Figen Yüksekdağ'dan Diyarbakır açıklaması!

Figen Yüksekdağ'dan Diyarbakır açıklaması!
Figen Yüksekdağ'dan Diyarbakır açıklaması!
Figen Yüksekdağ, Suruç'taki terör saldırısında ağır yaralanan ve tedavisi İstanbul Anadolu yakasındaki özel bir hastanede süren 19 yaşındaki Güneş Erzurumluoğlu'nu ve ailesini ziyaret etti. Diyarbakır'da iki polise yönelik saldırıya ilişkin de Yüksekdağ "Suruç'ta yaşanan patlamadan sonra Türkiye'de art arda gerilimi sürdürecek gerilimlerin yaşanmasını tasvip etmek mümkün değil." dedi.

RADİKAL - Figen Yüksekdağ, Suruç'taki terör saldırısında ağır yaralanan ve tedavisi İstanbul Anadolu yakasındaki özel bir hastanede süren 19 yaşındaki Güneş Erzurumluoğlu'nu ve ailesini ziyaret etti.

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Diyarbakır'da bir polis memurunun şehit edilmesiyle ilgili bir soruya, "Ben gerilim, saldırı, çatışma ve ölüm olaylarının en kısa sürede sona ermesini diliyorum. Bu süre içinde yaşamını kaybeden bütün insanlarımızın ailelerine başsağlığı diliyorum" yanıtını verdi.

Ziyaret sırasında Yüksekdağ, Erzurumluoğlu'nun anne ve babasına sarılarak teselli etmeye çalıştı; Güneş'in durumu hakkından doktorlardan bilgi aldı.

BELKİ DE BİR DAHA YÜRÜYEMEYECEK...

Çıkışta bir açıklama yapan ve Güneş'in Erzurumluoğlu'nun konuşabilecek durumda olduğunu söyleyen Yüksekdağ, "Gözyaşları içerisinde vazgeçmeyeceklerini söyledi. Yoğun bakımda hayati tehlikesi yok ama belki de bir daha hiç yürüyemeyecek" dedi.

Suruç saldırısının artık toplumsal bir travma olduğunu belirten Yüksekdağ, "Herkesin insanlanlık değerleri çevresinde gençliğe daha iyi bir gelecek sunmak için kenetlenmesi gerekiyor" diye konuştu.

TASVİP ETMEK MÜMKÜN DEĞİL!

Diyarbakır'da bir polis memurunun şehit olduğu saldırının hatırlatılması üzerine, son dönemdeki saldırıların gerilimin sürmesine hizmet ettiğini söyleyen Yüksekdağ sözlerini şöyle sürdürdü:

"Suruç'ta yaşanan patlamadan sonra Türkiye 'de art arda gerilimi sürdürecek gerilimlerin yaşanmasını tasvip etmek mümkün değil. 2013 Nevruz'undan itibaren şunu anlatmaya çalışıyorduk; Türkiye'de silahların değil insanların konuştuğu, bir siyasi ve sosyal yaşam kurmak mümkün. Bunun için de bir demokratik siyaset ortamı geliştirmek gerekiyor. Barış ve çözüm sürecinin önünü açmak gerekiyor. Ama ne yazık ki bu çabalarımız hep tek taraflı olmak durumunda kaldı. Çabalar tek taraflı olunca, çatışma ve ölüm de kendisine alan buluyor. Bizim artık bu alanı kapatmamız gerekiyor. Bakın mesaj çok netti. O 32 gençten kimisi Hakkari'dendi. Kimisi Muş'tandı. Kimisi Bursa'dan, İstanbul'dan, Samsun'dan Trabzon'dan, Eskişehir'den, Türkiye'nin dört bir yanından kimisi Alevi'ydi, kimisi Sünni'ydi. Kiminin cemevinden kiminin camiden cenazesi kaldırıldı. Ve değişik uluslardandı. Kimisi, Türkmen'di, kimisi Laz'dı, kimisi Kürt'tü. Bir arada durup hangi değerlerde buluşacağımızı gösterdiler. Barışçıl bir hareket tarzıyla işaret ettiler. Biz işte bütün Türkiye olarak, siyaset olarak gençlerin işaret ettiği bu barışçıl demokratik yolun üzerinden gitmeliyiz. Onların verdikleri bu mesajı dikkate almalı ve siyaseti ona göre dizayn etmeliyiz. Bu nedenle ben gerilim, saldırı, çatışma ve ölüm olaylarının en kısa sürede sona ermesini diliyorum. Bu süre içinde yaşamını kaybeden bütün insanlarımızın ailelerine başsağlığı diliyorum. Bu süreci normalleştirmenin tek yolu barış ve demokrasi çizgisinden sapmamaktır. Her şeyden önce siyasal iktidarın barış ve demokrasi yoluna girmesidir. Ben bugün bir kere daha siyasi iktidarı bu yola davet ediyorum."