@ubuget

HDP İstanbul adayı Şerife Erbay: AKP'ye oy veren Kürtler yüzünü HDP'ye döndü

HDP İstanbul adayı Şerife Erbay: AKP'ye oy veren Kürtler yüzünü HDP'ye döndü
HDP İstanbul adayı Şerife Erbay: AKP'ye oy veren Kürtler yüzünü HDP'ye döndü
HDP İstanbul milletvekili adayı Şerife Erbay'a daha önceden Ak Parti'ye oy veren Kürt seçmenin yüzünü HDP'ye döndüğünü söylüyor. Erbay'a göre, Roboski, Diyadin, Rojava ve Kobani Kürt halkının aklında yüreğinde yer etmiş durumda.
Haber: ÜMİT BUGET - umit.buget@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL – Halkların Demokratik Partisi’nin İstanbul’daki genç milletvekili adaylarının katılımıyla gençlik alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve üyeleriyle bir araya geldi. Toplantısı sonrasından İstanbul 2. bölge dördüncü sıradan aday olan Şerife Erbay’la HDP’nin gençlere bakışını, seçim çalışmalarını ve meşhur baraj meselesini konuştuk.

Erbay HDP’nin oylarını CHP ’den değil Ak Parti’den alarak artırdığını düşünüyor.AKP oy dağıtıyor ben böyle düşünüyorum. Bir kısmı CHP’ye bir kısmı MHP ’ye, büyük kısmı da HDP’ye geliyor’ diyor.  Erbay’a göre,  Roboski, Diyadin, Rojava ve Kobani Kürt halkının aklında yüreğinde yer etmiş durumda. Şerife Erbay "Trafolara giren kedilere karşı önlem olarak yüzde 10'dan biraz daha fazla oy almamız gerekiyor ki bize de barajı aşmak için pay kalsın" diyor.

Şerife Erbay kimdir?

29 yaşındayım, Manisa doğumluyum. İstanbul 2. bölge dördüncü sıradan adayım. 2008 den bu yana öğrenci gençliğinin onların akademik demokratik sorunları ilgilendim aynı zamanda genç kadın mücadelesinde de yer aldım. Çanakkale, Balıkesir, İzmir ve İstanbul gibi illerde öğrenci gençlik çalışmaları yaptım Dolayısıyla üniversiteli ve liseli gençlerin her ne sorunu varsa bizzat kendim de yaşayarak bugüne geldim.  Bu bakımdan uzak olduğum bilmediğim ya da kendimi dışında gördüm bir mücadele alanı değil.

HDP’nin gençlerle ilişkisi ne durumda?

Seçim çalışmaları kapsamında da üniversiteli genç arkadaşlarla her fırsatta buluşmaya çalışıyoruz. Bugün İstanbul Üniversitesi'ne gittik ondan önce Boğaziçi'ne dün de Bilgi Üniversitesi’ndeydik… HDP ilk defa siyasi parti olarak seçime girecek ve aday profilinde  yüzde yirmilik bir gençlik kotası var.  Diğer siyasi partilerde böyle bir irade yok. İstanbul'da 12 genç adayımız var bunlardan sadece ikisi erkek diğerleri genç kadın adaylar. Onlarla sokakta yan yanaydık Gezi isyanında yan yanaydık. Bugün bir kentsel dönüşüm sorununda, kent savunuculuğunda, LGBTİ bireylere karşı işlenen cinayetlerde gene yan yanayız. Bu yüzden söylemlerimiz doğrudan kendilerine hitap eden şeyler oluyor. Bizi sevindiren başka bir şey de ilk defa politikayla HDP sayesinde buluşan genç arkadaşlar var. Çok merak ediyorlar çok ilgililer. Bizim Abbasağa’da bir ‘gençlik beyannamesi’ şölenimiz oldu. Orada İstanbul’un bütün üniversitelerinden gelen arkadaşlar vardı. Birlikte halaylar çektik, sorularını yanıtladık, eksik buldukları kısımları konuştuk. Kendilerinin tanıdıkları, bildikleri birinin onlarla birlikte politika yapacak kendilerini temsil edecek olması onları da heyecanlandırıyor. Bu bir anlayış meselesi bireysel olarak Şerife Erbay’ın Meclis’e girip girmemesi çok önemli değil zaten onların iradesi anlayış oraya yansıyacak. Anlayış olarak da program olarak da HDP’yi çok önemsiyorlar.

Oy için gençlerden başka kimin kapısını çalıyorsunuz?

Çalışmalarımızda dünden bugüne HDP’li olan kişilerin dışındaki insanlara ulaşmaya çalışıyoruz. Başka kesimlere dokunmaya, çiğnenmemiş yolları çiğnemeye çalışıyoruz. Karadenizliler derneğine gidiyoruz mesela, dezavantajlı gruplar ile görüşüyoruz, çeşitli sivil toplum kuruluşları ile irtibat kuruyoruz. Parti olarak da hep gittiğimiz, ayağımızın alıştığı değil de tam tersi daha önce çok çalmadığımız kapıları çalıyoruz. Açıkçası halk HDP’nin barajı aşmasını çok istiyor. Bu konuda çok da temiz ve samimi yaklaşıyorlar. Ama aynı zamanda Halkların Demokratik Partisi’nin tırnak içinde ‘olmakta olan bir parti’ olması ile ilgili, ilk defa seçime giriyor olması ile ilgili dünden kalan on yıllardır yaşanan sorunların sıkıntıların yansıması olarak da bir gelgit yaşıyorlar. Aslında çok güvenmek istiyorlar, HDP’nin nin politikalarını eş başkanların söylemlerini dikkate alıyor çok sempatik buluyorlar. Ama barajı aştıktan sonra acaba nasıl bir şeyle karşılaşırız gibi bir düşünce de var. O anlamda tam bir güven durumu henüz oluşmamış durumda. Bizim aday profilimizde feminist arkadaşlarımız var benim gibi öğrenci gençlik mücadelesinden gelen arkadaşlar var, Alevi arkadaşlık var Kürt arkadaşlarımız var Ermeni arkadaşlarımız var engelli arkadaşlarımız var birçok farklı köken ve kimlikten çok geniş bir yelpaze. İstanbul özelinde düşünürsek mesela biz barajı aştığımızda Meclis’e 12 aday girerse bunlardan sadece iki arkadaş Kürt diğerleri az önce benim saydıklarımdır. Ben mesela Manisalıyım. Türk - sünnî bir aileden geliyorum, böyle söyleyince şaşırıyorlar, mutlu oluyorlar.

Seçim hangi partiler arasında geçiyor?

Gerçek anlamda seçim şu an iki parti arasında geçiyor: AKP ve HDP. Bugün AKP ‘yeni Türkiye’ diye bir çağrı yaptı. Bizse halklarımıza büyük insanlık ve yeni yaşam çağrısı yaptık.  Burada iki bakış açısı hayata dair iki görüş yarışıyor. Ölümden, katliamdan, eşitsizliklerden, hukuksuzluktan, adaletsizlikten beslenen tekçi bir anlayış mı tercih edilecek yoksa  tamamen eşitlikten, kardeşlikten, barıştan çok seslilikten yana çoğulcu bir yaşam tarzı mı? Nefes almak istiyor muyuz, istemiyor muyuz? Aslında bu iki anlayış çarpışacak.

Oylar AKP’den mi CHP’den mi geliyor?

Bizim temaslarımızla anketlerden gelen bilgileri birleştirirsek AKP oy kaybediyor ve bu oylar HDP’ye gidiyor. Mesela Akp’ye oy veren Kürt kesim artık yüzünü HDP’ye döndü. AKP’ye oy veren bazı genç arkadaşlar da HDP’ye yüzünü dönmüş durumda. CHP'nin ve MHP’nin de kısmen oylarını artırdığı söyleniyor en yoğun artış da HDP’de. AKP oy dağıtıyor ben böyle düşünüyorum. Bir kısmı CHP’ye bir kısmı MHP’ye, bir kısmı da HDP’ye geliyor. Kürt vatandaşları için konuşursak Roboski bir kırılma noktası oldu, Diyadin bir kırılma noktası oldu. Rojava süreci Kobani süreci hep bir kırılma noktası oldu. Bunlar çok ciddi anlamda Kürt halkının aklında yüreğinde yer etmiş durumda.

8 Haziran sabahında barışın şartı ne?

HDP hiçbir zaman savaşın dilini kuşanmadı. Taraflaştıran, saflaştıran bir tarzı olmadı. Tam tersine halkların ortak mücadelesi isteyen barış ve kardeşlik içerisinde yaşamasını öngören programını da buna göre hazırlayan bir parti. Meclis’e girsek de girmesek de barajı aşsak da aşmasak da hiç önemli değil. Bizim anlayışımız, insana verdiğimiz değer yaşama verdiğimiz değer ortada. Savaş çok ciddi bir şey böyle bir savaş insana da canlı ya da doğaya da zarar veriyor Bu hayatta her şeye toptan sonradan zarar veren bir şey bunu çok iyi bildiğimiz için seçim sonucu ne olursa kesinlikle savaşın dilini kullanmayacağız bunu açıkça söyleyebilirim..

HDP barajı geçecek mi?

Ben inanın bu konuya kafa yormuyorum az önce de söyledim inanarak, adalet, barış, kardeşlik anlayışımızın ürünü olarak aday oldum ama konuşuluyor sorular geliyor tabi. Barajı geçeceğimize inanıyoruz ve bunun için çalışıyoruz ama oran olarak bir şey söyleyemem, bilmiyorum. Biraz önce arkadaşlar ifade etti oranları; ‘10-11 bandında gidip geliyor’ diye. Ama şunu söylemeliyim ki trafolara giren kedilere karşı önlem olarak daha yüksek oy almamız gerekiyor ki bize de barajı aşmak için pay kalsın.