Kedi sever, solcu sevmez Melih Gökçek

Kedi sever, solcu sevmez Melih Gökçek
Kedi sever, solcu sevmez Melih Gökçek
Melih Gökçek, Türkiye'nin en fazla tartışılan başkanı. Kavgacı, polemikçi. Solcuyu, devrimciyi sevmez. Nâzım Hikmet bile okumaz. CHP ile uğraşmayı 'milli' görev sayar. Gökçek'in kedi sevgisi ise bambaşka. Odasında iki Ankara kedisi besliyor.  Kedileri 'Can' ile 'Canan' omzundan inmiyor.
Haber: ÖMER ŞAHİN / Arşivi

Melih Gökçek, Türkiye ’nin en çok tartışılan belediye başkanı. Kızanı, sevmeyeni çok ama o hep kazanıyor. 18 yıldır Ankara’yı yönetiyor; bir 5 yıl daha göreve talip. Yaşı 60’ı geçti ama Obama’yı bile şaşırtacak derecede zinde, genç duruyor. Hayatının geri kalan kısmını da ‘torun severek’ geçirmeye niyeti yok.
Melih Gökçek’in hedef kitlesi bellidir. O, ‘milliyetçi-muhafazakâr’ları sever. Sevgisi karşılıklı olmalı ki sandıkta karşılığını alıyor. CHP ile uğraşmak onun için ‘milli’ görevdir. Zaten “Hobim CHP” demişti. Hangi konuyu açsanız sözü CHP’ye getirir; mutlaka Kemal Kılıçdaroğlu ’na laf sokuşturur. Devrimciler ve solcularla ilişkisi bellidir. İki taraf da birbirinden neredeyse nefret ediyor.
Melih Gökçek, solcuyu, devrimciyi niye sevmez? CHP ile niye bu denli uğraşır? ‘Soğuk Savaş’ biteli yıllar oldu. Sağ-sol kavramları bile sorgulanırken Gökçek niye o jargonda ısrarcı? Bu soruların cevabını kendisinden dinledim. Bir cümleyle özetledi aslında durduğu noktayı: “CHP ile uğraşırım, devrimcileri de sevmiyorum. Çünkü benim değerlerimle uğraşıyorlar.” Bu ‘değer’lerin neler olduğu belli. CHP’yi zaten kendisine ‘hobi’ olarak görüyor. Bulduğu her fırsatta eleştiriyor. Kemal Kılıçdaroğlu ile ister TV tartışmasının ‘intikamı’ deyin, ister başka bir şey, kapanmayan bir hesabı var. “Sizin için solu sallayan sağcı diyorlar” dediğimde gururlanıyor, “Elhamdülillah” karşılığını veriyor. Melih Bey’e, “Beğendiğiniz sol yazar-şair de mi olmadı?” dedim “Hayır” dedi. “Ya Nâzım Hikmet” dediğimde, “Kendisini de fikirlerini de sevmem” deyince orada durdum. Melih başkan, kendisine sol şeridi tamamen kapatmış. 

Mahir Çayan’la beraber ıslanmış 


Devrimci gençlik liderlerinden Mahir Çayan’la Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okurken yaşadığı bir anıyı da paylaştı. Mülkiye’de ‘inek bayramı’ gibi gelenek haline gelen bir ritüel daha varmış. Yurttaki öğrenciler birbirini ıslatırmış. Yurdun çatı katından Gökçek’i ıslatmışlar. Alt katta kalan Mahir Çayan da yukarı kattakiler tarafından ıslatılmış. Sırılsıklam olan ‘devrimci’ Mahir ve 2 arkadaşı soluğu potansiyel şüpheli gördükleri ‘milli mücadeleci’ Melih’in odasında almışlar. Ortam gerilmiş “Sen mi ıslattın?” dediklerinde kendisi de ıslak olan Gökçek, “Hayır” demiş. Bunun üzerine Mahir’in yanındakilerden birisi, “Zaten sıkar biraz” diye gözdağı vermiş. 

Gökçek’in kedileri 


Solcu sevmeyen Gökçek’in kedi sevgisine gelince.. Melih Bey’in makam odasında iki ankarakedisi var. İsimleri ‘Can’ ve ‘Canan’. Başkan makama gidince omzuna atlıyorlar, kucağına geliyorlar. “Bunlar benim stres topum” diyen Gökçek, kedilerine çok düşkün. Kedileri konuşurken Kemal Burkay’ın “Bir kedim bile yok, hadi gülümse” diyen o ünlü dizesini sordum. Okumamış ve pek de ilgisini çekmedi. Gökçek’in bir de papağanı var makam odasında. Onun ismi ise ‘Cancan.’ Eşi Nevin Hanım koymuş adını.
Siyasette kavgacı, polemikçi Gökçek’in çocuksu halleri de yok değil. 2 torunu var. Torunlarıyla oyun oynarken çocuk gibi. Omzunda gezdiriyor; sırtına alıyor, güreş tutuyor. Kemerini çıkarıp halat çekme yarışması yapıyor. İnsanın “Keşke rakiplerine karşı da böyle sempatik davransa” diyesi geliyor. 

Gece hayatı: Twitter 


Melih Gökçek, sosyal medyada fenomen. 300 binin üzerinde takipçisi var. Twitter’ı en iyi kullanan belediye başkanı ödülü almış. Gökçek, sabaha karşı uyuyabilen siyasetçilerden. Gece yarısı uykusu kaçıp Twitter’a girenler karşılarında Gökçek’i bulurlar. Bazen saatlerce mesaj yazıyor, her soruya cevap yetiştiriyor. iPad’ini yanından ayırmıyor zaten. Hakaret edenleri mahkemeye vereceğini ilk başta ilan etmişti. Şu ana kadar 600 kişiye dava açmış. Başka isimle giren 80 kişiyi yakalatmış. Eğer, hakaret eden kişi özür diliyorsa affediyormuş. Gökçek’e kazandığı parayla ‘ziyafet’ verip vermeyeceğini sordum. Malum, yıllar önce Emin Çölaşan’dan aldığı tazminat paraları ile döner ziyafeti çekmişti. Bu sefer niyeti yok. Twitter takipçileriyle birkaç kez bir araya gelmiş. Onlara yemek ısmarlamış. 

Şimdi, tükürürüm demem 


“Böyle sanatın içine tükürürüm” sözü Melih Gökçek’e yapıştı. Yıllar önce söylediği bu sözlerden pişman değil. “Şimdi olsa söylemem ama öyle de sanat olmaz” diyor o malum heykel için. Alt-üst geçitler, fıskıyelerle anılan Ankara’da sanata kör bakıldığı eleştirisine şiddetle karşı çıkıyor. “Hangi şehirde bu kadar kültürel faaliyet var?” dedikten sonra başlıyor yaptıklarını anlatmaya.