'Gönülsüz' bir darbe davası

'Gönülsüz' bir darbe davası
'Gönülsüz' bir darbe davası
Yıllarca beklenen 12 Eylül davasında 11 duruşma geçti ama özellikle resmi kurumların ilgisizliği umut kırıyor. Buna son örnek MASAK'ın özensiz raporu oldu.
Haber: MESUT HASAN BENLİ / Arşivi

12 Eylül askeri darbesine ilişkin davaya MASAK’ın gönderdiği ‘özensiz’ rapor, devlet kurumlarının yargılamaya bakış açısının son örneğini oluşturdu. Genelkurmay başta olmak üzere birçok devlet kurumu, mahkemenin istediği belgeleri göndermezken, davaya müdahillikleri kabul edilen TBMM ile Başbakanlık’ın ise sürece hiç katkısı olmadı.
Tarihi 12 Eylül davası süreci, ‘sanıkların yargılanıp yargılanamayacağı’ ve ‘zamanaşımı’ tartışmaları gölgesinde başladı. Nihayet dava safhasına geçilebildi ancak davaya devlet kurumları ile sivil toplum kuruluşlarının ilgisizliği dikkat çekiyor.
Tarihi davanın görüldüğü Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin resmi kurumlardan istediği belgelerin büyük bölümü gönderilmedi. Başta Genelkurmay Başkanlığı, MASAK ve MİT gibi kurumların, istenilen belgeleri göndermemesi tepkiyle karşılanırken, dava dosyasında, darbenin temel belgesi sayılabilecek “Bayrak Harekât Planı’nın orijinali bile bulunmuyor. Mahkemenin defalarca istemesine rağmen Genelkurmay bu belgeyi göndermedi. Mahkeme son duruşmadaki ara kararlarında 12 Eyül 1980 öncesinde Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları arasında yapıldığı iddia edilen toplantılara ilişkin tutanakları bir kez daha istedi. Mahkeme, yine daha önce istediği ancak gönderilmeyen ‘Bayrak Harekât Planı’nı da tekrar istedi.
‘İşkence’ soruları yanıtsız
Mahkemeye diğer askeri kurumlardan gelen yanıtlar da farklı değil. Mamak ve Diyarbakır Cezaevi’nde yaşanan işkence olaylarına ilişkin bilgi ve belge bulunup bulunmadığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na sorulmuş ve “Kayıt bulunmadı” karşılığı alınmıştı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ‘işkence soruşturmasına’ ilişkin bilgi talebi de karşılanmadı. Mahkeme MİT’e de çok sayıda yazı yazarak darbe dönemindeki olaylara dair bilgi istedi. Ama MİT, başta ‘Kanlı 1 Mayıs’ olmak üzere, Çorum, Sivas ve Maraş olaylarına ilişkin, sadece o dönem hazırlanan ‘ön rapor’ları göndermekle yetindi.
MASAK’tan özensiz rapor
 
Mahkeme’nin, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianameyi TBMM ve Başbakanlıka göndermesi üzerine bu iki kurum da davaya müdahillik başvurusu yapmıştı. Ancak 11. duruşma geçmesine rağmen, gerek TBMM gerekse Başbakanlık’tan yetkili düzeyde hiç kimse duruşmalara katılmadı. Son iki duruşmada, avukatlar sanıklara yüzlerce soru sorarken TBMM ve Başbakanlık avukatları tek bir soru bile yöneltmedi.
İlgisizliğin en somut örneğini ise MASAK sergiledi. Darbecilerin mal varlıklarına ilişkin gönderilen raporda ‘sonuç ve değerlendirme’ bölümü bulunmadığı gibi, gönderilen bilgilerin özensizliği de dikkat çekti. Mahkemenin, ‘darbecilerin darbe öncesi ve sonrasına ilişkin malvarlıklarının karşılaştırması’ talebini de yerine getirmeyen MASAK, sadece 1997’den sonrasına ilişkin bilgi gönderdi. Rapor, mahkeme yetkililerinden de “Bunun içinden çıkılmaz. Tapu ve bankalardan gelen bilgileri analize tabi tutmadan olduğu gibi klasöre koymuşlar” şeklinde eleştiri almıştı. Raporun anlaşılmaz dili de eleştiri konusu oldu.
Yatakta savunma için
 
Davanın iki sanığı Kenan Evren ile Tahsin Şahinkaya’nın, en sonunda yataklarından ifade vermeleriyle sonuçlanan ‘nerede ifadeleri alınacak’ tartışmaları da dava sürecinde umutları kıran bir gösterge olmuştu.
Evren ve Şahinkaya’nın GATA’dan aldıkları ‘duruşmaya gelemezler’ raporlarına itibar edilmedi ve üniversite hastanelerinden rapor alması istendi. Ancak Evren ve Şahinkaya için, Ankara ve Marmara üniversiteleri ‘ifade dahi veremezler’ raporu düzenledi.

‘Kim ne almış, vermiş bilmeyiz’
 
Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanı Mürsel Ali Kaplan, Kenan Evren ve MGK üyelerinin yakınlarına ait mal varlıklarına yer verilen ve içeriğindeki yanlışlar nedeniyle eleştirilen raporla ilgili açıklama yapmasının kendilerini ‘olayların tarafı’ gibi göstereceğini söyledi. Kaplan, “Biz kamunun mali istihbarat birimiyiz. Bizden istenen bir veri var, derleyip aktarmışız. Kim ne almış, ne vermiş bunları biz bilmeyiz” demekle yetindi.