'Garanti'nin garantisi yok

Beşiktaş'ta CHP önde görünüyor. Esenler'de AKP şanslı. Maltepe'yi çalışan kazanır. Gaziosmanpaşa'da çekişme var.
Haber: Gürsel DOĞAN / Arşivi
Selim Efe ERDEM / Arşivi

BEŞİKTAŞ

İçinde beş üniversite, sayısız saray ve köşk, çok sayıda beş yıldızlı otel, bir stadyum, büyük holdinglerin merkezini barındıran Beşiktaş, altyapısı tamamlanmış ender yerlerden. Son on yılda 190 binde kalan nüfusunun büyük çoğunluğu emeklilerden oluşan ilçenin en büyük sorunu ulaşım.
Avrupa ve Asya yakasındaki köprü ve deniz ulaşımı Beşiktaş üzerinden yapılıyor. Bu nedenle sahil yolunda ciddi trafik sorunu yaşanıyor. 2002 seçim sonucuna göre yarışta en avantajlı aday CHP'li İsmail Ünal. AKP adayı Şahin Özer ve partisindeki erimeye rağmen ANAP adayı, mevcut belediye başkanı Yusuf Namoğlu da iddialı.

Ünal: Beşiktaş marka olacak

"Beşiktaş'ta hizmeti yürüme mesafesine indireceğim. Öncelikli hedefim, Beşiktaş'ı bir dünya markası yapmak. Beşiktaş'ı tarihten gelen misyonuna uygun olarak yeniden tasarlayacağım.
Fiziki ve sosyal tüm projelerimin amacı, Beşiktaş'ı bir marka haline getirmek olacak. Seçim programımda yer almayan bir yatırım veya kentsel dönüşüm projeleri için bölge halkının görüşlerini alarak, konuyla ilgili referandumlar yapacağım. Üç dinin buluşma noktası olan Beşiktaş'ı önce yüksek kent standartlarına ulaştırıp, sonra farklılaştırarak bir turizm markası yapacağım.
Beşiktaş'ı on bölgeye ayırıp, her bölgeye bir semt konağı ve acil destek hattı kuracağım. Ihlamur ve Karanfilköy gibi riski yüksek olan bölgelerde tüm konutların deprem testleri, güçlendirme projeleri belediye tarafından yaptırılacak, iyileştirme için gerekli teknik ve finansman desteği sağlanacak. Her mahalle sakinine otopark pulu verilecek, parkta öncelik sağlanacak. Uygun yerlerde kamulaştırmayla otoparklar yapılacak. Toplutaşıma alanlarından metro istasyonu ve Boğaz sahiline ring seferleri düzenlenecek.
Beşiktaş Meydanı için ulusal bir yarışma yapılacak. Meydandaki viyadüğü kaldıracağız. Çarşıda yerel markalar oluşturulacak."

Göğüş: Öncelik kültür ve turizm

"AB standartlarında bir Beşiktaş yaratacağız. Vergi toplamak için değil, doğrudan demokrasi için e-belediyeciliği getireceğiz. Tüm yatırımları, Beşiktaşlılarla birlikte yapacağız.
Biz kolumuzun altına bir tomar proje alıp dolaşmayı imar müdürüne yakıştırıyoruz. Halk imar müdürü değil, belediye başkanı seçecek. Ulaşım, imar, başkanın zaten rutin görevi.
Sağlık hizmetini emekli nüfusun ayağına götüreceğiz. Bölgedeki beş üniversitede 100 bin öğrenci okuyor ama kalacakları doğru düzgün pansiyon yok. En büyük holdinglerin bulunduğu ilçede işsizlere meslek öğretip istihdam havuzu oluşturacağız. Bu holdinglerde ilçede yaşayanların işe alınması için organizasyon yapacağız.
Kültür ve turizmi geliştireceğiz. Özellikle Abbasağa, Ortaköy ve Arnavutköy'deki çok değerli ahşap binaları restore edip, butik otellere dönüştüreceğiz. Bitpazarı kuracağız. Adliye yapacağız. Hesapları altı ayda bir bağımsız denetime açacağız."

Namoğlu: Yeni bir AB kimliği kazandıracağız

"Beş yılda dolu dolu hizmet ettik. Önümüzdeki beş yılda, kalan birkaç sorunu çözeceğiz. Sahil yolu trafiğini çözmek için, Dolmabahçe'den Kuruçeşme'ye kadar bir tünel yapılması, Beşiktaş Meydanı'nın trafiğe kapatılması 2004 yatırım programına alındı ve kaynağı hazır. Beşiktaş'ın tamamına yerleştirilecek kameralarla, belediye ve Emniyet'ten güvenliği takip edeceğiz.
Herhangi bir kapkaç veya suç unsurunda, zabıta görevimiz gereği Emniyet'le hemen harekete geçeceğiz. Kadın yaşam merkezi kuracağız. Kadınlar orada spor, kültürel, sanatsal faaliyette bulunabilecek.
Büyük bir emekli nüfusu olan Beşiktaş'ta emekliler evi kuracağız. Tüm Beşiktaş'ta bir kentsel dönüşüm projesi başlatacağız, tabela kirliliğine son verip, hayatı güzelleştirecek kent mobilyaları sunacağız. Beşiktaş'ta yeni bir Avrupa Birliği kimliği oluşturacağız."

Özer: Hedef katılımcı bir yönetim

"Biz Beşiktaş'ta yeşilin ve doğanın bütünleştiği, insanların rahat yaşadığı, katılımcı bir yönetim sergileyeceğiz. İlk işimiz, Beşiktaş'taki trafik sorununu hızla rahatlatmak olacak. Meydan trafikten kurtulacak, altına metro istasyonları kuracağız.
Darphane'nin karşısına 600 yataklı bir hastane yapacağız. Beşiktaş'taki pazar ve taksi duraklarını, yaşanabilir hale sokacağız. Entelektüel sermayenin zengin olduğu Beşiktaşlılarla işbirliği yaparak şehri AB standartlarına yükselteceğiz. İlk paranın basıldığı Beşiktaş'ı finans ve turizm merkezi yapacağız. Cumhuriyet çocukları, Beşiktaş'ta bir hafta önceden başlayacak şenliklerde yer alacak.
İlçeye yönelik yapacağımız yatırımları, mutlaka mahallelilere soracağız. Ortaköy ve Boğaz hattındaki 8 kilometrelik sahil şeridini vatandaşa açacağız. Buraları park ve bahçelerle donatacağız. Milli Eğitim'e bağlı okulların bahçelerinin altını otopark haline getirmeyi düşünüyoruz. Kültür ve sanata gereken önem verilecek."



KÂĞITHANE

SP'nin kalesi yıkılıyor
Kâğıthane, son 50 yılda ticaret ve sanayi merkezine dönüşmenin getirdiği sıkıntıları yaşıyor. Bölgeye kurulan birçok fabrikanın çektiği emek-yoğun nüfus, beraberinde çarpık yapılaşma ve imar sorununu da getirdi.
350 bin nüfusu bulunan ve dere yatakları üzerine kurulan Kâğıthane'nin zemin ve yapı stoku olası bir deprem açısından ciddi risk içeriyor.
Kâğıthane'deki seçim yarışı AKP adayı Fazlı Kılıç ve CHP adayı Cafer Dursun arasında geçiyor. Kâğıthane'de üç dönem belediye başkanlığı yapan Saadet Partili Arif Calban da bir kez daha aday. Ancak Calban'ın artık şansı yok.

Dursun: Rekor kıracağım
"Kâğıthane İstanbul'un en eski yerleşim birimlerinden biri, ama oylarımıza dikkat etmediğimiz için, seçtiğimiz başkanlarla varoş görüntüsünde kalmış. Biz hizmeti vatandaşın ayağına götüreceğiz. Amatör spor külüplerine kaynak aktaracağız.
Bütün okulları kütüphane ve bilgisayar laboratuvarıyla donatacağız. Mevcut poliklinikleri iyileştirip, tam teşekküllü hale getireceğiz. Bunun yanı sıra ilçeye bir tane hastane yapacağız.
Halkımızın verdiği vergileri çarçur etmeden, onların gözü önünde hizmet yapacağız. Seçildiğimizin ertesi günü ve görev süremiz sona erdiğinde mal beyanlarında bulunacağız.
Herkese eşit hizmet
Tüm insanlarımıza eşit hizmet götüreceğiz. Kâğıthane bir kent, çekim merkezi olacak. Burada oturanlar, sosyal aktivitelerini burada yaşayacak. İddialıyım, 80 bin oyla rekor kıracağız ve bir dahaki seçimde 150 bin olacağız. Kâğıthane de sevgi kazanacak."

Kılıç: İlk icraatım işsizliğe son vermek

"Başkan seçildiğimde şeffaflığı sağlayacağım. Tüm birimlerin kapıları halka açılacak, tüm ihaleler halkın gözü önünde yapılacak.
Yıllardır belediyeyle halk arasında örülen duvarları kaldıracağım. Kâğıthane dar gelirli insanların yaşadığı bir ilçe. İlk işim, dar gelirli vatandaşların envanterini çıkarıp aşı olmayana aş, işi olmayana iş sağlamak olacak. Bir aşevi kurup, günde üç öğün yemek vereceğiz.
Her mahalleye bir konak yapacağız. Kadınlarımıza yönelik hobi ve meslek kursları vereceğiz. Gençler için spor ve kültür kompleksleri açacağız. Amatör kulüpler desteklenecek. İşbirliğiyle profesyonel bir futbol takımını ilçemize kazandıracağız.
Sağlıklı bir imar planı yapıp, ilçeyi modern kent görüntüsüne kavuşturacağız. Tapusu olmayana tapu vereceğiz. Plan kapsamında inşaat ruhsatı vereceğiz. İş yerine ruhsat almada bürokrasiyi kaldıracağım."


ESENLER

AKP adayı zaferi 'üçleyecek'
Henüz 30 yıl önce büyük çoğunluğu boş araziden ve birkaç yüz konuttan oluşan Esenler, özellikle 1990'lı yıllarda aldığı hızlı göçle bugün 400 binin üzerinde nüfusa ulaştı. İlçenin neredeyse tamamın-da mülkiyet sorunu var. Kamu hizmetlerinin verileceği iskânlı bir binanın dahi bulunmadığı Esenler'de, ilçe belediyesi de İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin iki yıl önce inşa ettiği kültür merkezinde kiracı olarak bulunuyor.
28 Mart için AKP ve CHP yarışıyor. Ancak 2002 seçim sonuçlarına göre, halen belediye başkanı olan AKP adayı Mehmet Öcalan, çok daha avantajlı
görünüyor. CHP adayı Can Haydar Bektaş'ın kazanabilmesi için 2002'de sandığa gitmeyen 50 bin seçmeni kendisine çekmesi gerekiyor.
İlçede SHP ve SP'nin de belli oranda oy alması bekleniyor.

Öcalan: Kendimle yarışıyorum

"10 yıldır başkanlığını yapan, 40 yıldır burada yaşayan bir insan olarak Esenler'in tüm sorunlarını biliyorum. Su, kanalizasyon, çamur, dere ve kaçak yapılaşma sorununu çözdüm. Esenler'de imar çalışmaları, planlama bitti. Getto oluşturulmasına karşıyım. Şimdi, şehirli olma bilincini geliştireceğiz. Getto oluşturulmasına karşıyım. Göçle gelenlerin köy kültüründen kurtulmaları, burada kentli kültürüne kavuşmaları için sosyal doku projeleri geliştireceğim. Bunun için 210 kişilik bir ekiple, kültür binasında çalışıyoruz. Kaçak yapıya, gecekonduya kesinlikle izin vermiyorum.
Tespit ettiğimiz çatıları seçim sürecine rağmen yıkıyoruz. Burada UEFA standartlarında sentetik çim halı saha kuracağız. Gençlere ve kadınlara yönelik kültür ve spor merkezleri kuracağız.
Bu seçimde rakip olarak kendimle yarışıyorum. Bu kez, daha önce aldığım
yüzde 40 oy oranını geçmeye çalışacağım."

Bektaş'tan dürüst yönetim sözü
"Esenler, kentin merkezine ancak 10 dakika mesafede ama İstanbul'da kimse Esenler'i bilmiyor. İlçeyle ilgili imaj iyi değil. Genç bir nüfusu var, ancak 10 yıldır sosyal hiçbir şey yapılmamış.
Bir sinema ve tiyatro yok, meslek lisesi için bir çalışma yapılmadı. Yeşil kartı en çok olan yerde, bir belediye hastanesi yok. Hiçbir ihale şeffaf değil. Yeşil alan bulunmuyor. Park diye, nargile salonlarına rant sağlamışlar. Ben bu ilçeyi açmak istiyorum.
İlçede kentsel dönüşüm hedefliyorum. 3.5 kat imar izni olan yerlere yedi kat izin verilmiş. Mevcut belediye başkanı, depreme çözüm olarak ceset torbası veriyor. Esenler'de deprem tehdidi olmasa da plansız, sağlıksız, kaçak yapılaşmanın ortaya çıkardığı kentsel çıkmaz yüzünden ilçenin yeniden yapılanması zorunlu.
Şeffaf, halka açık, katılımcı, gençlere ve sosyal projelere önem veren bir belediye yönetimi sergileyeceğim."


MALTEPE

Çok çalışan kazanır
Üç dönem üst üste seçilen ANAP'lı Uyanık aday olmadı. 2002 seçimine göre AKP adayı Köse ile CHP adayı Doğan'ın belediye başkanı seçilme şansları eşit.
İmar, mülkiyet ve çarpık yapılaşma sorunları ciddi boyutta. Üç dönem üst üste başkan seçilen ANAP'lı Bahtiyar Uyanık aday olmayınca, siyasi tablo değişti. Yarış, AKP adayı Fikri Köse ile CHP adayı Mehmet Doğan arasında. Ancak DYP adayı Ünal Okyay da, ilçede sevilen bir isim. İlçenin son altı yıllık kaymakamı olan Okyay, ismine güvenerek yarışıyor.

Köse: Hem sosyal hem fiziki hizmet

"Maltepe'yi yaşanabilir bir ilçe haline getirmek için hazırladığımız hem fiziki, hem de sosyal projelerimiz var. Fiziki projeler olarak, kentin altyapısını tamamlayacak olan ulaşım mastır planı, eski Maltepe revizyonu, kentsel dönüşüm projesi, köprülü kavşaklar, bölge parkı ve Bağdat Caddesi düzenlemeleri yapacağız.
Bunun yanı sıra gençlik merkezi, kültür ve kongre merkezi, nikâh salonu, 100. yıl parkı yapacağız. Sosyal projelere yönelik olarak, kadın destek üniteleri, meslek edindirme kursları, aile destek evleri, muhtaçlar bilgi bankası, sokak hayvanları ıslahevleri, yoksulluk ve yolsuzlukla mücadele, cehaletle mücadele platformları kuracağız.
Bunun yanı sıra, dönemimizde kamu kurumları platformu, muhtarlar platformu,
afete hazırlık platformu gibi sosyal oluşumlara imza atacağız."

Doğan: Önce insan

"Belediye kaynaklarının bazı kara delikler yerine Maltepe insanına kullanılması için adayım. Bir sosyal demokrat aday olarak 110 proje hazırladım. İlçeyi depreme hazırlayacağım. Biz, 'İnsan yaşamalı ki, devlet yaşasın' diye düşünen bir siyasi görüşüz. İlçeyi, bir kent meclisi kurarak yöneteceğiz. Hangi etnik köken ve bölgeden gelmiş olursa olsun herkes yönetimde olacak. Deniz ulaşımı için iskele yapacağız. İlçeyi, tiyatro, resim ve fotoğraf sanatçıları için cazip bir yer haline getirmek istiyoruz. Karayolunda üç adet yoncalı yaprak köprüyle trafiği rahatlatacağız. Gülsuyu, Zümrütevler gibi mahalleler çağdaş kentlere dönüşecek.
18 mahallede 18 park, 10 kültür merkezi yapacağım."

Okyay: Kara deliklere son

"Maltepe'nin en önemli sorunu altyapı ve yönetim zaafiyeti. Maltepe'de çok ciddi bir deprem sorunu var. Çocuklar için park alanları yok. Maltepe'nin kütüphanesi, soyal tesisi, kültür sanat merkezi yok. Trafik sorunu çok büyük boyutta. Maalesef deniz trafiği olmayan Anadolu yakasındaki tek ilçe Maltepe. Projelerimiz hazır, hepsini çözecek gücümüz ve bilgimiz var. Maltepe'de E-5 karayolunun altına hizmet gitmiyor, merkezden kopmuş gibi bir izlenim var. Bu sorunu da öncelikli olarak ele alacağım. Buraya muhtarlık, sağlık merkezi, düğün salonu, kütüphane, kadın toplum merkezi ve kreş dahi bulunan belediye kompleksleri yapacağım. Fakir aile çocuklarına spor yapma imkânı sunacağım. Marina projesi kesinlikle hayata geçirilecek. Ben 25 yıllık kaymakamım. Belediyecilikle kaymakamlık aynı mantıkla çalışıyor. Tek şey için söz veriyorum. Rant sağlamadan görev yapacağım."


FATİH

500 bin kişilik nüfusun çoğunluğu Trabzon, Siirt, Malatya ve Kastamonu kökenli. Binlerce tarihi eser var, ancak turizmden hak ettiği payı alamıyor. Olası bir depremde, yapı stoku ve zemin açısından riskli.
Radikal sağın kalesi olarak bilinen ilçede, AKP adayı Mustafa Demir en şanslı aday. 1989' da ilçede belediye başkanlığı yapan CHP adayı Yusuf Günaydın da, hemşerileri Karadenizlilerin oyuna güveniyor.

Demir: Tarihe saygı
"Öncelikle tarihi yapıları restore edeceğiz. Tarihi doku içinde, modern bir kent sunacağız. Ayvansaray'dan Yedikule'ye kadar surların iç tarafını tamamen yeşil alana ve yürüme parkurlarına açacağız. Buraları, Rumeli Hisarı'nda olduğu gibi konser ve sanata açılacak. Surları restore edip Çin Seddi gibi yapacağız.
Fatih'te 8 bin tarihi eser var. Bunları koruyup, diğerlerini imar planlarına uygun olarak tekrar imar edeceğiz. Deprem riskine çözüm bulacağız. Herkesin evinin risk durumunu bildirip, alternatif sunacağım.
İmar planlarımız çıkarsa, ilçemiz bir ruha kavuşacak. Şu anda yaşayan bir şehir değil. Okulların bahçelerinin alt kısmı otopark olacak. Kadınlarımıza ve gençlerimize yönelik merkezler, meslek edindirme kursları açılacak."

Günaydın: Yeni bir ilçe
"En büyük sorun çevre. Eski yerleşim birimlerinden dolayı yapılaşma da çok sıkışık. İmar planıyla yapıları yenilemek istiyoruz. Böylece tarihi dokuları da ortaya çıkararak, iç ve dış turizme açacağız. Kişi başına düşen yeşil alan miktarı dünyada ortalama yedi metrekare. Bu oran Fatih'te ise 0.7 metrekare. Yeşil alanı, parkları artıracağız. Başkan seçilirsek, planlı bir döneme geçilecek ve kent rehabilite edilecek.
Deprem riski için, binaların analizini yaptıracağım. Bina sahiplerine uzun vadeli krediler sağlanacak. Fener-Balat-Zeyrek'te antik çağdan, Roma, Bizans ve Osmanlı'dan kalma üç bin tarihi eser var. UNESCO kredisiyle bunları kültür ve turizme kazandıracağız."


G.O.PAŞA

Göç nedeniyle, eğitim, sağlık, çarpık yapılaşma gibi pek çok sorunla boğuşuyor. Yarış AKP adayı Erhan Erol ile CHP adayı Sabri Öztürk arasında. Ancak 2002'de oyların yaklaşık yüzde 50'sini alan AKP'nin adayı en şanslı isim. CHP adayı Öztürk, eski belediye başkanı. Belli bir seçmeni var. Ancak SHP adayı Kemal Aytaç'ın sol oyları bölme tehlikesi var.

Erol: Balkanlar'ın merkezi olacağız

"Gaziosmanpaşa Türkiye'nin en büyük üç ilçesinden biri ama kimse tanımıyor. Herkes Gazi Mahallesi'nden ibaret sanıyor. İlçenin sorunlarını yerel yönetim bütçesiyle çözemezsiniz. Burası yıllarca merkezi hükümetten olmayan partilerce yönetilmenin sıkıntısını çekmiş. Biz bu dönemde Gaziosmanpaşa'da uluslararası kongre ve fuar merkezi yapacağız. Otoban çıkışlarında sanat ve kültür merkezleri oluşturacağız.
Ankara'daki Atakule gibi yapacağımız Paşakule'yle İstanbullular buradan Haliç ve Marmara'yı izleyecek, yemek yiyecek, alışveriş yapacak. Kamusal hizmet açısından Gaziosmanpaşa bir şantiyeye dönüşecek.
Amatör kulüplerin ortak kullanacağı bir spor merkezi kuracağız. İstihdam çok önemli. İşsizliği çözmek için tekstil firmalarının ilçemizde satış mağazaları açmasını teşvik edeceğiz. Burada Balkan göçmeni vatandaşlarımız ağırlıkta. Sosyal bilimler ağırlıklı Balkan Üniversitesi kuracağız ve burası Balkanlar'ın çekim merkezi olacak."

Öztürk: Herkese iş
"Gaziosmanpaşa'da daha önce beş yıl belediye başkanlığı yaptım. İlçenin ilk belediye başkanıyım.
O dönemde burada hiçbir altyapı yoktu ve ilçe tamamen gecekonduyla doluydu. İmar planlarını yaptık ve tapularını dağıttık. Ama ondan sonraki dönemde maalesef burası yoksul bir kent haline geldi. Burada yaşayan insanlar, aradıklarını bulacak hale gelmeli, başka bir ilçeye gitmek zorunda kalmamalı.
Burada yaşayan insanların ihtiyacı çevre. Sağlık ve çevre problemleri var. Önceliğim çevre ve bölgesel kalkınma. Yaratacağımız istihdam olanaklarıyla herkese iş bulacağız. Tüm binaları depreme karşı kontrol ettireceğim. Her mahalleyi bir Aanadolu vilayeti gibi düşüneceğim. O mahallede yeşil alanlar, gençlik merkezleri düşünüyorum. Bir üniversite kampüsünü buraya getirmeye çalışacağım."

Aytaç iddialı
"Şimdiye kadar ilçeyi yöneten belediye başkanları burada hiçbir iş yapmadı. İlçede büyük bir yolsuzluk ve yoksulluk var. Biz, yolsuzluk ve yoksulluğun üzerine gideceğiz.
Demokratik, katılımcı bir belediyecilik düzenleyeceğiz. Şeffaf, denetlenebilir bir belediye olacak. Tüm karar alma süreçleri halkın etkinliğiyle gerçekleşecek. Kadın sığınma evleri açacağız. Kent yaşamını engelliler için engel olmaktan çıkaracağız. Sağlık ocakları açacağız. Makam saltanatına son verip tüm kapıları kaldıracağız. Burada yaşamak keyif verecek."


Eski seçimlerden seçmeler

  • Mehmet Ö. Altan

    Cumhuriyet'in ilk çok partili seçimi
    Cumhuriyet döneminde ilk çok partili genel seçimler, 21 Temmuz 1946'da yapılmıştı. Ancak ilk çok partili yerel seçimler, 1930'daki belediye seçimleridir.
    1930'da Belediye Kanunu kabul edilmiş ve ekim ayında belediye seçimleri yapılması kararlaştırılmıştı. Bu süreçte ikinci çok partili siyasal yaşam deneyimini başlatan Serbest Cumhuriyet Fırkası (SCF) 12 Ağustos 1930'da kuruldu. 29 Ağustos'ta Edirne'de kurulan Türk Cumhuriyet Amele ve Çiftçi Partisi 'komünist temayüllü' olduğu için faaliyetlerine izin verilmemişti. 29 Eylül'de de Adana'da Ahali Cumhuriyet Fırkası kurulmuş, ama belediye seçimlerine katılamamış, dört ay sonra da kapanmıştı. Sonuçta belediye seçimlerine Cumhuriyet Halk Fırkası (CHF) ile SCF katıldı. Kanuna göre kadınlar da bu seçimlere katılabilecekti. Kadınlar Birliği, 1923 ve 1927 seçimlerinde olduğu gibi hemen harekete geçti. Etkili bir faaliyet yürüttü ve seçimlerde SCF'yi destekledi.
    SCF'nin kurulmasını isteyen, en yakın arkadaşını bu işle görevlendiren ve kız kardeşini partiye yazdıran Atatürk'ün kendisiydi. Ülke genelinde CHF'nin yüklendiği kurtuluş, kuruluş, modernleşme ve kalkınma misyonu benimsenmekle birlikte, bir hoşnutsuzluğun varlığı da hissediliyordu. 1929'da başlayan dünya ekonomik krizinin olumsuz etkileri Türkiye'ye yansımıştı. Tarım ürünleri fiyatları hızla düşmüş, nüfusun büyük bir bölümünü oluşturan köylüler bu durumdan çok etkilenmişti. Kentlerde ise sanayi ve ticaret sektörlerinde durgunluk yaşanıyordu. Öte yandan siyasal ve toplumsal muhalefet de baskı altındaydı. İşte bu ortamda 'denetimli' bir çok partili yaşama geçiş kararı alınmıştı. Böylece siyasal-toplumsal muhalefet SCF içinde emilebilir, meşru bir parti içinde kendini ifade edebilirdi. Bu karar, halk tarafından da heyecanla karşılanmıştı. Seçim süreci bayram havasında başlamış, ama kısa sürede bayram havası yerini siyasal gerilime bırakmıştı. Tam anlamıyla, evdeki hesap çarşıya uymamıştı.
    'Sandık memurunun donu...'
    Aslında SCF'nin başlıca sorunu, yalnızca CHF veya rejime muhalif oldukları için bir araya gelenlerden oluşmasıydı. Liberal, hilafetçi, Kürtçü, solcu, muhafazakâr, feminist.. ne kadar muhalif kesim varsa SCF'de toplanıyordu. Seçim sürecinde CHF ile SCF arasındaki gerilim de yükselmişti. Öte yandan SCF şubeleri ve seçim meydanları provokatif olaylara sahne olmuştu. Örneğin Adana'daki parti binasına Arapça yazılı bir pankart asılmış, İzmir mitinginde fes ve hilafet lehine sloganlar atılmıştı. Ortaya bir 'rejim sorunu' çıkınca, CHF de muhalefeti sindirmek için bu tür olayları çok iyi kullandı.
    Seçimler sırasında memurlar ve kolluk güçlerinin CHF lehine, SCF aleyhine baskı yaptıkları haberleri muhalif basında yer aldı. Örneğin Son Posta gazetesinde İstanbul'daki seçimlerle ilgili şu haber yer alıyordu: "Bir sandık memuru yakalandı. Donunun içinde rey pusulaları dolu idi." (12/0/1930)
    CHF'ye yönelik yolsuzluk iddiaları, SCF'ye oy atılmasını engellemek, sandık sonuçlarını değiştirmek ve seçimleri kaybettiği yerlerde seçimleri iptal etmek konularında yoğunlaştı. Seçimlerden sonra da SCF'ye oy verdiği için Silifke'nin cezalandırıldığı, il merkezi iken ilçe haline getirildiği iddia edildi. Bu arada bazı CHF'liler, sırf CHF'nin hazırladığı aday listesindeki isimlere duydukları tepki nedeniyle SCF'ye oy vermişlerdi. Sonuçta CHF, ezici bir çoğunlukla seçimleri kazanmıştı. SCF'nin başarısı sınırlı kaldı, 16 Kasım'da da kendisini feshetti. İkinci kez çok partili siyasal yaşama geçiş deneyimi başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Üçüncüsü için 1946 yılına kadar beklemek gerekecekti.

    Dayaklı, sopalı yarış

    1912 yılındaki seçimlerde İttihatçılar tam bir baskı ve korku ortamı yaratmışlardı. Sandık başına giden seçmenler, İttihatçıların fiili saldırı ve baskılarıyla karşı karşıya kaldı. Seçimlere askeri ve sivil devlet memurları müdahale etti. Başkalarının adına oy kullanmak, oy sayımı
    sırasında hile yapmak gibi olaylar da seçimlere gölge düşürdü. Bu seçimlere dönemin muhaliflerince 'dayaklı, sopalı seçim' adı verildi. Hürriyet ve İtilaf Fırkası karşılaştığı baskı ve maruz kaldığı şiddet nedeniyle adaylarını birçok yerden geri çekti.
    Seçimler gerilim içinde geçmişti. Bazı yerlerde çatışmalar çıkmış, yaralananlar hatta ölenler olmuştu. Propaganda süreci de gerilimi artırdı. İtilafçılar, 'Jönler' dedikleri İttihatçıların çocuklara şapka giydireceğini, giymeyenleri keseceklerini; halkı dinsizleştireceklerini; ülkeyi düşmana satacaklarını; padişah da dahil bütün memurların dinsiz olduklarını söylüyorlardı. İttihatçılar da '31 Mart' korkusu üzerine propaganda yapmışlardı. İttihatçılara göre İtilafçılar, '31 Mart kalıntısı', gerici, şeriatçı, bölücü, Abdülhamitçi ve dolayısıyla Meşrutiyeti boğmaya çalışan yobazlardı. Kazanan İttihatçılar oldu. Bu seçim ile birlikte kısa soluklu çok partili meşrutiyet dönemi de sona ermişti.

    Seçim hileleri-1912

    "Dün Kemeraltı Camii'nde intihabat pusulaları atılıyordu. İplikçi Fikri Efendi'nin taht-ı nezaretinde bulunan sandık başında müracaat edenlere-zahmet olmasın diye!..- pusulaları yazarak ve ellerine verip
    - Haydi kendi ellerinle at!
    Dedikleri görülmüştür."
    Hedef No:33-307 (6 Rebiyel Evvel 1330/12 Mart 1328/25 Mart 1912) s.1

    Bir anı
    Rıza Tevfik'in Gölgesi-1912


    [Dilini sadeleştirdik]
    "Seçim zamanı idi. Doğaldır ki bu nedenle halka -hiç olmazsa bizim parti üyelerine- nutuk söylemeye hakkımız kanunen kabul edilmişti. Ancak İttihat hükümeti gayet kuralcı olduğu için, bu demokratik hakkı bazı şartlarla sınırlamak konusunda ısrar etti. Memlekette İttihatçı azlıktı, lakin Millet Meclisi'nde çoğunluk külliyen onlardaydı. Sözü uzatmamak için hatipleri sınırlayan şartlardan yalnız birini örnek olarak veriyorum.
    Sokakta, meydan yerlerinde, hatta bir evin, yahut otelin bahçesinde nutuk söylenmeyecekti. Komite üyelerinin tercih ettiği tabire göre hatip mutlaka 'dam altında' söz söyleyecekti. Biz, muhalifler, eşeklik ettik de bu 'dam altı' tabirine itiraz etmedik. Komite başkanları 'dam' ile 'evi' fark etmeyen sınıftandı. Ben, Kozmidi ile beraber, Büyükada'da iskeleye yakın bir otelin merdiveni üzerinden, birkaç düzine adamla seçim hakkına dair bir nutuk verdim. İkindi vakti idi. Fesimin ve başımın gölgesi meğer biraz avluya aksetmiş! Dinleyenler arasında polisten başka birkaç İttihatçı
    da bulunuyormuş; kanuna aykırı hareket etmiş olduğumuzu hükümete resmi raporla ihbar etmişler; Kozmidi ile beni -Babı Seraskeri'de [Harbiye Nezareti]- bir asker heyeti sorguya çekti ve ikimizi de 25 gün hapse mahkûm etti. Bunu şaka söylemiyorum, namusum üzerine yemin ederim ki doğrudur ve bende resmi vesikaları vardır."
    [Hilmi Yücebaş; Filozof Rıza Tevfik Hayatı-Hatıratı-Şiirleri 5. Baskı (İstanbul: Gül Matbaası, 1978) s.161-162]
    -----------------------------------------
    YARIN: İstanbul: Kartal, Üsküdar, Sarıyer, Zeytinburnu
    Ankara: Çankaya, Sincan, Gölbaşı