GÜLEN CEMAATİ'NDEN İDDİALARA SERT YANIT Darbe planlarını hatırlatıyor

GÜLEN CEMAATİ'NDEN İDDİALARA SERT YANIT
Darbe planlarını hatırlatıyor
GÜLEN CEMAATİ'NDEN İDDİALARA SERT YANIT
Darbe planlarını hatırlatıyor
Yazarlar Vakfı: Hizmet'e gönül veren kişilerin bürokrasiden tasfiye edildiğinin söylenmesi darbe dönemi planlarını hatırlatıyor.

Gülen Cemaati’ne yakınlığıyla bilinen Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı (GYV), Gezi eylemlerine destekten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ’ın ofisine böcek konulmasına, MİT soruşturmasından çeşitli partilerle ittifaka kadar son zamanlarda gündeme getirilen iddialara yanıt verdi. Açıklamada 11 iddia ve suçlama tek tek cevaplandı ve şu değerlendirme yapıldı: “Bu iddiaların bazılarını gündeme getiren ve yazan kişilerin ‘Hizmet Hareketi’ne karşı ‘Bir savcı, 3 polisle hizmeti terör örgütü ve çete kapsamına sokarız, bitiririz’ gibi karanlık niyetleri ifade ediyor olmaları, buna ilave olarak dershanelerin kapatılma düşüncesini ‘cemaate had bildirme’ olarak gündeme getirmeleri ve hizmete gönül verdiğini düşündükleri kişilerin bürokrasiden tasfiye edildiğini ifade etmeleri ne acıdır ki derin devlet refleksi ve post-modern darbe dönemi planlarını hatırlatmaktadır.” “Bu duyurunun amacı, yapıcı eleştirilerin önünü kesmek değil aksine daha sağlıklı bir tartışma ortamına katkı sağlamaktır” denilen açıklamada yer alan iddia ve yanıtlar özetle şöyle:
GEZİ PARKI EYLEMLERİNİN ARKASINDA HİZMET VARDI: Barışçıl olduğu ilk günlerde, hükümete yakın çevrelerden de olmak üzere toplumun her kesiminden bireylerin katıldığı protestoya, ‘Hizmet’e sempati duyan bazı kimselerin çevreci duyarlılıklarla olumlu bakmış olmaları, Hizmet Hareketi’nin komplo içinde olduğu anlamına gelmez. Nitekim Gülen, masum taleplerle başlayan eylemin daha sonra art niyetli çevreler tarafından istismar edildiğinin ve bazı uluslararası medyanın olumsuz algılanacak tavır içinde olduğunun altını çizmiştir. Başbakan Erdoğan, olaylar hâlâ devam ediyorken Kazlıçeşme mitinginin arkasından Türkçe Olimpiyatları’nın kapanış törenine gelmiş ve Hizmet Hareketi’ni övmüştür. Her türlü istihbarata sahip olan Başbakan, ‘Gezi komplosu’nun arkasında Hizmet Hareketi’nin olduğunu düşünseydi bu övgüleri hiç şüphesiz yapmazdı.
EYLEMCİLERİ ‘HİZMET’E YAKIN SAVCI VE HÂKİMLER BIRAKTI: Son dönemde bazı haber ve yazılar sayesinde ‘Hizmet’e yakın olduğu iddia edilen yargı mensuplarının tasfiye edildiği kamuoyunun bilgisi dahilindedir. Uzun zamandır tutuklu yargılamaları problem olarak gören çevrelerin şimdi ‘yargı neden tutuklamıyor’ diye şikâyetçi olmaları da büyük bir tutarsızlıktır. Ergenekon davalarını gayrimeşru hale getirmek için yakın geçmişte vesayetçi çevrelerin dillerine doladığı ‘Cemaatçi yargı’ ithamının şimdi başka çevreler tarafından gündeme getirilmesi ve bunların bir tepki görmemesi de son derece düşündürücüdür.
‘HİZMET’LE BAĞLANTILI POLİSLER ÇADIRLARI YAKTI, EYLEMLERİN BÜYÜMESİNİ SAĞLADI: Bütün müdahale talimatlarının hükümetten geldiği ve çadırları belediye zabıtasının yaktığı ortaya çıkmıştır. Başbakan da emniyet güçlerine talimatları kendisinin verdiğini ifade etmiş, onları performanslarından dolayı ödüllendirmiştir.
CEMAAT MISIR’DAKİ DARBEYE KARŞI ÇIKMIYOR: Hocaefendi, Mısır’daki olaylar üzerine açıkça “Demokrasi bir kere daha darbe yedi” demiştir. Hizmet Hareketi’ne yakın olan medya organlarının hiçbirinin editoryal çizgisinde darbeye sıcak bakan bir üslup olmadığı gibi, tüm yayınları net bir şekilde darbe karşıtı olmuştur.
İKTİDARA ALTERNATİF ARAYANLAR GÜLEN’LE GÖRÜŞÜYOR: Yakın geçmişe kadar Hocaefendi’nin Türkiye’de yaşamasını bile hazmedemeyenler bulunmaktaydı. Görünen o ki, şimdi bunlara gurbette ziyaretçilerini hazmedemeyenler de eklenmiş. Unutulmamalı ki, özgür bir insanın en temel demokratik haklarıyla bağdaşmayan bu saygısız tavır bir tür tecrit çabası olarak algılanmaktadır.
HİZMET, VESAYET KURMAK VE İKTİDARA ORTAK OLMAK İSTİYOR: Tavsiye veya eleştiride bulunan sivil toplum oluşumlarını, iktidar peşindelermiş gibi sunarak, onlara ‘siyasete karışma’, ‘öyleyse parti kur’ ya da ‘seçimleri bekle’ demek demokratik sistemin ruhuyla bağdaşmaz ve kabul edilemez. Vatandaşların kendi devletinde görev almasının ‘devleti ele geçirme’, ‘devlete sızma’, ‘vesayet kurma’ veya ‘paralel iktidar oluşturma’ şeklinde sunulmasının iyi niyetle açıklanması mümkün değildir ve üstelik benzer ifadeler ‘eski Türkiye’ye ait bir bakışı hatırlatmaktadır. Geçmişten bugüne olageldiği gibi, ‘vesayet oluşturma’ ve ‘iktidara ortak olma’ iftiralarıyla, bürokratik katmanlarda belli toplumsal kesimlerin tasfiye edilmesi ve dışlanması amacı varsa, bu hukuk ve demokrasinin temel ilkelerine aykırıdır. İnsanların ‘Hizmet Hareketi’ne nispet edilerek anayasal bir suç olan fişlenmesi ve sonra da tasfiye edilmesi demokratik değildir.
HİZMET, KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNE KARŞI: Gülen’in, hem çözüm sürecinin çok öncesinden hem çözüm süreci başladıktan sonra yaptığı açıklamalar çok açıktır ve hükümetin Kürt sorununun çözümü konusunda takip ettiği çizginin ilerisindedir. Öte yandan, çözüm süreciyle ve sürecin sağlıklı yürümesiyle ilgili samimi tavsiye ve ikazlar çözüm karşıtlığı olarak görülemez/gösterilemez. ‘Hizmet Hareketi’nin pozisyonu bu iken, hükümetin arkasında durduğu KCK davalarının faturasını Hizmet Hareketi’ne mal etmek gibi çarpıtma örnekleri ile topluma yanlış algılar pompalamak büyük bir haksızlıktır.
HİZMET 7 ŞUBAT’TA BAŞBAKAN’I TUTUKLAYACAKTI: Bu çok açık, aklıselim hiçbir vicdanın asla kabul edemeyeceği büyük bir iftiradır. Hizmet Hareketi’ne bu iftirayı atanlar, Başbakan’ı tutuklamakla ‘Hizmet Hareketi’nin ne elde edeceğini ve sadece 9 ay öncesindeki seçimlerde yeni anayasa için cansiperane çalışırlarken neden bir anda komplocu oldukları sorusuna bugüne kadar mantıklı ve ikna edici bir cevap verememişlerdir. Her türlü demokratikleşme çabasını ve derin yapıların ortaya çıkarılmasını destekleyen, Ergenekon davalarına da bu yüzden destek olan Hizmet Hareketi’ne yakın bazı medya organlarının, MİT soruşturmasını bu süreçlerle bağlantılı görerek olumlu bakması, Başbakan’a karşı komplonun içinde olunduğu iddiasını asla doğrulamaz. Herhangi bir savcı bir yana, Yargıtay Başsavcısı’nın bile Başbaka’na ve bakanlara dava açma yetkisi yoktur. Hal böyleyken, “Başbakan tutuklanacaktı” iddiası saçma bir iftiradan öte değer taşımamaktadır. Hizmet Hareketi’ne gönül verenler, AK Parti ’deki hukukçu vekillerin ve yöneticilerin bu art niyetli iftiraların devam etmesine neden göz yumduklarını bir türlü anlayamamakta ve gönül kırgınlığı yaşamaktadırlar.
HİZMET BAZI PARTİLERLE İTTİFAK YAPACAK: Hizmet Hareketi, bugüne kadar hiçbir parti ile ittifak yapmadığı gibi bundan sonra da hiçbir parti ya da kişi ile ittifak yapmayacaktır.
BAŞBAKAN’IN ODASINA BÖCEK KONULMASI: Devletteki kurumlararası mücadelenin bir kurbanı haline getirilmek istendiği aşikâr olan ‘Hizmet Hareketi’nin ‘Başbakan’ı dinlemek’ gibi açık bir iftirayla yıpratılmaya çalışılması asla kabul edilemez. Konusu bariz suç teşkil eden böyle bir iddianın gereğinin yapılmamış ve hâlâ yargı yoluyla aydınlatılmamış olması ise düşündürücüdür.
GÜLEN NEDEN DÖNMÜYOR? ABD’DE OLDUĞU İÇİN ABD’NİN ETKİSİ ALTINDA: Bu, Sayın Gülen’e yapılan çok açık bir hakaret ve iftiradır. Yukarıdaki iddiaların bazılarını gündeme getiren ve yazan kişilerin Hizmet Hareketi’ne karşı ‘bir savcı 3 polisle hizmeti terör örgütü ve çete kapsamına sokarız, bitiririz’ gibi karanlık niyetleri ifade ediyor olmaları, buna ilave olarak dershanelerin kapatılma düşüncesini ‘Cemaate had bildirme, olarak gündeme getirmeleri ve Hizmet’e gönül verdiğini düşündükleri kişilerin bürokrasiden tasfiye edildiğini ifade etmeleri ne acıdır ki derin devlet refleksi ve post-modern darbe dönemi planlarını hatırlatmaktadır.