Gözü arkada kalır mı?

Gözü arkada kalır mı?
Gözü arkada kalır mı?
KKTC'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın tedavi gördüğü Yakındoğu Üniversitesi Hastanesi'nde hayatını kaybetti.
Haber: DENİZ ZEYREK / Arşivi

Rauf Denktaş’ın biyografisini ölümü nedeniyle birçok yerde okumuşsunuzdur. Gerçekten mücadele dolu bir ömür. Rumlara karşı silahlı mücadele verdiği dönem bir kenara bırakılırsa, müzakereci olarak siyaset arenasına girdiği 1968’den koltuğu Mehmet Ali Talat’a bıraktığı Nisan 2005’e dek, 5 Rum lider, 5 BM genel sekreteri, Türkiye’de 6 cumhurbaşkanı, 13 başbakan ile çalıştı. 

Denktaş’ı, müzakere süreçlerinde izleyenler bilir. Kıbrıs davasına dair birikimi, sözcük düzeyinde bir hassasiyetin ürünüydü. Bazen, ortak metinlere konulacak bir sözcük için bile günlerce ayak diretirdi. Mesela, yıllar önce genç dış politika muhabirleri olarak, ortak bir metine konulmak üzere pazarlığı yapılan ‘Recognition’ ve ‘acknowledgment’ sözcüklerinin diplomasideki anlamları arasındaki ‘uçurumu’ Denktaş’ın o direnci sayesinde görmüştük. Ele geçirip haberleştirdiğimiz bir metin için “O ortak metin değil, üzerinde beyin cimnastiği yaptığımız bir ‘non-paper’” diyerek tarihin çöplüğüne attığında da müzakerelerdeki sağlamcılığına tanıklık etmiştik.
Denktaş eski kuşak bir siyasetçiydi. Hani şu, ‘mücadelede çok bedel ödeyip, her şeyi hak ettiğini düşünen’ tarz siyasetçilerden. Bu nedenle de –beğenin ya da beğenmeyin- fikirleri konusunda son derece tavizsizdi. Hem BM’de hem Kıbrıs’ta bir köyde etrafındakilerde saygı uyandıracak bir karizması vardı. Entelektüeldi, okur yazardı. Bu yüzden iyi bir hatip ve münazaracıydı. En iyi yaptığı iş, Rumlarla ve Yunan halkıyla neden anlaşamayacaklarını anlatmaktı. Ancak hiçbir zaman 6 milyar nüfuslu kürede KKTC’nin Rumlar ve Yunanistan dışındaki ülkelerle yıldızının barışamamasını da açıklayamadı. 

Kesilen hayat damarları 
KKTC’deki Politika Okulu’nda bu kendisine sorulunca “Geri kalan da bizim devlete inanmıyor ki” demekle yetinmişti. Kıbrıslı bir akademisyen, dün Denktaş’ı anlatırken, “2005’te gitmeseydi, müzakerelere devam edebilseydi daha çok yaşardı. Kıbrıs davasından, siyasetten fiilen uzak kalınca hayat damarlarından biri kesilmiş oldu” yorumunu yaptı. Yıllardır el üstünde tutulduğu ‘Anavatan’ dediği Türkiye ile ters düşmesi, aynı dönemde KKTC sokağındaki eski görkeminden eser kalmaması da Denktaş’ın kesilen diğer can damarlarıydı.

Çözümü göremeden... 
Bunu 60’lı ve 70’li yıllarda Türkiye’ye gönderdiği Kıbrıslı Türklerin Ada’ya döndükten sonra, özellikle de 2000’li yıllarda ‘Komunist’, ‘liberal’ ve ‘AB’ci’ olmasına bağlıyordu. Denktaş, yıllarca uğruna mücadele ettiği ‘Kalıcı Çözüm’ü görmeden gitti. Ölmeden hemen öncebilincini yitirmeye başladığı saatlerde Rum lider Hristofyas’a ‘Özgür KKTC’ nutku atması, son saniyelerine dek Kıbrıs davasına adanmış bir ömrün göstergesiydi. İnsanın içinden ‘gözü arkada kaldı mı’ sorusunu sormak geliyor ama konuştuğumuz Kıbrıslı akademisyen, “Derviş Eroğlu’ndan, Mehmet Ali Talat’tan, oğlu Serdar’dan memnundu. Davayı iyi öğrencilere bıraktığına inanıyordu” sözleriyle ‘gözü arkada kalmadı’ yorumunu yaptı.

1980 öncesi ve sonrası
Denktaş’ın siyasi hayatını herkes “2004 Annan Planı öncesi” ve “2004 sonrası” diye ikiye bölse de Denktaş’ın kırılma noktası Türkiye’deki 12 Eylül 1980 askeri darbesidir. Denktaş, 1973’te Rumlarla çözüme çok yaklaşmıştı ve çözüm Rum Kesimi’ndeki Makaryos darbesiyle suya düşmüştü. Makaryos gittikten sonra 1979-80’de ikinci kez Rumlarla çözüm noktasına geldi ama bu kez de Türkiye’de 12 Eylül askeri darbesi oldu. Denktaş, 1980’den sonra müzakerelerde tamamen Ankara’nın belirlediği bir rotaya girdi. Geçmişte, Türk Mukavemet Teşkilatı döneminde ilişki kurduğu Türk milliyetçileri ile TSK’nın Denktaş’ın üzerindeki etkisi 1983’te KKTC kurulduktan sonra daha da arttı. 1990’ların ortalarında Türkiye’de ortaya çıkan ‘derin devlet’ ilişkileri, kumarhanelerin KKTC’ye taşınması gibi faktörler de Denktaş’ı siyaseten zorladı. Ada’nın Susurluk çetesi benzeri oluşumlar için ‘kurtarılmış cennete’ dönüşmesi, özgürlük ve bağımsızlık gibi konularda hassas olan Kıbrıs Türk halkının Denktaş yönetimine bakışını da değiştiriyordu.

2004’ün gelişi…
Yüzbaşılığından tanıdığı subayların Türk Silahlı Kuvvetleri’nde komuta kademesinde bulunduğu dönemlerde Ankara’da da el üstünde tutulan Denktaş, 2002’de Ankara’daki ‘iktidar’ değiştikten sonra ise 1980’de yaşadığı dönüşümü yaşamadı. Mevcut duruşunu korudu. Bu yüzden de hem Ankara ile ipleri attı, hem çözümü ve AB üyeliğini isteyen Kıbrıs Türk halkı ile arasına kara kedi girdi. Bu süreç, Denktaş’ın Nisan 2005’te KKTC siyasi hayatından fiilen çekilmesiyle son buldu.


Ankara’dan başsağlığı:
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül: “Milletimiz gerçek bir kahramanını yitirdi”.
Başbakan Tayyip Erdoğan : “Merhum Denktaş’ın idealleri, uğruna hayatını vakfettiği KKTC topraklarında ebediyen yaşacaktır” Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu: “Yürüttüğü onurlu mücadeleyle tam bir dava adamı ahlakını yaşamı boyunca sürdürdü”.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç: “Milletimiz büyük ve yiğit bir evladığını kaybetti”.
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay: “Türk milleti Denktaş’ı asla unutmayacak, daima onun haklı mücadelesinin eseri olan KKTC’ye sahip çıkmaya devam edecek”.
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel: “Denktaş, Kıbrıs davası’nın kahramanıdır. Hizmetleri unutulmayacaktır”.
Eski Başbakan Tansu Çiller: “Kendisiyle uzun süre çalışma imkânımız oldu. Türk dünyasının bir kahramanı, bir büyük devlet adamı idi”.

Dünya basını:
BBC (Britanya): “Denktaş, Kıbrıs Türk hedefinin sembolü. KKTC’nin 30 yıldan fazla destekçisi”.
New York Times (ABD): “Kıbrıslı Türklerin liderliğini yapan Denktaş 87 yaşında öldü”.
LA Times (ABD): “Adanın birleşmesine karşı olan Denktaş’ın vefatı adayı birleştirmek için yapılan bir başka diplomatik zorlamanın ortasına geldi”.
To Vima (Yunanistan): “Kıbrıslı Türklerin 1963 yılındaki direnişlerinde başrol oynadı.

Rum basını kin kustu
Rum basını, “Yunanca konuşarak Kıbrıs Türk devleti ile Rum lider Hristofyas’a değinerek son nefesini verdi”, “Birçok cinayet işleyen terör örgütü TMT’nin kurucusuydu”, “Kıbrıs’taki işgalin lideri Rauf Denktaş öldü” ifadelerini kullandı.

Denktaş, 17 Ocak’ta uğurlanacak
KKTC’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın tedavi gördüğü Yakındoğu Üniversitesi Hastanesi’nde hayatını kaybetmesi üzerine Ankara’nın yanı sıra tüm dünyadan başsağlığı mesajları geldi. Denktaş, 17 Ocak Salı günü ailesinin karar vereceği yere devlet töreniyle defnedilecek. Törene, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan da katılacak. Türkiye’de Denktaş’ın ölümü üzerine ulusal yas ilan edildi. Başbakanlık, Denktaş’ın defnedileceği günün bitimine kadar yurtta ve dış temsilciliklerde bayrakların yarıya çekilmesinin uygun görüldüğünü duyurdu.