F-16'lar KKTC semalarında insansız uçak kovalamış

F-16'lar KKTC semalarında insansız uçak kovalamış
F-16'lar KKTC semalarında insansız uçak kovalamış
Türk savaş uçakları, 14 Mayıs 2012'de, KKTC hava sahasını ihlal eden İsrail'e ait insansız hava araçlarına doğru hamle yapmış.
Haber: DENİZ ZEYREK / Arşivi

Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait RF-4 uçağının düşürülmesiyle ilgili tartışmalar biraz duruldu. Her gün yapılan çelişkili açıklamaların kamuoyunu aydınlatmaktan çok kafaları karıştırma işlevi gördüğü anlaşıldı nihayet... Biz gazeteciler de daha sağlıklı açıklamalar beklemeye başladık.
Düşen uçak tartışılırken Türkiye bir kavramı yeniden ezberledi: Hava sahası ihlali...
Malumunuz, bu konu geçmişte Ege sorunları yüzünden sıkça tartıştığımız ve sokaktaki vatandaşın bile ne olduğunu bildiği ‘rutin’ bir konuydu. Merhum İsmail Cem ile PASOK lideri Yorgo Papandreu Türkiye ve Yunanistan’ı yakınlaştırıp ‘güven artırıcı önlemler’i hayata geçirene dek, gün geçmiyordu ki hava sahası ihlali ve it dalaşı (dogfight) yaşanmasın. 

Suriye Türk uçağını düşürdükten sonra bizzat Başbakan’dan öğrendik ki Türkiye’nin hava sahası bir yılda tam 114 kez ihlal edilmiş.
Bu ihlalleri merak edip araştırdım. İki tanesi çok dikkat çekiciydi. Biri Rus uçaklarının ihlali... Hatırlayacaksınız, bizzat Başbakan Erdoğan tarafından açıklanmıştı... Diğerinden ise Genelkurmay’ın 14 Mayıs 2012 günü yaptığı duyuru sayesinde haberimiz oldu. 

Önce Başbakan’ın anlattığının detaylarını vereyim: Rusya’nın en az 8 uçak olan bir savaşçı filosu, Karadeniz’in Gürcistan kıyılarından uzun bir ‘taciz uçuşu’ yaptıktan sonra rotayı doğuya kırmışlar... Hızlarını alamayıp, Artvin ve Rize açıkları derken, kendilerini Trabzon yakınlarında Türkiye topraklarının üzerinde bulmuşlar. Türk Hava Kuvvetleri’nin Scramble Merkezi (Hakiki Alarm Hava Kontrol Merkezi) kaçırır mı böyle büyük bir ihlali. Hemen, Rus pilotlarla temasa geçilmiş. Bu sırada Bandırma’dan Ankara ’dan F-16’lar kalkmış. Talimat ‘scramble’, yani ‘hakiki alarm’ uçuşu... Ruslar gözle bile farkedebilecekleri bu ihlalin ‘yanlışlıkla’ yapıldığını bildirmişler ve özür dilemişler. Türk jetleri Karadeniz kıyılarına paralel bir uçuş gerçekleştirirken Rus filosunun komuta uçağı burnunu kuzeye kırmış ve filo Türk hava sahasından ayrılmış.
İsrail uçağının yaptığı ihlale gelince... O biraz daha esrarengiz. 14 Mayıs günü saat 11.05’te garip bir uçak KKTC hava sahasına girmiş. Biraz sonra çıkıp yeniden girmiş. Bu durum bir saat 44 dakikalık süre boyunca tam 5 kez tekrar etmiş ve esrarengiz uçak KKTC hava sahasında tam 8 dakika geçirmiş. Yine Scramble Merkezi ayaklanmış ve durumu karargâhtaki savaş komuta merkezine bildirmiş. Gerisi malum; İncirlik’te konuşlu iki F-16 havalanmış. İki savaşan şahin İncirlik’ten KKTC semalarına doğru uçarak çift koldan İsrail uçağına doğru yönelmiş. Genelkurmay’ın açıklamasına baktım. Uçak için ‘tipi belirlenemeyen uçak’ ifadesi kullanılmış. O ne ola ki? Biraz araştırdım. Konu diplomatik nota meselesi olmuş ve İsrail Ankara’ya bilgi vermiş: “Söz konusu uçak, İsrail’deki merkezden komuta edilen bir insansız hava uçağıydı. KKTC Hava Sahası’na yanlışlıkla girdi...” 

O dönemin gazetelerine baktım. Olayla ilgili haberlerin çoğunda “İsrail uçaklarıyla it dalaşı” başlığı tercih edilmiş. Daha önce Hürriyet’te yayınlanan bir haberden pilotlarımızın UFO kovaladığını biliyordum ama insansız hava uçağı ile it dalaşı yapıldığına ilk kez tanıklık etmiş olduk. İsrail’deki kumanda merkezinde joysticki tutan elin sahibi bu işten büyük keyif almış olsa gerek...

‘Estetik’ haberi ve etik
Ramazan’ın başlamasına kısa bir süre kala birçok yerden ünlü siyasetçilerle ilgili ‘magazin’ istihbaratları gelmeye başladı: ‘X siyasetçi estetik yaptırıyor’, ‘Y bakan haftaya saç ektirecek...’ Bir taraftan yazdığımız siyasi , diplomatik konulardan çok daha fazla ilgi gördüğünü biliyorum. Nereden mi? Birincisi duyunca gayri ihtiyari ‘Hadi ya! Kimmiş’ sorusunu sorarken buluyorum kendimi. İkincisi Twitter gibi sosyal mecralarda küçük ipuçları verince birçok siyasetçiden, takipçiden gelen ‘kimmiş o’ mesajlarından... Diğer taraftan ‘Ankara gazeteciliğinin raconuna ters’ diye kayıtsız kalmaya çalışıyorum, Yani tam bir ‘yazsam mı yazmasam mı’ durumu...
Sonunda şöyle bir karar aldım: Nihayetinde söz konusu siyasetçiler, kısa süre içinde karşımıza yeni yüzleriyle ve saçlarıyla çıkacaklar. Herkes görecek ve ‘Aaa saç ektirmiş’ diyecek. Öyleyse etik bize, estetik onlara kalsın...