Gensoru nasıl taktik oldu?

Gensoru nasıl taktik oldu?
Gensoru nasıl taktik oldu?
Önceden 'büyük haber' olan gensorular, artık muhalefet tarafından istenmeyen yasal düzenlemeleri engellemek için kullanılıyor. Bunun nedeniyse diğer yolların işlememesi, yani mecburiyet.
Haber: YURDAGÜL ŞİMŞEK / Arşivi

Meclis’te bu hafta hem MHP ve CHP ’nin sert muhalefet ettiği ‘Büyükşehir Yasa Tasarısı’ görüşmelerine devam edilecek hem de MHP’nin tasarıyı engellemek amacıyla 8 bakan hakkında verdiği 9 gensorunun öngörüşmeleri yapılacak. Gensorular nedeniyle AKP ’de milletvekillerine ‘yurtdışı’ yasağı geldi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da muhalefeti Meclis’in en önemli denetim mekanizması olarak nitelenen gensoruyu ‘sulandırmakla’ eleştirdi. Aslında haksız da değildi. Çünkü bir zamanlar gensoru önergesinin bırakın Meclis Başkanlığı’na sunulması muhalefet tarafından verileceğinin kulislerde dile getirilmesi bile büyük haberdi. Gensoru hazırlığı, o bakanla ilgili birtakım belge ve bilgilerin Meclis gündeminde tartışılacağı anlamını da taşırdı. Oysa artık ‘gensoru’nun bu düzeyde bir önemi kalmadı. Bunun nedeni, muhalefetin gensoruyu, karşı çıktığı yasal düzenlemeleri engellemek için kullanması oldu. Son olarak MHP ‘kırmızı çizgisi’ olarak ilan ettiği Büyükşehir Yasa Tasarısı’nı engellemek için son mekanizmasını devreye soktu. Bunun nedeni ‘gensoru’nun anayasa gereği, iktidar tarafından engellenememesi, öngörüşmelerin on gün içinde yapılmak zorunda olması. Yani ‘mecburiyet’. Muhalefetin gensoruyu nasıl ‘taktik’ haline getirdiğini anlamak için öncelikle Meclis’teki denetim mekanizmalarına ve nasıl uygulandığına bakmak gerekiyor.
Meclis’te denetim ‘yazılı-sözlü soru’, ‘genel görüşme’, ‘Meclis araştırması’, ‘Meclis soruşturması’ ve ‘gensoru’ mekanizmalarıyla yapılıyor.

Cevapsız kalabiliyor Sözlü soruların cevaplandırılması için Genel Kurul’da haftanın en az iki gününde, birer saatten az olmamak şartıyla belli bir süre ayrılması gerekiyor. Ancak genelde iktidar aylarca sözlü sorulara cevap vermiyor. Yazılı soruların da en geç 15 günde cevaplandırılması gerekiyor. Oysa bu sürede cevap verilen soru önergesi neredeyse yok gibi. Genel görüşme; toplum ve devlet faaliyetlerini ilgilendiren belli bir konunun TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmesi için verilen önergeye deniyor. Genel görüşme önergesinin Genel Kurul’a gelmesi de iktidar partisinin onayına bağlı. Belli bir konuda bilgi edinmek amacıyla yapılan incelemeye Meclis araştırması deniliyor. Ancak araştırma önergelerinin Genel Kurul’da görüşülmesi de komisyon kurulması da yine iktidarın desteğiyle mümkün olabiliyor. Diyelim ki komisyon kuruldu, bu kez de iktidar partisi komisyonun gerek çalışma yönteminde gerekse hazırlanacak raporda belirleyici oluyor.

Gensoru en hesaplısı
Gensoru önergesinin ise basılıp üyelere dağıtılmasından itibaren on gün içinde gündeme alınıp alınmayacağı görüşülüyor. Görevde veya görevinden ayrılmış olan başbakan ve bakanlar hakkında verilebilen meclis soruşturmaları ise önergenin verilişinden itibaren bir ay içinde karara bağlanmak zorunda. Dolayısıyla sadece gensoru ve soruşturma önergelerinin görüşmesi süreye bağlı. Muhalefet de sık sık, ‘taktik amacıyla’ bu mekanizmalara başvuruyor.

 

Başkanlık bir gün mutlaka... Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, üniter yapıyı bozmadan başkanlık sistemine geçmeyi önerdiklerini, Türkiye’nin özellikleri ve ihtiyaçları dikkate alınarak yapılacak kendine özgü sisteme ‘Türkiye modeli başkanlık sistemi’ adının verilebileceğini söyledi. Kanal 24’te soruları yanıtlayan Bozdağ, başkanlık sistemiyle ‘federatif bir yapının ortaya çıkacağı, üniter yapının bozulacağı’ gibi yanlış bir algı oluştuğuna işaret ederek “Bunlar başkanlık sisteminin özelliği değil, ABD’nin siyasi tercihidir. Bizim öngördüğümüz sistem, Türkiye’nin gerçeklerini, tarihi, kültürel yapısını, dokusunu dikkate alan ama başkanlık sisteminin özellikleriyle bütünleşen bir yeni sistem” diye konuştu. “Başkanlık sistemi ‘tek adamlık yapar, diktatörlüğe yol açar’ diyenler bilmiyorlarsa cehaletlerinden söylüyorlar” diyen Bozdağ, şunları söyledi: “Biz Sayın Başbakan için bunu istemiyoruz. Güç manasında istemiş olsak, başkan seçilmesi halinde şu andaki pozisyondan daha güçlü bir noktaya gelmeyecek. Yasama ayrı ve bağımsız hale gelecek. Partiye hükmedemeyecek ve ayrı bir noktaya gelecek. Biz bunu Türkiye için istiyoruz. Anayasa Uzlaşma Komisyonu yapısı buna izin verir mahiyette değil. Bizim de milletvekili sayımız anayasayı değiştirecek çoğunlukta değil. Bunu fiilen hayata geçirme imkânımız gözükmüyor. Ama biz bunu anlatmaya devam edeceğiz. Çünkü Türkiye’nin sorunlarının çözümünün çaresi başkanlık sistemi. İnanıyorum ki Türkiye mutlaka bir gün başkanlık sistemine geçecektir.” {ANKARA / RADİKAL}