İçişleri Bakanı'ndan yeni terör tarifleri

İçişleri Bakanı'ndan yeni terör tarifleri
İçişleri Bakanı'ndan yeni terör tarifleri
İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, "Psikolojik terör var, bilimsel terör var, terörü besleyen arka bahçe var. Bir başka ifadeyle propaganda var, terör propagandası var" dedi.

Bakan Şahin, PKK 'nın masum göstermeye çalışan, bunun gayreti içinde olan insanların terör gerçeğini bir kenara bırakarak terörle mücadele edenlerle mücadele ettiğini ifade ederek, bir terörle mücadele bir de mücadele edenle mücadele eden bir yapının bulunduğunu kaydetti. Terörü besleyen arka bahçedeki otların iyi teşhis edilmesi gerektiğini ifade eden Şahin, şöyle konuştu: 

“Bunlara karşı başka bir sistem var. Bizim sistemimiz. Onlarda kural yok. Hukukta kural, düzen, hak, iyiyi kötüden ayırt etmek, suçluyu suçsuzdan ayırt etmek var. Hatta kandırılmış, korkutulmuş, kaçırılmış ve terör örgütüne yerleştirilmiş olanlara yönelik insani bir yaklaşımla mücadele var. Bir tarafta hukuksuzluk, bir tarafta hukuk çerçevesinde yapılan bir mücadele var ancak terör örgütünün yürüttüğü çalışma sadece dağda, bayırda, şehirde, sokakta, gece arka sokaklarda haince pusu kurarak yaptığı saldırılardan ibaret değil, sadece silahlı terör değil. Bunun bir başka ayağı daha var. Psikolojik terör var, bilimsel terör var. Terörü besleyen arka bahçe var. Bir başka ifadeyle propaganda var, terör propagandası var.” 

Şahin, birilerinin saptırarak, kendine göre gerekçeler uydurarak, makulleştirerek teröre destek verdiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Neyiyle veriyor, belki resim yaparak tuvale yansıtıyor. Şiir yazarak şiirine yansıtıyor, günlük makale, fıkra yazarak oralarda bir şeyler yazıp çiziyor. Hızını alamıyor terörle mücadelede görev almış askeri, polisi doğrudan çalışmasına, sanatına konu yaparak demoralize etmeye çalışıyor. Terörle mücadele edenle bir şekilde mücadele ediliyor, uğraşılıyor. Terörün arkadan dolanarak arka bahçede yürüttüğü faaliyetler ki arka bahçe İstanbul 'dur, İzmir'dir, Bursa'dır, Viyana'dır, Almanya'dır, Londra'dır, her neyse, üniversitede kürsüdür, dernektir, sivil toplum kuruluşudur.
 
Çağın gereği ne kadar sivil toplum kuruluşumuz varsa o kadar demokratik bir ülkeyiz oma oraya da sızmak lazım terör açısından, sızılır, sızarsınız, sızmışlardır. Masum dernektir, bakarsınız kültür derneği, bakarsınız eğitim derneği. Şimdi dağdaki ile belki kırsaldakiyle mücadeleniz kolay bana göre ama bu arka bahçede ayrık otu ile tereler birbirine karışıyor. Hepsi yeşil renkte görünüyor. Birbirine karışıyor, kimisi zehirli, kimisi faydalı. Hangisinin faydalı, hangisinin zehirli olduğunu ancak yeyince anlıyorsunuz.”
“O psikolojik harekatın farkındayız”
Terör örgütünün arka bahçesindeki mücadelenin daha zor olduğuna dikkati çeken Şahin, bunu bir cerrah hassasiyetiyle ayırt etmek durumunda olduklarını söyledi.
Sanata karşı olmadıklarını belirten Bakan Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Önce o arka tarafı ayırt etmekte neticede zorlanıyoruz. O ayırt etmekteki zorluktan yararlanarak 'ben de maydanozum, ben de iyi otum, ben iyi yapıyorum' diyor. 'Bir şey söylüyorum, bana karışma, ben de bu bahçedeyim' diyor. Yani demokrasinin bütün nimetlerinden yararlanarak terör her yere bir şekilde ayrık otu gibi uzanmış vaziyette. Ve bir tarafta terör yapısı bir tarafta onunla gayrihukuki, illegal yapı. Bir tarafta onunla mücadele eden sizler, hukuki yapı hukuk çerçevesinde öyle de olmaya devam edecek, şikayetimiz yok. Bir tarafta da terörün silahsız yapısı. Silahlıya destek veren yapı. Yani yardımcı kuvvetler. Yerine göre sadece şarkı söylüyor ama üç şarkının arasında bir tane de seyirciye bir şeyler söylerken arada bir güzel cümle sarfediveriyor. Ne alırsan al, ne anlarsan anla. Sanat icra ediliyor sahnede. Ne yapacaksın, sanata karşı değiliz ama işte bunları bir cerrah hassasiyetiyle ayırt etmek durumundayız, bunları hepimiz bilmek durumundayız. Terör, terörle mücadele, bir de mücadele edenle mücadele eden bir yapı var. O psikolojik harekatın farkındayız.” 

O kadar hınç var ki devlete karşı, kendi paçavra ara sözleşmelerinde, devlet olmayan bir organizasyon. Yani Türk devletine düşmanlar, bunu anladık da kendilerinin kurmak istedikleri organizasyonda bile devleti kullanmayacak kadar devlet düşmanlığı var. Ne o zaman peki, devlet nedir, ne yapar? Devlet düzendir, devlet hukuktur, devlet hiyerarşidir, devlet mülkiyettir, devlet namustur, devlet özgürlüktür, eğitimdir, sağlıktır, devlet hayatın ta kendisidir. O halde devlet olmayan organizasyon, kim güçlü ise o anda, onun devleti. Gücü yeten yetene, kim egemense onun devleti. Birbirini yiyen insanların topluluğu. İnsan insanın kurdudur. Kim kimi yiyebilirse, kimin ağzı, dişleri kuvvetliyse, devlet o. Ve bunun peşine takılan sempatizanlar. Bir gün o gerçeği yaşasalar, bir gün değil bir saat, 10 dakika yaşasalar biliyorum ne yapacaklar ama kurtuluşu yok, şakası yok çünkü gidenlerden kurtulanların ifadeleri her şeyi ortaya koyuyor. Ben söylüyordum, şimdi itirafçılar söylüyor. Domuz etinden Zerdüştlüğe kadar, bilmem hangi ulustan, kardeşlikten, çok özür dilerim eşcinselliğe kadar, her türlü namussuzluğun, ahlaksızlığın, gayriinsani durumun olduğu bir ortam. Girişi var, çıkışı yok. Girişi korku, çıkışı ölüm. Böyle bir yapı.”

“Ne diyorlarsa tersine çevirmek lazım”
Bunların “ara sözleşme” diye yazdıkları bir metin olduğunu, orada madde numarasının da bulunduğunu ifade eden Şahin, şunları kaydetti: 

“Bir maddesinde dernekler, bir maddede siyasi partiler bu yapının parçası. Değilse kalk, açıkla başta TBMM olmak üzere. 'Bizim için böyle yazmış birisi, nereden çıktı bu, ne alakası var' de. Çık, 'yırtıyorum onu' de yiğitsen, özgürsen, özgür değilsin. Akıllarına göre, benim Kürt kardeşlerimin hepsini köle gibi görüp 'zaten onlar otomatik üye, meclis grubu dahil siyasi yapı ayrılmaz bir parça' olarak gören bir yapı. Ondan sonra da özgürlükten bahsedeceksin, ne özgürlüğü, kendin özgür değilsin ki. Özgürsen inkar et, eğer samimiysen. Ondan sonra da barışın dili, barış, kardeşlik, özgürlük. Hangi özgürlük? TBMM kürsüsünden daha özgür, özgürlüğün ifade edildiği bir yer mi var? Dokunulmaz bir yer. O kürsüdesin. 

Bu ülkede hiçbir vatandaş için daha öteye bir kürsü yok. Daha öteye bir meclis yok. Buna tahammül eden, buna toleranslı bakan, buna 'özgürlük' denen bir yapıdayız. Allah'a şükür de öyleyiz ve dünyaya da bir örneğiz. Fikrin varsa gel söyle. Kimse bir şey demiyor, demez. Bu ülkede toplumun büyük çoğunluğu fikrini söylediğinde senin peşinden gidiyorsa, senin kuralların, senin siyasetin egemen olsun. Bir taraftan bağıracaksın 'özgürlük, barış' diye bir taraftan bakacaksın senin peşinden gelen halk yok, onun sıkıntısını yaşayacaksın. Ama 'ben varım' diyeceksin, 'ben de olmalıyım' diyeceksin. Hem demokraside olacaksın hem antidemokratik arayış içinde olacaksın.
 
Onların zaten arka bahçelerinin, bu siyasal yapının temsilcilerinin, hatta hepsinin dilini tersten okursak çok rahat anlarız. Ne diyorlarsa tersine çevirmek lazım. Ben böyle buldum bunların niyetlerinin ne olduğunu, dünyalarının ne olduğunu. İyi dedikleri her şey kötüdür, kötü diyorlarsa iyidir. 'Barış' diyorlarsa orada savaş vardır. 'Demokrasi' diyorlarsa orada zulüm vardır. 'İnsan' diyorlarsa orada insana yönelik tuzak vardır. 'Sevgi' diyorlarsa kin ve nefret vardır. Ne diyorlarsa tersidir. Tersten okuyunca onların düzü anlaşılır.” (AA)


    http://www.radikal.com.tr/1073629107362958

    YORUMLAR
    (58 Yorum Yapıldı)
    Tüm Yorumları Gör

    propaganda bakanı - qommagene

    AKP hükümetinin bir kaç yüzünden biriside bu İdris bakandır.mübarek tam bir Paul Joseph Goebbels sanki hani şu Hitlerin propaganda bakanı varya yalanlar üzerine projeler üreten zat.

    Bu ne çelişkidir ? - Yasin Erkaymaz

    Sözlerinin bir yerinde "Fikrin varsa gel söyle. Kimse bir şey demiyor, demez. Bu ülkede toplumun büyük çoğunluğu fikrini söylediğinde senin peşinden gidiyorsa, senin kuralların, senin siyasetin egemen olsun. Bir taraftan bağıracaksın 'özgürlük, barış' diye bir taraftan bakacaksın senin peşinden gelen halk yok, onun sıkıntısını yaşayacaksın. Ama 'ben varım' diyeceksin, 'ben de olmalıyım' diyeceksin. " çağrıda bulunan sayın şahin bu yazının başında bunu yapacak kişilerin ancak ve ancak kendileri gibi davranan yaşayan, tek tipleşen insanları kastediyor. Yani eşcinseller de bu ülkenin vatandaşılar, vergilerini ödüyor, işlerinde çalışıyor ve üretime katkı sağlıyorlar. Dernekleri kapatılmaya çalışılıyor, eşcinsel nefret suçlarında cezalandırılması gerekenler iyi hal indiriminden yararlandırılıp 3-5 ay sonra tekrar başka bir nefret suçu işlemek üzere dışarı salınıyor, sonra da sayın Şahin " Bende varım diyeceksiniz" diyor... İyi güzelde bende varım diye seslerini duyuran insanları filtreleyip bu filtreye takılanların zaten herhangi bir hakkı yoktur demek ne kadar demokratik. Anlattığı masallarda bile kendi söylemleri ile çelişen, neyi neden söylediğinin farkında olmayan, bir cümle önce söylediğini diğer cümlede çürütebilecek kadar neden bahsettiğinin bile farkında olmayan bir zat kendisi. Sadece bulunduğu konumun kredisinden yararlanıp, kendi aklı ve iradesi ile özgürce konuşabilecek bir tutumda. Demokratik bir ülkeyiz ya vatandaşın bakanı olarak istediği kitlelere saldırma, yorum yapma ve onlar adına karar verme hakkını sonuna kadar kullanabiliyor işte. Alkışlıyorum sayın bakanımızı, takdire şayan üslubu gerçekten demokrasinin kılıcı gibi maşallah!

    Devletin Eşcinselliğe Namussuzluk Demeye Hakkı Yoktur - topgay

    Çünkü bir eşcinsel olarak bana namussuz demektir bu ve Devletin Bakanı olan bir kişinin de eşcinselliğin heteroseksüellik gibi bir cinsel yönelim olduğunu bilmesi, bilmiyorsa öğrenmesi gerekir. İçişleri Bakanı terörü tanımlarken eşcinselliği de namussuzluk olarak terörizmin içine sokuvermiş. Bu bir dil sürçmesi falan değil, resmen "eşcinselliğe kadar her türlü namussuzluk" diyor. Zaten şu anki Devlet'in de eşcinselliğe bakış açısının bu zihniyete paralel olduğunu bilmiyor muyuz? Devletin zihniyeti bu olmasa bakanları da, "hastalık", demeye, "namussuzluk" demeye cesaret edebilir mi? Eğer Devlet gerçekten eşcinselliğin bir hastalık veya namussuzluk olmadığını düşünüyorsa önce eşcinselliği heteroseksüellik gibi normal bir cinsel yönelim olarak Anayasa'da tanımlar, nefret suçları kapsamına eşcinsellere yapılan her türlü ayrımcılığı ve saldırıyı, cinayeti dahil eder, bakanlarının da eşcinsellere karşı hedef gösterici demeçlerine izin vermez. Devletin vatandaşı olmak için illa ki iktidardaki kişilerin istediği gibi kişi olmak gerekmiyor ve buna mecburiyeti yoktur. İnsanlar Devlet başlığı altında sınırları çizilmiş bir coğrafyada doğmuş ve yaşıyor olabilirler ama önce dünya üzerinde doğasına uygun, insan onuruna uygun bir şekilde yaşama hakkına sahip olduğu unutulmamalıdır. Sonradan öğrenilmiş manevi veya heteroseksist değerler insanlara dayatılamaz eğer demokratik bir Cumhuriyet'te yaşıyorsak. Yoksa biz eşcinselliğin günah sayıldığı inanç biçimine göre mi yönetiliyoruz? Öyle değilse hiç kimse bana ne günahkar gözüyle bakabilir, ne de hasta gözüyle, ne de başka şeyler tanımlanırken beni namussuz sınıfına dahil edebilir. Bu dünyada hepimizin, bu ülke de hepimizin ve herkesin eşit koşullarda yaşama hakkı vardır. İfade özgürlüğü de tek taraflı olamaz. Heteroseksüellik kadar eşcinsellik de normaldir. Bilimden uzak hurafelerle eşcinsellik "hastalık, sapıklık, namussuzluk" gibi ayrımcı sıfatlarla tanımlanamaz, tanımlanması da ne insanlıkla bağdaşır ne de uluslararası yasalarla. Çünkü eşcinselliği normal karşılamamak bir insanlık suçudur.

    Terör var, - Cansoylu

    Evet bu ara terörün en azılısı en acımasızı var oda herkesin bildiği,gördüğü ve acısını çektiği CEMAAT TERÖRÜ var efendi. Birazda ondan bahsetsen ALLAH,MUHAMMED aşkına.

    HESAP SORULAMAZ ZORBALIĞIN YENİ HEDEFLERİ - plath

    hiç işleri bakanı şahin, tüm akp muhaliflerine yönelik mesnetsiz iddialarla yaptıkları operasyonlara tepkiler geldikçe, bu artık kötü sitcom senaryoları kadar komikleşmeye başlayan gerekçelerle devam ettirdikleri siyasal kıyıma meşruiyet kazandırmak, örtmeye çalıştıkları neoliberal faşizmi daha da derinleştirmek için terör söylemine sırtını dayayarak her zaman ki gibi zırvalamış deyim yerindeyse. terör örgütüne üye olmak iddiasıyla, tutsak ettikleri vekillerin, gazetecilerin, öğrencilerin, kürtlerin hangisinin evinde silah ya da buna benzer bir materyal bulunmuş önce onu açıklasalar hiç değilse giderek fantastik bir hale bürünmez bu davalar. bu metni hangi aklı evvel danışmanı hazırladıysa içerik bomboş ve iktidarı kaybetme korkusunun psikolojisiyle tekrarlanan sayıklamalardan öteye geçmiyor ancak dikkat çekici nokta ki metnin asıl amacı da sanırım bu; akp'nin yeni operasyonlarının yeni adreslerinin de işaretlerini veriyor alt metinde. yani yeni hedefler akp politikalarına karşı muhalif, hatta oy vermeyen, akademisyenler, sanatçılar...anlaşıldı okyanus ötesinden yeni esintiler gelmiş

    ot, otlar, otlamış...... - fadilrun@yahoo.com

    sayın bakan! insanları ikiye ayırıyor otlar ve otlayan koyunlar.... en iyisi gitsin otları sulasın. beynimizi sulandırmasın. birisi çıkıp bakana konuşmasının anafikrini bir sorsun..... ne cevap verecek çok merak ediyorum

    Tebrik Ederim - 6789

    Sayin Icisleri Bakanini siraladigi ayrintilara hakim oldugu icin tebrik ediyorum. Acikladigi farklarin farkinda olmak bir erdem. Simdi kendisi bakan oldugu icin liderlik gostermek durumunda. Kendisi bir akademisyen gibi konusmus. Bu farkinda oldugu farklardan hangisi sorunun cozumunde agirlikli etkiye sahip ve bunu kullanarak nasil baris getirilicek. Kendisi bunu yapmak durumunda. Lider olmak zorunda. Bu arada Kurt vatandaslarimiza dusen bu bataklik ortama ikircikli tavir almadan nasil baris getirebileceklerine karar verip ellerini tasin altina koymalari. Bunlar yapilamayacak isler degil. Niyet, guven ve kapasite meselesi.