İstanbullu seçmenin profili...(2)

Tablo 8 konut tipine göre parti tercihlerini göstermektedir. İstanbullu seçmenlerin yaklaşık yüzde 80'inin orta kalitede konutlarda yaşadıkları gözlenmektedir.

Gecekondu AKP'nin kalesi
Tablo 8 konut tipine göre parti tercihlerini göstermektedir. İstanbullu seçmenlerin yaklaşık yüzde 80'inin orta kalitede konutlarda yaşadıkları gözlenmektedir. Lüks kalite konutlarda oturanların oranı yaklaşık yüzde 7 iken, gecekondulardaki seçmen oranı yüzde 14 oranındadır. AKP'yi tercih eden seçmenlerin en çok gecekondularda oturdukları anlaşılmaktadır. Bunu, sırasıyla, orta ve lüks kalite konutlar izlemektedir. CHP'yi tercih eden seçmenler için ise tam tersi geçerlidir. CHP'ye oy vermeyi düşünen seçmenler arasında lüks kalite konutlarda oturanların oranı orta ve gecekondularda yaşayanlara kıyasla belirgin olarak daha fazladır. Diğer partileri tercih edenler için CHP'lilerinkine benzer bir durum geçerlidir. Protestocuların her bir konut tipi içindeki payı birbirine büyük ölçüde eşittir.
Dindarlık ve Parti Tercihi
Son dönemlerde Türkiye'de seçmen davranışları konusunda yapılmış olan çalışmalar seçmenlerin dindarlık dereceleri ile parti tercihleri arasında yakın bir ilişki olduğunu göstermektedir. O nedenle bu çalışmada da dindarlık derecesi ile parti tercihi arasındaki ilişki incelenmiştir. Tablo 9 ve 10, bu amaçla sorulmuş olan iki sorunun parti tercihlerine göre dağılımını ayrıntılı şekilde göstermektedir.
Birinci soru dikkate alındığında, en çarpıcı farklılığın AKP seçmeni ile CHP seçmeni arasında olduğu gözlenmektedir. Buna göre, son bir yılda namaz kılma sıklığı ile AKP'yi tercih etme arasında artan oranlı, CHP'yi tercih etme arasında ise azalan oranlı bir ilişki mevcuttur. Diğer partileri tercih eden seçmenlerle kararsız/protestocu seçmenler için bu açıdan belirgin bir farklılığın olmadığı gözlenmektedir. Benzer bir durum ikinci soru için de geçerlidir.
'Dindar'lar AKP'yi seçiyor
Buna göre, seçmenin kendisini dindar olarak algılama derecesi ile AKP tercihi arasında aynı yönde, CHP tercihi ile ise ters yönde bir ilişki mevcuttur. Diğer bir anlatımla, kendisini daha fazla dindar kabul eden seçmenler AKP'yi, daha az dindar olarak algılayan seçmenler ise CHP'yi tercih etmektedirler. Bir önceki soruda olduğu gibi, diğer partilerin seçmenleri ile dindarlık algılaması arasında bir farklılık bulunmamaktadır. Buna karşılık, kararsız/protestocular ile dindarlık algılaması arasında tıpkı CHP'yi tercih eden seçmenler gibi ters yönlü bir ilişki vardır.
AB Üyeliğine Yaklaşım ve Parti Tercihi


Büyütmek için tıklayınız

Tablo 11 parti tercihlerinin Avrupa Birliği üyeliği konusundaki düşünceye göre dağılımını göstermektedir. Seçmenlerin tamamının Türkiye'nin AB üyeliği konusundaki tavırları dikkate alındığında, AB üyeliğine verilen desteğin yüzde 71 olduğu görülmektedir. 'Evet' cevabı tüm partiler için en yüksek oranı oluşturmaktadır. AB konusunda en yüksek destek CHP seçmenlerinden gelmektedir. Tablo 12, AB üyeliği konusundaki düşüncenin parti tercihlerine göre dağılımını vermektedir. İlginç bir bulgu AKP'yi tercih eden seçmenlerle ilgilidir. Buna göre, AB üyeliği konusunda kararsız/bilgisiz seçmenler arasındaki AKP yandaşlığının payı AB üyeliğini destekleyen AKP seçmenlerine kıyasla daha fazladır. Buna karşılık, AB üyeliğine verilen destek konusunda CHP yandaşlığının payı kararsız ve hayırcılara kıyasla bariz bir biçimde daha fazladır. Diğer partileri tercih eden seçmenler arasında ise AB üyeliğine karşı çıkanların oranı AB'ye 'Evet' diyenlerin oranından belirgin olarak daha fazladır. Kararsız/protestocu seçmenlerin ise ağırlıklı olarak dahil oldukları kategoriler, sırasıyla, 'kararsız/bilmiyor' ve 'hayır' kategorileridir.
İstanbul Seçmeninin Sağ-Sol Yelpazesinde Yeri
Kişilerin kendilerini siyasal yelpazenin neresinde gördüğü ile oy verme davranışı arasında belirli bir ilişki bulunduğu bilinmektedir. Bu ilişki kuşkusuz her seçimde aynen tekrarlanan bir ilişki değildir. İstanbullu seçmenin 28 Mart öncesindeki yanıtlarından hem toplam seçmen kitlesinin sağ-sol yelpazesindeki dağılımına, hem de bu dağılımın oy verme tercihleriyle bağlantısına ilişkin net bilgiler sağlanmaktadır. Soru "Kendinizi siyasal yelpazenin neresinde görüyorsunuz?" biçiminde olup yanıtlar 0=en sol'dan 10=en sağ'a kadar gitmektedir.
Deneklerin yüzde 5.9'u kendini en solda, yüzde 13,5'i de en sağda görmektedir. Yanıtlarda 0-4 aralığı sol, 6-10 aralığı sağ, 5 merkez olarak tanımlandığında, İstanbullu seçmenin yüzde 22'si kendini solda, yüzde 43'ü kendini sağda, yüzde 32'si de kendini merkezde görmektedir (Tablo 13). Tahmin edileceği gibi AKP'de kendini sağda görenler, CHP'de de kendini solda görenler önemli oranlara ulaşmaktadır. Ancak kendini merkezde görenlerin her iki partide de 1/3'e yakın bir oran oluşturmaları önemli bir noktadır.
AKP'ye oy verenlerin yüzde 55'i kendini sağda görürken, yüzde 10'u da kendini solda görmektedir. Simetrik biçimde CHP'ye oy verenlerin yüzde 61'i kendini solda, yüzde 10'u kendini sağda görmektedir. 'Diğer partiler' grubunda kendini sağda görenler ağırlıklı iken, 'kararsızlar' da kendini merkezde görenler en büyük grubu oluşturmaktadır.
Sağ-sol yelpazesinde konum ile oy tercihi arasındaki ilişki başka açıdan incelendiğinde, ilginç sonuçlar görülmektedir (Tablo 14). Kendini solda gören kümenin oylarının dağılımı incelendiğinde bu kümenin oylarının sadece yüzde 40'ının CHP'ye gittiği, yüzde 15'inin 'kararsız' olduğunu beyan ettiği, yüzde 25'inin AKP'ye, yüzde 22'ye yakının da diğer partilere oy vereceğini belirttiği görülmektedir. Kendini sağda görenlerin oy tercihleri incelendiğinde yüzde 68'inin AKP'yi, sadece yüzde 3.4'ünün CHP'yi tercih ettiği, yaklaşık yüzde 19'unun da diğer partileri düşündüğü anlaşılmaktadır.
Bu sayılar AKP'nin merkezdeki ve sol oylara doğru açılmada başarılı olduğunu göstermektedir.
Sağ-sol ayrımı üzerine
Sağ-sol yelpazesi ile ilgili olarak vurgulanması yararlı bir nokta da şudur: 12 Eylül 1980 sonrasında toplumun siyasal tercihlerinin sağa kaydığı bilinen bir gerçek durumundadır. Ancak gerek bu araştırmada, gerek benzer araştırmalarda sağ ve sol kavramlarının denekler tarafından tam nasıl anlaşıldığı ve yorumlandığı konusunda ayrıntılı bilgi yoktur.
Dolayısıyla örneğin günümüzde sol oy potansiyelinin yüzde 22'den ibaret
olduğunu ileri sürmek pek doğru olmaz. Solun temsil ettiği dayanışma, özgürlük, sosyal adalet gibi kavramlara ilişkin sorular sorulduğunda, desteğin oldukça yükseldiği çeşitli araştırmalardan bilinmektedir.


Verilerin ışığında seçmen analizi
İstanbul verileri ışığında ele aldığımız parti tercihleri ile seçmenlerin farklı açılardan özellikleri arasındaki ilişkiler AKP ve CHP'nin seçmen
profilinin belirlenmesini mümkün kılmaktadır. Buna göre AKP'li
seçmenler CHP'li seçmenlere kıyasla:
1) Hükümetin politika ve
icraatlarını daha başarılı bulan,
2) Gerek ülkenin, gerekse
ailelerinin ekonomik durumlarının
önümüzdeki bir yıl içinde iyileşeceği konusunda daha umutlu olan,
3) Daha az eğitimli,
4) Daha genç,
5) Daha çok gecekonduda yaşayan,
6) Kendilerini daha dindar olarak değerlendiren,
7) İstanbul dışında doğmuş
8) Kendisini daha çok sağcı olarak tanımlayan seçmenlerdir.
Buna karşılık CHP'li seçmenler AKP'li seçmenlere kıyasla:
1) Hükümetin politika ve icraatlarını daha başarısız bulan,
2) Gerek ülkenin, gerekse ailelerinin ekonomik durumlarının
önümüzdeki bir yıl içinde iyileşeceği konusunda daha umutsuz olan,
3) Daha fazla eğitimli,
4) Daha ileri yaşta,
5) Daha çok orta kalitede; bir ölçüde de lüks konutlarda yaşayan,
6) Kendilerini daha az dindar olarak nitelendiren,
7) Daha fazla AB yanlısı,
8) Daha çok İstanbul doğumlu ve
9) Kendilerini daha fazla solcu olarak tanımlayan seçmenlerdir.
-----------------------------------
YARIN: Seçmenin gözüyle belediyeler