İlklerin resepsiyonu böyle geldi geçti

İlklerin resepsiyonu böyle geldi geçti
İlklerin resepsiyonu böyle geldi geçti
Biliyorsunuz; bilmiyorsanız da haber bombardımanından duymuşsunuzdur. Çankaya Köşkü'ndeki resepsiyon birçok ilkin yaşanmasına vesile oldu.

Radikal.com.tr - İlk kez bütün davetliler eşli davetliydi mesela. İlk kez Başbakan’ın Eşi Emine Erdoğan Çankaya’da bir resepsiyona katılıyordu. İlk Kez Genelkurmay Başkanı ile Kuvvet Komutanlarının eşleri bir devlet kutlamasında bir aradaydı. İlk kez Askerler ile BDP ’liler aynı çatı altındaydı. Anlayacağınız ilkler saymakla bitmez. Bir de resepsiyonun enleri vardı;

> Mesela bugüne kadarki “en yüksek” kadın katılımı sözkonusuydu. Geçmişteki kadınların azınlıkta kaldığı, çoğunlukla erkek erkeğe sohbet öbeklerinin olduğu resepsiyonların aksine salonda homojen bir cinsiyet dağılımı vardı.

> Resepsiyonun en popüler isimleri Gül çifti idi. Kendileri tokalaşmayı bitirip salona gelinceye dek popülerite nöbeti Başbakan Tayyip Erdoğan ile eşinde idi ancak Gül çifti salona girdiği andan itibaren bütün ilgi kendilerindeydi.

> “En sabırlı” kategorisinin tek galibi yine Gül çiftiydi. Yaklaşık 2 bin kişinin elini tek tek sıktıkları gibi bu iş için yaklaşık bir buçuk saat ayakta beklediler.

> Her resepsiyonda bir “En şık” karşılaştırması yapılır. Bu resepsiyonda kadınların şıklığı konusunda ister istemez iki kategori çıktı. Adeta Tesettür defilesini andıran başörtülü hanımlar arasında Hayrünnisa Gül, Emine Erdoğan ve Zeynep Babacan ön plandaydı. Başörtülü kadınlarla ilk buluşmanın etkisinden olsa gerek pek kaynaşamayan asker eşleri içinde ise en dikkat çekici olan siyah kürkü ve 60’lı yılları andıran saç modeliyle Genelkurmay Başkanı Org. Özel’in eşi Kamuran Özel’di.

> Resepsiyon’da boy ortalaması Türkiye standartlarındaydı. Ancak kadınlarda CNN’in sempatik programcısı Özge Uzun ve erkeklerde aktör Mehmet Arslan’ın boyu dikkat çekiciydi. Uzun, CNN Türk’teki programında en uzun kendisinin olduğunu söylese de şampiyon voleybocular arasında kendisinden uzun olanlar vardı.

> Çankaya’nın balo salonu oldukça büyük ve iki bine yakın misafir, hiçbir sıkışıklık yaşamadan salonda dağılabiliyor. İşte o kalabalık içinde “En yalnız” siyasetçi CHP ’li Faik Tunay oldu. Genç vekilin, partisinden kimse resepsiyona katılmamıştı.

> Sanat dünyasının katılımı açısından dünkü resepsiyon “En vasat” resepsiyondu. Gencay Gürün, Tan Sağtürk, Burak Kut, Sinan Özen, Metin Şentürk dışında kimseyi görmek mümkün olmadı. Sanat dünyasından bu az katılım, Ankara’ya uzak şarkıcılar için bir ‘yalnızlık senfonisine dönüşürken, salonda konuşacak pek kimse bulamayan Burak Kut ve eşi de ‘en yalnız’ şarkıcı durumundaydı.

> Elbette salon siyasetçilerle ve sivil&asker bürokratlarla dolup taşıyordu. Ancak içlerinde biri vardı ki işi gereği biraz ürkekti. Yeni işi nedeniyle basının karşısına pek fazla çıkmayan MİT Müsteşarı Hakan Fidan da her söylediğinden bir manşet çıkarma potansiyeline sahip gazeteciler karşısında “En tedirgin” bürokrattı.

> Resepsiyon dediysek, en büyük alkışı Çankaya köşkü aşçılarına göndermek şart. Yemekler, hele tatlılar muhteşemdi. En çok ilgiyi küçük sandviç ekmeklerinin arasına konulmuş Ankara döneri gördü. Baklavalar parmak ısırttıran cinstendi ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın popüler ettiği altın çileğin tazesi de “en cazip” meyveydi.

> 2 bine yakın insan biraraya gelince hararetli sohbetler kaçınılmazdı. Katılımcıların “en çok” konuştuğu konu ise 29 Ekim kutlamaları sırasında yaşanan olaylardı. Genel görüş, (bazıları CHP’nin bu tür bir kutlamayı seçmesini eleştirse de) yasağın ve müdahalenin gereksiz olduğu yönündeydi.

> “Gecenin ‘En mesut’ insanı kimdi” derseniz. Yanıtı kesinlikle Abdullah Gül’dü. Doğumgünüydü, personelin hazırladığı kutlama pastası ve coşkulu kutlama görülmeye değerdi. Ayrıca ilk defa başörtüsü kaygısı olmadan bir resepsiyon düzenleyen ilk cumhurbaşkanı olması da en büyük doğum günü hediyesi ve payesiydi.

>Kürt sorunun müzakere ile çözülmesinin tartışıldığı şu günlerde MİT ile BDP’nin görüşmesi ‘en kritik, en heyecan verici görüşme’ olurdu değil mi? Birara (resepsiyona katıldıkları için ROJ TV camiasından sıkı eleştirilere hedef olan) BDP’liler Ahmet Türk, Hasip Kaplan ve Sırrı Sakık’ın yolu MİT Müsteşarı ile kesişti. Ancak özellikle gazetecilerin yüreklerini hoplatan bu karşılaşma selamlaşmanın ötesine geçmedi.

> En komik sohbet konusu ise karafatmalardı. Gazetecilerin Başbakana doğrudan değil de sözü dolandırarak sorma geleneği bu resepsiyonda da bozulmadı ve Çankaya’ya çıkma konusu (kısa süre sonra çıkacağı ima edilerek) Çankaya Köşkü’nün mimarisi üzerinden soruldu. Başbakan mimariyi beğendiğini anlatırken, bu kez de Başbakanlığı ilk geldiğinde nasıl bulduğu soruldu. Başbakan’ın verdiği yanıt bütün gazetecileri şok eder cinstendi: “Her tarafta karafatmalar cirit atıyordu”. Bunun üzerine bir gazeteci, “Ama orayı da Sayın Gül’den devraldınız” dedi. Başbakan alt metindeki ‘burayı da Gül’den devralacaksınız’ vurgusunu tekrar görmezden gelerek, “Ama o devraldığında da karafatmalar varmış” diye geçiştirdi.