"İfade özgürlüğü tahrik özgürlüğü değildir"

"İfade özgürlüğü tahrik özgürlüğü değildir"
"İfade özgürlüğü tahrik özgürlüğü değildir"
Avrupa Konseyi Parlamento Başkanları Konferansı'na katılmak için Strasbourg'a gelen TBMM Başkanı Çiçek delegelere yaptığı konuşmada Anayasa ve AİHM hakkında yorumlarda bulundu.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, son dönemde yaşanan ırkçılık, yabancı ve göçmen düşmanlığı, etnik ve mezhepsel nefrete dayalı söylemler başta olmak üzere çeşitli aşırı akımların yaygınlaştığına işaret ederek, “Bu istikrarsızlık ortamında, şiddet ve terör olayları da artmaktadır. Şiddet, nefret söylemi ve teröre başvuran gruplar ifade ve fikir özgürlüklerini de istismar etmektedir. İfade özgürlüğü tahrik özgürlüğü değildir” dedi.

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türk Grubu Başkanı Nursuna Memecan, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi (KEİPA) Türk Grubu Üyesi Necati Çetinkaya ile TBMM Genel Sekreteri İrfan Neziroğlu'dan oluşan TBMM heyetini Strasbourg Havalimanı'nda, Avrupa Konseyi Nezdinde Türkiye Daimi Temsilcisi Büyükelçi Rauf Engin Soysal karşıladı.

Çiçek ve beraberindeki parlamento heyeti, Büyükelçi Soysal tarafından verilen öğle yemeğine katıldı.

Daha sonra Avrupa Konseyi binasında başlayan Avrupa Konseyi Parlamento Başkanları Konferansı'na katılan TBMM Başkanı Çiçek, delegelere hitap etti. Konuşmasına Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yer aldığı sözleşme sisteminin, 800 milyondan fazla Avrupa vatandaşının temel hak ve özgürlüklerinin korunmasının ötesinde bir rol oynadığına işaret ederek başlayan Çiçek, “Sözleşme sistemi, hak ihlallerinin giderilmesi için gerekli önlemlerin alınmasına imkan vererek, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğünün oluşturduğu ortak değerler sisteminin korunmasına ve geliştirilmesine hizmet etmektedir” diye konuştu.

Çiçek, şöyle devam etti: “Bir yandan bu değerlerin coğrafyamızda bile sınavlarla karşılaştığı, diğer yandan komşu coğrafyalarda geleceğe dönük hedef ve beklentilerin, bu değerler üzerinden şekillendirildiği zor bir dönemden geçiyoruz. Yükselen yabancı ve göçmen düşmanlığı, ırkçılık, İslamafobi ve bunlarla bağlantılı nefret söylemi ile şiddet içeren eylemler ciddi endişe kaynağı teşkil etmektedir. Bu tip akımların toplumsal barış ve huzuru bozma tehlikesi mevcuttur.”

Çiçek, sözleşme sisteminin temel aktörleri olan taraf devletler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Bakanlar Komitesi'nin, halihazırda sistemin etkinliğini ve geleceğini tehdit eden sınavlar karşısında, sorumluluklarını ve karşılıklı ilişkilerini yeniden değerlendirmesi gerektiğini vurguladı.

"HAK İHLALLERİNE İÇ HUKUKTA ÇÖZÜM DEĞİŞİKLİKLERİ YAPILDI"

Türkiye'deki, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanlarında uygulanan reformları anlatan TBMM Başkanı Çiçek, “Türkiye, sözleşme standartlarının ve Mahkeme içtihadının esas alınmasına özen göstermiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi de bu süreçteki sorumluluğunun bilinciyle önemli çalışmalarda bulunmuş ve hak ihlallerine neden olan sorunlara iç hukukta çözüm getiren mevzuat değişikliklerini kabul etmiştir” değerlendirmesinde bulundu.

BİREYSEL BAŞVURU HAKKI

2010'da yapılan kapsamlı anayasa reformuyla Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunma hakkı tanındığını hatırlatan Çiçek konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Hak ve özgürlüğünün ihlal edildiğini düşünen kişiler, 23 Eylül 2012 tarihinden itibaren, doğrudan Türk Anayasa Mahkemesi önünde şikâyetlerini dile getirebileceklerdir. Ayrıca kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikayet mekanizması oluşturacak Kamu Denetçiliği Kurumu ile insan haklarının korunması ve geliştirilmesi faaliyetlerinde bulunacak Türkiye İnsan Hakları Kurumu'nun kuruluş kanunları, geçtiğimiz haziran ayında kabul edilmişlerdir.”

"BAŞVURUSU SAYISININ AZALACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM"

“Türk Yargı Reformu Stratejisi” kapsamında bugüne kadar yargı hizmetinin etkinliğinin artırılmasını ve hızlandırılmasını sağlayan üç reform paketinin de kanunlaştırıldığını söyleyen Çiçek, “Bu paketlerle, Mahkeme'nin Türkiye hakkındaki kararlarında dikkat çektiği birtakım önemli sorunlara da çözümler getirilmiştir. Tüm bu adımların, Türkiye aleyhine Mahkeme'ye yapılan başvuru sayısını önemli ölçüde azaltacağına inanıyorum” dedi.

Çiçek, Türkiye aleyhinde yapılan başvuruların ve ihlal kararlarının önemli bir bölümünün, iç hukuktaki dava sürelerinin uzunluğu olduğuna dikkati çekerek, uzun yargılama başvuruları için iç hukuk yolu oluşturulmasına karar verildiğini ve konuyla ilgili kanun tasarısının TBMM gündeminde olduğunu belirtti.

DÖRDÜNCÜ PAKETE İLİŞKİN ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR

Türkiye hakkındaki ihlal kararlarında işaret edilen sorunları çözmek amacıyla hazırlanan dördüncü reform paketine yönelik çalışmaların sürdüğünün altını çizen Çiçek, “Paketin önümüzdeki yasama döneminde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gündemine sunulacağını düşünüyorum. Bütün bu çalışmalarımız AİHM ile işbirliği halinde yürütülmektedir” diye konuştu.

"AÇIK VE TUTARLI OLMALI"

AİHM'nin yetki alanını belirleyen kıstasların titizlikle uygulanması, Mahkeme kararlarının da açık, tutarlı ve öngörülebilir olmasının önemine değinen TBMM Başkanı Çiçek, konuşmasına şöyle devam etti:

“Öte yandan sözleşme sisteminin başarısı ayrıca Mahkeme kararlarının icrasının Bakanlar Komitesi tarafından etkin şekilde denetlenmesine bağlıdır. Bu önemli işlevin etkin ve tarafsız biçimde yürütülmesinin, denetim sürecinin siyasi kutuplaşma ve tartışmalardan arındırılmasına ve salt hukuki niteliğinin korunmasına bağlı olduğunu özellikle vurgulamak isterim.”

"İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ TAHRİK ÖZGÜRLÜĞÜ DEĞİLDİR"

Son dönemde yaşanan olaylara da değinen Çiçek, ırkçılık, yabancı ve göçmen düşmanlığı, etnik ve mezhepsel nefrete dayalı söylemler başta olmak üzere çeşitli aşırı akımların yaygınlaştığına vurgu yaptı. Çiçek, “Bu istikrarsızlık ortamında, şiddet ve terör olayları da artmaktadır. Şiddet, nefret söylemi ve teröre başvuran gruplar ifade ve fikir özgürlüklerini de istismar etmektedir. İfade özgürlüğü tahrik özgürlüğü değildir. Geçtiğimiz hafta tahrik amaçlı bir yayına karşı gerçekleştirilen toplu gösteriler, ifade özgürlüğü ile hakaret arasındaki duyarlı sınırın nerede çizileceği sorusunu bir kez daha önümüze koymuştur” diye konuştu.

Çiçek şiddet olaylarının kabul edilemez olduğunu belirterek, inançlara saygısızlığın yaratabildiği çatışma ortamlarının toplumsal barışı zedelediği, özgürlüklerin kullanımını zorlaştırdığı durumlarda nasıl önlem alınması gerektiği tartışılması gereken bir mesele olduğunu söyledi. Çiçek, “Bu ve günümüzde karşılaştığımız benzer sorunlar karşısında, AİHM'nin içtihatlarında da yenilikçi olması, eski yorumlarını gözden geçirebilmesi ve yeni anlayışlar türetebilmesi gerektiğine, hatta bunu yapmasının tarihsel bir sorumluluk oluşturduğuna inanıyorum” dedi. (AA)