Ergenekon davası kararlarına tepki yağdı

Ergenekon davası kararlarına tepki yağdı
Ergenekon davası kararlarına tepki yağdı
13 Ağır Ceza Mahkemesi'nin Ergenekon davası kararını açıklamasının ardından karara siyasi yelpazenin tüm kesimlerden tepki geldi.
Haber: RİFAT BAŞARAN - rifat.basaran@radikal.com.tr / Arşivi
TARIK IŞIK - tarik.isik@radikal.com.tr / Arşivi

ANKARA- Ergenekon davasında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi kararını açıklamasının ardından siyasilerden de tepki yağdı.

AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, kararların “bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş objektif kararlar” olduğunu savunurken, CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ise, “Beş yıl önce verilmiş olan bir karar bu gün taraflara ve kamuoyuna tebliğ edildi. Sevinenler olabilir ama bu kararlar milletten dönecektir” dedi. BDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani ise, sanıkların sadece “hükümete karşı suçlar” nedeniyle yargılanmasını eleştirdi.

Tepkiler şöyle:

AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner: Bağımsız ve tarafsız yargının verdiği objektif kararlar bunlar. Suçsuz olanlar ayıklandılar, beraat ettiler. Şahsen asrın davasını çok önemsiyorum. Bir dönem kendilerini kadir-i mutlak olarak gören, seçilmiş iradeyi nereyse emrinin altında gören, canları istediğinde darbe yapan zihniyetin bir tasfiyesi olarak görüyorum. Hukuksal bir karar ama aynı zamanda bu zihniyete Türkiye’de yer olmadığının da ifadesi. Hukuk kazanmıştır, demokrasi kazanmıştır. Bundan sonra rütbeleri, unvanları, şanları ne olursa olsun hiç kimse aklının ucundan darbeyi geçiremeyecektir. Darbe yapmaya niyetlenenlerle de organik bağlantıya geçmeyi aklının ucundan geçirmeyecektir. Türkiye’de artık Sisi’ler olmayacak. Bu kararları kara propagandaya, tehditlere rağmen alan soğuk kanlılıkla alan adaletin tesisi için çaba gösteren yargıçlarımızı da kutluyorum. (Cezaların ağır olduğu iddialarının hatırlatılması üzerine) Mevcut yasalarımıza göre başka türlü bir karar verilmesi mümkün değil zaten.

CHP Grup Başkanvekili Mehmet Akif Hamzaçebi: Beş yıl önce verilmiş olan bir karar bu gün taraflara ve kamuoyuna tebliğ edildi. Hukukun en temel ilkeleri bu yargılamada ayaklar altına alınmıştır, evrensel ilkeleri çiğnenmiştir. Bu davada bir araya gelmesi mümkün olmayan bir çok kişi aynı örgütün üyesi olarak bir araya getirilmiştir. Öyle bir dava ki sözü edilen örgütün bir numaralı kişisi halen belli değildir. Bir örgüt yaratılmış ama örgüt lideri yok. Bu örgüt üyeliği suçlamasıyla insanlar mahkum ediliyor. Bunun inandırıcılığı yoktur dava tamamen siyasi bir davadır. Mahkum edilen ve ortak özellikleri sadece AKP muhalifi olmak olan kişiler rehin alındığını düşünüyorum. Bu dava nedeniyle zafer kazandık diyenler de olacaktır ama bu dava milletten dönecektir. millet bunun hesabını soracaktır.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural: Kurunun yanında yaşın da yanmaması gerekir. Bu bakımdan toptancı bir anlayış ile yargının hareket etmesini doğru bulmuyoruz. Ama geldiğimiz bu noktada şu tablo acınacak bir tablodur. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Genelkurmay Başkanı’nın terörist başı sıfatı ile yargılandığı ama terörist başının, Başbakan’ın yol arkadaşı olduğu Türk Silahlı Kuvvetleri’nin şu ya da bu sebeple bu süreç içerisinde sorgulandığı, tutuklandığı ama teröristlerin elinde silah belinde bomba ile dolaştığı bir Türkiye. MHP olarak devletin içindeki hiçbir illegal yapılanmayı meşru görmemiz mümkün değildir. Ama bugünkü Türkiye’de illegal yapılanmalar hükümet eli ile meşrulaştırıldığı bir dönemi yaşıyoruz. Bugün yargı, MİT Kanunu’na AKP tarafından konulan bir madde ile hukuk dışına girmiş görevlilerin Başbakan tarafından görevlendirilmesi halinde soğuşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için izne bağlanmıştır. Bunu takip edebilecek bir yargı yoktur. Bu yönü ile bakıldığında devletin içinde illegal bir yapılanma Başbakan’ın koruma ve kollaması ile meşruiyet çizgisi içine sokulmuştur. Hukuktan alınmayan fermanlarla Başbakan’ın iradesine bağlanmıştır.

BDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani: Sadece hükümete karşı işlenmiş suçlardan dolayı ceza verilmesini yeterli bulmuyorum. Bu davada yargılanan bazı isimlerin insanlık suçu sayılabilecek olaylara karıştığına dair bilgiler davanın ek dosyalarında yer alıyor. Örneğin Veli Küçük’ün, Diyarbakır Koşuyolu Parkı’nda 2006 yılında yaşanan patlamayla ilgili el yazısı notları var. Bunların da yargılama konusu yapması gerekiyordu.