Erdoğan: Evrimciyiz

Milli Görüş reddiyesi
Başbakan Erdoğan, yıllarca bağlı olduğu Milli Görüş'ü eleştirmeyi sürdürüyor. AKP'yi 'muhafazakâr demokrat' olarak tanımlayan Erdoğan, "Partimiz, siyaseti radikalleştiren siyasi cemaat ve siyaseti fikirsizleştiren siyasi şirket anlayışlarına karşı" dedi.
'Dünden ders aldık'
Erdoğan'ın sözleri şöyle: "Dünden dersler çıkararak geleceğe doğru yelken açtık. Din üstünden siyaset, toplumsal barışa, siyasi çoğulculuğa ve dine zarar verir. Muhafazakâr demokratlık, evrimci bir toplumsal dönüşümü ve uzlaşı ortamını savunmaktır."
Haber: ERGUN AKSOY / Arşivi

İSTANBUL - Başbakan Tayyip Erdoğan, ad vermeden yıllarca hizmet ettiği Milli Görüş camiasına gönderme yaparak, siyaseti radikalleştiren, siyasi cemaat anlayışına ve siyaseti fikirsizleştiren siyasi şirket anlayışına karşı olduklarını söyledi. Dünden ders çıkardıklarını ve geleceğe yelken açtıklarını belirten Erdoğan, "Din üzerinden siyaset yapmak, dini araç
haline getirmek, din adına dışlayıcı siyaset yürütmek toplumsal barışa, siyasi çoğulculuğa ve dine zarar vermektir" dedi.
Erdoğan, dün partisi tarafından düzenlenen 'Uluslararası Muhafazakârlık ve Demokrasi' sempozyumunda AKP'nin kimliğini tanımlayarak şu mesajları verdi:
Cemaat ve rant partileri: AKP'den önce bazı partiler siyaseti sadece belli bir ideoloji temelinde yaparak, siyasi parti olmaktan çok siyasi cemaat gibi davranıyordu. Katı ideoloji temelinde yapılanarak siyaseti radikalleştiriyorlardı. Diğer partiler ise siyasi fikirden yoksun rant dağıtmaya ayarlanmış siyasi şirket görünümündeydi. AKP bunların her ikisine de karşı. Partimiz, muhafazakârlık temelinde bir kitle partisidir.
Diyalog: Barış ve uzlaşmanın yolu iletişim ve diyalogdan geçer. Diyalog ve işbirliğine kapalı olan toplumların geleceğin dünyasında etkin bir yer bulabilmesi mümkün değil. Diyaloğa sırtımızı dönersek yerine ne koyabiliriz?
Diyaloğu reddetmek bir arada yaşamayı reddetmek anlamına gelir. Farklılıkların birbirini tolere etmeleri ve ortak bir zeminde buluşmaları demoraktik bir dünya için kaçınılmaz bir durum. Bugün bize düşen ortak bir barış dili ve diyalog zemini üretebilmek.
Gerilimden AKP çıktı: Partimizin ortaya çıkması mevcut siyasal anlayışların milletin değer ve beklentilerine cevap verememesinin, kriz ve gerilimlerin siyasal alanı daraltmasının bir neticesi. AKP sayesinde Türkiye'nin önünü tıkayan siyaset tarzları tasfiye edildi. Bu yüzden AKP dünden ders alarak geleceğe yelken açmıştır. Halkımız söylem ve üsluplarıyla marjinalleşen partilere tam anlamıyla güvenememektedir.
Yozlaşmaya direnen parti: Partimiz değişime değil, gerilime ve yozlaşmaya direnen bir anlayışta. Değişimi, gelişim ve ilerleme anlamında savunmaktayız.
Partimiz geçmişin statükoculuk üzerine bina edilen muhafazakârlığı yerine yeniliğe açık modern bir muhafazakârlık üzerinde durmakta. Bir evrimci veya tedrici doğal sürecinde işleyen toplumsal dönüşüme dayalı bir değişimi savunmaktayız. Muhafazakâr demokrasi bir uzlaşı alanıdır.
Çatışma-kamplaşma: Radikal söylem ve üslubun Türkiye siyasetine fayda sağlamadığı görüldü. Türk siyasetine çatışma-kamplaşma ve kutuplaşma yerine uzlaşı, bütünleşme ve hoşgörü üzerine kurulması gerektiğini düşünmekteyiz ve ılımlılığın toplumsal bir talep olduğuna inanmaktayız.
Siyasi meşruiyet: Bir siyasi iktidarın temel dayanağı milli iradedir. Özelliği meşruluğunu halkın genel kabulünden almasıdır. Hukuki ve siyasi meşruluk her partinin olmazsa olmazıdır.
Derin demokrasi
Toplum mühendisliğine dayanan yaklaşımlar demokratik sistem için engeldir. Hiç kimse masa başından toplumları yönlendirmeye, biçim vermeye kalkmamalı.
İdeal olan seçimlere ve belli kurumlara indirgenmiş mekanik bir demokrasi değil, idari toplumsal ve siyasal tüm alanlara yayılmış organik bir demokrasidir. Biz buna derin demokrasi diyoruz.
Laiklik: Laiklik toplumsal çeşitliliği, çatışma veya gerginlik ortamından uzaklaştırıp, barış içinde ve özgür olarak bir arada tutabilmenin yolu olarak görülmeli.
Din ve siyaset: Dini, bir toplumsal değer olarak önemsemekle birlikte din üzerinden siyaset yapmayı, devleti ideolojik bir dönüşüme uğratmayı, dini sembollerle örgütlenmeyi doğru bulmuyoruz.
Din üzerinden siyaset yapmak, dini araç haline getirmek, din adına dışlayıcı bir siyaset yürütmek toplumsal barışa, siyasi çoğulculuğa ve dine zarar vermektedir. Dini ve dindarları önemsemek, dini değerlerin sosyal fonksiyonlarını kabul eden bir parti olmak ile dini bir ideoloji haline getirerek devlet aygıtı marifetiyle ve zorla toplumu dönüştürmeyi amaçlayan bir parti olmak arasında çok ciddi fark var. Din adına parti kurmak, böyle imaj vermek, dine yapılacak en büyük kötülüktür. Din mukaddes ve ortak bir değerdir.