Kılıçdaroğlu: Dönünce bakarız

Kılıçdaroğlu: Dönünce bakarız
Kılıçdaroğlu: Dönünce bakarız
Çin'de bulunan Kılıçdaroğlu, CHP'li Hüseyin Aygün'ün Sakine Cansız'ın ailesini ziyaretiyle ilgili ılımlı mesaj verdi: Dönünce bakarız.
Haber: DENİZ ZEYREK - deniz.zeyrek@radikal.com.tr / Arşivi

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu 'nun Çin seyehatini izlemeyi sürdürüyoruz. Komunist Parti'nin evsahipliği, Kılıçdaroğlu'nun Anamuhalefet lideri olmaktan çok Türkiye'nin temsilcisi ve sözcüsü gibi davranması, Türkiye adına verdiği mesajlar, Olimpiyatlar ve Expo için kulis yapması, ziyareti iki ülkenin ilişkilerini geliştirecek diplomatik bir ziyarete dönüştürüyor. Ancak, ziyaret çok başarılı gittiği halde, Türkiye gündemi peşimizi bırakmıyor.

Çin'de "kriz" ve "fırsat" sözcükleri aynı sembolle gösteriliyor ve anlamı kullanıldığı cümleye göre şekilleniyor. Tıpkı Pekin'den Ankara'ya bakınca, CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün Sakine Cansız'ın ailesine taziye ziyaretinden sonra başına gelen olaylardaki gibi. Bizzat CHP içinde bir grup, Başbakan'dan ve AK Partililerden daha iştahlı bir şekilde kendi yarattıkları "kriz"i, Aygün'ü CHP'den gönderme "fırsat"ına dönüştürmeye çalışıyor. Parti içindeki ulusalcı cephe, Kılıçdaroğlu'nu Pekin'de bile yakın markajda tutarak, yarattıkları krizi Aygün'ü CHP'den göndermek için fırsata çevirmeye çalışıyor.

AYGÜN'ÜN INSANI DURUŞU

Kılıçdaroğlu, Aygün’ün taziye ziyaretiyle ilgili ilk tepkisini genel bir "sorumluluk hatırlatma" çerçevesinde bırakmıştı. Ancak CHP'nin ulusalcıları Kılıçdaroğlu'nun bu sözlerini 'işaret fişeği' kabul ederek Aygün'ü hakarete varacak sözlerle hedef tahtasına oturttular.

Hüseyin Aygün, dün ziyareti CHP'li değil, Dersimli insan kimliği ile yaptığını belirterek, "Herkesin böyle anlaması kanımca daha yararlı olur. Türkiye'nin barışını düşünüyorsak da birbirimizin acılarına duyarlı olmamız lazım diye konuşmak istiyorum” dedi. Kamuoyunda kıyamet kopmadan, barış sürecinin yaşandığı, MİT'in Öcalan'la görüştüğü ve yakın gelecekte PKK yöneticileriyle görüşeceği bir dönemde, Başbakan'dan, Anamuhalefet liderinden duymayı bekleyebileceğimiz sözler bunlar.

KILIÇDAROĞLU TAVRINI YUMUŞATTI

Kılıçdaroğlu, ilk tepkisini Aygün'ün ziyaretiyle ilgili hiçbir detay bilmeden ortaya koymuştu. Sorularımız karşısında, ziyaretin nerede gerçekleştiğini bile bilmediğini farketmiştik. Bende, sıcağı sıcağına parti içindeki ulusalcı cephenin etkisinde kalarak tepki gösterdiği izlenimi oluşmuştu. Bu izlenimim dün biraz daha pekişti. Kılıçdaroğlu'na Aygün'ün ziyaretiyle ilgili detaylardan çok, partililerin 'coşkulu tepkisi' anlatılmıştı. Aygün'ün açıklamalarını okuyup, olayın detaylarına vakıf olmuş olacak ki dün tavrını biraz yumuşattı.

Sabah saatlerinde "gereğini yaparız" dediği halde, öğleden sonra "Hele bir Ankara'ya gidelim. O zaman görüşürüz. Önce bir Ankar'ya gitem lazım. Tüm ayrıntılarıyla öğrenmem lazım. Hemen gelen bilgiler üzerine şöyle yapacağım demek yanlış olur. Görecğeim, konuşacağım, bakacağız. Bir konuşacağım" demeyi tercih etti ve ısrarlı sorulara rağmen yorum yapmaktan kaçındı.

SORUN CHP'NIN KAFA KARIŞIKLIĞI

Aygün'ün ziyaretinden sonra bir kez daha ortaya çıktı ki Kılıçdaroğlu parti içinde sıkışıp kalmış. Bir tarafta, Aygün'ü bir kaşık suda boğmak isteyen ve bulundukları ince çizgi üzerinden MHP saflarına düşebilecek gürültücü bir ulusalcı ekip, diğer tarafta demokrasi ve özgürlükler yanında saf tutan ama sesleri çok çıkmayan bir grup.

Neticede Kılıçdaroğlu'nun sözünü ettiği ilkeler, "Sizin korumanız gereken cumhuriyeti biz koruyoruz" sözleriyle ulusalcıların göğsünü kabartan İstanbul İl Başkanı için de geçerliydi ama kendisi yerel seçimlerde yaşanacak büyük yarış öncesinde en ufak bir incelemeye tabi tutulmadı. Ya da dün Aygün'e istifa çağrısı yapan Kayseri Milletvekili Kulkuloğlu'nun, Kayseri Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki'nin kazandığı paralarla yaptığı sucuk şovlarıyla Kılıçdaroğlu'na ve CHP'ye verdiği zararın hesabı da sorulmadı.

"AK Parti bu ayrışma üzerinden CHP'yi ikiye bölmek istiyor" kaygısıyla hareket eden ve bölünmeyi engellemeye çalışan Kılıçdaroğlu'nun yaptığı tercihler, CHP'nin 2014 ve 215'teki 3 seçimin kaderini belirleyecek.