İmkânsız değil ama zor

İmkânsız değil ama zor
İmkânsız değil ama zor
Meclis Başkanı Cemil Çiçek yeni anayasa çalışmasında dengeleri kurmaya çalışan isim. Çiçek "İhtiyacı herkes kabul ediyor, bu durumda yeni anayasayı kim yapacak, Venedik Komisyonu mu" diye soruyor. Çiçek son durumu Radikal'e anlattı.
Haber: YAVUZ OĞHAN - yavuz.oghan@radikal.com.tr / Arşivi

Uzlaşma komisyonu ‘sistem’ tartışmalarıyla kilitlenmedi mi? İlk defa bu modelle bir anayasa yapıyoruz. İlk defa böyle bir anayasa yapıldığı için zaman zaman zorluklar da oluyor. Bunlara çözüm bulmaya gayret ediyoruz. 50 defa anayasa yapmış bir toplum değiliz ya da geçmiş dönemlerde olduğu gibi belli sayıda kişiyi bir yere toplayıp “Bunu 10-20 gün içinde yapın” da demiyoruz. Dört siyasi parti var, beklentiler farklı, görüşler farklı. Başkanlık sisteminin, parlamenter sistemin şu an tartışılmasının nedeni tam da o bölümün yazılacağı kısma gelmiş olmamızdandır. Bu konular yazılacaksa sistem tartışmalarının yapılması kadar tabii bir şey yok. 

Tartışma tamam da bu bütünü etkilemiyor mu?Bu tartışmaların sonunda nereye varacağız? Partiler belli bir süre sonra karar verecekler, bunu da göreceğiz. Ama oraya varıncaya kadar üzerinde konuşulabilecek ortak başlıklar var, onları yazmaya başlayalım diyoruz. Önerilen bütün sistemlerde milletvekili dokunulmazlığı var, seçim ilkelerini, milletvekili andı olup olmayacağını, milletvekilliğinin hangi şartlarda düşeceğini konuşalım, üzerinde anlaşma sağlanan metinleri de yazalım. Partiler önerilerle ilgili kendi kararlarını verinceye kadar boş durmayalım istiyoruz. Bir de paranteze alınan yani üzerinde anlaşma sağlanamamış maddeler var. Bu süreçte onlar üzerinde de uzlaşma arayalım, sorunlu maddeleri asgariye indirelim diyoruz. 

Bu parantezler kalkar mı? Sanki partilerin belli başlıklarda duruşları çok farklı görünüyor.Kaldırırsınız, kalkmadığı noktalarda oturup başka çözümler üretilebilir. Uzman arkadaşlarımız, danışmanlarımız çalışacak. Bazı konular var ki anayasa konusu olur mu olmaz mı, belki onu tartışabiliriz. Bazı konularda örnek anayasalar bulunabilir, bazı konularda örnek kararlar var, onları hakem kılarsınız. Şimdi olabildiğince belli bir noktaya doğru getirelim, ondan sonrası daha kolay olur. 

Umutlu musunuz sonuçtan?Şu ana kadar yazılıp çizilenlere bakalım, bu konularda işin özüne ilişkin görüş belirtmek yerine “Bu komisyon yapamaz, bu komisyon edemez” deniliyor. Peki yapmazsa o zaman ne olacak? Herkes eline kına yaksın. Yani biz yapmayacaksak kim yapacak? Venedik Komisyonu gelip Türkiye ’de anayasa mı yapacak? AB bir anayasa paketi mi gönderecek bunu yap diye? BM mi yapacak? Yine bu ülkenin siyasetçileri yapacak. 

İyi de ciddi görüş ayrılıkları var…Bazı kritik başlıklar var. Örneğin yönetim biçimi, temel hak ve özgürlükler. Şimdi özgürlüğü tanımlıyorsunuz ama bu özgürlük sınırsız değil. Milli güvenlik, kamu güvenliği, kamu düzeni, genel ahlak, genel sağlık gibi kavramlar var. İhtilaflar buralardan kaynaklanıyor. Mesela bir partimiz diyor ki, “Milli güvenlik, kamu güvenliği kamu düzeni dersek bu ucu açık bir kavram, ileride müdahalelere imkan veriyor”. Bir başkası da diyor ki “Bunlar olmadan da olmaz”. Burada Türkiye’nin yaşadığı tecrübeler var, verilmiş kararlar var, akademik yorumlar var, dünya uygulamaları var, insan hakları mahkemesinin verdiği kararlar var. Zaten buraları aştığımızda geriye anayasa adına çok fazla bir şey kalmıyor. Yönetim sistemi ve bu başlık çok önemli. Sistem konusunda karar verildiğinde devletin organları, erkler arasındaki görev, yetki, sorumluluk seçtiğiniz modele göre değişecektir. Ondan sonraki kısımlar daha kolay. 

Komisyona bir çalışma süresi öngörülecek mi? Ak Parti sürecin uzamasından rahatsız gibi… 
2012 sonu hedefleniyor derken reel bir bakış açısı ile bu söylendi. Çünkü arka arkaya seçimlerin yapılacağı bir döneme giriyoruz. Seçim ortamında bu tür önemli düzenlemeleri yapmakta zorluk olur. 

Neden?
Gündem değişir, kolay olmayabilir. 

Kafanızda ‘bir son tarih’ var mı? Seçimler de yaklaşıyor…
Yoğun çalışma içinde arkadaşlar. 

Yılın ilk yarısı bitirmek mi lazım?
Ben olabildiğince makul bir sürede bu işi sonlandıralım diyorum. Bir çek, senet tarihi verir gibi verdiğinizde, baskı oluşturuyor, “Ya hadi tarih geldi, yapalım edelim” gibi. “Hayır işi uzayınca şerre dönüşür” derler. İşi uzatmayalım ama aceleye getirip de yanlış bir şey de yapmayalım. Çünkü en temel yasadır anayasa. Yani bir devlet çatısının temelini inşa ediyoruz. Burada kolonları yanlış koyarsanız, betonunu, demirini ona uygun yapmazsanız bu bina ileride başka sorunlar çıkarır. O nedenle aceleye getirmeyelim ama işin ucunu açık bırakmayalım. Taahhüdün yerine getirilebilmesi açısından daha yoğun bir çabaya ihtiyacımızın olduğu ortadadır. Şu an programın biraz gerisindeyiz. Bunu kabul edelim. 

Umutlu musunuz?Şu ana kadar komisyon aslında önemli bir çalışma yaptı, yapmadı değil. Düşünün; Türkiye’de tartışılan her konunun anayasa ile ilintisi var ve orada bir uzlaşmaya varılacak. Toplumun değişik kesimleri uzlaştı da komisyon uzlaşamadı diye bir şey yok. Ben bakıyorum televizyonlar, bu işi bildiği kabul edilen dört insanı çağrıyor, dördü birbirinin gırtlağına sarılıyor. Yani o dört kişi anlaştı da dört siyasi parti mi anlaşamadı? 

Anayasa değişince her şey güllük gülistanlık mı olacak?
Anayasaların böyle bir sihirli yanı yoktur ama artık şu 30 yıllık tecrübeden sonra bugün anayasal düzenin neresinde aksaklık var bunları bilir hale geldik. Tabiri caizse bu anayasanın tomografisini çektik. Yeni bir anayasa gerçekten toplum açısından,iç barış açısından, devletin daha etkin ve verimli çalışabilmesi açısından, şu an yaşadığımız tartışmaların asgariye indirilmesi açısından temel ihtiyaç. Tabii yeni bir anayasa sıfır sorunlu bir Türkiye anlamına gelmiyor ama demokrasinin kurumsallaşması, siyasetçinin kendisine güveni anlamında önemli. 

Çizdiğiniz tabloya göre masadan kalkmak kolay değil partiler için... 
Tabiatı ile bu çok ciddi bir şey olur. 30 sene daha artık bu anayasayı niye yapamadık diye karşılıklı suçlamalara meydan verecek bir şey içinde olmamalıyız. Bir sorumsuzluk içinde kimse olamaz. Yeni bir anayasa yapmadığımız takdirde sorumluluk tümüyle siyasete, dört partiye ve Meclis olarak bize aittir. Üstelik her gün yeni bir anayasal sorunla karşı karşıya kalmamız da kaçınılmaz.