aynı şeyi yaptılar. Bunlar bize dürüstlük dersi veremez. Bunlar hiçbir zaman dürüst olmadılar. Bu ülkede dürüstlüğün sembolü her zaman daha önce mensubu olduğum parti olmuştur. Bu süreç aynı kararlılıkla yine böyle devam edecektir.

'ASLA ANAYASA DIŞINA ÇIKMADIM'

Bugün bizi anayasadaki yetkilerimizi aşmakla suçlayanlar var. Mevcut anayasanın cumhurbaşkanına verdiği yetkileri bilmeyenler var. Bunlar damdan düşmediler. Bunlar sadece önlerine konanı okudular. Biz siyasetin içinde tırnaklarımızla, bu toprağı eşeleye eşeleye 40 yıl bunun mücadelesini verdik. Ne nedir, bunu gayet iyi biliriz. Ve seçildiğim andan beri anayasanın bize verdiği yetki neyse, yasaların verdiği yetki neyse biz bunları kullandık. asla bunun dışına taşmış değiliz.

Neymiş, toplu açılışa katılıyorum... E, bu onları rahatsız ediyor. Toplu açılışa katılmaktan daha doğal, cumhurbaşkanının ne görevi olabilir? Bundan sonra da katılacağım. Milletimle benim bağımı koparamazsınız.

‘ARTIK ÜLKEDE FİİLİ GÜCÜ OLAN BİR CUMHURBAŞKANI VAR’

Rize’den şunu söylemek istiyorum. Beyler, Türkiye 10 Ağustos 2014 tarihinde, milletin doğrudan cumhurbaşkanını seçmesiyle yeni bir döneme girmiştir. Artık ülkede sembolik değil, fiili gücü olan bir cumhurbaşkanı var. Cumhurbaşkanı, elbette yetkileri çerçevesinde, ama doğrudan millete karşı sorumlu olarak görevini yürütmek durumundadır. İster kabul edilsin, ister edilmesin; Türkiye’nin yönetim sistemi bu anlamda değişmiştir. Şimdi yapılması gereken, bu fiili durumun hukuki çerçevenin anayasal olarak kesinleştirilmesidir.

'BİZE MÜJDELENEN ZAFER YAKINDIR'

Hiçbir Müslümanın ümitsizliğe düşme hakkı yoktur. Bize müjdelenen zaferin yakın olduğuna inanıyorum. Yeter ki birliğimizi beraberliğimizi, kardeşliğimizi ferasetimizi kaybetmeyelim. Şu terör belası, sakın ha… Bizlere korku vermesin. Şehitlerimiz geliyor, tabi ki üzülüyoruz, üzüleceğiz. Ama şunu unutmayalım ki, Kabil ile Habil bir sürecin başlangıç noktasıdır. İki kardeş, Kabil katil, Habil maktul... Oradan bir süreç başlıyor. Peki bu kıyamete dek sürecek mi, evet sürecek. Ve bu olaylar sürerken gönlümüz bunların minimize olmasıdır. Dünyanın şu anda bir çok yerinde ne olaylar yaşanıyor. Pakistan’dan al Afganistan’dan İran’dan, Suriye, Filistin, Mısır, Libya bütün bölge adeta bir yay hattı. Buralarda çok ciddi sıkıntılar yaşanıyor.

İşte son zamanlarda yapmış olduğumuz operasyonlarla şu anda çok ciddi bedel ödetiyoruz. Bu şehitlerimizin kanı yerde kalmıyor ve kalmayacak. Ve bu bedeli ağır ödemeye devam edecekler. Arkalarında terör örgütlerinin olduğunu söyleyenler, bu bedeli ağır ödeyecekler. Ya gelirsiniz bu parlamentoda insanca çalışırsınız, yada sizler de kendilerinize uygun yerleri bulursunuz.

'KİM AYRI GAYRI BİLİYORSUNUZ' 

Demokrasi silahla yapılmıyor, fikir ve düşünce ile yapılır. Ha bunlar bir şeyi daha aldılar. Bir de sazla. Bunların durumu bu. Ama tabi bunların arkasında da farklı bir orkestra var biliyorsunuz. Çünkü bu millet ayağa kalktığı zaman tam kalkar. Her zaman her yerde söyledim. O birlik beraberlik için, ne dedim, tek millet tek vatan tek bayrak tek devlet dedim. Bu millet kavramının içinde sadece Türkler yok. Burada Kürdü de, Lazı da, Çerkezi de var. 78 milyonun tamamı bu tek millet kavramının içindedir. Kimler ayrı gayrı siz gayet iyi biliyorsunuz.

İşte bu operasyonlarda, gerektiğinde Kandil’e kadar uçaklarımız uçmuştur. Bu bir işarettir, işaret fişeğidir. Ya Irak ülkesindeki bu tür barınan teröristlere gereken hesabı soracak, o sormazsa biz soracağız. Aradılar, cumhurbaşkanlarıyla görüşme yaptık. Kendilerine de aynısını söyledim. Bak sabrediyoruz, ya Kandil'in hesabını sorun yoksa bizi sormaya mecbur tutacaksınız. İşte geldi vakti, işte sorduk.