Erdoğan ve Kılıçdaroğlu 'Kutlu Doğum'da bir araya geldi

Erdoğan ve Kılıçdaroğlu 'Kutlu Doğum'da bir araya geldi
Erdoğan ve Kılıçdaroğlu 'Kutlu Doğum'da bir araya geldi
Başbakan Erdoğan ve CHP lideri Kılıçdaroğlu, 'Kutlu Doğum Haftası' etkinliğinin açılışında bir araya geldi. Kılıçdaroğlu 'zenginleşince eski muhitlerini unutanlar'a atıfta bulunurken, Erdoğan okullardaki seçmeli 'Hz. Peygamberin hayatı' derslerinden rahatsız olanları eleştirdi.

Dilhun GENÇDAL - AHMET YILDIRIM
İSTANBUL - Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından "Hz. Peygamber, Kardeşlik Ahlakı ve Kardeşlik Hukuku" temasıyla Sinan Erdem Kapalı Spor Salonu’nda düzenlenen "Kutlu Doğum Haftası" etkinliğinin açılış töreni, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan , CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da katıldı.

Programda konuşan Kemal Kılıçdaroğlu, Hz. Peygamber’in doğum gününün yüzyıllardır ruhları ve vicdanları tazeleyen bir gün olduğunu ifade ederek, "Bugünün bereketi, anlamları büyüktür" dedi.

Yaradılışın temelinin sevgi olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, "Öyle olduğu içindir ki, bizim Peygamberimiz sevgi Peygamberi’dir, bizim dinimiz sevgi dinidir. O’nun yolundan gidenler sevgide yarışırlar nefrette değil, iyilikte yarışırlar kötülükte değil, merhamette yarışırlar zalimlikte değil, adalette yarışırlar zulümde değil" diye konuştu.

"AMACIM BİRİLERİNİ SORGULAMAK DEĞİLDİR"
"Sevgi olamayan bir gönülde Allah’ın ruhu ve rahmeti tecelli etmez" diyen Kılıçdaroğlu, bütün kötülüklerin anasının sevgisizlik olduğunu belirtti. Kılıçdaroğlu, "Birbirinizi sevmedikçe gerçekten inanmış sayılmazsınız. Sevgisizlik, bu dünyayı cehenneme çevirecek bir felakettir. Bugün İslam dünyasının önemli bir kesiminde zincirleme bir şekilde sürüp giden felaketlerin en önemli sebebi budur. Sevgisizlik sosyal bir probleme, bir bunalıma dönüştüğü zaman nefret ve şiddeti tetiklemekte. Bu ise içinden çıkılmaz bir sarmala dönüşmektedir" dedi.

Sevginin en açık tezahürünün ahlak olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Peygamberin ahlakıyla ahlaklanmadıkça, ne yaparsanız yapın kurtuluş mümkün değildir. ’Müslümanım’ diyen herkesin kendisini sorgulaması gereken nokta budur. Yüce Peygamberimiz, ’Komşusu açken tok yatan bizden değildir’ buyuruyor. Bu ne büyük, ne güzel bir sorumluluktur. Şimdi ben, zenginleşir zenginleşmez, içinde büyüdüğü fakir mahallesini terk edenlere sesleniyorum, kendinize zengin komşular edinerek, bu sorumluluktan kurtulduğunuzu mu sanıyorsunuz? Hayır, siz fakir komşularınızdan değil Hz. Muhammed’den uzaklaşıyorsunuz.

Amacım birilerini sorgulamak değildir. Ben bir siyasetçiyim ve ahlak bunalımının bir toplumu nerelere savurabileceğini biliyorum. Hepimiz her gün inanılmaz olaylara şahit oluyoruz. Aziz milletimizin yüzyıllar boyunca özümsediği, içselleştirdiği Peygamber ahlakından uzaklaşarak, din adına, dindarlık adına ne yaparsak yapalım sonuç hüsran olacaktır. Çünkü uzaklaştığımız o ahlakın yerine ikame edeceğimiz hiç bir şeyimiz yok. Hiç bir siyaset, hiç bir ideoloji, hiç bir sosyal program o boşluğu dolduramaz. Laik bir ülke olan Türkiye’de isteyen istediği hayat tarzını seçer ve yaşar. Şurası bir gerçektir ki bunların hiçbiri, ahlaktan soyutlanmış sözde dindarlık kadar toplumsal dokumuzu tahrip edemez. Aziz kardeşlerim, ahlakla siyaseti, ahlakla ticareti, ahlakla makam, mevki ve serveti takas etmeye başlamışsak, helak olmuş kavimlerin yoluna girmiş oluruz."

"AHLAKIN TEZAHÜRÜ DE ADALETTİR"
Kılıçdaroğlu, ahlaksızlığın insanın yaradılış nedenlerine, insanın doğrudan özüne bir saldırı olduğunu ifade ederek, "Sevginin tezahürü güzel ahlaksa, ahlakın tezahürü de adalettir. Merhamet duygusunu hayata geçiren mekanizma da adalettir. Hak anlamı Kuran’da hem doğrudan Allah anlamında, hem de adalet anlamında kullanılmaktadır. Bilesiniz ki, her kim adaletten uzaklaşmışsa o aslında Allah’tan uzaklaşmıştır. Her kim ki adalete sırtını dönmüşse, aslında o Allah’a sırtını dönmüştür. Şu ya da bu duyguyla, şu ya da bu gerekçeyle, şu ya da bu hesap uğruna yapılan adaletsizliğe rıza gösterenleri veya onları görmezden gelenleri Allah affetsin" dedi.

TEMA KARDEŞLİK
Mehmet Görmez ise, geçen yıl merhamet temasını işlediklerini hatırlatarak, "Kardeşlik ahlakı ve hukukunu konuşuyoruz. Müminlerin sadece ilgi sevgi ile değil, birbirlerine hak bağı ile bağlı olduğunu ortaya koymak için kardeşlik ahlakı ve hukuku dedik. İnsan insanın yurdudur, umududur, sığınağıdır, velisidir ve dostudur. Kardeşlik aynı kitaba aynı peygambere aynı Allah’a iman etmekten neşet eden büyük kardeşliğimiz var. Yüce Allah, ’Müminler ancak kardeştir’ diyor. İslam coğrafyasının zulüm coğrafyasına dönüşmesinin en büyük sebebi kardeş kavgasıdır, kardeşlik hukuku ihlalleridir. Millet olarak kardeşliğimiz var. Aynı toprağı vatan kılmaktan neşet eden kardeşliğimiz var" diye konuştu.

Açılışa, eşi Emine Erdoğan ile birlikte katılan Başbakan Erdoğan burada yaptığı konuşmada, Hazreti Peygamber’in, sevginin peygamberi, şefkatin, muhabbetin peygamberi olduğunu belirterek, "Peygamber Efendimizin hayatında, bırakınız bizim için, bırakınız bizim çocuklarımız için, başka dinlere mensup toplumların çocukları için bile bir tek olumsuz an, bir tek olumsuz sahne bulmak asla ve asla mümkün değildir. Kendi çocuklarımızı da, dünyadaki bütün çocukları da böyle bir örnek hayatı öğrenmekten mahrum etmemeliyiz" dedi.

"KUR’AN BİR SÜS EŞYASI DEĞİLDİR"
Kuran-ı Kerim’in okullarda seçmeli ders olmasına da değinen Erdoğan, şunları söyledi:

"Biliyorsunuz, bu konuda önemli bir adımı geçtiğimiz günlerde attık. Çocuklarımızın artık okullarda seçmeli olarak Kuran-ı Kerim’i, onun yanında Hazreti Peygamber’in hayatını yani Siyer-i Nebi’yi öğrenecek olmaları, istikbalimiz adına, ülkemizin ve milletimizin geleceği adına hiç tartışmasız büyük bir fırsat. Böyle bir fırsatı sağlamanın, çocuklarımız için aileleri için böyle bir imkanı ve zemini inşa etmenin bahtiyarlığı içindeyiz. Şunu burada ifade etmek isterim. Kur’an bir süs eşyası değildir. Kur’an bir ilham kaynağıdır. İstiklal şairimizin ifadesi çok açık ve net. Ne diyor? ’Ya açar bakarız nazmı celilin yaprağına ya üfler geçeriz bir ölünün toprağına. İnmemiştir Kur’an bunu hakkıyla bilin ne mezarda okunmak ne de fal bakmak için’. Sevgili Peygamberimizin ümmeti olma şanına, şerefine layık bir millet olarak, onun hayatını anlamak, onun hayatını öğrenmekten bizim için daha önemli ne olabilir? İşte o sevgililer sevgilisinin hayatını anlamak, öğrenmek, onu hayatımıza taşımak için seçmeli olarak Peygamberimizin hayatının da konmuş olması çok anlamlı. Peygamber’in hayatının öğrenilmesinden tedirgin olanlar da, O’nun hayatını okuduklarında korkularının, tedirgin olmalarının yersiz olduğunu göreceklerine inanıyorum."

"MADDECİ NESİL PROJELERİ BAŞARISIZLIKLA SONUÇLANMIŞTIR"
Erdoğan, toplumların, genç nesillerin, çocukların manevi değerlere sahip olmalarını, inanmalarını engellemeye dönük her irade ve her idarenin tarih boyunca başarısızlığa mahkum olduğunu söyleyerek, "Mekanik, ruhsuz, maddeci nesiller yetiştirme projeleri dünyanın her yerinde başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Kitaplar yasaklanmış, kurslar kapatılmış, ezanlar susturulmuş, camilere kilit vurulmuş, çocukların Kuran ve Siyer öğrenmeleri engellenmiş... Ancak millet ne dininden ne de din eğitiminden zulme maruz kalma pahasına, canı pahasına da olsa asla vazgeçmemiştir. Tarihi tecrübe insanlığa göstermiştir ki, din ve maneviyat eğitimini yasaklamak, engellemek onu ortadan kaldıramamıştır, sadece yer altına itmiştir. Milli, manevi ve dini değerlerin özgürce eğitimini tesis etmek, bu doğrultuda gerekli imkanları sağlamak ise tercih hürriyetini pekiştirmiş ve sağlıklı nesillerin yetişmesine zemin hazırlamıştır" diye konuştu. Bu toprakların Kuran mesajıyla yoğrulmuş topraklar olduğunu kaydeden Erdoğan, "Bu topraklar ve bu büyük tarih, Kuran-ı Kerim ve Siyer-i Nebi ile hemhal olmuş, bütünleşmiş topraklardır. İstiklal Marşımızın şu dizeleri bu toprakların ruh kökünü ve dinini en güzel şekilde ifade ediyor. ’Bu ezanlar ki, şahadetleri dinin temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli’" dedi.

AKAN KAN, KARDEŞLİK HUKUKUNUN ÇİĞNENMESİNİN BİR NETİCESİDİR
"Kardeşlik" ilkesine vurgu yapan Erdoğan, "Bugün Afganistan’da, Irak’ta, Filistin’de, Libya’da şahit olunan acı manzara, kardeşlik ve kardeşlik hukuku ilkesinin çiğnenmesinin bir sonucudur. Bugün Suriye’de Hz. Peygamber’in mübarek ayaklarının değdiği topraklarda akan kan, işte kardeşlik ve kardeşlik hukukunun çiğnenmesinin bir neticesidir. Sünni’nin Şii’yi, Nusayri’nin Sünni’yi katletmesi, ihtilafların husumetlere dönüşmesi asla kabul edilemez" diye konuştu. Konuşmaların ardından katılımcılara gül dağıtıldı. (dha)