Kılıçdaroğlu: Senin gücün CHP'ye yetmez

Kılıçdaroğlu: Senin gücün CHP'ye yetmez
Kılıçdaroğlu: Senin gücün CHP'ye yetmez
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu bir basın toplantısı düzenleyerek yerel seçim sonuçlarını değerlendirdi.

ANKARA - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "İstifa edecek biri varsa bu ülkeyi soyan adamdır, bu ülkeyi soyana istifa edecek mi etmeyecek mi diye sorulmuyor da ülkenin, mazlumun, halkın, sivil toplumun, meydanın çıkarlarını savunan insana, 'efendim istifa edecek' geçiniz bunları. Biz sonuna kadar mücadele edeceğiz. Hiç kimse unutmasın, bu daha başlangıç, güçlenerek geliyoruz" dedi.

Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, seçimlerin Türkiye'ye hayırlı, uğurlu olması temennisinde bulundu.

Seçimlerin en temel özelliğinin ülkede demokrasinin kalıcılığını sağlamak olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, şaibesiz seçimlerin olduğu ülkelerde, sayımların açık olduğu yerlerde demokrasinin, siyasetin güç kazanacağını, siyasete saygınlığın geleceğini söyledi.

Yasama, yürütme ve yargı organları belli bir denge içinde çalıştığında, seçimin buna destek katacağını belirten Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Son birkaç seçimdir, seçimlerden sonra, seçimin galibi olduğunu ilan eden kişi balkon konuşması yapar. Ve medyada da şöyle bir algı var; 'çıkacak bir konuşma yapacak, bütün tartışmalar geride kaldı, huzurlu bir Türkiye için, barış içinde yaşayan bir Türkiye için hep beraber mücadele edeceğiz, demokrasimiz, hukukun üstünlüğü güçlendi, anayasal kurumlar yerli yerinde, dolayısıyla biz yolumuza devam edeceğiz, kucaklayıcı bir ifadenin kullanıldığı' sürekli ifade edilir. Başbakanlık koltuğunda oturan zat, dün seçimler belli bir noktaya geldikten sonra, sonuçları belli bir noktaya gelip açıklandıktan sonra yine bir balkon konuşması yaptı. Açıkça demokrasiyi, hukuku, siyasal partileri, sosyal grupları tehdit etmeye başladı. Kimsin sen? Kimsin sen tehdit ediyorsun demokrasilerde? Hiç alışkın olmadığımız bir tarzda bir diktatöre özgü üslupla, açıkça demokrasi tehdit ediliyor. Hiç karşılaşmadığımız bir olay. Hiç ama. 30 Mart öncesi neyse 31 Mart'ta da aynı adam. Bir diktatöre özgü üslupla dünyayı dizayn etmeye çalışıyor, Türkiye'yi dizayn etmeye çalışıyor. Demokrasinin kurumlarını tehdit etmeye çalışıyor.

Açıkça şunu söyliyeyim; Başbakanlık koltuğunda oturan zat şunu asla unutmasın, CHP olduğu sürece bu ülkede hiçbir yurttaşı sen tehdit edemezsin. Senin tehdidin sana söker, senin yandaşlarına söker. Biz demokrasiyi sen tehdit edesin diye kurmadık bu ülkede. Oturacaksın oraya vatandaşı tehdit edeceksin, cadı avı başlatacaksın. Hani sen demokrasiden söz ediyordun? Hani hukukun üstünlüğü vardı? Suçluyu kendin ilan edeceksin, kendi mahkemende yargılayacaksın, mahkum edilmesini isteyeceksin, mahkum olmasını sağlayacaksın sonra da bu ülkede demokrasi var diyeceksin. Bunu asla kabul etmiyoruz. Senin tehdidin sana söker bize sökmez. Daha da öteye gidiyor muhalefeti dizayn etmeye kalkıyor bu zat. Kimsin sen muhalefeti dizayn etmeye kalkıyorsun? Demokrasinin 'd'sini dahi bilmiyorsun sen. Beyefendiye özgü bir muhalefet gerekiyor herhalde. Onun her dediğine 'ne kadar doğrusunuz, ne kadar doğru yaptınız' diyen. Her dediğine 'evet efendim' diyen bir muhalefet istiyor."

Başbakan Erdoğan'ın, muhalefet sözcüğünü dahi bilmediğini, muhalefete tahammül edemediğini iddia eden Kılıçdaroğlu, "Demokrasi muhalefete tahammül etme rejimidir, önce bunu öğrenmesi lazım. Bizi dizayn edemezsin. Senin gücün yetmez buna. Üç kez arka arkaya seçimlerde geldin, her türlü baskıyı kurdun, sonra nasıl olsa devleti dizayn ettin, yargıyı dizayn ettin, yasama benim arka bahçem, havuz medyasını oluşturdun, şimdi sıra geldi muhalefeti dizayn etmeye. Senin gücün yetmez buna. Hele hele CHP'ye senin gücün hiç yetmez" dedi.

"BAŞIMIZ DİK YÜRÜRÜZ"
Halkın, seçimlere büyük oranda katılımının mutluluk verici olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, her oya saygılarının olduğunu, oy kullanan yurttaşları yürekten kutladığını söyledi.

Oy kullanan vatandaşlardan "sandığa giderken vicdanlarının sesini dinlemesini" istediğini belirten Kılıçdaroğlu, isteyen yurttaşın, istediği partiye oyunu verebileceğini, bu konuda eleştiri haklarının bulunmadığını ifade etti. Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Balkon konuşmasının bir başka özelliği daha vardır; Sıra sıra dizilmişler İstanbul'daki parayı sıfırlayanlar, ama Ankara'da öyle bir para yok tabi. Varsa da biz bilmiyoruz. Adı yolsuzluğa, hırsızlığa çıkmış insanlarla siz zaten ülkeye umut veren bir konuşma yapamazsınız. Kirli siyasetin içinde bulunan insanlar, halka umut veren bir konuşma yapamazlar. Sadece kirlenen insanlar mı? Hayır, Kur'an-ı Kerim'e açıkça hakaret eden insanlar da oradaydı. Acaba bu tabloyla birlikte bir balkon konuşmasının sonucunu kaç kişi değerlendirebilecek, asıl sorunumuz bu. Televizyon ekranlarında izledim, pek çok yorumcu katılmıştı. Yorumcuların tamamına saygım var ama tek isteğim var; Büyükşehir belediye sistemi değiştikten sonra, bütün il sınırları alındıktan sonra değerlendirmenin daha farklı yapılması lazım. Bunu pek çok yorumcu dile getirdi. Balkon konuşmasının bir diğer özelliği daha var; Balkon konuşmasında açıkça demokrasiye meydan okundu. 'Demokrasi benim kafamdaki şekille şekillenir' diye açıkça söyledi. Balkon konuşmasında helale de meydan okundu, 'biz haramdan yanayız' dediler. Haramzadelerin iktidarı var zaten. O nedenle biz güçlüyüz. Eğer kaybedenler varsa haram yiyenlerdir, helalden yana olanlar, kul hakkı yemeyenler, mazlumun yanında olanlar neden kaybedecekler? Dünyanın hiçbir ülkesinde diktatörler kazanmamıştır, kazanamaz da zaten. Ama onlar kazandıklarını düşünürler. Türkiye kazanmıştır, süreç göreceksiniz farklı bir şeklide yürüyecektir. Bu mesajlar önümüzdeki süreçte daha fazla baskının uygulanacağını gösteriyor, medyaya, sivil topluma, siyasal partilere, her alana baskı uygulanacaktır. Ama ona şunu söyleme isterim; Bu daha başlangıç. Eğer önünde boyun eğecek kişi arıyorsan balkon konuşmasında yanında olan adamlara bak, bize hiç bakma. Biz başımız dik yürürüz, kimsenin önünde de boynumuzu eğmeyiz."

"YURTTAŞLARIMI SUÇLAMADIM"
"İstifa edeceği yönünde haberlerin yayıldığını" hatırlatan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"İstifa edecek biri varsa bu ülkeyi soyan adamdır, bu ülkeyi soyana istifa edecek mi etmeyecek mi diye sorulmuyor da ülkenin, mazlumun, halkın, sivil toplumun, meydanın çıkarlarını savunan insana, 'efendim istifa edecek' geçiniz bunları. Biz sonuna kadar mücadele edeceğiz. Hiç kimse unutmasın, bu daha başlangıç, güçlenerek geliyoruz, bütün seçim sonuçlarına bakın. Tamam beklediğimiz oranda oy almadık, onu ben de biliyorum, ama hiçbir zaman yurttaşlarımı suçlamadım. Ama bir çizgimiz var yukarı doğru kararlılıkla gidiyoruz. Ağır ağır, sindire sindire... Halka daha fazla gideceğiz, daha fazla onlarla beraber olacağız, gerçekleri daha fazla anlatacağız. Son seçimde yine mağdurları oynadı. Hem malı götürüyor hem 'mağdurum' diyor. Bütün yurttaşlarıma söylüyorum, 31 Mart'tan sonra Türkiye'de baskının artacağını hepiniz göreceksiniz. Biz yine sağduyunun, halkın yanında olacağız, yine demokrasinin yanında olacağız. Yeni özgürlükleri, medya özgürlüğünü, sivil toplumu savunacağız. Çünkü biz demokrasiyi savunacağız."

Seçim döneminde 100'ü aşkın yerde miting yaptığını dile getiren Kılıçdaroğlu, bunun görevi olduğunu ve övünülecek bir şeyin bulunmadığını ifade etti.

Kılıçdaroğlu, eksiğinin olabileceğini ama görevini yaptığına inandığına işaret ederek, şöyle konuştu:

"Milletin vicdanına hep sesleneceğim. Uyuyan vicdanları uyandırıncaya kadar. Onlara ısrarla ve ısrarla şunu söyleyeceğim. Senin inandığın kitaba hakaret eden birisi orada oturuyor, devleti soyanın yanında oturuyor, hala oyunu oraya verecek misin? Yine sesleneceğim. Kul hakkı yiyen birisi hala orada oturuyor, aile boyu. Ne demektir o balkon konuşması. Bütün onları yanına almış. 'Ben devlete meydan okuyorum' diyor. 'Ben istediğim yolsuzluğu yaparım' diyor. Sandıkla meşruiyet sağlayacağını sanıyor. Sandıktan yolsuzluğun meşruiyeti çıkmaz, hırsızlığın meşruiyeti çıkmaz. Gidip yargıda aklanacaksın. Ama bu benim millete sözüm. Onlar kesinlikle yargılanacaklar, adaletin önüne çıkacaklardır. Bugün olmaz yarın ama mutlaka çıkacaklardır."

CHP İLE CEMAAT İLİŞKİSİ
"Seçimler başlamadan önce sürekli cemaatle ilişkiniz olduğu söyleniyordu. 6 puanlık artışın cemaatten mi geldiğini düşünüyorsunuz?" sorusunu Kılıçdaroğlu, "Tamamen AKP 'nin uydurması bir şey. Nereyle işbirliği yaptık. Ellerinde bilgi, belge, doküman varsa çıkarsınlar. Ben hiçbir zaman 'siz ne istediniz de biz vermedik' diye bir cümle kurmadım. Kuran kimdi? Bizi cemaatle işbirliği yapmakla suçlayan kişi. Hayatımda diyorum ya siyasetçi olarak başbakanlık koltuğunda oturan birisinin bu kadar yalan söylediğine ilk kez tanık oluyorum. Sadece bu olayda değil, pek çok olayda. Nasıl olur bir insan milletin gözünün içine baka baka bu kadar yalan söyler. Anlamakta zorluk çekiyorum" şeklinde yanıtladı.

GÜVENLİK TOPLANTISININ İLLEGAL DİNLEME
Kılıçdaroğlu, güvenlik toplantısının illegal dinlenmesi ve ses kaydını daha önceden dinlediğine ilişkin iddiaların sorulması üzerine "AKP'nin taktiğini herhalde gazeteci arkadaşlarım yeteri kadar anlayamadılar kusura bakmayın. AKP bir şey yapmak istediği zaman önce küçük küçük havuz medyasında haber çıkarır. Sonra bu haberlerin üzerine kendi eylemlerini inşa eder. Havuz medyasına bakın. 'Süleyman Şah Türbesi ile ilgili baskın düzenlenecek, askerlerimiz şehit olacak, oraya saldırı yapılacak' diye haberler çıktı. Haberler üzerine bu ülkenin ana muhalefet partisinin genel başkanıyım, hükümeti uyarmak zorundayım. 'Orayı gerekçe gösterip, orduyu oraya sokamazsın' dedim" değerlendirmesinde bulundu.

Dışişleri Bakanlığında 4 kişinin yaptığı konuşmanın ses kayıtlarının yayınlandığını anımsatan Kılıçdaroğlu, ses kayıtları geldiğinde 2 gazeteciyle birlikte olduklarını kaydetti.

Kılıçdaroğlu, hiçbirinin bunlara inanmadığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"Onun bir provokasyon olduğunu, AKP'nin çıkıp ertesi gün ret edeceğini ve ret ettikten sonra da diğer ses kayıtlarının da benzer şekilde yalan olduğunu güçlendiren bir ses kaydı olduğunu düşündük. Çünkü devlette böyle bir şey olamaz. Arkadaşlarım uyardılar, bu ses kaydını esas alarak hiçbir açıklama yapmayalım. 7-8 kişi, iki de gazeteci arkadaşımız vardı. Gerçekten hiçbir açıklama yapmadık. Sonra Dışişleri Bakanlığı çıktı bunu kabullendi. Kabullenince Türkiye'yi nasıl bir felaketin içine sürüklemek istediklerini öğrendik. İki açıdan önemliydi. Birincisi şu. Devlette mahrem diye bir şey kalmamıştı. Casuslar bize savaş açtı diyor, daha doğrusu bize savaş açtı dedi Davutoğlu. Ben söyledim kim savaş açtı? Hangi devlet savaş açtı? Bir devletin savaş açması lazım. Sen Dışişleri Bakanı olduğuna göre çıkıp açıklaman gerekiyor. Şu ana kadar tık yok. Kimin savaş açtığını bilmiyoruz."

"HESABINI VERMEK ZORUNDALAR"
"İkinci kritik nokta, kendi ülkesini savaşa sokmak için kendi ordusuna kumpas kuran bürokratları ve askerleriyle beraber kumpas kuran bir devletle karşı karşıya kaldığımızı gördük" ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Oraya adam göndereceksin oradan Türkiye'ye füze atılacak sonra askerler girecek veya 4 adam göndereceğim bizim şehitliğe saldırı düzenlenecek, Süleyman Şah Türbesine, ki büyük bir olasılıkla askerlerimiz öldürülecek. Düşünün biz kendi askerlerimizi öldüreceğiz. Sonra bizim ordumuz oraya girecek. Bunun hesabını bunlar vermek zorundalar. Çok ağır bir tanımlamadır bu. Bunun hesabını vermek zorundadırlar. Bunun hesabını vermiyorlar, kim sızdırdı? Sen devletsin, kim sızdırdıysa bul getir, yargıya çıkar. Ama onların amacı başkaydı. Yine Cumhuriyet Halk Partisi çok önemli bir görev yaptı. Bu ülkenin çocuklarının Suriye bataklığına girmesini engelledi. Geri adım attılar. Bir şehit gelmiyorsa bu topraklara Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu öngörüsünün güçlü olmasındandır."

"KOŞULLAR OLUŞURSA KURULTAY YAPARIZ"
Kılıçdaroğlu, kurultay çağrısı olup olmayacağına ilişkin soru üzerine, CHP olarak hukukun üstünlüğünü savunduklarını ve koşullar oluşursa kurultay yapacaklarını söyledi.

Demokrasiye inandıklarının altını çizen Kılıçdaroğlu, "Niye kurultay yaptın, niye istedin" diye insanları asla suçlamayacaklarını, kendilerini diğer partilerden ayıranın temel özelliğin bu olduğunu vurguladı.

Kılıçdaroğlu, "Niye korkalım kurultaydan. Yani hukuktan korkulur mu? Hukukun üstünlüğünden korkulur mu? Hayır" dedi.

Sayımlar sırasında ajansların farklı rakamlar açıklamasına ilişkin soru üzerine Kılıçdaroğlu, diğer kurumlara güven duymadıkları gibi Anadolu Ajansı'na da güven duymadıklarını belirtti.

Kılıçdaroğlu, "İktidarın güdümüne giren bağımsızlığını yitiren bir kurum dünyanın hiçbir ülkesinde topluma güven vermez" ifadesini kullandı.

Sayımların sonuna doğru, Anadolu Ajansı ve Cihan Haber Ajansı'nın rakamlarının örtüştüğünün anımsatılması üzerine Kılıçdaroğlu, "Sonuna kadar takip ettim. Sonunda örtüştü, ben de biliyorum. Ama Anadolu Ajansı'nın belli bir mizansen içinde hareket ettiği şeklinde zaten daha önce, gazetelerde de haberler vardı. Bizde kendi örgütümüzü ona göre uyardık" dedi.

Erken seçime ilişkin soru üzerine ise Kılıçdaroğlu, AK Parti'nin ekonomide çok daha büyük açmazlarla karşılaşacağını bildiğini, o açmazlarla karşılaşmadan erken seçim kararı alabileceğini söyledi.

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 'ın cumhurbaşkanlığı adaylığına ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine, Kılıçdaroğlu, "Devleti soyan adamdan cumhurbaşkanı çıkmaz. Olmaz. Bu ülkenin bir vicdanı vardır. Şaibeli adaydan cumhurbaşkanı olur mu? Yargıya gidip, aklanmamış adamdan cumhurbaşkanı olur mu? Ben söyledim, o da tekrar edecektir, mutlaka, hırsızdan cumhurbaşkanı olmaz, hırsızdan başbakan olmaz" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, sayımlar yapılırken yaşanan elektrik kesintilerine ilişkin iddiaların sorulması üzerine de şunları kaydetti:

"Demokrasilerde aslolan seçimlerin saydam biçimde yapılmasıdır. Seçimi yapacak kurumların topluma güven vermesidir. Elektriklerin kesilmesi, sandıkların torbaların değiştirilmesi gibi pek çok şaibe maalesef ortada geziyor. Neden? Hükümet şaibeli. İtirazlarımızı yapıyoruz. Elbette değerlendirecek olan Yüksek Seçim Kuruludur. Onun vereceği karara da elbette saygı duyacağız."

Başbakan Erdoğan'ın balkon konuşmasının hatırlatılarak, bazı kesimlere operasyon yapılıp yapılmayacağına ilişkin öngörüsünün sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, şu yanıtı verdi:

"Cadı avı, söyledim zaten hükümet bir cadı avı başlatacağını söylüyor. Medyaya, sivil topluma, belli kesimlere bir baskı ve cadı avı süreci başlatacağını söylüyor. Biz dikkatle izleyeceğiz. Kim olursa olsun, kim haksızlığa uğrarsa uğrasın Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz onların yanında olacağız. Bizim partimize oy verir veya vermez o hiç önemli değil. Yeter ki bu ülkenin yurttaşı olsun, yeter ki onların hakları korunsun. En büyük arzumuz bu. Hakları ihlal edilirse biz onların yanında olacağız."

Seçimle ilgili bir başka soru üzerine Kılıçdaroğlu, metropollerde oylarını artırdıklarını, daha başarılı olmak istediklerini ancak 'niye başarılı olamadık' diye, halkı suçlama kolaylığına girmeyeceklerini, neden daha fazla oy alamadıkları konusunu sorgulayacaklarını anlattı.
Kendisini en fazla sevindiren ve şaşırtan sonucun sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, en sevindiği ilin Hatay, en üzüldüğü ilin ise Artvin olduğunu sözlerine ekledi. (aa)