Hayaldi gerçek oldu: Cumhuriyet Gazı

Hayaldi gerçek oldu: Cumhuriyet Gazı
Hayaldi gerçek oldu: Cumhuriyet Gazı
CHP'li Hüseyin Aygün'ün gaz bombalarının helikopterlerden atıldığını sanması, çevik kuvvetin gaz kullanmadaki 'ilerleme'sinin, demokratik ilerlemeyi aştığının kanıtı gibiydi! Polislerin, eylemcilerle, "Biz de Mustafa Kemal'in askerleriyiz" diye slogan yarışına girmesi ise, "O zaman bu gerilimi niye yaşadık?" sorusunu akla getirdi.
Haber: DENİZ ZEYREK / Arşivi

Cumhuriyetin kuruluş günü yaşananlar, Cumhuriyet ile demokrasinin 89 yılda kucaklaşamadığını bir kez daha gösterdi. “Devlet aygıtı” bir kez daha kendi kararı dışında hareket etmek isteyen bireylerin karşısına bütün ceberrutluğu ile dikildi.

YASAK KİME YARADI?


Doğrusu, devlet yasak koymasaydı Türkiye Gençlik Birliği’nin kağnı gibi retro objelerle yapmayı planladığı yürüyüşten birçoğumuzun haberi olmayacaktı. Hükümet, TGB’yi her zamanki gibi Ergenekon ve darbecilik kavramları ile birlikte anıp, yürüyüşü lehine çevirmesini bilecekti. Ancak, TGB’ye konulan yasak iki sonuç doğurdu:
1) Hükümeti son dönemde Cumhuriyet ideolojisini ve Atatürk ’ün izlerini yoketmekle suçlayan ulusalcı kesimler tek yürek oldu. CHP içindeki ulusalcı blok, ‘Cumhuriyete sahip çık’ gibi ‘hayır’ denilmesi zor bir çağrı ile Genel Merkez’in desteğini kazandı.
2) CHP Genel Merkezi’nin yasağa meydan okuması, yürüyüşü TGB’nin eylemi olmaktan çıkardı ve sadece CHP ile İşçi Partisi’nin değil, siyasete meyilli ya da mesafeli bütün kesimlerin Cumhuriyet ve Atatürk hassasiyetini uyandırdı.


MANZARA KÖTÜYDÜ

Doğrusu gün boyu TV kanallarından aktarılan resmi törenler, AK Parti’nin başından beri eleştirdiği tören prototipine birebir uyuyordu. Oysa Türkiye’de, asık suratlı Devlet erkanı, asker ve polisler bir yana küçücük çocukların bile uygun adım geçiş yaptığı törenlerin tuhaflığı ilk kez AK Parti tarafından gündeme getirilmişti.
Ulus’taki 1. Meclis önünde sabah saatlerinden itibaren toplanan kalabalık başlangıçta önlem alan çevik kuvvetin ‘dişine göreydi’. Müdahaleler de kalabalığın yetersiz kaldığı o anlarda geldi. Kalkanlar, coplar, havadan yağan gaz bombaları... Polisin attığı biber gazından etkilenmeyen yok gibiydi: Milletvekilleri, gazeteciler, canlı yayın yapan ekipler, akademisyenler, sağlığımızı emanet ettiğimiz tıp profesörleri, 7’den 70’e vatandaşlar...
Anlayacağınız Ulus’ta manzara kötüydü. Atatürk heykelinin önünde, 1. Meclis tarafında, elini miğferinin önüne siper edip, ileri doğru bakan bronzdan askerin görüş alanında tam bir arbede vardı. Üstelik, gazı ve copu atan da yiyen de hep birlikte ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ diye bağırıyordu. Mustafa Kemal’in bronz askeri dile gelse, herhalde ilk cümlesi “O halde bu arbede neden?” olurdu.


İLERLEME BÜYÜK!


Bu arada Çevik Kuvvet, gaz bombası atmada hayli ilerlemiş. Fizik derslerinde “yatay atış” diye öğretilen atış şeklini bir fizikçi ustalığıyla kapmışlar. Kalkan cephesinin gerisinde olmalarına karşın ustalıkla attıkları gaz bombaları havada dolaşan helikopterlerden atılmış gibi kalabalığın arasına düşüyordu. CHP Milletvekili Hüseyin Aygün’ün uzun süre bombaların helikopterden atıldığını sanmasının nedeni işte bu ustalıktı.


HAYALDİ, GERÇEK OLDU!

Bu keşmekeş içinde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ’nun da gazdan etkilendiği, hatta korumaları tarafından çevik kuvvet polisine müdahale edilerek yakındaki er gazinosuna götürüldüğü iddia edildi. Ancak eyleme katılan bazı CHP’li vekiller bu bilgiyi doğrularken, olay anında Kılıçdaroğlu’nun yanında bulunan Akif Hamzaçebi iddianın doğru olmadığını söyledi.
CHP’li Gürsel Tekin, İstanbul’daki kutlamalar için Ankara’ya gelmemişti. Ancak, Ankara’da olup biteni yakından izliyordu. Kılıçdaroğlu’nun biber gazından etkilendiği iddiasını o da duymuştu. “Ne diyorsunuz olup bitene?” diye sorunca da AK Parti’nin en vurucu, en yaratıcı seçim sloganını hatırlatıp, “Hayaldi gerçek oldu. Cumhuriyet Bayramı’nı kutlayanlara biber sıkıldı” dedi. 


BARİKAT KALKTI, GERİLİM BİTTİ


Başa dönecek olursak; kalabalık yetersizken sert müdahaleden kaçınmayan çevik kuvvet, sayı onbinleri bulunca barikatları kaldırdı. Eylemciler, yüzlerini Anıtkabir’e dönüp yürüyüşe başladılar. Polis eylemcilere müdahale ederken yüzünde ‘orada neler oluyor’ ifadesi olan bronz heykel, miğferinin üzerindeki eliyle yürüyüşçüleri selamlamaya başlamıştı.