İyi şeyler de oluyor

Fişleme ve coplama yok
  • Valiliklere giden İçişleri genelgesi, polis ve jandarmada keyfiliği bitiriyor. İnsan Hakları Derneği Başkanı Öndül, "Genelge müthiş" dedi.
  • Genelgeye göre sivil toplum örgütü veya kişilerce yapılan basın açıklaması vb. etkinliklere, yasal sınır aşılmadıkça, bir saat müdahale yasak. Pankart, döviz ve sloganlara karışmak yok.
  • Güvenlik güçleri, etkinliklerde kişi ve mal emniyetini sağlayacak; göstericiye cop devri bitti. Ses ve görüntü kaydı da alınmayacak.
  • Açıklama, panel, toplantı ve seminerlerde katılımcıların 'yasadışı iş yaptığı' havası yayılmayacak. Valilerin görevi, sivil toplumun teşviki.
    Önce onama sonra bozma
  • Yargıtay Başsavcılığı, önce onama istediği dinci yazarın TCK 312 mahkûmiyetinin bozulmasını talep etti. Savcılık, Ceza Genel Kurulu'ndan 312'de 'içtihat birliği' de istedi.
  • Savcılık görüşü şöyle: "Yazı laiklik karşıtı ve incitici, ama şiddete çağrı ve öneri olmadıkça, kamu düzenine yakın tehlike oluşturmadıkça, laiklik karşıtı düşüncelere de ceza gerekmez."
  • Haber: ADNAN KESKİN / Arşivi

    ANKARA - İçişleri Bakanlığı, toplantı ve gösteri yürüyüşleri-basın açıklamaları yoluyla kullanılan özgürlüklerin korunması için en ileri adımı attı. Vatandaşların tek tek veya sivil toplum örgütleri aracılığıyla gösterdikleri demokratik tepki ve protesto hakkına saygı gösterilmesini isteyen bakanlık, yayımladığı genelgeyle polis ve jandarmanın AB sürecine zarar veren 'keyfi, haksız ve aşırı' müdahalelerini yasakladı. Buna göre; polis ve jandarma toplantı ve gösterilere katılanları video ve fotoğraf makinesiyle fişleyemeyecek, konuşmaları kaydedemeyecek. 11 Haziran tarihli, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu imzalı genelgede, idari önlemlere neden gerek duyulduğu şöyle anlatıldı:
    Bu gerekiyor: Günümüzde insan hak ve özgürlükleri, uluslararası toplumun ortak değer ölçüsü haline gelmiştir. Uluslararası camianın saygın bir üyesi olarak kabul görmek, insan hak ve özgürlüklerini toplumsal düzenin dayandığı temel değerler haline getirmekle mümkündür.
    Uygulama kötü: Ancak uygulamada kimi zaman, özellikle düşünce, düşünceyi ifade etme, dernek kurma, toplantı ve gösteri özgürlüklerinin kullanımına yönelik olarak, kolluk güçlerince gerçekleştirilen müdahalelerin yol açtığı kısıtlayıcı durumlarla karşılaşabilmekte, bu durum uluslararası alanda çeşitli eleştirilere yol açmaktadır.
    Şikâyet çok: Bilhassa sivil toplum örgütlerinin (STÖ) genel kurullarına, basın toplantılarına kolluk güçlerinin video kamera ile girip katılanları tespit etmesi, bu kuruluşlurın demokratik tepki mahiyetindeki basın açıklamalarının engellenmesi, insan hak-özgürlüklerinin uygulayıcı birimlerce sınırlayıcı bir şekilde yorumlanması bahse konu kuruluş yetkililerince sıkça şikâyet konusu edilmektedir.
    İş yükü artıyor
    AB sürecine zarar: Bu gibi durumlar Türkiye'nin itibarına ve geçirmekte olduğu reform sürecinin inanırlığına gölge düşürmekte ve AB üyelik sürecini olumsuz yönde etkilemektedir.
    Farklı uygulamalar bitsin: Yargı kararlarında da, 'idare'den farklı bir yaklaşım görülmektedir. Bu durum özellikle 'basın açıklaması'nda
    ortaya çıkmaktadır. Kolluk kuvvetlerinin, STÖ'-ler tarafından yapılan basın açıklamaları sonucunda yargıya ulaştırılan dosyaların yargı mercilerince 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu (TGYK) kapsamında değerlendirilmediği görülmektedir. Bu keyfiyet, kolluk kuvvetlerini ve adli makamları gereksiz iş yükü ile meşgul etmekte, zaman-emek israfına da yol açmaktadır.
    Bunlar artık yasak
    Genelgede bu gerekçelerle, bundan sonra toplantı, gösteri ve basın açıklamalarında uyulacak esaslar da şöyle belirlendi:
    Bir saat dokunmayın: STÖ ya da kişilerce 'basın açıklaması vb. adlarla yapılacak faaliyetlerde; tüzel kişiler için yönetim ve denetim organlarının asil-yedek üye tam sayılarının, gerçek kişiler için ise Dernekler Kanunu'nda yönetim-denetim organlarında öngörülen asgari asil -yedek üye sayısının beş katını aşmayacak sayıda insanın açık havada, toplu veya ferdi olarak araç trafiğini engellemeden, çevreye zarar vermeden, günlük hayatın doğal seyrini önemli ölçüde kesintiye uğratmadan ve şiddete başvurmadan, konusu suç teşkil etmemek koşulu ve megafon veya sınırlı alanda ses duyulmasını sağlayan cihazlar ile bir saati geçmemek üzere izin verilecek.
    Pankart, slogan serbest: Bu faaliyetlerde, düşünce ve görüşlerini açıklama konusuyla ilgili pankart-döviz açarak ve slogan atarak kamuoyuna duyurmaya çalışmak, Anayasa'daki düşünceyi yayma hürriyetinin kullanımı olarak değerlendirilecek.
    Fişlemeye son: STÖ'lerin düzenleyecekleri toplantı ve yürüyüşler teknik ses alma cihazları, fotoğraf makineleri gibi araçlarla kaydedilmeyecektir.
    Toplantılar da izlenmesin: STÖ'ce kapalı yerlerde düzenlenen ve Dernekler Yasası ve TGYK kapsamında olmayan kokteyl, yemek, basın toplantısı, panel, seminer ve konferans vb. etkinliklerde, kolluk kuvvetlerince video kamera gibi araçlar kullanılmayacak, katılımcıların yasadışı bir eylem yaptıkları izlenimini uyandıracak benzeri davranışlardan kaçınılaçaktır.
    İzinle ve rahatsız etmeden: Ancak suç işleneceğine dair emarelerin ortaya çıkması, çok ciddi istihbarat elde edildiğinde, bu faaliyetler için yetkili mülki makamın her defasında yazılı izniyle katılımcılar rahatsız edilmeden kayıt yapılabilecek.
    Bürokratik engellere veda: Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde Dernekler Kanunu ile TGYK uyarınca istenenler hariç, ayrıca evrak, bu kapsamda olmayanlarda ise belge istenmeyecek. Özgürlüklerin kullanımına ilişkin etkinliklerin değerlendirilmesinde esnek davranılacak.
    Özgürlüklere destek: Mülki amirler sivil toplumun teşviki ve gelişmesi amacına yönelik olarak kullanacaklardır.
    Genelgenin sonunda ise, "Sıralanan hususlara uygulamada titizlikle riayet edilecek, mülkiye müfettişleri ve bağlı kuruluşların teftiş-denetim birimleri, denetimlerinde uygulamanın nasıl gittiğini takip edecektir" denildi.



    İHD: Müthiş bir adım
    İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül, genelgenin en özgürlükçü adımlardan biri olduğunu belirterek şöyle konuştu: "2003'te, yalnız Doğu ve Güneydoğu'da 2 bin 794 kişi gözaltına alınmış. Bunların 908'i toplumsal olaylarda (protesto, yürüyüş vb) gözaltına alınanlar. Bunların oranı yüzde 35. Bu gözaltılarla şu hak kategorileri ihlal ediliyordu; haksız gözaltı, işkence, polisin aşırı güç kullanımı vd. Batı illerinde ise bu oran yüzde 40'ı buluyor. Biz de AB Genel Sekreterliği'ne, dedik ki; uyum yasalarının uygulanması poliste bitiyor. Emniyet müdürlerine, valilere göre değişen uygulama var. Ankara'da yüzde 90 bu hak Paris'teki gibi kullanılabilirken, örneğin İstanbul'da kullanılamıyor. 2003'te tüm Türkiye'de toplumsal olaylarda gözaltına alınanların sayısı ise 10 bin kişi. Bu genelge, şimdi bu yakınmaları en aza indirebilecek."
    'Standart gelecek'
    Öndül uygulamayla hem uygulamada birlik sağlanacağını hem de kişilerin yasal haklarını kullanabileceğini belirten Öndül " İdare de bir sandart uygulayacak, her müdüre, valiye göre uygulama olmayacak. Bu müthiş ileri bir adım" diye konuştu.