"Koalisyonla yaşamayı öğrenmeliyiz, otoriterliğe karşı en iyi panzehirdir"

"Koalisyonla yaşamayı öğrenmeliyiz, otoriterliğe karşı en iyi panzehirdir"
"Koalisyonla yaşamayı öğrenmeliyiz, otoriterliğe karşı en iyi panzehirdir"
Türkiye'nin siyasi kültürünün otoriter eğilimleri önleyecek kültürel mekanizmalara sahip olmadığını vurgulayan siyaset bilimci Prof. Yılmaz Esmer, Türkiye için otoriterliğe karşı en iyi çözümün koalisyon olduğunu söyledi. Prof. Esmer; tatsız koalisyon örnekleri kadar çok tatsız tek parti iktidarlarının da geçmişte tecrübe edildiğini hatırlattı.
Haber: BARÇIN YİNANÇ / Arşivi

Halen Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi olan Profesör Yılmaz Esmer’in pek çok siyaset bilimi çalışmasının arasından özelikle Türkiye Değerler Atlası 2012 adlı araştırması ön plana çıkıyor.

Siyasetten ekonomiye, dini değerlerden kadın - erkek ilişkilerine, aile ve evlilik kurumundan değer ve kimlik yargılarına kadar pek çok farklı alanda 2011 ve 2012 yıllarında Türkiye çapında yürütülen araştırmaların verilerinden yararlanılarak hazırlanan bu alandaki tek kaynağın yazarı; farklı değer kümelerinde yer alan AKP ve CHP seçmeninin arasında büyük bir uçurum olduğunu söylüyor. Esmer’e göre seçmen “koalisyon” demedi; buna karşın ortaya çıkan sonuç koalisyona işaret ediyor ve Türkiye’nin artık koalisyonla yaşamayı öğrenmesinin vakti geldi.

Türk seçmeni koalisyon mu dedi?

Bireysel olarak seçmen koalisyon demedi ama seçimlerin sonuçu koalisyona işaret ediyor. Bu ikisi ayrı şeyler. Bir sürü insanın “Umarım benim partim koalisyon kurar” diyerek sandığa gittiğini sanmıyorum.

FOTOĞRAFLAR: LEVENT KULU

Peki seçmen ne dedi? Mesaj nedir?

Ekonominin temel kuralıdır; bireysel tercihleri alt alta koyup toplayamazsınız. Tek bir mesajdan bahsedemeyiz. Her bir seçmenin değişik bir mesajı var. Bunları toplayamazsınız; sadece sonuçta şöyle bir resim çıktı ona göre davranmamız gerekir diyebilirsiniz.

Seçmen başkanlık sitemine hayır mesajı vermedi mi?

Sonuca bakarsanız, çoğunluğun başkanlık sistemine ve Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık arzusuna hayır dediğini kesinlikle söyleyebiliriz. Siz bunu mesaj olarak nitelendirebilirsiniz; ben bu kavramı kullanmamayı tercih ederim.

Bu tavrınız sizin, geçmişte de ifade ettiğiniz gibi seçmenin rasyonel davranmadığı görüşünüzden mi kaynaklanıyor?

Bir kitap ismini ödünç almam gerekirse; rasyonel seçmen bir efsane. Tüm seçmenlerin rasyonel davrandığını yani ekonomik çıkarları doğrultusunda oy kullandığını ileri sürüyoruz. Bu durum, sadece Türkiye değil ABD, İngilitere ve daha pek çok demokratik ülkedeki büyük bir çoğunluk için geçerli değil. Seçmenin kendi ekonomik durumu yada ülkenin ekonomik gidişatını dikkate alarak oy kullandığını varsayarız ama bu varsayım bilimsel verilerle doğrulanmıyor. Sizin şu anda röportajı yaptığımız Beşiktaş’ta sandıktan hangi partinin çıkacağına dair bir kuşkunuz var mıydı? Yada Ümraniye’den?

Bu, geçmiş seçimlerde de böyle oldu. Kabaca merkez sağ ve merkez sol var ve denge bir seçimden ötekine fazlaca değişmiyor. Ekonomik kriz durumunda, insanlar sağdaki başka bir partiye oy kullanıyorlar. Bu durumun tek istisnası 1977’de Bülent Ecevit’in aldığı yüzde 42 oy oranıdır ama bir kere oldu ve çok uzun zaman önceydi.

Yani Türkiye’de kimlikler üzerinden oy kullanılıyor ve yüzde 30 merkez sol yüzde 70 merkez sağ denklemi bugün için de geçerli diyorsunuz.

Kabaca böyle bir oran günümüzde de geçerli; evet.

Şimdilerde AKP’ye karşı yüzde 60’lık bir blok oluştuğu söyleniyor. AKP ve Erdoğan’a olan tepki bu geleneksel denklemi değiştirmiş sayılmaz mı?

Hayır. Hangi spesifik konuya baktığınıza bağlı. Başkanlık sisteminin kabulü ya da reddi konusunda evet yüzde 60’lık bir blok var. Ama Kürt sorununa bakınca böyle bir bloktan söz edebilir miyiz?

Bazı konularla ilgili yüzde 60’lık blok var ama bu durum Türkiye’nin tüm önemli meseleleri için geçerli değil.

Bu durumda yüzde 60’ın koalisyon kurması çağrılarını rasyonel bulmuyorsunuz.

Hayır. Bazı konularda görüşbirliği içinde olsalar, rasyonel olurdu. Ama MHP’nin tutumunu değiştirmesini imkansıza yakın görüyorum.

Günümüzde hala koalisyondan korkulmasını haklı buluyor musunuz?

Hayır bulmuyorum. Aslında ben -ki çok sayıda siyaset bilimci de bu konuda bana katılır, Türkiye’de makul ölçüde işleyen bir demokratik hükümet biçimi için koalisyonun en iyi çözüm olduğunu düşünüyorum. Bunun nedeni de siyasi kültürümüz. Bizim siyasi kültürümüz otoriter. Tamam tatsız koalisyon tecrübesine sahibiz ama benzer şekilde 1950’lerden beri çok tatsız tek parti hükümet örnekleri de gördük. Bir parti tek başına uzunca bir süre iktidarda kalınca, lideri otoriterleşme eğilimi gösteriyor; Adnan Menderes’te Tayyip Erdoğan’da olduğu gibi. Bizim siyasi kültürümüz bunun önüne geçecek kültürel mekanizmalardan yoksun. Bu nedenle kaolisyon bizim durumumuzda en iyi çözüm.

Ekonomik büyümenin her koalisyon dönemi yavaşladığı da doğru değil. Bazen yavaşladı bazen yavaşlamadı.Üstelik geçmişten iyi koalisyon örnekleri de var. Demirel ile İnönü arasındaki koalisyon Batı’daki herhangi bir koalisyon kadar iyi çalışmıştır. Evet koalisyonlar zordur ama artık koalisyonla yaşamayı öğrenmemiz lazım.

Yani siz koalisyonun otoriterliğin en iyi panzehiri oluğunu düşünüyorsunuz.

Aynen; özellikle bizim kültürümüzde.

Ama bizde koalisyon için gerekli uzlaşma kültürü yok. Bu koalisyonlu yaşamı zorlaştırmayacak mı? Üstüne bir de yakın geçmişte daha da artış gösteren bir kutuplaşma sorunu var.

Evet biz çatışmacı bir kültüre sahibiz. Ama eğer demokratik bir rejime sahip olmak istiyorsak siyasi elitler düzeyinde uzlaşmayı öğrenmemiz gerek.

Kutuplaşma tabii ki işleri kolaylaştırmıyor. Ama biz her zaman kutuplaşmış bir toplumduk. İdeooljik fay hatları üzerinden kutuplaşıyoruz. 1950’lerde de böyleydi; hatta çok keskin bir kutuplaşma sözkonusu idi.

En kolay koalisyonun AKP-MHP olacağı düşünülüyor.

Böyle düşünülmesinin nedeni iki partinin tabanlarının ideolojik, kültürel ve değerler bakımından birbirlerine çok yakın olması.
Ama bu tür koalisyonlar genelde iyi işlemez; çünkü her iki parti de birbirlerinin seçmen kitlesini hedef almaya başlar ve bunun da koalisyonda çatışma yaratması kaçınılmazdır. Kolay kurulanlar ama kalıcı ve uyum içinde bir koalisyon olmaz.

Bu durumda rasyonel olan büyük koalisyon mu?

Siyaset bilimi açısından evet; ama bireysel açıdan baktığımızda; durum farklı.

Biraz açabilir misiniz, 2012’deki değerler araştırmasında CHP ile AKP’nin ayrı değerler kümesinde yer aldığını söylemiştiniz.

Ortada duygusal bir gerilim var. İnsanlar CHP’ye niye oy verdi; herhalde gitsin de AKP ile koalisyon yapsın diye değil. Bu onların kafasındaki en son şeydi ve bu durumun CHP’yle ilgili seçimler bakımından aleyhte sonuçlarının olması kaçınılmaz.

Ben değer kümelerinden bahsederken; insanların en temel fikir ve tavırlarından bahsediyorum; geleneksele karşı, laik değerler; materyalist değerlere karşı post materyalist değerler. Hadi İslamcı/laik ayrımından bahsetmeyelim. Diğerinde çevre, kadın erkek eşitliği, katılımcı siyaset, estetik değerler öne çıkıyor. AKP ile CHP seçmeni arasında büyük bir uçurum var. Bariz nedenleri olan bir kutuplaşmadan bahsediyoruz.

Siz bu uçuruma rağmen koalisyonla yaşamayı da öğrenmeliyiz ama diyorsunuz.

Tabii; sosyal ve ekonomik boyutlar açısından da yararlı olur.

Biraz da HDP’den bahsetsek. Yüzde 30 -70 ayırımında; kimileri HDP’yi merkezin soluna oturtuyor.

HDP yüzde 13 aldı ve tüm analizler bunun yüzde 10 yada 11’inin Kürtlerden geldiğini gösteriyor. Sağ-sol, dindar/laik ayırımının yanında Türk siyasi tablosuna yeni bir boyut kazandırdı bu durum: Etnik kimlik. Eğer dedikleri gibi bir Türkiye partisi olurlarsa o zaman ideolojisine bakmamız gerekecek; laik mi değil mi; sosyal demokrat, ekonomik reformları destekliyor mu... Ben şu anda siyasi yelpazede nereye koyabileceğimizi bilmiyorum. Çok yeni bir boyut.

Kamuoyu yoklama şirketleri erken seçim durumunda sonucun değişmeyeceğini söylüyorlar.

Bence bunu bilemeyiz. Yapılan anketlerin farkındayım ama ortada olasılığa dayalı bir soru var. Kamuoyu yoklamalarıyla ilgili naçizane bir uzman olarak olasılık sorularına verilen yanıtların her zaman fiili durumda verilen oyla örtüşmediğini söylemem gerekir. Yani erken seçimde sonuç ne olur kimse bilemez.