Halk üyelik değil vizesiz AB istiyor

Halk üyelik değil vizesiz AB istiyor
Halk üyelik değil vizesiz AB istiyor
AB Bakanı Bağış, AB hedefinden vazgeçmediklerini söyledi. Bağış, "AB üyeliğine destek azaldı. Halk üyelik değil vizesiz AB istiyor" dedi.
Haber: DENİZ ZEYREK - deniz.zeyrek@radikal.com.tr / Arşivi

Türkiye , dış politikada Suriye, İran gibi konulara kilitlenmişken, uzun zamandır unutulan Avrupa Birliği (AB) üyelik sürecinde önemli gelişmeler yaşanıyor. Rum Kesimi AB Dönem Başkanı oldu, Türkiye Dönem Başkanı’nı tanımayacağını ama 6 ay boyunca müzakere kriterleri için çalışacağını ilan etti. Nicolas Sarkozy gidince Fransa’nın tavrı değişti ve bu durum ilk meyvesini “vizesiz Avrupa” alanında verdi. AB Bakanı Egemen Bağış, AB ile gelinen noktayı ve yapılacakları Radikal’e anlattı.

Bakan Bağış, bakanlığı’nı “Türkiye’nin reform mutfağı” olarak niteledi. Bu mutfağın temel görevi “diyetisyen AB’nin” reçetelerini hayata geçirmek. Ülkeler açısından AB müktesebatının adeta bir diyetisyen reçetesi gibi olduğunu belirterek, “ülkelerin daha demokratik, daha şeffaf, daha müreffeh olmasına yardım eden bir reçete. Avrupa’nın içindeki ekonomik kriz, yarımada devletinin dönem başkanlığı, bazı vizyonsuz siyasetçilerin Türkiye aleyhtarı söylemleri bizim motivasyonumuzu azaltmaz, aksine kamçılar. Diyetisyenin kendisinin kilolu olması reçetesinin kötü olduğu anlamına gelmez. Bizim için önemli olan o standartları yakalamak.”

‘Her şey iyi’ demiyorum
AB’nin ve Türkiye’deki bazı kesimlerin basın özgürlüğü, uzun tutukluluk gibi konulardaki eleştirilerini değerlendirirken “Ben Türkiye’de her şey mükemmel demiyorum” yorumunu yapan Bağış, “Sorunlarımız var ama dünün Türkiye’sinden çok daha iyi bir noktadayız ve yarınla ilgili perspektiflerimiz bir umut veriyor. Reformlar devam ediyor. Eksiklikleri gidereceğiz. Her ülkenin reforma ihtiyacı var. Bizim için de AB süreci reformlar için bir yol haritası. Sorunları teker teker çözmenin yollarını arıyoruz” diye konuştu.

2014’te uyum tamam
Rum Kesimi’nin dönem başkanlığı bittiğinde Fransa’nın tavrında değişiklik olması ve eski Cumhurbaşkanı Sarkozy döneminde Fransa’nın engellediği konuların ortadan kalkması halinde Türkiye’nin de atması gereken adımları atacağını belirten Bağış, “Fasıl açıldığı zaman boyumuz uzamaz. Önemli olan o faslın açılış kriterlerini yerine getirdiğimize kendimizin kanaat getirmesi” yorumunu yaptı. Halihazırda AB müktesebatının yüzde 70’inin hayata geçirildiğini söyleyen Bağış, 2014 sonuna dek Türkiye’nin AB Müktesebatına uyumlu hale gelmesini hedeflediklerini ve bunun için geç olmadığını vurguladı.

Sarkozy’nin gidişi iyi oldu
Vize konusunda 30 yıldır sağlanamayan bir noktaya gelindiğini söyleyen Bağış, bunun Sarkozy’nin gidişinin en belirgin ve somut katkısı olduğuna işaret etti. Konuyla ilgili AB’nin bir eylem planı oluşturup Türkiye’ye sunacağını, uzlaşmaya varılırsa Türkiye’nin geri kabul anlaşmasını imzalayacağını belirten AB Bakanı Egemen Bağış, şöyle devam etti:

“Plan gerçekleştikçe geri kabule ilişkin adımlar da atılacak. Geri kabul anlaşması bizim vatandaşlarımızın vizesiz seyahatine endeksli olacak. Süreci 3-4 yılda tamamlarız. Vatandaşlarımız için serbest dolaşım AB’ye üyelikten daha önemli. AB’ye üyelik desteğinde azalma var. 2002’de ‘girmeli’ diyenler yüzde 76, 2012’de yüzde 37.7. Bu milletimizin AB standartlarına değil AB politikalarına tepkisini gösteriyor.” Hakkındaki ‘Türkiye’yi AB’ye sokmamaya çalışıyor” eleştirilerini hatırlattığımız Bağış, bazı çevrelerin “diklenmeden dik duruşunu” kabullenemediğini savundu. Bakan Bağış şunları söyledi:

“Fasıl açamayacağımı bile bile bazı imkânlarımdan niye feragat edeyim? Ben Türkiye’nin Avrupa Birliği bakanıyım ve Türkiye’nin çıkarlarını gözetiyorum. Ben Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne sokmamaya değil, tersine Türkiye’nin standartlarını AB standartlarına yükseltmeye çalışan bir reform mutfağının başındayım. Ama ben Türkiye’yi birilerinin şamar oğlanı haline de getirmem.”

Ruhban Okulu açılmalı ama..
Ruhban Okulu’nun açılmasına ilişkin tartışmaları da değerlendiren Bakan Egemen Bağış, 75 milyonluk bir ülkede yaklaşık 3 bin Rum Ortodoks vatandaşın kendi dini vecibelerini yerine getirecek, cemaat içindeki din adamlarının yetişmesini sağlayacak bir okullarının olmasının, yılda en fazla 30-40 din adamın yetişmesinin Türkiye’nin inançlarına ve değerlerine aykırı olmadığını ifade etti. Bağış, “Yargı kararına rağmen o okulu yeniden açabilmek için ne yapılması gerektiğine bayağı bir kafa yoruyor, uğraşıyoruz. Şunu hiçbir şekilde karşılıklılık olarak algılamayın ama sonuçta bunun siyasi bir mesele olduğu da açık” yorumunu yaptı. Bakan Egemen Bağış, Atina’da camilerin zincirlerle kilitli tutulduğunu, bir Müslüman mezarlığının bile bulunmadığını hatırlattı.