scorecardresearch.com

Kaplan: Karayılan gerekçesi inandırıcı değil

Kaplan: Karayılan gerekçesi inandırıcı değil
03/05/2012 17:13
BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, "Zaten barış olacaksa, siyaset kanallarını açmak zorundasınız" diyerek "O zaman Karayılan da gelir o barış yolları siyaset kanalları açılırsa, elbette ki isterse siyasete katılabilir. Bir dönem Saddam'a göre, Celal Talabani de teröristti. Saddam gitti, şu an Irak Federe Devleti'nin cumhurbaşkanı" dedi.

Kaplan, 48. Kuruluş yıldönümünü kutlayan Parlamento Muhabirleri Derneği’ni (PMD) ziyaret etti. Kaplan burada gazetecilerin tutuklu milletvekillerinin durumuna ilişkin çözüm arayışlarıyla ilgili sorularını cevaplandırdı. Tutuklu milletvekilleriyle ilgili muhalefetin çözüm önerisini AK Parti Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan’ın ‘Kandil’den Ankara metro hattı döşemek’ olarak değerlendirmesi ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın ‘bu sorunun muhalefetin eseri olduğuna’ ilişkin açıklamasının hatırlatılması üzerine Kaplan, “Nasıl bir sonuç çıkardılar da metro döşeme hattı olarak gördüler? Ne tünel açıyoruz, ne metro döşüyoruz ama inanın samimi olarak söylüyoruz ki silahın siyasette araç olmaktan tamamen çıkmasını istiyoruz. Herkesin siyaseti legal düzende yapmasını istiyoruz” dedi. 

“TEKLİF GETİRSİNLER”
Kaplan, sekiz milletvekilinin ‘Anayasa’ya rağmen’ tutuklu olduğunu hatırlatarak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in görüşmesinin ardından 3 muhalefet partisi olarak, ortak bir çözümde uzlaştıklarını ve bir yasa teklifi verdiklerini kaydetti. Kaplan, şunları söyledi: 

“Bir taraftan Yalçın Akdoğan konuşuyor, bir taraftan Bekir Bozdağ konuşuyor ‘kanun teklifi arızalı’ diyor. Bir taraftan Başbakan Yardımcısı konuşuyor. Üç ayrı noktadan olumsuzluk ifade eden konuşmalar. Bir taraftan da Genel Merkez, ‘MYK bunu değerlendirecek’ diyor. Daha dün 1 Mayıs’ta Başbakanla görüşen sizdiniz, bu üst düzey kadroydu. Başbakan’la görüştünüz, Haluk İpek de vardı onlardan. Şimdi de ‘MYK karar verecek’ diyorsunuz. O zaman AK Parti’ye şunu söylüyoruz; madem demokrasiye inanıyorsunuz, tutuklu milletvekilleri konusunda hadi şöyle sağlam bir kanun teklifiyle siz gelin karşımıza. Muhalefet teklifini vermiştir. Gelin de görelim. Her şeyi engellemenin, demokrasiyi tıkamanın, Meclis’i çalışamaz duruma sokmanın bir anlamı yok. Sizin teklifiniz ne kardeşim? Çok açık soruyoruz.” 

BDP’nin bu konuda çok net olduğunu ve Anayasa’nın 83. maddesinin 2. fıkrasının kökten değişmesini istediklerini ifade eden Kaplan, “Böyle bir madde olmaz. Hala tutuklu olmayan milletvekilleri bile yargı tehdidi altında, her gün ifadeye çağrılıyor, duruşmaya çağrılıyor. Yürütmenin ve yargının tehdidi sürüyor; buna son vermek gerekiyor. Bunun için AK Parti’nin Meclis’te iktidar çoğunluğu vardır. Bu konuda yazılı, resmi bir kanun teklifi ile kendilerini de çıkmasını bekliyoruz. Meclis başkanı da bu çalışmaları sürdürüyor. Bir teklif geldiği takdirde de biz bunu değerlendireceğiz” dedi. 

MURAT KARAYILAN ÖRNEĞİ
Gazetecilerin “İktidar partisi sözcüleri tarafından Murat Karayılan örneği veriliyor” sözlerine de yanıt veren Kaplan, kimsenin inandırıcılığı olmayan bu tür gerekçelere sığınmaması gerektiğini söyledi. Kaplan, şöyle devam etti: 

“Ne Karayılan bu dönemde böyle bir amaçla gelir, ne de hukuk çerçevesinde bu kanun teklifi böyle bir yol açıyor. Barış, demokrasi olacaksa, kökten bir çözüm Anayasa değişikliğinde olur; o zaman bu konuşulur. Yasa teklifi sadece tutuklu vekillerin sorununa çözüm getiren bir tekliftir. Böyle bir anlam çıkartılmasını 30 yıllık ceza hukukçusu olarak hayretle, şaşkınlıkla, samimiyetsizlikle karşılıyorum. Bunu istismar aracı olarak kullanmamaları gerektiğini düşünüyorum. Böyle bir gerekçeye niye sığınma ihtiyacı duyarlar, bunu da anlamış değilim. Bu Meclis’te darbeciler geldi milletvekilliği yaptı, işkenceciler yaptı, katiller geldi, hakkında hüküm kararı olanlar, birçok yüz kızartıcı suçtan mahkum olanlar geldi milletvekilliği yaptı. Bu tartışmayı niye açar AK Parti. Yani bir sorunu çözümsüzlüğe itmek için bunu tartışmanın bir anlamı yok. Zaten barış olacaksa, siyaset kanallarını açmak zorundasınız. O zaman Karayılan da gelir o barış yolları siyaset kanalları açılırsa, elbette ki isterse siyasete katılabilir.” 

Bunun dünya örneklerini de bulunduğunu ifade eden Kaplan, “Saddam’a göre, Celal Talabani de teröristti. Saddam gitti, şu an Irak Federe Devleti’nin cumhurbaşkanı” dedi. Türkiye’nin Kürt sorununun ayrı bir konu, tutuklu milletvekillerinin ayrı bir konu olduğunu kaydeden Kaplan, şunları söyledi: 

“Tutuklu milletvekilleri içinde CHP ’nin, MHP ’nin farklı örgütlerden farklı suçlardan yargılamaları var. Bizim milletvekillerimiz düşünce suçundan yargılanıyorlar, bunun altını çiziyorum. Bir tek silahlı eylem, şiddet eylemi dosyalarında yok. Örgüt üyeliğinden zaten 3 yılı aşkın süredir tutuklular. Zaten mahkeme istese de daha fazla tutuklu bırakamaz. Öyle bize de minnet yapmasın AK Parti. Ama Meclis’in bu ayıbını gidermek zorundayız, ortak çözmek istiyoruz. AK Parti bu iradeyi gösteremiyorsa, demokrasi zaafın aşıyor; en büyük zaafı da milli iradeye saygısızlıkta tezahür ediyor. Bu ayıba, bu yanlışa, bu hukuksuzluğa düşmemeleri gerek.”

“KGM İŞLEVSİZ”
Bir gazetecinin, "Terörle mücadele konusunda Başbakan’ın ‘terörle mücadelede siyasal uzantılarıyla da müzakere ederiz’ dedi. Bu sözün kaynağı olan Kamu Güvenliği Müsteşarı istifa etti. Bazı bakanlarla sıkıntı yaşadığı iddia edildi. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu cevap veren Kaplan, “Kamu Düzeni Müsteşarlığı’nın şekli, işlevsiz, gereksiz bir kurum olduğunu daha yasalaşma sürecinde söylemiştik. Ne işe yarıyor? Bir etkisin görüyor musunuz? Bu konudan sorumlu koordinatör Başbakan Yardımcısı var zaten. İlgili bakanlar var. Zaten bürokratların esamesi okunmuyor. Yani bu sorunu bürokratlara yıkıp, bürokratlara bağlamak doğru değil. İstifa etmiş mi etmemiş mi, o konuda da resmi açıklama yansımadı. Ama bu başbakanın sözleridir. Demokrasi gereği ‘Meclis’te bulunan partilerle müzakere’ Başbakan'ın sözüdür. Sözüne sahip çıkması gereken Başbakandır” diye konuştu. 

Okullarda dağıtılan sütlerden kaynaklı rahatsızlıklarla ilgili bir soru üzerine de Kaplan, sütün zararlı olmadığını ancak hükümetin beceriksizliğinin söz konusu olduğunu söyledi. Kaplan, şöyle konuştu: 

“Birileri çocuklarımızın sağlığıyla oynuyorsa, Tarım Bakanlığı, Milli Eğitim bakanlığı, Sağlık Bakanlığı bunun sorumluluğu altındadır. Bunu yapanların kamuoyunda teşhir edilmesi ve hukuk önünde gereğinin yapılması gerekiyor. Çocuklara sütün yanında fındık, kuru incir ve kayısı gibi şeylerinde verilebilir." (ANKA)

http://www.radikal.com.tr/1086863108686314

YORUMLAR
(14 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

zeynep rumuzlu düz mantıklı yorumcu - ex nihilo

öncelikle belirtmek şunu isterim:devlet doğası gereği belli bir hegemonyanın varlığına, belli bir etnik unsurun kültürel özelliklerinin öne çıkarılmasına dolayısıyla ötekileştirmeye,ötekileştirmenin giderilmesi içinde asimilasyona dayanır.bunları dayatmak içinde hobbes dan bu yana devlet teorisinde, "şiddet" devlet tekelindedir. bu siyasi mekanizma devletin varoluş koşullarıyla ilgilidir, türk ulus devletiyle ilgili değil.sonralıkla ve de önemlisi, ben istanbula sahipleniyorsam istanbulda türkten önce yaşayanlar ve sahiplenenler olmadığı için değil, zilliyet kimdeyse mülkiyet hakkıda onda olduğun içindir. ayrıca istanbulu, batıanadoluyu 6 asırdır türklerin hüküm sürdüğü bir yer olduğu halde rumlara bırakıyorsun da benim asırlardan beri belkide istanbuldan daha önce ve uzun yıllar istanbuldan daha fazla türk olan güneydoğuanadoluyu(fıratın doğusunu) sözde kürt coğrafyası kabül edip kürtlere vermemden neden rahatsız olmuyorsun? aynı mantığı neden burada kullan mıyorsun? Eğer sahiplenme tarihsel önceliğe dayanıcaksa kusura bakma, ama bırak batıanadoluyu anadolunun hiçbir yerinde kürtlerin ismi türkler kadar geçmez, zamansal olarakta türklerden önce gelmez. Çünkü kürtler iranda zağros dağlarında yaşarken türkler diyarbekirde, ahlatta, bitliste çoktan devletlerini oluşturmuşlardı.ben mevcut ulus devletime rağmen karakoyunlunun,akkoyunlunun, artuklunun diyarını veriyorumda neden teşekkür etmek yerine daha da istanbulu isterim diye yakınıyorsun? uyanık! diyarbekirde zağros dağlarından yıllarca sonra gelmiş kürtlerin kaç tane mimari eseri var? kaç yıl yönetmişler, şehircilik yapıp kültürüne katkıda bulunmuşlar urfanın, diyarbekirin, bitlisin, mardin in? ben sana kaz veriyorum tarihde ilk defa bir bağımsız bir devletin oluyo sen benden tavuğu esirgiyorsun, sen insanları enayi mi zannediyorsun? ülke belirlemedeki ölçüt insanların NÜFUS ORANI VE SAHİPLENME BİÇİMLERİDİR, sahiplenme biçiminden kasıt, kutsalla perçinlenmiş toplumsal bir tanımlamaya sahip olmalarıdır, yani VATAN diyebilmeleridir. türkler batı anadolunun(fıratın batısının) hem nüfus olarak doğal hakimidir (bunun için TÜRKİYE ismini bizzat gayritürk unsurlar koymuştur) hem de bu coğrafyaya VATAN diyebilmektedirler. kürtler başkenti dahi belli bir coğrafyaya kürdistan tanımlaması yaparak kendi elleriyle bir ayrım yapmış oluyorlar zaten. ha bu iyi mi? tabiiki değil, tabiiki aynı sınırlarda yaşamamız en iyisi, ama yıllardan beri karayılan ve türevleri yaptı kardeşim bu tanımlamayı benim gibi düşünen insanlar değilki. yıllarca savunulan bu fikirlerden şimdi neden rahatsız oluyorsunuz?

Ortadoğu'daki... - Serdar_Kara

ABD/İngiltere destekli Kürt hareketi, Ortadoğu'nun asıl sahipleri Türkiye, İran, Suriye ve Irak dötlüsünün elele vermesi ile tarih olacaktır. Kürtler istesede istemesede bu mücadeleyi kaybecekler. 1.5 milyonluk aşırı uç kitlenin söyledikleri sadece kendilerini ilgilendirir. Türk ulusunun istemediği hiç birşey yapılamaz. buna BDP'yi meclise sokan Tayyip Erdoğan bile cesaret edemez. yeter artık bu ülkenin Kürtçüler ve dincilerden çektiği.

zeynep6 - deryadenizkaradeniz

zeynep kardesim aklinca guzel cevap vermissin ancak kacirdigin bir iki sey var ben tamamliyayim, zaten o soyledigini bati, yunananlilar ve ermeniler denediler ve cevaplarini tarihte aldilar hala denemek icin her firsati kolluyorlar. buradaki zaten oyunu anlarsan kurt sorununu da cozersin, bati ve amerika turkiyedeki en saf ve kullanilmaya hazir kurt halkini cok guzel oyuna getirmektedir, bir kurt olarak su anda avrupadaki hangi devlete gidersen git multeci olarak alinir ve bakilirsin, ama bir turk olarak vize alman cok zordur, bu senin kara kasina kara gozune hayran olduklarindan degil. sana pozitif ayrimcilik yaparak seni odullendirirler, ancak bu oyun seni turkiyeyi bolene kadar devam edecektir, sonrasini gorebilmen icin filistin, kibris gibi yerlere bakman onlarin tarihlerini incelemen yeterlidir, cunku oturdugun topraklar batinin gozunde hala ermeni topragidir yani hiristiyandir, bati plan yaparken on senelik plan yapmaz yuz senelik hatta bes yuz senelik plan yapar, israil tarihine bakarsan anlarsin, ve bati icin bir muslumanin hicbir degeri yoktur yani otekidir oyle ise bir musluman kurt neden batida bukadar simartilir ve deger verilir biraz dusunun. butun kurt halki genis resme baksi ve biraz daha dusunsun.

talabani - deryadenizkaradeniz

talabani bir zamanlar teroristti diyorsun, benim gozumde hala terorist, birileri memleketi zorla isgal edip onu oraya tepeden inme getirmis ise bu durum onu aklamaz. eger olaki boyle bir durum karayilan yada ocalanin basina gelipte bu memlekete baskan olmaya kalkarlarsa, herkez bilsinki bir turk olarak bende turkiyenin bagimsizligi ve ozgurlugu icin ilk daga cikanlardan olurum. onlari ve onun gibilerini destekleyenlere saygilarimla duyurulur.

ex nihilo - zeynep6

hani batı anadoludaki kürtleri fıratın doğusuna postalıyorsun ya, peki hiç düşündün mü ya istanbul un esas sahipleri bizi istanbuldan ya da yunanlar bizi izmir'den, ermeniler bizi kendilerini sürdüğümüz kentlerinden postalamak isterlerse ne olacak. yapamazlar, edemezler olayına girmeyelim. hani sen kendinde, kürtleri batı anadoludan gönderme hakkını görüyorsun ya işte bu mantıkla yaklaşıldığında onların da bizi anadoludan orta asyalara doğru gönderme hakları var. ne dersin?

Hizmet icin - silvan korkmaz

Halkina hizmet veren elini tasin altina koyan,degil.bedenini,olume.koyanlar.hakidir halkina. Hizmet edenler,her,yerde hizmet erebilir.,

herkes birbirini suçlarken... - bolamir

neden herkes birbirini suçlarki ?? çözümsüzlük istiyorsa iki tarafta birbirini suçlar ne zamanki taraflardan en az biri suçlamayı bırakıp direnişin alternatif yollarını arar o zaman belki barış gelir... öldürdüğümüz ne terorist ne asker öldürdüğümüz kardeşliğimiz.. eğer hala kardeş olmak istiyorsanız adam gibi insan gibi yaşamak istiyorsanız bırakın bu savaş çığırtkanlığını bu vahşi dili iki taraf olarak... zaten sizler değilmisiniz biz iyiyiz pkk kötü yada biz iyiyiz devlet kötü dien ee hadi gösterin madem bizede hanginiz iyisiniz ? bence ikinizde kötüsünüz içinizdeki kötülüğünüz çözümsüzlüğe odaklılığınız söylevlerinize işlemiş ama hala pişkin pişkin birbirinizi suçluyorsunuz keza yorum yazan arkadaşlarda öyle... konuşmakla suçlamak arasındaki farkı görelim artık.......