İstanbul için yarışıyorlar

Türkiye, 28 Mart 2004 tarihinde yapılacak yerel seçimlerle 3 bin belediyesini beş yıl süreyle yönetecek isimleri belirleyecek.
Haber: SELİM EFE ERDEM / Arşivi

İSTANBUL - Türkiye, 28 Mart 2004 tarihinde yapılacak yerel seçimlerle 3 bin belediyesini beş yıl süreyle yönetecek isimleri belirleyecek.
Ancak, partilerin, büyük kentlerdeki adayları henüz belli değil. Özellikle AKP ile CHP'nin İstanbul ve Ankara adayları merakla bekleniyor.
Kamuoyu sadece, İstanbul' da kimin başkan adayı gösterileceği üzerine odaklanmış durumda. Önceki yerel seçimlerin aksine, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için, hangi partinin adayının seçimi alabileceğinden çok, AKP'nin adayının kim olacağı kamuoyunda tartışılıyor.
Oy oranının İstanbul'da yüzde 40'ların üzerine çıktığı iddia edilen AKP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için altı aday adayı çıktı. AKP İstanbul İl Başkanı Mehmet Müezzinoğlu, partinin 19 isim üzerinde araştırma yaptığını, ancak resmi başvuruda bulunan altı isim olduğunu belirtti ve adayın bu isimler arasından seçilmesini beklediklerini
söyledi.
Siirtli işadamı Bahattin Kocaman'ın dışında hepsi İstanbul'da çeşitli belediyecilik görevinde bulunan aday adaylarıyla, İstanbul'a yönelik düşünceleri, seçilmeleri halinde uygulamaya koyacakları projeleri üzerine konuştuk.
Aday gösterilmeden projelerini açıklamaktan çekinen altı aday adayının birbirinden farklı projeleri olsa da, hepsinin ortak hedefi, klasik belediyecilik anlayışının dışında ekonomi ve insanı ön plana çıkaran bir dünya metropolü İstanbul yaratmak.



Eroğlu: İSKİ'de yaptım, yine yaparım

DSİ Genel Müdürlüğü'nden istifa ederek AKP'den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday olan Veysel Eroğlu, yapacakları için İSKİ Genel Müdürlüğü dönemini örnek gösteriyor. O zaman 600 tesis açarak bir rekor kırdığını ve İstanbul'da hizmet götürmediği ev kalmadığını ileri süren Eroğlu, İstanbul'u dünyanın ilk 10 kenti arasına sokmayı hedefliyor. Eroğlu'nun sloganı, 'Dünyanın incisi İstanbul olacak.' İşte Eroğlu'nun projeleri:
"Haliç ve su gibi İstanbul'un en büyük sorunlarına çözümü biz bulduk. Geri kalan işleri tamamlamak ve İstanbul'a yeni bir vizyon kazandırmak için aday oldum. İstanbul'u ilk 10 kentten biri yapmak, dünyanın ticaret, finans, ilim, kültür merkezi haline getirmek istiyoruz.
Ulaşım sorununu çözmek, bizim için su sorununu çözmekten daha zor değil. Karayollarındaki sıkışıklığa, tüp tünellerle baypas yapacağız. Metro ağı her yere yayılacak. Başbakanımız tüp geçitin temelini martta atacak. Önümüzdeki üç yılda, İstanbul ulaşımında akla hayale gelmeyecek yatırımlar yapılacak.
Çevreyi ve hayvanları koruyacağız. Haliç Vadisi'nde, Elmalı, Küçüksu, Küçükçekmece, Büyükçekmece gibi bazı bölgelere milli parklar yapılacak. Geçmişte ağaç olmadığı için kuşlar İstanbul'a gelmiyordu. İstanbullular artık kuş sesleriyle uyanacak.
İmar ve deprem sorununun çözümü uzun vadeli olacak. Öncelikle plan hazırlanmalı ki, sağlam zeminli yerlere sağlam binalar yapılsın.
İstanbul'daki nüfus artışı, belediye hizmetinin eksik olmasında bahane olamaz. Biz İSKİ'deyken, 2035'te 35 milyon nüfusa göre suyu planladık. O nüfusa hiçbir zaman ulaşılmayacak olabilir ama, kentin imarı da önceden böyle planlanmalı.
Fransa'nın başkenti Paris'i bir yılda 70 milyon turist ziyaret ediyor. Biz de bunun için projeler hazırlıyoruz. İstanbul'da turistlerin gezebileceği, hatıralarının canlanabileceği yerler geliştireceğiz. Eski İstanbul'u canlandıracağız. Hedefimiz ilk adımda yılda 15, ikinci adımda yılda 30, üçüncü adımda yılda 50 milyon turist."


Topbaş: İstanbul dünya kenti olacak

İnsanların hayatlarında olduğu gibi, şehirlerin de zaman içinde kaderlerini değiştirecek anlar bulunduğunu belirten Beyoğlu Belediye Başkanı Kadir Topbaş, bu dönemin İstanbul için bir fırsat olduğunu söyledi.
Topbaş, "Parlamentoda güçlü bir hükümet ve onunla uyumlu çalışabilecek yerel yönetimler gelecek. Ben proje adamıyım, insan hayatını ilgilendiren mekânlar dizayn etmek için eğitilmiş bir insanım. Bu sokaktır, mahalledir, konuttur, işyeridir, kenttir" dedi. Mimar Kadir Topbaş, hazırlıklarını şöyle anlattı:
"Geçmişte çok büyük hatalar yapıldı. Kent üzerine kent inşa edildi, yerleşim alanları üzerinde kalan boş alanları da inşaatlarla doldurduk. Halbuki bu kenti dizayn ederken eski kent, yeni kent diye ayrıştırıp, ulaşım akslarını oluştursaydık, kent merkezleri alışveriş merkezi olsaydı, turizm merkezi olsaydı, bunları hiç konuşmazdık. Sanayi merkezleri oluştursaydık, daha sonra Haliç ve Topkapı'yı sanayiden kurtarmaya çalışmazdık, kurtarırken de tarım arazilerini doldurmazdık.
Şimdi yeni bir süreç var ve bu fırsatı iyi değerlendirdiğinizde, işte o zaman muasır medeniyetler seviyesine geliriz. İstanbul'un bir dünya kenti, marka olmasını sağlarsınız. AB sürecine hazırlanmak için, bu kentte neler yapılması lazım? Bu sene ramazanda iki çadırda yemek verdim. Bu seneye beş mi olacak? İnsanlarımız, gençlerimiz işsiz, gelecek umutları da yok. İstanbul'un belediye başkanı, emeği istihdama dönüştürebilmeli.
Riskli bölgelerdeki yapıları yeniden ele almak lazım. Devletin gücüyle, doğru güzel yapılar yapılmalı ve bu yerlerde oturan insanlar bir başka yere taşınmalı. Bu insanların insanca ve güvenle yaşayabilecekleri yaşam alanları oluşturulmalı. Ancak kimseyi de mağdur etmemeli. İstanbul'un akciğeri olan kuzey ormanlarına dokundurtmamak lazım.
Buraların imara açılmaması ve orman arazilerinin korunması için radikal kararlar almalı. Yeni yerleşim alanlarıyla bazı noktaları rahatlatarak o noktalarda kalanların rahat nefes alması sağlanmalı.


Kaya'dan kent ve kentli projeleri

Belediyecilikteki 20 yıllık deneyimin kendisini topyekûn düşünmeye ve büyükşehir belediye başkanlığı adaylığına yönlendirdiğini belirten Pendik Belediye Başkanı Erol Kaya, kent, kentli ve vizyon başlıkları altında milenyum projeleri olduğunu söyledi. Kaya, şu bilgileri verdi:
"28 Mart 2004'te belediyecilik anlayışı değişecek. Artık belediye başkanının ekonomik, sosyal ve kültürel hayatı sorgulanacak. Kent projemizde fiziki altyapıyı, kentli projelerimizde insanlarımıza dönük projelerimiz, vizyon katacak projelerimizde ise İstanbul'a milenyum projelerimiz var.
Ulaşım denize aktarılacak
İstanbul'daki resmi 10 milyon nüfusun 5.5 milyonu denize kıyısı olan yerlerde oturuyor, ama İstanbul'da ulaşımın yüzde 94'ü karayoluyla. Bu insanlara denizyolu imkânı sunulmalı. Banliyö hatlarındaki 250 bine düşen yolcu sayısı, konfor artırılıp sefer süresi 2.5 dakikaya indirilirse, önemli ölçüde artar. Boğaz geçişi demiryolu bulunan tüp geçitle yapılırsa, üçüncü bir köprüye de gerek kalmaz.
İstanbul, 2 milyonun çok üzerinde turisti hak eden bir şehir. Ama önce İstanbul'u İstanbulluya sevdirmeliyiz. Sloganımız şu olacak:
'İstanbul'da yaşamayı değil İstanbul'u yaşamayı sevdireceğiz.'
Çözüm: Toplu konut
İstanbul'daki 869 bin 444 binadan yüzde 70'i kaçak. İstanbul'daki bina stokunun yüzde 33'ü ya rehabilite edilmeli ya yıkılıp yeniden yapılmalı. Toplu konut alanları inşa edilmeli ve finans sorunları ortadan kaldırılmalı. Siyaset üstü bir devlet politikası uygulanması ve kampanya düzenlenmesi gerek. Bu, inşaat sektörüne de hareketlilik getirecek, aynı zamanda ekonomiye de ivme kazandıracak.
Kalkınma üzerine üniversiteler, sanayi odası, MÜSİAD ve TÜSİAD'la bir projemiz var. Proje, ticaretin gelişimi, ekonominin daha güçlü hale gelmesi için neler yapılabilir, sanayinin gelişimi, personel eğitimi, yönetimin yeniden yapılandırılması, dış ticaret üzerine.
Meslek edindirme kursları da açacağız."


Özerol: Önce beşeri uygulamalar
Beş yıldır Ali Müfit Gürtuna'ya vekillik yapan Ümit Özerol, deneyimini başkan olarak yansıtmak için aday. Tayyip Erdoğan'ın başkanlığı döneminde Meclis İmar Komisyonu Başkanlığı yapan Özerol, İstanbul için fiziki projelerden önce, beşeri projeler uygulanmasını öneriyor:
"Pek çok projem var ama İstanbul'u bildiğimden 28 Mart'ta seçimi kazanır, 29 Mart'ta kazmayı vururum diyemiyorum. Bugüne kadarki deneyimlerim bana onu öğretti ki, beşeri ve sosyal projeleri uygulama safhasına koymadan fiziki projeler başarılı olmuyor. 5 milyon dolara Kadıköy'e tramvay yapıldı ama orada oturanların sempatisi toplanamadı. Projelerim var ama ekonomik durumunu düzeltmeden, hiçbir yatırım yapabileceğimi söyleyemiyorum. 17 kuruma dağıtılan yetkiler tek elde toplanırsa, İstanbul ulaşımının çözümü için 2010'a kadar harcanması gereken 10 milyar dolar beş milyar dolara iner. Deprem, kentin fiziksel görüntüsünü kurtarmak, tarihi dokusunu ortaya çıkarmak için de bir fırsat. Uydu yerleşim projeleriyle bu sağlanabilir."


Güllüce: Hedef katılımcı bir kent
Belediyecilik alanındaki bilgi, birikim ve tecrübeleriyle İstanbul'a hizmet etmek için büyükşehir belediye başkanlığına aday olduğunu belirten Tuzla Belediye Başkanı İdris Güllüce, başkan seçildiğinde İstanbulluların
'katılımcı ve yaşanabilir bir İstanbul'a kavuşacağını söylüyor:
"Katılımcı bir yönetim anlayışıyla, İstanbul'u daha güzel ve yaşanabilir bir kent haline getirmeyi vaat ediyorum. İstanbul'u çağdaş, dünyayla bütünleşmiş, kültür ve medeniyet havuzu, barış, huzur ve mutluluk kenti yapmayı hedefleyen bir vizyon ve bu vizyona taşıyacak ciddi projelere sahibiz. Ulaşım sorununu çözmek için hükümetimizle birlikte hareket edeceğiz. Ulaşımın ağırlığını denize ve raylı sisteme aktaracağız.
Doğası ve kentiyle temiz bir İstanbul için gereken her şeyi yapacağız.
İstanbul'un en önemli meselelerinden biri olan imar, kısa ve uzun vadeli acil eylem planları içeren projeler bütünü içerisinde ele alınacak.
İşsizlik sorununun çözümü için, özel sektörün istihdam sağlamasını kolaylaştırıcı ve teşvik edici hareket edilecek."


Kocaman: Sloganım sevgi ve hoşgörü
Bitlisli işadamı Bahattin Kocaman, 15 yıldır yaşadığı İstanbul'un sorunlarını çözebileceğine inandığı ve halka indirgenmiş bir hareket olarak göründüğü için AKP'den büyükşehir belediye başkan adayı olduğunu söylüyor. Aday gösterileceğine güvenen Kocaman, şaşaalı bir seçim kampanyası düzenlemeyeceğini ve seçilmesi durumunda sokakta yaşayan insan, hastane önünde bekleyen hasta kalmayacağını vaat ediyor:
"Eğer belediye başkanı seçilirsem işe insandan başlayacağım. Sloganım, sevgi, hoşgörü ve dürüstlük. Her ilçeye barınma, sağlık ve aşevi
kurmaya gayret edeceğim. Ne kadar park, yol yapsanız da, bunu halletmeden
İstanbul'u yaşanabilir bir kent haline getiremezsiniz. Yaşanabilir kent yapın, İstanbul'a 10 milyon turist gelir.
Deprem, İstanbul için önemli bir konu. Mevcut binalarımızda zemin binayı taşımıyorsa, finanse ederek kat karşılığı müteahhite verirseniz hem içinde yaşayan insanları mağdur etmemiş olur, hem de piyasayı canlandırmış olursunuz. Ulaşım sorununu yap-işlet-devret raylı sistem projeleriyle çözeceğim. Büyük katlı otoparklar yapacağım."