HDP'li bakanlar istifa etti!

HDP'li bakanlar istifa etti!
HDP'li bakanlar istifa etti!
HDP'den seçim hükümetine giren Kalkınma Bakanı Müslüm Doğan ve AB Bakanı Ali Haydar Konca istifa etti! Başbakan Davutoğlu da istifaları kabul ettiğini açıkladı. Düzenledikleri basın toplantısında istifa nedenlerini açıklayan bakanlardan Konca, "AKP'siz kabine sıralarının mümkün olduğu umudunu yeniden yeşerttik. Biz AKP'yi teşhir ettik. AKP'siz seçeneğin yakın olduğunu gösterdik" dedi ve ekledi: "İstifa gerekçemiz, savaşın tırmandırılması ve seçim güvenliğinin mümkün olmadığı noktasında sabitlendi."

RADİKAL - Seçim hükümetinde yer alan HDP'li Bakanlar Ali Haydar Konca ve Müslüm Doğan bakanlıktan istifa etti. Konca ve Doğan, düzenledikleri basın toplantısıyla istifa nedenlerini açıkladı.

Basın toplantısında konuşan Ali Haydar Konca bakanlık süreci ve istifa nedenlerine ilişkin şunları söyledi:

"Türkiye’de seçim sonrası tabloda koalisyon oluşturulamaması yada oluşmaması sonucu anayasaya göre geçici hükümetin kurulmasına yol açmış oldu. Biz de HDP’nin vekilleri olarak seçilmiş iki bakan sıfatıyla görev aldık. Bir süredir görevi yürütmeye çalışıyorduk. Ancak fiilen görevi yürütmedeki olumsuzluklar nedeniyle bugün istifa etmiş bulunuyoruz. İstifa gerekçelerimizi açıklamak üzere bu toplantıyı düzenledik.

Bilindiği gibi 13 yıldır ülkeyi tek başına yöneten AKP iktidarı, Türkiye’nin tüm sandıklarında tüm halklarımızdan tarihi bir ders almıştır. Tüm stratejisini HDP’yi barajın altında bırakmayı hedefleyen saray ve AKP unutmayacakları bir hezimetle karşılaşmışlardır. HDP’nin tarihi bir başarı kazanması, 258 sandalyeyle karşılaşmaları türkiye siyasi tarihinde yeni bir kapının aralandığını açıldığını ortaya koymuştur.

'SEÇİME KARŞI DARBE'

Halklarımız, TBMM çatısı altında tüm sorunların çözülmesi görev ve sorumluluğunu tanımlamıştır. Bu mesajların hayata geçmesi, koalisyon hükümetinin kurulması, seçimlerle birlikte zorunlu bir gereklilik olarak ortaya çıkmıştır. Ne yazık ki bugüne kadar demokrasi sandık olarak tanımlayan, saray ve talimatlandırdığı AKP, 8 haziran’dan itibaren 7 haziran seçim sonuçlarına karşı bir savaş ve darbe konseptini devreye koymuşlardır.

'KOALİSYON MASASI OYALAMA ZEMİNİ OLARAK KULLANILDI'

Çözüm masası tamamen devrilmiş, 90’lı yılları aşan sıkı yönetim dönemlerini aratan savaş konsepti maalesef devreye konmuştur. Ülkemiz ve halklarımız, polis, asker, gerilla, genç, çocuk ayrımı yapmaksızın, her gün onlarca yurttaşımızın yaşamın yitirdiği kanlı girdaba saray ve AKP eliyle itilmiştir. Diğer taraftan hükümet kurma sürecinde kurulan koalisyon masası da saray tarafından talimatlandırılmış başbakan ve AKP eliyle oyalama zemini olarak kullanılmış, tüm formülasyonlar bir teatral sahnenin ötesine geçmemiştir. 38 gün boyunca koalisyon görüşmelerinin yürütüldüğü Kılıçdaroğlu bile, AKP’nin kendilerine koalisyon arayışıyla gelmediğini belirtmiştir.

Yani özet olarak saray ve talimatlandırılmış başbakan eliyle, çözüm masasından sonra koalisyon masası da deyim yerindeyse yerle bir edilmiştir. Öte yandan seçim öncesinde başlayarak, saray ve talimatlandırılmış AKP, seçim sonrasında da açık bir şekilde anayasal ihlaller yaparak defalarca suç işlemişlerdir. Yasal sürenin bitimine bir hafta kalmasına rağmen, CHP genel başkanına hükümet kurma görevinin verilmemesi, seçim hükümeti kurulurken de tarafsızlık ilkelerinin hiçe sayılması sadece iki örnek olarak gösterilebilir.

'DARBE KONSEPTİ' 

Tüm bu yasal ve anayasal suçları tek tek detaylandırmaya gerek durmuyoruz. Erdoğan’ın, fiili olarak rejimi değiştirdiğini söylemesi, yeni anayasal düzenleme istemesi bile darbe konseptinin geldiği aşamayı açık şekilde göstermiştir. Darbe konseptini, Lice, Silvan, Diyarbakır, Hakkari, Silopi, Cizre, Dersim başta olmak üzere tüm halklarımız ve dünya kamuoyu yakından görmüştür. Saray ve AKP’nin tüm bu uygulamalarına içerden ve dışardan tepkiler yükselmiştir.

Açıkçası AKP’nin darbe ve savaş pratiğine karşı çıktığını söyleyip, savaş tezkeresine onay vermenin hiçbir mantıklı izahı olamaz. Diğer taraftan, seçim hükümetinde meydanı AKP’ye bırakmak, pasif-edilgen pozisyona düşmek de, HDP dışındaki diğer muhalefet partilerinin tarihe geçen sorumsuzluk örneğidir. 

'KABİNEDE KARŞI KOYDUK'

Bugüne kadar kabinede AKP hükümetinin tüm darbe ve savaş pratiğine karşı, partimizin değerleri konusunda karşı koyduk. Savaş tezkeresini gayri hukuki olarak TBMM’ye sevk edilmesine karşı çıktık. Türkiye siyasi tarihinde ilk kez, müstafi hükümetin tezkeresine ret oyu çıkardık. Barışın sesini hem kabinede, hem kabine üyesi olarak duyurmanın gayreti içerisinde olduk.

Katliam girişimleri yapılırken, sorumlu siyasileri yılmadan üşenmeden uyardık. Cizre’de 8 günlük sokağa çıkma yasağıyla 24 yurttaşımızı katleden anlayışa karşı, ablukayı kırmaya çalışanların yanında yer aldık. Atanmış bir polisin içişleri bakanlığı, seçilmiş iradeyi tanımayan bürokratın da Şırnak valiliği yaptığını tüm halklarımıza gösterdik.

Parti genel merkezimize, il ilçe binalarımıza, halkımızın işyerlerine karşı yapılan saldırılara karşı açık tutum sergiledik. Basın özgürlüğünün yanında durduk. Parti çalışanlarımız, il ilçe eş başkanlarımıza yönelik yürütülen siyasi soykırım operasyonlarına karşı durduk. Burada detaylandıramayacağımız konularda AKP’li bakanları ilk kez en güçlü barış ve kardeşlik sesini duymak zorunda bıraktık.

'AKP'SİZ KABİNE SIRALARI UMUDUNU YEŞERTTİK'

AKP’siz kabine sıralarının mümkün olduğu umudunu yeniden yeşerttik. Açık ve net şekilde ortaya koyuyoruz ki savaşı uygulamaya koyan da siyasete darbe yapan da AKP hükümetinin kendisidir. Tüm katliam uygulamalarına rağmen en büyük korkuyu yaşayan da yine saray ve AKP’nin kendisidir. Tüm halklarımızın belirttiğimiz hususlarda karamsarlığa kapılmasına gerek olmadığını, AKP’den kurtulmak dışında başka seçeneğimizin olmadığını tekrar belirtiyoruz. Biz AKP’yi teşhir ettik. AKP’siz seçeneğin yakın olduğunu gösterdik.

'1 KASIM'DA DA BAŞKAN YAPTIRMAYACAĞIZ'

En önemli gündemlerimizden biri olarak tartışılan, katı merkeziyetçi idari sistemin ülkemizin sorunlarına çözüm üretemediğini, bizzat bakanlar kurulunun içerisinde yer alarak gözlemledik. Bizler barış demokrasi eşitlik ve adalet mücadelenin bir parçası olarak partimizin verdiği görev doğrultusunda bakanlık görevini bugüne kadar ifa ettik. Geldiğimiz aşamada gerçek yüzü tüm halklarımız tarafından görülmüş, Varto örneğinde olduğu gibi mezarlıkları camileri harabeye çeviren, bebek katlini meşrulaştırmaya çalışan AKP’nin seçim hükümetinden çekiliyoruz. İki bakan olarak, istifa ettik. AKP’nin sonunun yaklaştığı bugünlerde, 1 Kasım seçimlerine hazırlanıyoruz. 7 Haziran’da başkan yaptırmadığımızı, 1 Kasım’da tekrar başkan yaptırmayacağız. AKP’yi 1 Kasım’da iktidardan alacağız."

'KARŞILIKLI TARTIŞMA OLMADI'

Bakan Konca, gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

- Bakanlar Kurulu’nda tartışma oldu mu?

Bakanlar Kurulu’nda biz istifa gerekçelerimizi özet olarak sunduk, anlattık. Sayın başbakan da kendi görüşlerini ortaya koydu. Görüşlerimizin doğru olmadığı noktasında beyanlarda bulundu. Teşekkür ettik, ayrıldık. Karşılıklı bir tartışma kesinlikle olmadı arkadaşlar. Cizre’den başlayarak çektiğimiz sıkıntıyı, bakan olarak karşılaştığımız muamelenin kabul edilebilir olmadığını anlattık. Ben Varto’da, cami-cemevi- mezarlıkların bombalandığını, beni lanetleyen telefonlar aldığımı da söyledim. İstifa gerekçemiz, savaşın tırmandırılması ve seçim güvenliğinin mümkün olmadığı noktasında sabitlendi. Başka da kimse söz almadı, sadece başbakan. Cizre olayında İçişleri Bakanlığı ve valinin krizi yönetemediğini, ölümlerin önlenebileceğini, çözüme yaklaşmamasının kabul edilebilir olmadığını söyledim. Kendisi de oradaki hendeklerden bahsetti. Bana muhatap olmadı.

HDP'li bakanların istifa gerekçeleri

Başbakanlık'tan konuyla ilgili yapılan açıklamada ise, "Bakanlar Kurulu Toplantısı sırasında Avrupa Birliği Bakanı Ali Haydar Konca ve Kalkınma Bakanı Müslüm Doğan Bakanlar Kurulu üyeliğinden istifalarını Başbakan Davutoğlu'na sunmuşlardır. Başbakan Davutoğlu, istifaları kabul etmiştir. Başbakan Davutoğlu, anayasal zorunluluk gereği oluşturulan seçim hükümetinde yer almaları sebebiyle teşekkür etmiş ve hükümete katılmak kadar ayrılmanın da kendi kararları olduğunu ifade etmiştir. İlgili bakanlıklar için en kısa sürede yeni görevlendirmeler yapılacaktır" denildi. 

HDP'li Doğan: HDP olarak karar alıp istifa ettik