Erdoğan: Ey imamlar niye kaçıyorsunuz?

Erdoğan: Ey imamlar niye kaçıyorsunuz?
Erdoğan: Ey imamlar niye kaçıyorsunuz?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gülen cemaatine karşı yürüttükleri mücadeleyi Çanakkale Savaşı'nın bir parçası olarak nitelendirerek, "Ey imamlar niye kaçıyorsunuz? Madem dürüstsün, sen Başbakanın yanında bir görevlisin ya, sen ne zamandan beri ajanlığa casusluğa başladın? Nereye kaçarsanız kaçınız sizi bulacağız. İşte Romanya'ya kaçtınız orada yakalandınız. Dedik ya, bunları inlerinden çıkaracağız. Ve şimdi inlerinden çıkarılıyor" dedi.

RADİKAL - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan , "Tokatlılar Buluşması" etkinliğinde yaptığı konuşmada, başkanlık sistemi ve Gülen cemaatiyle ilgili mesajlar verdi.

Erdoğan, 10 Ağustos 2014 tarihindeki Cumhurbaşkanlığı seçiminde yeni bir dönemin başladığını belirterek, parlamenter sistemin artık bekleme odasına girmiş bulunduğunu söyledi. Erdoğan, “Şimdi önümüzde 7 Haziran’da bir seçim var. Bu seçimi yeni Türkiye yolunda yeni anayasa ve başkanlık sistemi için bir fırsata dönüştürmeliyiz” dedi ve ekledi:

"10 Ağustos 2014 tarihindeki Cumhurbaşkanlığı seçimi ile Cumhuriyet tarihimizin yeni bir dönemine ilk adımı attık. Artık Cumhurbaşkanını, Cumhurbaşkanımızı siz seçtiniz. Millet seçti. Parlamenter sistem artık bekleme odasına girmiş bulunuyor. Yeni Türkiye’nin ilk işareti 10 Ağustos’tu. Şimdi önümüzde 7 Haziran’da bir seçim var. Bu seçimi yeni Türkiye yolunda yeni anayasa ve başkanlık sistemi için bir fırsata dönüştürmeliyiz. Ben bu seçimde milletime sesleniyorum. Diyorum ki 400 milletvekilini vermeye hazır mıyız?"

"PARALEL MÜCADELE ÇANAKKALE'NİN DEVAMI"

Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: 

Çanakkale’de verilen mücade şarkın sevgili Sultanı Selahaddin’in, Sultan Alparslan’ın, Fatih Sultan Mehmet’in verdiği mücadelenin devamıydı. Ve Gazi Mustafa Kemal ile süren bu kara savaşları da işin farklı bir boyutuydu. O gün cepheye koşanlar geride “ey anne ağlama” diye mektuplar bırakırken, nereye gittiklerini, niçin gittiklerini ve akıbetlerini çok iyi biliyorlardı. Anneler de ağlamak dövünmek yerine kolunun o yarası 100 bin Müslümanın namusunu kurtardı diyerek adeta sevinçlerini ifade ediyorlardı. Anayı görüyor musun? Bizim analarımız böyle ana. Böyle rastgele değil. babalar yazdıkları mektuplarda şunu söylüyorlardı “ya gazi olup avdet, ya şehit olup dahili cennet ol” diyorlardı.

Paralel devlet yapılanması diye ifade ettiğimiz şer cephesiyle ülkemizde ve dünyada verdiğimiz mücadele de aynı tarihi mücadelenin parçasıdır. Ey imamlar niye kaçıyorsunuz? Bunlar bizim arkamızda saf tuttuğumuz imamlar değil ha. Bunlar farklı bir cins imamlar. Niye kaçıyorsunuz? Yoksa bir suçunuz e durun burada, niye gidiyorsunuz?

Yani başbakanın ofisine böcekleri yerleştirmek suretiyle, kalkıp da başbakan hangi bakanla, başbakanla neyi konuşuyor bunu takip etmek isteyenler siz değil miydiniz? Madem dürüstsün, sen başbakanın yanında bir görevlisin ya, sen ne zamandan beri ajanlığa casusluğa başladın? Nereye kaçarsanız kaçınız sizi bulacağız. İşte romanya’ya kaçtınız orada yakalandınız. Dedik ya, bunları inlerinden çıkaracağız. Ve şimdi inlerinden çıkarılıyor. 

400 MİLLETVEKİLİ İSTEDİ

400 milletvekilini vermey hazır mıyız? Bizim hıza ihtiyacımız var, çok başlılık asla. Karar vermeyi ne kadar hızlandırabilirsek, Türkiye nasıl ki 12 yılda 230 milyardan 820 milyar dolara yükseldiyse, bizim 30 yıllık sürece, 12 yıllık süreci geride kaldı. 4 milyar doları yakalamamız lazım. Bunu yakalar mıyız yakalarız. Bütün mesele inanmak, inanç.

kendi adıma bir şey istemiyorum. Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceğini ancak bu şekilde garanti altına alabiliriz.

Birileri ülkemizi bölme gayreti içindeler. 6-7-8 ekim olaylarını yaşadık değil mi? Ne bekliyorlardı? Ve cam çerçeve tüm kamu araçları özel vatandaşlarımızın araçları bütün bunlar yakılırken, insanlar öldürülürken ne bekliyorlardı?