Erdoğan 'dokunmakta' kararlı

Erdoğan 'dokunmakta' kararlı
Erdoğan 'dokunmakta' kararlı

Başbakan Erdoğan, partisinin 30 Eylül deki kongresi öncesinde topladığı milletvekillerine seslendi.

Başbakan Erdoğan, BDP'lilerin dokunulmazlığının kaldırılması konusunda "Yargıyla konuştuk, onlar gereğini yapıyor, biz de TBMM'de gereğini yapacağız" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan , BDP’li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda net konuştu ve “Yargıya zaten gerekenleri söyledik, yargı da gereğini yapıyor, biz de parlamento da gereği neyse onu yapacağız” dedi.
AK Parti’nin 30 Eylül’deki büyük kongre öncesinde AK Parti milletvekilleri ve kurucular kurulu üyelerinin katılımıyla genişletilmiş grup toplantısı yapıldı. Toplantıda eski DP Genel Başkanı Süleyman Soylu’ya rozet takıldı. Soylu, “Esas nereye geldim? Evime geldim” dedi. Erdoğan ise konuşmasında şu mesajları verdi:

DERİN MUHABBET: Bayramdan hemen önce ramazanı da bayramı da kana bulayan teröristlerle BDP milletvekillerinin derin muhabbetine bir kez daha şahit olduk. O gün orada, o buluşmada, BDP’li milletvekillerinin teröristleri kucaklamasının ötesinde teröristler, BDP’li milletvekillerinin sırtlarını sıvazlamıştır. Yanaklarından öpmüşlerdir, ne kadar güzel bir muhabbet. Bunlar 2005’te de aynı şeyleri zaten yaptılar. Bunlar o dağlardan beraber indiler, beraber geldiler, siyasetin değil silahın sözünün geçtiğini bunlar ifade ettiler.

KAMERALAR OLMASAYDI: Bunların ipini terör örgütü elinde tutuyor. O efendileri bunların ipini gevşetmediği sürece bunlar hiç bir yere gidemezler, hiçbir karar alamazlar, hiçbir şey söylemezler. İşte o gün de bir bayram öncesi milletin gözünün önünde gittiler efendilerine sırtlarını sıvazlattılar. İnanın kameralar orada olmasaydı bunlar o terörist efendilerinin ellerini öperlerdi. İnanın kameralar olmasaydı bunlar terörist efendilerinden üç kuruş da harçlık alırlardı. Neyse ki orada efendileri bunlara acıdılar da kameraların önünde bunları daha fazla rezil etmediler.

KAN BULAŞTI: BDP’li milletvekilinin sırtını sıvazlayan o teröristin elindeki kan, işte o milletvekillerinin bir defa sırtına bulaşmıştır. Gaziantep’te bir bayram günü alçakça katledilen 1 yaşındaki Almira’nın o masum, o temiz kanı işte o BDP’li milletvekillerinin sırtına sıçramıştır. 1 yaşındaki Almira’nın kanı işte bu BDP milletvekillerinin o sıvazlanan sırtlarından da hiç bir zaman silinmeyecektir. Bunlar işte o lekeyle adeta rezil, alçak bir biçimde yaşayacaklardır.

KANDİL’E ÇIKIN: Sosyal medya kullanılarak bazı kesimlerce, ‘yok burası işgal altında, burası terk edilmiş’ şeklinde yalan haberler yapılıyor. Utanır insan, ayıptır. Siz, bölücü terör örgütünün uzantısının eşbaşkanının söylediğine bakmayın. Kendisinde yüz olsa parlamentoya değil, Kandil Dağı’na çıkması gerekiyor ama yok. Sen, bu milletin temsilcisi değilsin, utanmadan, sıkılmadan hangi yüzle geliyorsun da bu parlamentoda yemin
ediyorsun. Bunların içi başka, dışı başka. ‘400 kilometre karenin bölücü terör örgütünün kontrolünde’ olduğunu söylüyor. Terbiye-
den muaf ve bu ülkenin değerlerinden uzak bir anlayıştır.

GEREĞİNİ YAPACAĞIZ: Eğer kendilerine çok daha rahat yer arıyorlarsa kendilerine adres verdim, Kandil’e gitsinler, ama bu parlamentonun içinde mücadele edeceklerse anayasa ne emrediyorsa, hukuk neyi emrediyorsa o çerçevede hareket etmeye mecburdurlar. Etmedikleri takdirde de şu anda kendileri... Yargıya zaten gerekenleri söyledik, yargı da gereğini yapıyor, biz de parlamentoda gereği neyse onu yapacağız.

MEDYADAKİ TAŞERONLAR: Terör örgütü nasıl ki birilerine taşeronluk yapıyorsa, medya içerisinde de bazı kalemler, hiç çekinmeden, hiç utanmadan birilerine taşeronluk yapıyor. Zihinleri bulandırmak, kaos oluşturmak milleti umutsuzluğa, öfkeye, nefrete sevk etmek için yoğun bir gayret içindeler.

ROMANTİK DİL: BDP ne söylüyorsa CHP milletvekilleri de adeta papağan gibi BDP’yi tekrarlıyor. Aradaki fark şu, birisi sırt sıvazlıyor, diğeri sırtını sıvazlatıyor. CHP’li milletvekili kaçırılıyor, ardından romantik bir dille teröristin ya da teröristlerin sırtını sıvazlıyor. BDP’li milletvekilleri ile teröristler yolda buluşuyor, BDP’li sözüm ona milletvekilleri sırtlarını sıvazlatıyor.

KUTSALI YOK: Bazıları şöyle algılayabilir, ‘İşte dev bir ordu niye bunları önüne katıp da işini bitirmiyor?’ Terör örgütünün kutsalı yok. O bir yaşındaki Almira’yı da vurur, annesini de vurur, kardeşlerini de vurur ama benim bu noktada güvenlik güçlerim, askerim, polisim burada hassas olmak durumundadır. O teröristi etkisiz hale getirmek için hassasiyet içerisindedir.

Sen kimin torunusun? 

Başbakan Erdoğan, CHP’nin Suriye politikasını eleştirirken, 1849’da Osmanlı topraklarına sığınan mültecilerin geri istendiğini ancak Osmanlı elçisinin bunu kabul etmediğini anlatarak, “Biz böyle bir ecdadın torunlarıyız. Sayın Kılıçdaroğlu sen kimin torunusun bilemem. CHP sadece Dersim’de kendi halkını, öz Azeri gardaşını, bile bile, göre göre ölüme yollayacak kadar zalim bir zihniyetin temsilcisidir” dedi. “CHP gölgesi altında Hatay’daki gösterilere bakıyorsunuz, boğazına kadar kana batmış Esed’in resimleri taşınıyor” diyen Erdoğan, “CHP Şam’a gidecek yüz bulamayacak. İnşallah biz en kısa zamanda Şam’a gidecek, kardeşlerimizle kucaklaşacağız. Selahaddin Eyyubi’nin kabri başında Fatiha okuyacak, Emevi Camii’nde namazımızı da kılacağız” diye konuştu.

AKP - CHP ‘yardım’ polemiği

Başbakan Erdoğan, AK Parti Hakkari İl Başkanı Abdulmecit Tarhan’ın kaçırılmasından sonra CHP’nin ‘aile bizden yardım istedi’ yönündeki açıklamasıyla ilgili “Aileyle görüştüğümde, ‘Biz Hakkâri’de BDP’yle, terör örgütüyle beraber miting yapan CHP’den yardım isteyecek kadar düştük mü?’ diyorlar. Sizin o siyasi uzantı olan o partiden hiçbir farkınız yok ki. Demek ki siz dağdakilerle müşterek çalışıyorsunuz” dedi. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, aileyle görüşme konusunda “Benim görüşmem televizyonların önünde oldu” diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, Meclis’in toplanması yönündeki çağrılarına olumsuz yanıt veren Erdoğan’a, “TBMM yan gelip yatma yeri değildir. Şimdi sormaz mıyız: TBMM’ye gelmezsi koşa koşa Oslo’ya gidersin” diye tepki gösterdi.