"Esad'la Erdoğan'ın farkı yok"

"Esad'la Erdoğan'ın farkı yok"
"Esad'la Erdoğan'ın farkı yok"
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısındaki konuşmasında, "Esad'la Erdoğan arasında ne fark var. Esad kanla, sen biber gazıyla susturuyorsun" diye konuştu.


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Esad'la Erdoğan arasında ne fark var. Sen dön kendi ülkene bak. Esad kanla, sen biber gazıyla susturuyorsun" diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Meclis'te partisinin grup toplantısında konuştu...
Konuşmadan satır başları şöyle:


- Bu ülkeyi savaşa götürecek hiçbir belgenin altına hiçbir CHP'li imza atmaz. Her türlü yolu gösterdik ama ben biliyorum dedi. Türkiye savaşın eşiğine geldi. Bir Allah'ın kulu çıkıp desin ki "biz şu yüzden Suriye ile şu nedenden savaşmak zorundayız.

- Son bir yıl içinde elektriğe yapılan zam yüzde 35. Doğalgaza yapılan zam yüzde 54. Peki memurun maaşı ne oldu? Bir yıl önce 100 liraydı, bir yıl sonra 111 lira. İşçinin 106 lira oldu. Masal ülkesi Türkiye ile gerçek Türkiye bu kadar farklı. Eğer siz halkı yoksullaştırmak için bu zamları yapıyorsunuz, bunu başardınız demektir.
Ecevit hükümeti Türkiye ekonomisini krizden çıkardı, ağır bedeller ödedi, terörü bitirdi, kemiksiz bir Türkiye’yi AKP hükümetine devretti. Geldiğimiz noktaya bakın. Ekonomik kriz var. Zamların arkası kesilmiyor, terör batağına batmış, devraldığınız Türkiye bu muydu sizin?
Elektriğe ve doğalgaza zam tam okulların açıldığı sırada yapıldı. Siz oturdunuz ölçüsüz biçimde zam yaptınız. Bu zamları ahlakla şerefle bağdaştırmıyorum. Bu zamlar ahlaksız zamlardır. 

- Küreselmiş sorunlar, geçiniz siz onları. Onları benim külahıma anlatın. Siz bu ülkede ekonomiyi yönetemiyorsunuz. Türkiye’yi yönetemiyorsunuz. Şimdi biz 'Doğalgaza neden zam yaptınız?' dediğimiz de şunu diyorlar, 'dışarıdan getiriyoruz, dolarla getiriyoruz. Bunu halka yansıtmak zorundayız.' Bu mantıklı bir açıklama ama gerçek böyle mi? 

- Bir Allah’ın kulu çıkıp bu zamlar ahlakidir desin. Dünyada düşüyor, biz yüzde 30 zam yapıyoruz arkadaşlar. Öyle anlaşılıyor ki kendileri yediler, yandaşlarına yedirdiler, herkesin karnı doydu, kara delik gibi yutuyorlar, faturayı da gelip bunu vatandaşa çıkartıyor. Faturayı sen artık ödeme, iktidara ödet bu faturayı sen.


- Milletin yüzüne nasıl bakıyorlar, gerçekten merak ediyorum. Yalan söylenmez ki bu kadar. Göz göre göre, dünyayı bile bile millete yalan söyleyeceksiniz.
Bir şey daha var. Ekonomik Sosyal konsey diye bir kurumumuz var. Ecevit döneminde kurulmuştu. Yasası çıktı, anayasal kurum haline geldi. Bu konsey, ülkedeki temel ekonomik adımlar içKn karar alırlar. Yasasına göre, ekonomik sosyal konseyin başkanı başbakan, üç ayda bir toplanması lazım. Ne zaman toplanmış en son? 5 Şubat 2009.
Anayasal kurum, üç ayda bir toplanması lazım. Üç yılda bir toplanmıyor ve bunlar diyor ki biz hukuk devletiyiz. Peki siz yasaları ihlal etme hakkını kimden alıyorsunuz siz?

- Yarın diyelim ki Suriye’yle savaş çıktı, Rusya destek verdi. Rusya muslukları kapattı. Ne olacak o zaman? Devleti yönetecek kişilerin gelecekte Türkiye’nin çıkarlarını koruması lazım. Siz Türkiye’nin çıkarlarını birilerine peşkeş çekiyorsunuz. İhanete varan bir tezgahla karşı karşıyayız. Bu soygun düzenine hayır diyen bir parti var. Bu soygun düzenini halka anlatan bir parti var o da Cumhuriyet Halk Partisi var.
Bu soygun düzenini Ahmet Arif çok iyi anlatır.
“Bunlar engerekler ve çıyanlardır.
Bunlar aşımıza ekmeğimize göz koyanlardır.
Bunları tanı, tanı da büyü.”
Doğalgaz düşecek, sen zam yapacaksın. Senin engerekli çıyandan ne farkın var?
Deniz Feneri faciasını da biliyoruz. Fitreye göz konur mu, zekat parasına el konur mu? Şimdi bu savcılar yargılanıyorlar. Sen niçin Deniz Feneri soygununu araştırıyorsun diye. Önce görevden alındılar. 

- Geçen hafta Suriye konusunda tezkere çıktı. CHP tek grup toplantısı yapan partiydi. Oturduk beraber kararımızı verdik. Tezkerenin yanlışlığını kabul ettik ve hayır oyu kullandık. Neden?
Bizim yaptığımız çabaları anlatayım.
6 Şubat 2012: Olaylar bu kadar büyümemiş. Hükümete bir çağrı yaptık. Dedik ki Türkiye’de Uluslar arası Suriye konferansı toplayın dedik. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihine uygun olarak, çatışmayı sonlandıran, barış iklimini yaratan bir devlet olarak öne çıkmalıyız. Sonra bu teklifi Rusya yaptı, orada topladılar. Bizimkiler oraya gittiler.
18 Nisan 2012: Parlamentoda bir öneri yaptık. Meclis ‘in tavrını koyalım ortaya. TBMM’nin ortak iradesini yansıtalım. Bunu da kabul etmediler.
Şimdi kalkmışlar ortak iradeden söz ediyorlar. Sen kim ortak irade kim. Kendi iradesini halkın iradesi sanıyorsun sen. O egon senin başına bela zaten. Önce oradan kurtulacaksın sen.
Sonra ne oldu? Yine durmadık. CHP olarak sorumluluğumuzu sonuna kadar yerine getiririz. Çünkü biz ülkemizi seviyoruz. Ülkemizin kanının ortadoğu’da dökülmesini istemiyoruz
Suriye konusunda bir mektup gönderdik kendisine. Suriye sorunu nasıl çözülür? Gündem ne olsun? Kaç gün toplansın? Bunu da kabul etmediler.
Şimdi diyorlar ki niye bize destek vermiyorsunuz? Ülkeyi savaşa götüren hiçbir belgenin altına imza atmaz. Bütün çabaları gösterdik, yanlış yapıyorsun dedik. Dedik anlatamadık. Ben doğru yapıyorum, ben biliyorum dedi. Sen biliyorsan, ülkeyi nereye götürdüğünü gör. Türkiye’yi savaşın eşiğine getirdin sen. Bana bir Allah’ın kulu çıkıp, niçin biz Suriye ile savaşmak istiyoruz, bana anlatsın.

- Tek başına kalan bir Türkiye. Siz bir parlamento düşünebiliyor musunuz? Karar almadan, yabancı bir ülkenin askerleri Türkiye topraklarında konuşlanacak. Cemil Çiçek’e sesleniyorum, Özgür Suriye Ordu’sunun hangi kararla geldiğini bize anlat. Artık parlamentonun iradesi var mı yok mu? Meclis koltuğu, başkanlık koltuğu güzel olabilir. Ama unutmamak lazım bu ülkenin anayasası var. Yabancı bir ülkenin Türkiye’de konuşlanmasının yolu Anayasa’dan geçer. Bunun adı vatana ihanettir. Hesabı sorulacak bunun.

- Eğer bizim arkadaşlarımız Apaydın Kampı’na gitmeseydi, orada Özgür Suriye Ordusu’nun konuşlandığını bilmeyecekti. Sayın Cemil Çiçek’e bir daha soruyorum. TBMM milletvekillerinin Türkiye’de giremediği kampın hesabını sen sordun mu? Bunun da hesabını vereceksin.

- Türkiye’nin yanında kim var? Hamas var, Barzani var, Katar var, Suudi Arabistan var. Denklemin diğer tarafına dönüyorum. Suriye’nin yanında, İran, Rusya, Çin, Brezilya var. Dünya nüfusunun yarısı var. Bu stratejik derinlik midir, yoksa stratejik körlük müdür? Böyle bir anlamsız dengenin içine Türkiye’yi sokan bir süreci bizim başımıza bela eden, çapsızlığı dünyada bilinen, bir Dışişleri Bakanı’yla yola çıkılırsa Türkiye’nin geldiği nokta budur.
Bunun için engin bilgiye gerek yok. Bunu yapmak için ileri derecede geri zekalı olmak lazım.
Kalkacaksınız tezkere çıkaracaksınız, Türkiye’yi savaşa sokacaksınız. CHP hayır diyecek bir de utanmadan CHP’yi suçlayacaksınız. CHP bu ülkenin bekası için varlığını her zaman ortaya koydu. Biz savaş istemiyoruz. Çocuklarımızın kanlarının arap çöllerinde dökülmesini istemiyoruz. 

- Uluslararası sularda 9 Türkiye yurttaşı şehit edildi. Tezkere geldi mi? Gelmedi, izin vermediler. Kuzey Irak’ta askerlerimizin başına çuval geçirildi. Tezkere geldi mi? Bir buçuk milyon Iraklı Müslüman hayatını kaybetti orada. Binlerce Müslüman kadına tecavüz edildi orada. Başbakan Erdoğan ne dedi? “Amerikan askerlerine kolaylıklar diliyorum” dedi. Sen ne anlarsın özgürlükten? Sen anca 'cam'a bakar konuşursun.

- Siz hiçbir demokraside, bütün dünyaya savaş açan bir tezkere geçtiğini duydunuz mu? Biz yaptık. Hem taşeronluk yapacaksın, ondan sonra da döneceksin CHP’ye en sert söylemlerle eleştiri getireceksin. Bari bir şey söyleyeceksen araştır. Arkadaşlarına söyle, YÖK başkanına söyle, üniversite öğretim görevlilerine söyle. Anlamaz bilmez. Çünkü kendisinin görüşünün doğru olduğunu sanıyor beyefendi.
Bakın size ABD’den örnek vereceğim. 1990 Saddam Kuveyt’i işgal etti. BM karar aldı ve Amerikalılar asker göndermek için harekete geçtiler. Temsilciler Meclisi’nde 250’ye 183 oyla kabul edildi bu. Kuveyt’e asker gönderilmesi 183 ret oyuna karşı gönderildi. Senatoda ise 52’ye 47’ye çıktı bu. Ama hiç kimse ret oyu verenleri Saddamcı diye suçlamadı. Biz ne olduk, Baasçı.
Tezkere çıkıyor, halk reddediyor, doğru değil diyor. Koro halinde başlıyorlar, tezkere çıkarttık ama savaşmak istemiyoruz. Blöfle dış politika olabilir mi? Daha buna benzer onlarca karar var.