Ermenistan-Azerbaycan sınırının '0' noktasında nefes almaya çalışmak

Ermenistan-Azerbaycan sınırının '0' noktasında nefes almaya çalışmak
Ermenistan-Azerbaycan sınırının '0' noktasında nefes almaya çalışmak

FOTOĞRAFLAR: SEDA GRİGORYAN

Aygebar Köyü, Ermenistan-Azerbaycan sınırının tam sıfır noktasında bulunuyor. Duvarlar delik deşik, rast gele açılan ateş bazen bir aynaya bazen de bir gardroba isabet ediyor. "Savaştayız ne yapalım. Sınırda yaşamak böyle bir şey" diyorlar. Ve ekliyorlar: "Yeter ki, savaş dursun. Yeniden kurarız biz her şeyi."
Haber: ARİS NALCI / Arşivi

Dünya gündemi hızla değişiyor.

Birkaç ay önce kriz olan bölgelere birkaç ay sonra medyanın ilgisi kesilince adeta 'gözden ırak gönülden de ırak' bir yere düşüyorlar.

Güney Kafkasya da böyle bir yer işte.

Rusya ile Gürcistan arasındaki savaştan sonra Osetya'da bugünkü durumla kim ilgileniyor?

Abhazya'nın sorunlarını kim biliyor?

Azerbaycan'da tutuklu siyasiler ve gazeteciler kaç kişinin bilgisinde?

Ermenistan'da, Gümrü'de Rus bir kaçağın 6 kişilik bir aileyi katlettikten sonra bir türlü yakalanamaması ne kadar gündemde?

Ermenistan Azerbaycan sınırında 20 yıldır hayat mücadelesi veren binlerce insan ne durumda?

Ya da Türkiye 'nin komşusu Nahçıvan?

Biz yukarıda saydıklarımdan sadece birini mercek altına alabilmek için Ermenistan yolundayız.

Aygebar köyündeyiz.

Ermenistan ve Azerbaycan sınırında çatışmaların yaşandığı birçok köyden birisi.

Tavush eyaletine bağlı Paravakar, Nerkin Garmiraghpyur, Sevkar başta olmak üzere ile kuzeyde de özellikle Noyemberyan bölgesindeki Bardavan, Voskevan ve Koti gibi yerleşim yerleri 20 yıldır diken üstünde yaşıyor.

Türkiye-Ermenistan arasındaki sınır kapalı olduğundan biz Tiflis üzerinden seyahat ediyoruz. Haftada iki gün İstanbul'dan yapılan dolmuş usulü “charter” denilen seferler yılbaşı tatili sebebiyle aralık 17'den ocak ayının ilk haftasına kadar yapılmıyor. Bizim gideceğimiz köyler de zaten Tiflis yolu üzerinde olduğundan İstanbul- Tiflis – Ermenistan sınır köyleri rotamızı izliyoruz.



Tiflis'ten gelişimiz Sadakhlı sınır kapısından. Özellikle Noyemberyan bölgesinden seyahat etmeyi tercih ediyorum. Bu bölgeden aşağıya gitmemiz gereken Aygepar ve Garmiraghpyur köylerine ulaşımın yapıldığı yol oldukça ilginç.

Dağlık Karabağ savaşı 20 yıl önce ateşkesle sonlandığında Ermenistan'ın içerisinde irili ufaklı küçük alanlar kalmış. Mesela yolun sağındaki dağ Azerbaycan'a ait iken, solundaki bölge Ermenistan'ın.

Ermenistan toprakları içerisinde Azerbaycan'a ait bir dağ düşünün. İnsansızlaştırılmış alanlar buraları ancak yine de coğrafi olarak hala Azerbaycan'a bağlı.

Mesela Vosgepar köyü Ermenistan'ın iken Verin Vogepar (yukarı Vosgepar) haritalarda hala Azerbaycan'ın.

Sınırların ne kadar garip coğrafyalar yarattığına tanık oluyoruz...

İlk olarak Tavuş merkezine varıyoruz.

Merkezden yolumuz Aygebar.

Son çatışmaların geçtiği köy.

Ermenistan'da başkent Yerevan dışına çıktığınızda çoğu köy-kasaba sessizdir. Ancak Aygebar girişi daha bir sessiz.

Duvarlar delik deşik. Evlerin içerisinde duvarların çoğu halılarla kaplı. Soğuğa karşı yalıtım ya da gelenekten olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Duvarlardaki delikleri kapatmak için bu halılar.

Krikoryan ailesinin evindeyiz. “İnşaat yapmaya başlasak da yarım kalıyor” diyorlar. Her seferinde ev bark yapmaya başladıklarında çatışmalar şiddetlenip yarıda bırakmışlar.

Köyün birçok yerinde briketlerden temeli atılmış ama tamamlanmamış evler görüyoruz.

Evler genelde briketten yapıldığından Azerbaycan tarafından gelen kurşunlar bu duvarları delebiliyor.

Rast gele açılan ateş sonucunda kurşunlar bazen bir aynayı, bazen bir gardrobu delip geçebiliyor.

'TEKRAR KURARIZ BİZ HER ŞEYİ'

Krikoryan ailesinin en büyüğü: “Savaştayız ne yapalım. Sınırda yaşamak böyle bir şey işte” diyor.

Biz ateşkes desek de onlar için savaş bitmiş değil. Ama umutları hala var.

“Yeter ki savaş dursun, iş olsun tekrar kurarız biz her şeyi. Tekrar inşaat da yapamıyoruz, bekliyoruz ki biraz barış ortamı sağlansın ki yaşayacak doğru dürüst binalar yapabilelim.”

Ailenin gelini Datev çatışmaları duyunca Yerevan'dan gelmiş ailesini kontrol etmeye “Biz alıştık bu anormal hayat şartlarına artık. İnsanlar burada ev yapmışlar kendileri için hayatın anlamı olmuş burası ne yapsınlar...” diyor.

Çatışma zamanında ilk kurşun seslerini duyan gençler hemen binaların arasındaki hayata (Ermenistan'da binaların arasındaki bahçelere 'hayat' diyorlar) zamanında gençlerden bazıları doğrudan hayata koşuyorlar. Neden mi?

Çünkü binaları ısıtan gaz istasyonları ve elektrik trafoları orada.

Gaz Ermenistan'da yer altından değil yer üstünden taşınıyor evlere.

Durum böyle olunca kör veya bilinçli olarak bu borulara denk gelen bir kurşun köyün o bölümünü havaya uçurabilecek güçte bir bomba etkisi yaratabilir.

Meydana koşan ilk kişi hemen vanayı kapatıyor, patlamayı engellemek için.

SINIRDAYSAN İŞLEYECEK TOPRAK YOK

Her çatışmada meydana koşup vanayı kapatmaya çalışan genç köylülerden biri de Dikran.

Aygebar köyüne çalışmak ve ekip biçmek için toprak istemişler. Ancak Sovyetler'in yıkılmasından sonra sınırların sürekli değişebilme ihtimali ve savaş nedeniyle “riskli” köylere ekip biçmek için toprak da verilmemeye başlanmış.

“Şimdi çevre köylere gidip oralardan toprak alıp ekip biçiyoruz ki geçinebilelim. Ermenistan devleti bize ziraat için toprak vermedi. Bizimle daha çok ilgilenmeliler” sözleriyle eleştiriyor ilgisizliği.

Bakkalların çoğu konteyner şeklinde. Birine giriyoruz. Sahibi olan kadın da eleştiri oklarını hükümete çeviriyor: “20 yıldır bu haldeyiz. Ne suya, ne elektriğe, ne gaza indirim yok. Ne yapacağız ki? Nefes alamıyoruz.”

BURADA GÜVENLİ YER YOK

Yola devam. Aygebar'ın biraz ilerisinde Nerkin Garmiraghpyur (Aşağı kırmızı çeşme) köyü, Azerbaycan sınırına daha yakın.

“Burası güvenli mi?” diye sorarsanız, burada güvenli yer yok diye cevaplıyorlar sokaktakiler.

Henrik Kevorkyan bir öğretmen, çocukları çok önem veriyor:

“İnsani yaşam şartları sağlanmış değil burada. Çocuklar tehlike altında çatışma başladığı zaman. Bir şey olursa bilin ki hem Ermenistan hem Azerbaycan çocukların yaşamı üzerinde sorumluluk sahibidir. Belki bir Naregatsi doğacak bir Dante doğacak bu köyden ama kaybediyoruz bu çocukları.”

Tavanı delik bir araba görüyoruz. Sahibinin sözleri sınırda yaşamanın ne demek olduğunu özetliyor bize: “Her seferinde gideceğim diyorum. Ama gidemiyorum buradan. Burası benim hayatım, memleketim, kopamıyorum. Üzüm bağım var ama toplayamıyorum ekinimi. Asker çok yakında. Ektim biçtim, tek istediğim bir izin versinler sulayayım bağlarımı bir de toplayayım. Hep korku içinde yaşıyoruz...”

(Bu yazı OBJECTIVE Araştırmacı Gazetecilik Programı'nın desteği ile hazırlanmıştır.)