@sarikayaercan

Erken seçim alametleri mi?

Erken seçim alametleri mi?
Erken seçim alametleri mi?
Türkiye, 2015'te 'hayati' bir seçime gidecek. Görünen o ki bu seçimden sonraki 4 yıl boyunca, seçimi kazanan 'muzaffer', kaybedenler de 'mahkûm' olacak. Ancak seçimin ne zaman yapılacağı şimdilerde çokça tartışılır oldu.
Haber: ERCAN SARIKAYA - ercan.sarikaya@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL - Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi erken seçim için kasım ayı dile getirilirken, şimdilerde ise nisan ayı erken seçim tarihi olarak dillendirilmeye başlandı. Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası uzunca bir süre gündeme gelmeyen erken seçim tartışmaları öğrencilerin sınav maratonu nedeniyle tekrar gündeme geldi. Öğrencilerin nisan ayından sonra çok sayıda sınava gireceği bu nedenle de seçimlerin nisanda yapılacağı öngörüleri konuşuldu. İktidar partisi erken seçim iddialarını yalanladı ama bu tartışmalar bitmedi. YSK Başkanı Sadi Güven, "Erken seçim kararı vermek YSK'nın görev ve yetki alanında değildir. YSK, cumhurbaşkanlığı seçiminden hemen sonra Haziran 2015 tarihinde yapılacak milletvekili genel seçimi ile ilgili çalışmalarına başlamıştır. Sistemin daha mükemmel hale getirilmesi için çalışmalar devam etmektedir. YSK'da erken seçim alarmı yoktur" ifadelerini kullandı. Ancak özellikle çözüm süreci üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan, hükümet ve HDP üçgeninde yürüyen tartışmalar, peşmerge güçleri ve ÖSO’nun Kobani’ye geçmesi, Ortadoğu’da yaşanan karmaşık süreçler gibi birçok konu, erken seçimin alametleri olarak dile getiriliyor.


‘ERKEN SEÇİM VAR ANA MUHALEFETİN HABERİ YOK’
Milliyet gazetesinden Kadri Gürsel de pazar günü yayınlanan yazısında Türkiye’nin çoktan erken seçim sürecine girdiğini dile getirerek şunları dile getirmişti: “Muhtemelen altı ay sonra genel seçim var Türkiye’de. Ana muhalefet farkında değil belki ama Türkiye çoktan seçim havasına girdi. İlki 2007’deydi. Ondan beri yapılan bütün seçimler Türkiye’nin her kesimi için hayati nitelikte oldu. 2015’tekinde AKP yine tek başına hükümet kurmaya yeter çoğunluğu kazanırsa, Türkiye’nin bu iktidarın elindeki dönüşümü tarihsel bir eşiği geçecek... Çünkü 2019’a kadar seçim yok. Kazanan çok uzun bir süre için muzaffer olacak, kaybedenler de çok uzun bir süre için mahkûm. Cumhurbaşkanı seçimini kazanarak Türkiye’yi bir fiili başkanlık rejimi ile yönetmeye başlayan Recep Tayyip Erdoğan için 2015’teki seçimin ideal sonucu, rejimine yapacağı anayasayı referanduma götürmeye yeter bir meclis çoğunluğunu elde etmek olacak. Bu yüzden çaresiz iktidar çelişkiyi bir duman perdesinin ardına gizlemeye çalışıyor. Ha bire ‘sis bombası’ atıyorlar. Kobani’ye bir miktar peşmergenin ağır silahlarıyla geçişine dış baskı sonucu izin verdikleri gerçeğini karartmak için kasabaya onlardan önce ‘dost ve müttefik’ ÖSO güçlerini sokuyorlar. Orada PYD’nin tek başına hükmünün geçmeyeceği gösterilerek, milliyetçi-muhafazakâr seçmen tabanında bir rahatlama yaratılmak isteniyor. ‘Akil adamları’ Kobani olaylarından sonra devreye sokarmış gibi yapıp kendilerine güvercin süsü veriyorlar. Ardından ‘Sürece mecbur değiliz’ diyerek şahin kesiliyorlar. Seçimden önce milliyetçi tabanı cezbeder zannıyla süreci askıya alma egzersizleri yapmaktan bir fayda umuluyor sanki.”


CUMHURBAŞKANI, HDP VE HÜKÜMET ÜÇGENİ
Cumhurbaşkanı, hükümet ve HDP üçgenindeki, ‘çözüm süreci’ odaklı sert tartışmalar da erken seçim söylentilerini besler nitelikte.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Paris'ten dönerken uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı ve çözüm sürecine vurgu yapıp HDP’ye yüklendi. Askerlere saldırılar ve HDP’nin sokağa çıkma çağrılarını değerlendiren Erdoğan şunları söylemişti: “Her şeyin bir sabır noktası var. Biz bu süreci başlatalı 5 yıl oldu. Önce açılım süreci dedik, daha sonra milli birlik ve kardeşlik; şimdi de çözüm süreci diyoruz. HDP sokağa çıkma çağrısı yapıyor. 'Şiddet için değil' diyorlar. O zaman niye sokağa döküyorsun? Miting yap. Sokağa çıkın deyince, 'maskeni tak, sopanı al, molotofkokteylini al, belli dükkanları yak.' Bu, o demek. Güvenlik güçleri, vatandaş tedirgin. Onun için sabrın sınırı var diyorum. O sınır aşılırsa, olabilecekleri aklımın ucundan bile geçirmek istemem.”


‘HDP TEK AKTÖR DEĞİL’
Afyonkarahisar'da valilik ziyareti sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başbakan Ahmet Davutoğlu çözüm sürecine ilişkin yaptığı açıklamada sürecin HDP'nin tutumuna göre devam edecek” dedi. Davutoğlu konuşmasının devamında ise şunları vurguladı: “Biz her zaman söyledik, çözüm sürecinde ne olursa olsun kararlılığımız sabittir, ama biz çözüm sürecini de sadece tek bir aktöre, muhatap olarak tek bir aktöre, tek bir çevreye inhisar ettirmeyiz. Bu süreç her şeyden önce halkımızın sahiplendiği bir süreçtir. Milli beraberliğimizi Türkiye’nin her köşesinden yaşayan vatandaşların aidiyetini güçlendirmeye dönük bir süreçtir. Akil insanlar heyeti ile toplanmamız birçok temaslarda bulunmamız ki bu temaslara devam edeceğiz ve bu temaslar bu sefer sadece HDP ve belli bir kesimle değil, halkın bütünü ile olacak. Her bir şehrimizde çözüm süreci ile ilgili kanaat önderlerimiz ile özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde temaslarımızı yoğunlaştırarak devam edeceğiz.”


HDP'DEN DAVUTOĞLU’NA YANIT
HDP Grup Başkanvekilleri Pervin Buldan ve İdris Baluken ile İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder de TBMM'deki HDP Grubunda düzenledikleri basın toplantısında Davutoğlu'nun bu sözlerine cevap verdiler. Sırrı Süreyya Önder, “Çok üsten çok buyurgan, çok itici, sürece hizmet etmeyen, barışı öncelemeyen bir dille mecbur bırakma diliyle partimiz üzerinden bir ahkâm kesmiş. Bu dili ve buna benzeyen yaklaşımların hepsini reddediyoruz. HDP'nin bu kulvarda siyaset yapan bütün kurumlarımızın neye benzediğini, neye benzeyeceğini belirlemek kimsenin haddi ve hakkı değildir. Bunu Sayın Davutoğlu'na aynen böyle iade ediyoruz. Bu çizgiye had bildirme sevdası yeni bir sevda değil. Bu hevese kapılan ilk kişi de başbakan değil.”


MUHALEFET DE ‘BASKIN SEÇİM’E HAZIRLANIYOR
Hükümet ve HDP cephesinde bunlar yaşanırken muhalefet cephesinde de muhtemel bir baskın seçime hazırlık yapılıyor. CHP ve MHP istişare toplantıları ile örgütleri dinamik tutmaya çalışıyor. CHP’nin Antalya kampı aslında seçim hazırlıklarının da gözden geçirildiği bir süreç oldu. Seçimde kullanılacak argümanların ipuçları burada ortaya çıktı.