Kılıçdaroğlu resti çekti: 29 Ekim'de TBMM önündeyim!

Kılıçdaroğlu resti çekti: 29 Ekim'de TBMM önündeyim!
Kılıçdaroğlu resti çekti: 29 Ekim'de TBMM önündeyim!
Silivri Cezaevi'nde tutuklu CHP milletvekillerini ziyaret eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet Bayramı kutlamalarıyla ilgili olarak Başbakan Erdoğan'a yüklendi.

İSTANBUL - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu , “Silivri toplama kampında adalet yoktur. Burada yargılama da yoktur. Önyargılı bir anlayışla davalara bakılmaktadır. Bizi rahatsız eden budur” dedi.
Kemal Kılıçdaroğlu , Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Genel Başkan yardımcıları Adnan Keskin, Umut Oran ve Gürsel Tekin ile Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde, tutuklu milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal'la bayramlaştı. Kılıçdaroğlu, yaklaşık 2,5 saat kaldığı Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nden ayrılırken gazetecilere açıklamalarda bulundu.
Türkiye'de şu anda 130 bin kişinin cezaevinde bulunduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, tüm tutuklu ve hükümlüler ile ailelerinin bayramlarını tebrik etti.
Kılıçdaroğlu, “Bu vesileyle bayramın ülkemiz için barış getirmesini, huzur getirmesini, herkesin birbirini sevdiği bir Türkiye olmasını, yürekten istiyorum ve diliyorum” ifadelerini kullandı.


“ADALETE İHTİYACIMIZ VAR”

Tutuklu milletvekillerine yaptığı ziyarete değinen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ülkede, adalete ihtiyacımız var. Ülkede, demokrasiye ihtiyacımız var. Ülkede, barışa ihtiyacımız var. Adaletin olmadığı yerde devlet olmaz. Çünkü, adalet mülkün temelidir. Adaleti yarım sağlayamazsınız. Birilerinin iradesine göre de adalet olmaz. Adalet kamu vicdanı demektir. Savunma hakkının olmadığı, savunma hakkının kısıtlandığı, avukatların konuşturulmadığı, kişi kendisini savunacak diye duruşmalardan men edildiği düzende adalet sağlanmaz. Adalete hepimizin ihtiyacı var. Defalarca söyledik, bir kez daha seslendirmek isterim; biz hiç bir zaman kimse yargılanmasın diye bir yargıda bulunmadık. Elbette ki yargılanabilirler ama yargılamanın adalet içinde olması lazım. 'Silivri toplama kampında' adalet yoktur. Burada yargılama da yoktur. Önyargılı bir anlayışla davalara bakılmaktadır. Bizi rahatsız eden de budur.”
AB ilerleme raporlarında da, bu davalara ilişkin rahatsızlıkların dile getirildiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, “Gazeteciler tutuklu. Bilim insanları tutuklu. Milletvekilleri tutuklu. Askerler tutuklu. Üniversite öğrencileri tutuklu. Nedir bu kadar tutuklu olmalarının sebebi? Bunlar demokrasi istiyorlar. Demokrasi istemek ne zamandan beri tutuklu olmayı gerektiriyor? Bunlar özgürlük istiyorlar. Demokrasinin olmadığı ülkelerde ancak bu kadar tutuklu olabilir. Kişi düşüncesini açıklayacak. Düşüncelerin özgürce dile getirildiği bir düzenin demokrasi olduğunu, hepimiz kabul ediyoruz. 'Sen düşünceni açıkladın, ben senin düşüncene katılmıyorum. O zaman seni yakalayıp hapse atacağım.' Bu doğru değil” diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, hapiste bulunan insanların bir anlamda yakınlarının da cezaevinde bulunduğunu ifade ederek, “Türkiye şu anda yarı açık cezaevi görünümünde. İnsanlar telefonla konuşmaktan korkuyorlar. Başbakanı eleştiririm diye korkuyorlar. Başımıza bir iş gelecek mi diye... Demokrasinin her geçen gün, her geçen yıl, her geçen seçim daha da kökleşmesini beklerken demokrasinin kısıtlandığını görüyoruz. Özgürlüklerin kısıtlandığını görüyoruz” dedi.


“İNANMIYORLAR ZATEN”


CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, insan hakkı ihlallerinin artmasının Türkiye açısından ciddi bir kayıp olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti, “100'e yakın gazeteci hapisteyse bu ülkede siz kalkıp, 'Demokrasi vardır' diye söyleseniz dahi kimse inanmaz. İnandıramazsınız, inanmıyorlar da zaten. Brüksel'e ilk gittiğimde tutuklu gazeteci sayısı 35'ti. Her yargı reformu paketinden sonra içerideki gazeteci sayısı arttı. İnsanlar içeride yatıyorlar, hangi gerekçeyle tutuklandıklarını bilmiyorlar. 'Hangi gerekçeyle tutukluyuz?' diyorlar. Bir bilim insanı, hayat kurtaran bir insan, böbrek nakli, karaciğer nakli yapacak, 'Hayır, sen içeride kalacaksın' diyorlar. Halkın oylarıyla seçilmiş bir milletvekilini hangi gerekçeyle hapiste tutuyorsun? Parlamento yasa çıkarıyor. ‘Somut gerekçelerin yazılması lazım’ diyor. Mahkeme kararına bakıyorsunuz, hiçbir somut gerekçe yok. Yargı organı yasama organını kontrol etmeye kalkmışsa, baskı kuruyorsa kimse kusura bakmasın ama yasama organı da onun başındaki kişi de görevini yapmıyor demektir. Güçler ayrılığı ilkesi var ama bir gücün diğerine tahakkümü söz konusu değildir demokrasilerde...”


“CUMHURİYET BAYRAMI’NDA TBMM’DEYİM”


Kılıçdaroğlu, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına ilişkin tartışmalara da değinerek, “Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına yasaklama mı gelir? Bir bayramın yasaklandığını hangi demokraside gördük? Ankara'da yasak getiriyorlar. Bu ülkenin kurucusunun saygıyla anılmasını engellemek istiyorlar. Bir insanın elinde karanfil demetiyle gidip Mustafa Kemal Atatürk'ün heykeline çiçek bırakması ne zamandan beri suç olmaya başladı?” diye sordu.
Türkiye'de bunların aşılmak zorunda olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin yeni bir iklime ve söyleme ihtiyacı olduğunu savunarak, “Düşüncelerine katılmadığımız insanların da düşüncelerini özgürce dile getirebildikleri bir rejime, düzene ihtiyacımız var” diye konuştu.
Gazetecilerin, yurttaşların bayramını kutlayan, huzur ve barış içinde bayram geçirmelerini isteyen Kılıçdaroğlu, “Umuyorum Türkiye bu süreci, bu bayramı bayram sonrası da sürdürür, ülkemize demokrasi, özgürlükler gelir. İnsanlar düşüncelerini özgürce dile getirdiklerinde tutuklanmayacaklarından, hapse atılmayacaklarından emin olurlar. Türkiye'yi güzel bir barış denizine dönüştürmüş oluruz” dedi. (aa)