IMF'ye örtülü ret

Popülizm eleştirisini reddeden Başbakan Erdoğan, ek tedbir uyarısı yapan IMF'ye atfen, "Kimsenin talimatıyla zam yapmayız, gerekirse yaparız" dedi.
Erdoğan, din ve siyaset ilişkisine dair mesajlarını da sürdürdü: "Nasıl ki Hıristiyan kulübü'ne karşıysak, din temelli İslami örgütlenmelere de karşıyız."

ANKARA - Başbakan Tayyip Erdoğan, din eksenli örgütlenmelere karşı çıkarak,
"Nasıl AB'nin Hıristiyan kulübü olmasına karşı çıkıyorsak, İslam dünyasının da din temelli siyasal ve ekonomik örgütlenmelerden uzak durması gerektiğini belirtiyoruz" dedi. Erdoğan dün partisinin grup toplantısında şunları söyledi:
Köhne tartışmalar: Halkımız, köhnemiş tartışmalara prim vermiyor. Bu yüzden sabah, akşam 'Acaba yeni kavga nasıl çıkarabiliriz, halkın sevincini nasıl gölgeleyebiliriz' diyenlerin malzemeleri ellerinde kalıyor.
Eski defterler açılmayacak: Partimizin iktidarı ile eski defterler bir daha açılmamak kaydıyla kapatılmıştır. Türkiye şimdi büyük okyanuslara,
büyük sulara açılıyor. Yani, bizim kayıkçı kavgalarına ayıracak zamanımız yok. Bizim kumda oynamak için ne arzumuz var, ne vaktimiz. Her kim bizi mindere çekmek istiyorsa bilsin ki, hevesi kursağında kalacaktır. Biz, siyasette enerjimizi gerilime harcamayacağız.
'Türkiye güçlü model'
Din örgütlenmesi: İnsanlığın din, etnisite ve bölge temelli örgütlenmelerden uzak durması gerektiğini söylüyoruz. Kutsal değerlerimizin insanlık için ne büyük bir nimet olduğuna, insanı insan yapan yücelikleri ve güzellikleri barındırdığına inanıyor ve biliyoruz. Lakin bunların, belli örgütlenmelerin malzemesi yapılarak zedelenmesine da karşı çıkıyoruz.
Tutarlı olmalıyız: Nasıl ki AB'nin Hıristiyan kulübü olmasına karşı çıkıyorsak, İslam dünyasında da din temelli siyasal ve ekonomik örgütlenmelerden uzak durulması gerektiğini belirtiyoruz. Tutarlılığımız ve güçlü tezlerimiz, şahsımızın ya da partimizin değil, Türkiye'nin kazanç hanesine yazılmaktadır.
Atatürk'ün öngörüsü: Diktatörlüklerin revaçta olduğu bir dönemde, büyük Atatürk'ün öngörüsü sayesinde yüzyılı kavrayan bir bilinçle cumhuriyeti inşa eden bu ülke, sadece kendine bir ulusal devlet kazandırmakla kalmamış, aynı zamanda tüm bölgeye ve bölgenin ötesine mesaj veren güçlü bir model olmuştur. Demokrasi, laiklik ve hukuk devleti prensipleri sayesinde toplumsal barışını tesis ettiği gibi kendi yakın çevresine çağdaş değerlerin nasıl hayata geçirileceğine dair ciddi yaklaşımlar sunmuştur. Daha çok değeri anlaşılan bu model sayesinde ülkemiz, önümüzde akan yüzyıla güvenle girmektedir.