Katolikler Meclis'ten taşınmazlar için tazminat istedi

Katolikler Meclis'ten taşınmazlar için tazminat istedi
Katolikler Meclis'ten taşınmazlar için tazminat istedi
Vatikan'ın devreye girerek TBMM'ye mektup yazmasının ardından Anayasa Uzlaşma Komisyonu, Türkiye Katolik Episkoposlar Kurulu Başkanı Ruggero Franceschini'yi dinledi.
Haber: RIFAT BAŞARAN / Arşivi

ANKARA -  TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu bünyesinde oluşturulan alt komisyonu Türkiye Katolik Episkoposlar Kurulu Başkanı Ruggero Franceschini ve berberinde Latin Katolik, Ermeni Katolik, Süryani Katolik ve Keldani Katolik kiliselerinin temsilcilerinin Anayasa önerilerini dinledi.


Tanınma ve tazminat istediler

 

Edinilen bilgiye göre görüşmede Franceschini, görüşlerinin alınmasında aracılık yapan Başbakan Erdoğan’a teşekkür ederek başladı. Franceschini, Katoliklerin Türkiye’deki tarihinden sözederek, Bizans döneminden bu yana İstanbul’da bulunduklarını ve İstanbul şehrinin anahtarının Fatih Sultan Menmet’e kendileri tarafından verildiğini anlattı. Her beş yılda bir Katolik Kilisesi Episkoposalarının ülkeleri ve bölgeleri hakkında bilgi vermek, görevleri sırasında karşılaştıkları güçlükleri ifade etmek için Papa’ya ziyarete gittiklerini anlatan Franceschini, Türkiye Katolik Episkoposlar Kurulu’nun bu güne kadar dört kez “ad limina apostolorum” ismi verilen bu ziyaretleri gerkçekleştirdiğini ve her ziyarette Latin Katolik Kilisesi’nin tüzel kişiliğinin bulunmadığının vurgulandığı anlattı. Franceschini, özellikle 1994 yılında yapılan toplantıda Papa II Jean Paul’un Katolik Kilisesinin Türkiye’de tanınmasını ısrarla istediğini, Papa’nın mesajını Vatikan Büyükelçiliği maslahatgüzarı Feyz Cam Çetin’e ilettiklerini ancak Çetin’in “Yaklaşımımız bir dinsel cemaate onu ötekinden farklı kılacak özel bir statü vermemek üzerine kuruludur” yanıtını verdiğini anlattı.
Franceschini, kilisesinin Vatikan’nın ayrılmaz bir parçası olduğunu belirterek, Anayasa önerilerini, “Latin Katolik Kilisesi’nin hukuki şahsiyetinin tanınması; Cumhuriyet ilanından sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Hazine’nin malı haline gelmiş binalarının geri verilmesini ve yeni tapuların tüzel kişilik adına kaydedilmesi; Osmanlı İmparatorluğu’ndan kalma, 1913 tarihli listede kayıtlı bulunan ve bugün faaliyette bulunan binaların tüzel kişilik adına kaydedilmesi; yeni yasaların çıkması beklenirken, Katolik Kilisesi’nin taşınmazlarının müsaderesi için yeni davaların açılmaması ve 1913 tarihli listede kayıtlyı bulunan 200 aşkın bina için mutabık kalınacak miktardaki bir tazminatın ödenmesi” olarak dile getirdi. 

Baba değil anayasa olsun 

Toplantı çıkışında soruları yanıtlayan Süryani Katolik Patrik Vekili Yusuf Sağ ise daha önce Rum Patriği ve Ermeni Genel Vekili’nin de Komisyona gelerek önerilerini ifade ettiklerini anımsatarak, “Önerilerimizin hepsi aynıdır. İstenen anayasa olmasıdır, baba yasa değil. Bu kadar basit. Biz bir anayasa istiyoruz, ‘ana’ gibi bir anayasa istiyoruz. Türk vatandaşından daha fazla hak hukuk istemiyor


MHP ’li Öztürk: Tarihi hafızayı unutmayız

Toplantıda Türkiye Katolik Episkoposlar Kurulu Başkanı Franceschini ile alt komisyonun MHP’li üyesi Oktay Öztürk arasında ilginç dialog gerçekleşti. Franceschini’nin “tüzel kişilik” ve “vakıf mallarının iadesiyle” ilgili talebinin ardından MHP’li Öztürk, “Biz yeni Anayasa yaparken geçmişteki tecrübelerimize, tarihi hafızamızı kulak ardı edemeyiz. Osmanlı her Anayasa değişikliğinde bir parçasını, sonunda imparatorluğu kaybetmiş. 1000 yıl birlikte yaşadığımız insanlar Osmanlının üstüne çullanmış. Biz yeni anayasayı yaparken bu tarihi hafızayı unutmayız. Siz bu durumu eleştiriyorsunuz ama alınan her önmelin gerekçesi var. Yaşanan tecrübelerle alındı. Siz Osmanlı’nın üzerien tam anlamıyla çullandınız” dediği öğrenildi.uz. Türk vatandaşına ne veriliyorsa, 5500 yıllık mazisi olan Arami Süryani olarak ben de o hukuku istiyorum, başka bir şey istemiyorum” diye konuştu.


Çingeneler TOKİ’yi TBMM’ye şikayet etti


Çingene ve Roman Dernekleri temsilcileri yeni Anayasa sürecine katılarak, taleplerini Meclis Anayasa Uzlaşma Alt Komisyonu’na sundu. İzmir Romanlar Derneği Başkanı Abdullah Cıstır, kendilerine Çingene denmesini isteyerek, “Roman” isminin sonradan türetildiğini söyledi. Roman temsilcilerinden Mualla Kurt ise, yapılan açılımların tamamlanmamasından şikayet etti. Kurt, açılımlarla kanunlar önünde tüm vatandaşlarla eşit olduklarını ancak insanların kafasında bu eşitliğin yeralmadığını anlatarak, Çingenelerle ilgili eylem planı yapılmasını istedi. Kurt, Çingene kültürünün birlikte yaşamı gerektirdiğini söyleyerek, TOKİ’nin kentsel dönüşüm uygulamalarının ve Büyükşehir Belediye Yasasının Çingenelerin kültürel dokusunu ve sosyal yapısını tehdit ettiği savundu. Kurt, “Apartmanlar bizim kültürümüzü yokediyor. Bizim yan yana yaşamamız lazım” dedi. Çingeneler taleplerini ise şu şekilde sıraladı:
* Kültürel haklarımız her alanda korunması ve uygulanmasının kanun ve yönetmelikler ile denetlenmesi ve desteklenmesi,
* Eğitim öğretim haklarımızın her alanda korunması, uygulanması kanun ve yönetmelikler ile desteklenmesi ve denetlenmesi,
* Barınma haklarımızın her alanda korunması,
* Çingeneleri eşit yurttaş yapacak pozitif ayrımcılık gerektiren koruma tedbirleri alınması,
* Kurucu unsar olarak bu ülkenin taşında toprağında emeği olan bir halko larak tanınması ve koruma altına alınması”


İHD: Devrim kanunları anayasa kesinlikle yer almamalı


Anayasa Uzlaşma Alt Komisyonuna sunum yapan İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Anayasa Atatürk milliyetçiliğinin ve devrim kanunlarını kesinlikle yer almamasını isterken Lozan Antlaşması’ndaki azınlık haklarının kapsamının genişletilmesi önerisinde bulundu. Türkdoğan, “Zorunlu din dersinin kaldırılmasını” isteyerek, “Reşit olan bireylerin kamusal alan dahil inançları ve kültürleri gereği kıyafetleri ile ilgili yasaklayıcı anlam ve sonuç doğuracak yorumlar yerine açık bir şekilde serbesti getirilmelidir” dedi. Türkdoğan, anayasa geçici bir madde konularak, devrim kanunları ile el konulan ve müzeye dönüştürülen Hacı Bektaş’ı Veli Dergahı, Düzgün Baba ziyaretgahı gibi inanç merkezlerinin inanç temsilcilerine iade edilmesini istedi. “Yeni ve demokratik Anayasa da Kemalist ideoloji ile özdeşleşmiş devrim kanunları olarak nitelenen kanunların hiçbiri yer almamalıdır” diyen Türkdoğan, geçmişle yüzleşme yapılabilmesi için Anayasaya geçici bir madde eklenmesini Hakikat ve Adalet Komisyonu kurulması sağlanmasını istedi. Türkdoğan, “Yeni Anayasa’da Atatürk milliyetçiliğine yer vermemeli. Çok dillilikle birlikte çok kültürlülüğe vurgu yapılmalıdır. Ayrıca ulusal bayrak, başkent ve ulusal marşa yer verilmelidir” dedi.