Erdoğan'dan Leyla Zana'ya: Dağa çık!

Erdoğan'dan Leyla Zana'ya: Dağa çık!
Erdoğan'dan Leyla Zana'ya: Dağa çık!
Başbakan Erdoğan Genelkurmay Başkanı'na 'Gözümde onbaşı kadar değeri yok' diyen BDP lideri Selahattin Demirtaş'a 'Değil TSK'da onbaşı olmak, sana uşaklığını yaptığın terör örgütünde on tane koyun bile emanet etmezler' diyerek yüklendi. Başbakan, 'Silah Kürtlerin güvencesi' açıklamasını yapan BDP'li Zana'ya sert tepki gösterdi: O zaman burada ne işin var, git dağa çık!

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan , ülkeye, millete, topraklara küfretmek amacıyla Genelkurmay Başkanını hedef almanın densizlik olduğunu belirterek, “Değil general, onbaşı bile olmak, bu toprakların tamamında bir gurur ve şeref vesilesidir” dedi. Erdoğan, BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'a, “Sen onbaşıları tanımıyor olabilirsin. Ama git silahlı efendilerine sor, onlar sana onbaşıların kahramanlığını çok güzel anlatırlar. Değil Türk Silahlı Kuvvetlerinde onbaşı olmak, sana uşaklığını yaptığın terör örgütünde 10 tane koyun bile emanet etmezler” karşılığını verdi. 

Başbakan Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, Uludere'de yaşanan hazin hadisenin Türkiye'de her kesim için ağır bir imtihan, aynı zamanda da bir turnusol kağıdı olduğunu söyledi. Kimlerin samimiyetle gözyaşı döktüğünün, kimlerin de timsah gözyaşı döktüğünün, bu acı hadisede net olarak görüldüğünü belirten Erdoğan, “Nasıl zevkten 4 köşe olduklarını televizyonlarda izlediniz, gazetelerde resimlerini gördünüz. Fakat Uludere'ye gittiklerinde bir başka görüntü, orada farklı bir görüntü” dedi. 

Erdoğan, kimlerin yüreğinde acı hissettiği, kimlerin de fırsatçılık içinde rant sağlamaya giriştiğinin, bu acı hadiseyle bir kez daha ortaya çıktığını ifade ederek, “Bu ülkede kardeşliği yüceltmeye, pekiştirmeye, güçlendirmeye çaba harcayanlar ile nifak, fitne, husumet tohumları ekmek isteyenler, bu hadiseyle daha belirgin hale gelmiştir” diye konuştu. Uludere hadisesi sonrasında Anamuhalefet Partisi CHP ile muhalefet partisi BDP'nin nasıl birbirinin mütemmim cüzi olduklarının açığa çıktığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti: 

“BDP bu olayı, bu ülkenin halkları arasında bir husumete dönüştürmek için bilinçli bir şekilde çalışırken, ne yazık ki CHP de BDP'nin ve terör örgütünün değirmenine su taşımıştır. BDP, Doğu ve Güneydoğu'nun CHP'sidir. BDP, CHP'nin izinde yürüyen CHP'yi kendisine örnek alan, CHP'nin o tek parti dönemindeki o baskıcı ceberrüt tavrını birebir taklit eden bir partidir. CHP, kendi ikbali ve şahsi itirazları için bu millete nasıl ağır bedeller ödettiyse, BDP de benim doğu ve güneydoğulu kardeşlerime aynı bedeli ödetmeye çalışıyor. Tıpkı CHP gibi, BDP'nin de özgürlüklere, çok sesliliğe, demokrasiye tahammülü yok. Tıpkı CHP gibi BDP'nin de milletin değerlerine, kültürüne, inançlarına saygısı ve tahammülü yok." 

"Tanısan ne yazar tanımasan ne yazar"
"İşte son günlerde BDP eş başkanları ve milletvekilleri tarafından yapılan densiz ve dengesiz açıklamalar, BDP'nin çözüme, demokrasiye ve demokratikleşmeye ne kadar uzak olduğunun apaçık ispatıdır. BDP'nin beslendiği tek bir kaynak var o da masum Kürt kardeşlerimin yavrularının kanıdır. Masum Kürt evlatlarının kanı durursa, BDP de çok iyi biliyor ki üzerinde yükselttiği istismar zemini tümüyle yok olur. BDP kanın durmaması, gözyaşının durmaması, ölümlerin sona ermemesi için her türlü tahrik ve provokasyonu devreye sokuyor. Onlar arkalarındaki terör örgütünden icazet almadan özgürce konuşamazlar. Terör örgütü bunlara izin vermediği için bunlar kendi görüşlerini, hür iradelerini ortaya koyamazlar. Görüşleri, fikirleri olmayanlar da işten bunların yaptığı gibi sadece hakaretten, küfürden medet umarlar. Kabili hitap olmayanlara söz söylemek israftır."
 
"Çıkmış BDP Genel Başkanı, 'biz seni tanımıyoruz...' Allah aşkına tanısan ne yazar, tanımasan ne yazar. Bizi millet tanıyor millet. Milletimizin muhabbeti, hayır duası, takdiri, teşekkürü ziyadesiyle yeter. Sen bırak bizi, aynaya bak kendini tanıyamazsın. Çünkü aynaya bakarsan, kanını emdiğiniz gençleri görürsün. Onurlu bir siyasi mücadele değil, terörün stepnesi, yedeği olmuş, kan lekesi içindeki yüzünü görürsün. Ülkenin yüzde 50 oy alarak seçilen iktidarını tanımadığını söylemek, iktidarın meşruiyeti olmadığını söylemek, demokrasiyi kabullenmemektir, milli iradeye saygısızlıktır, daha da ötesi şuursuzluktur. Uludere hadisenini devlet terörü gibi, devletin vatandaşını katletmesi gibi lanse etmek, büyük bir hezeyandır." 

"Bu ülkeye, bu millete, bu topraklara küfretmek amacıyla, Genelkurmay Başkanımızı hedef almak, ona güya hakaret etmekte densizliktir. Değil general, onbaşı bile olmak, bu toprakların tamamında bir gurur ve şeref vesilesidir. Sen onbaşıları tanımıyor olabilirsin. Ama git silahlı efendilerine sor, onlar sana onbaşıların kahramanlığını çok güzel anlatırlar. Çünkü o onbaşılar bizim canımız, ciğerimiz, onlar bizim yavrularımız kardeşlerimiz. Değil Türk Silahlı Kuvvetlerinde onbaşı olmak, sana uşaklığını yaptığın terör örgütünde 10 tane koyun bile emanet etmezler.”

“Haddinizi bileceksiniz”
“Önce haddinizi bileceksiniz” diyen Erdoğan, “Biliyorsunuz bunlar İmralı'daki terörist başını önder olarak görüyorlar. Hatta daha da ileriye gidiyor, Apo'ya peygamber diyorlar” dedi. Terör örgütünün elebaşı Abdullah Öcalan'ın BDP'liler hakkında uygun gördüğü sıfatların geçen günlerde basına yansıdığını belirten Erdoğan, “Apo, Ne diyor BDP'liler için? Şarlatan, şovmen, satılık, zırtapoz diyor; bunları biz demiyoruz, önderleri diyor, hatta peygamber olarak gördükleri Apo söylüyor. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş” dedi. 

Başbakan Erdoğan, Kürt kökenli kardeşlerinin, kendi ayakları üzerinde duramayan, kendi iradesiyle hareket edemeyen, PKK'nın gölgesinde, vesayetinde siyaset yapan parti ile arasına mesafe koyacağını kaydetti. BDP'nin bugüne kadar ne bölgeye ne bölge halkına ne kendi seçmenine hiç bir çözüm, hatta çözüm önerisi getiremediğini belirten Erdoğan, “Bizim çözümlerimizi, kardeşlik projemizi sabote etmenin, önünde engel teşkil etmenin ötesine geçememiştir. Tahrik siyasetinden, vesayet altındaki siyasetten kendilerini kurtarıp, kendi hür iradeleriyle ortaya bir şey koyamadılar. Kandil'deki terörist başı bir şey söylüyor, bunlar Ankara'dan papağan gibi onu tekrar ediyor. Kimi 'özerklik yetmez' diyor, kimi 'silahsız olmaz' diyor. Ne diyor, 'silah güvencemizdir' diyor. Yargıya haber veriyor. Siz demek ki milletvekili elbisesini bunun için, bu ifadeleri kullanmak için giydiniz öyle mi? 'Güvencemiz silahtır...' O zaman bu çatının altına niye geldin? Burası demokratik parlamenter sistem, silahlı bir parlamenter sistem yoktur. O zaman buraya niye geldiniz? o zaman sen de dağa çık” diye konuştu.

“Bunların tarzı kıyamet siyaseti”
Başbakan Erdoğan, kiminin “devleti tanımayız' dediğini, kiminin de “AK Parti'yi düşman ilan” ettiğini ifade ederek, şöyle konuştu: 

“Bunların tarzı kıyamet siyaseti; yani ölüm, kan, terör isyan, başkaldırı, meydan okumak, gemileri yakmak, kendisini uçurumdan atmak. Kendine faydası olmayan bir partinin, millete ne faydası olabilir, soruyorum. Demokrasiden, AK Parti'nin sağladığı özgürlük ortamından yararlanıp, bize, devletin kurumlarına aslan kesilenler, kanlı suç örgütü karşısında kuzu kesiliyor, boyunlarını yere eğiyor. Eğer cesaretin varsa o cesareti bize değil, dağdaki kanlı örgüte göster, neden gösteremiyorsun? Kendi örgüt üyelerini dahi hunharca öldüren PKK'ya karşı neden tek kelime söyleyemiyorsun?"
 
"Avrupa'nın, Amerika'nın, dünyanın büyük bir çoğunluğunun terör örgütü olarak ilan ettiği bu malum örgütü sen niçin terör örgütü olarak kabullenemiyorsun? Çünkü oradan besleniyorsun. Onu diyemezsin, dediğin anda o senin için bir idam fermanıdır. Oraya girilir, ama oradan çıkılmaz. Eğer yüreğin, cesaretin varsa çık terör örgütünü eleştir, işte bunu yapamazlar. Çünkü terör örgütü bunlara o kadar özgürlük tanımıyor. Çünkü terör örgütü bunların ipini o kadar gevşetmiyor. Bunlar Ankara'da demokrat Diyarbakır'da faşist. Ankara'da demokrat, Diyarbakır'da faşist olunmaz. Özerklikten bahsediyorlar, önce sen kendin özerk ol. Sen önce terör örgütünden özerkliğini ilan et. Senin terör örgütü nezdinde özerkliğin, iraden yok. Neyin özerkliğini savunuyorsun?" 

"Tek parti döneminin CHP'si neyse, bugünün BDP'si tıpkısının aynısıdır. Üzüm üzüme baka baka kararır. Ama bugün Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da tek parti yok. Tüm Türkiye'de olduğu gibi Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da da birinci parti AK Parti'dir. Biz Kürt kökenli kardeşimizi bu baskıcı, ceberrüt, faşizan zihniyete teslim etmeyeceğiz. Hizmet siyasetiyle, demokrasiyle, yatırımlarla farkımızı net olarak ortaya koyacağız. Onlar çözümsüzlüğe zorladıkça, biz sabırla, sağduyuyla çözümü zorlayacağız.”
Konuşmasının ardından Başbakan Erdoğan'a, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç refakatindeki, Kredi ve Yurtlar Kurumunda kalan bir grup öğrenci çiçek verdi ve birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi." (AA)