Karşı cephede son çırpınış

AB Komisyonu'nda Türkiye'nin üyeliği konusunda 'evetçiler' ile 'hayırcılar' arasındaki tartışma artık açık açık yapılıyor. Komisyonun üyeleri Franz Fischler ve Frits Bolkstein, açıklamalarıyla 'hayırcılar' arasında öne çıkarken, Türkiye için olumlu bir tablo çizen genişlemeden sorumlu üye Günter Verheugen'in tam aksine görüşler sergiledi.
Haber: GÜVEN ÖZALP / Arşivi

BRÜKSEL - AB Komisyonu'nda Türkiye'nin üyeliği konusunda 'evetçiler' ile 'hayırcılar' arasındaki tartışma artık açık açık yapılıyor. Komisyonun üyeleri Franz Fischler ve Frits Bolkstein, açıklamalarıyla 'hayırcılar' arasında öne çıkarken, Türkiye için olumlu bir tablo çizen genişlemeden sorumlu üye Günter Verheugen'in tam aksine görüşler sergiledi.
Özellikle Fischler, Türkiye aleyhine bayrak açmış bir görüntü çiziyor. Fischler'in komisyonun 29 üyesine birer mektup gönderdiği ve Türkiye'ye
'yeşil ışık yakılması'nın büyük hata olacağını söylediği ortaya çıktı. Ülkenin köktendinciliğin eline düşebileceğini savunan Fischler, sadece tarım alanında Türkiye'nin Birliğe yükünün 11.3 milyar euro olacağını ileri sürdü.
'Organize bir hareket'
Radikal'e isim vermeden konuşan bazı komisyon yetkilileri ise Financial Times'a sızdırılan mektup için "Fischler'in kişisel görüşleri" dedi. Bu yetkililer, mektubun basına sızdırılmasındaki zamanlamaya ilişkin soruyu ise şöyle yanıtladı: "Bunun tesadüften çok organize bir adım olduğu rahatlıkla söylenebilir. Şu anki ortamda bu tür girişimler Türkiye karşıtı son çırpınışlar olarak tanımlanabilir."
Patten: Bolkstein yanlış
Komisyondaki diğer bir Türkiye karşıtı üye olan Hollandalı Fritz Bolkstein'in açıklamalarına yanıt ise İngiliz üye Chris Patten'dan geldi. Bolkstein, "AB'nin 1683'te Viyana'da kazandığını Türkiye'yi üyeliğe alarak kaybedebileceğini" ileri sürmüştü.
Bolkstein'ın Türkiye aleyhindeki bazı ifadelerinin yanlış olduğunu söyleyen Patten, Bolkstein'ın Kopenhag Kriterleri'nin sadece Avrupa'ya özgü değerler olduğunu düşündüğünü, bu tür 'narsist' yaklaşımlardan kaçınılması ve demokrasi ile çoğulculuktan bahsederken çok dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Patten, "Demokratik bir Türkiye Müslüman bir demokrasi olsa da demokratik Avrupa ile aynı değerleri paylaşıyor. Türkiye Kopenhag Siyasi Kriterleri'ni yerine getirmek için AB'nin her isteğini yerine getirdi; sivil özgürlükleri genişletti, askerin rolünü sınırlandırdı.