Erdoğan'dan DEHAP'a sert eleştiri

Tuncer Bakırhan'ın "Hükümete de Kongra-Gel'e de eşit mesafedeyiz" sözlerine tepki gösteren Erdoğan, "Kimse hükümet ile illegal örgütleri aynı kantara çıkarmasın. Bu anlayış kendini tatminden öte gitmez" dedi

Başbakan Tayyip Erdoğan, DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan'ın "Hükümete de Kongra-Gel'e de eşit mesafedeyiz" sözlerine ve eski DEP'lilerin bölgeden verdikleri mesajlara tepki gösterdi. Erdoğan, "Alınan mesafeleri görmezden gelmek insafla bağdaşmaz. Kimse hükümet ile illegal örgütleri aynı kantara çıkarmasın. İkisini aynı kantara çıkarmak, demokrasi kültüründen nasibini almamışlıktır. Bu anlayış kendini tatminden öte gitmez. Herkes bu tür düşüncelerini gözden geçirsin" dedi. Erdoğan, AKP grup toplantısında ağırlıklı olarak eski DEP'lilere yanıt verdi ve G-8 zirvesine ilişkin değerlendirmeler yaptı. Erdoğan konuşmasında özetle şu mesajları verdi:

* Etnik ve bölgesel milliyetçilik: Etnik, dini ve bölgesel milliyetçiliğe karşıyız. Bunu asla tasvip etmiyoruz. Bu ülkeye yapılabilecek en büyük kötülük, farklılıklarımızı ziyaset zeminine taşımak olur. Zenginliğimiz olan farklılıklar üzerinden siyaset yapmaya çalışanların ne başarı şansları vardır, ne de Türkiye'ye katkıları olur. Ülkemizin değerleri üzerinden saygı çizgilerini aşmak barışa gölge düşürür. Kimsenin buna hakkı yok.

* Demokrasiden nasibini alamamışlar: Kimse hükümet ile illegal örgütleri aynı kantara çıkaramaz. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ile illegal örgütleri aynı kantara koymak, demokrasi kültüründen nasibini almamaktır. Sonra çıkıp siyaset sahnesinde demokratlıktan bahsedemezsiniz. Herkes kendi düşünce ufkunu gözden geçirsin. Bu düşünceler kendini tatminden öte gitmez. Legalite ile illegaliteyi birbirine karıştırmak demokratik bir çıkış yolu değildir. Her türden engellemelere rağmen, Kopenhag kriterlerinde önemli adımlar atıldı. Bu adımlar konjonktürel amaçlarla veya başkaları istediği için değil, kendimiz istediğimiz için atılmıştır. Alınan mesafeleri görmezden gelmek insafla bağdaşmaz. Biz düşünce özgürlüğünü samimiyetle savunmaya devam edeceğiz.

* Yol üstündeki taşlar: Çatışma, gerilim ve kavga alanlarında değil, miletin müşterek dili ile siyaset yapıyoruz. Kapalı kapılar ardında siyaset yapmıyoruz. İki yıl önceye göre toplumun bütün alanlarında büyük bir uzlaşma sağlandı. Kin gütmeden, kavga etmeden herkesi kucaklıyoruz. Devlet ve toplumu gerileten yol üstündeki taşları ayıklamak için yola koyulduk.

* G-8'e gölge düşürenler: G-8 zirvesine 'hedef ülke' değil, 'demokratik ortak' sıfatıyla katıldık. Bu ince noktanın altını çizmek isterim. Birşeyler arama gayreti içinde olanlar bu zirveye gölge düşürme çabasına girişti. Ne söylerlerse söylesinler, Türkiye bölgede ve dünyada barış ve demokrasinin benimsenmesi için üzerine düşeni yapma kararlılığındadır.

* Örnek ülke kararlılığı: Türkiye'nin misyon üstlenmesi yadırganmamalı, şaşırtıcı bulunmamalıdır. Buna çanak tutanlar da artık kendilerine ders çıkarmalıdır. Barış ve demokrasiden nasibini alamamış ülkelere örnek olmakta sonuna kadar kararlıyız.

* Anti semitizm uyarısı: Yahudi lobisi ile görüşmemde, 'Dost acı söyler, ama gerçeği söyler' dedim. İspanya'dan kovulan 500 bin yahudiyi kabul ettiğimize dair sözlerim kendilerini rahatsız etmiş. Pişman olup olmadığımızı sordular. 'Biz müslüman olarak tarih boyunca her zaman mazlumun yanında olduk. O gün siz mazlumdunuz, bugün Filistinliler mazlum. Dünyanın en büyük silah üreticisi olan sizler, Filistin'i nasıl silahlanmakla suçlarsınız. İsrail yönetiminin yaptığı maalesef anti-semitizmi güçlendiriyor. Bu yönetim buna çanak tutmaktadır' dedim.

* NATO'ya karşı çıkanlar marjinal: NATO zirvesine karşı çıkan marjinal çevrelerin hareketleri barışa yönelik adımlar değil. Artık dünyada uluslararası paktlar da barışı temel almaktadır. Geçmişteki SSCB mantığı iflas etmiştir, çoğu şimdi NATO içindedir. Bu gidişin önünde durmak selin önünde durmaya benzer. Dünyanın gerçeğgini görmezden gelemezsiniz.