Kurşunlanmış odalarda anayasa hazırlanıyor

Kurşunlanmış odalarda anayasa hazırlanıyor
Kurşunlanmış odalarda anayasa hazırlanıyor
'Düşman'ın bile ayak basmadığı Meclis'in etrafını saran Talat Aydemir'in askerlerinin silahından çıkan kurşunlar halen Meclis'in duvarlarında. Hem de yeni anayasa çalışmasının yapıldığı salonun duvarlarında.
Haber: ÖMER ŞAHİN / Arşivi

Demokrasinin kalbi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Kurtuluş Savaşı’nı yönettiği için ‘Gazi’ olarak anılır. Darbe, muhtıra ve baskılarla demokratik ruhu zedelenen Meclis’in kendisi de kurşunlanmıştı. Milli iradenin merkezi Meclis’e kurşun sıktıran, ömrü darbe hevesiyle geçmiş Albay Talat Aydemir. Cunta lideri Aydemir’in emrindeki ‘ genç subaylar’ ve askerleri Meclis’i kuşatmış, duvarlarına da şarjörü boşaltmıştı. O delik deşik edilen, mermi çekirdeğinin saplı olduğu yerde şimdi Anayasa ve Uzlaşma Komisyonu odaları var. Kaderin garip bir cilvesi olsa gerek, 49 yıl önce teslim alınmak için kurşunlanan duvarın olduğu odalarda şimdi ilk sivil anayasanın çalışması yapılıyor. 

İdam edilen darbeci 
28 Şubat’ı ve darbe girişimlerini konuşarak tamamladık haftayı. Darbeler tarihimizin en dramatik girişimi Talat Aydemir olayıdır. Aydemir, 27 Mayısçılara ‘Yetmez ama evet’ diyen bir yapıdaydı. Yönetimin sivillere devrine ve serbest seçimlere gidilmesine karşı çıktı. Albay Talat Aydemir, askeri öğrenciler ve ‘genç subaylar’ın da desteğini aldı. Pazarlığa girdiği hükümete şartlarını kabul ettiremeyince, 22 Mayıs 1962’de harekete geçti. Genelkurmay’ın, Meclis’in etrafını sardı, Ankara ’yı teslim aldı. Bu sırada İsmet İnönü, Cemal Gürsel ve kuvvet komutanları Çankaya Köşkü’nde durum değerlendirmesi yapıyordu. Köşk’ün etrafı da kuşatılmıştı. Aydemir, içerdekilerin serbest bırakılmasını istedi. Ordu içinde çatışma olmasını istemediği için ihtilali yarım bıraktı. Yönetim de Aydemir ve lider kadroyu emekli etmekle yetindi. Genç subaylar da sürgün edildi.
Aydemir hırslıydı, ruhunda da cuntacılık olunca boş durmadı. 20 Mayıs 1963’te yeniden harekete geçti. TRT Radyosu’nu ele geçirdi, ihtilal bildirisini okuttu. Başarsa devlet başkanı olacak olan Aydemir, darbenin sonunu getiremedi. Her başarısız darbeci gibi cezası belliydi. Fethi Gürcan’la birlikte 1964’te, darbeye teşebbüsten idam edildiler. 

Sekiz asker ölmüştü 
İşte bu ikinci darbe girişiminde Meclis ablukaya alınmıştı. Talat Aydemir komutasındaki askerler o zaman etrafı duvarla çevrili olmayan TBMM’yi kuşatmıştı. Elde tüfek, sahra elbiseli askerler sipere yatmış, sanki ‘düşman’ hedefine saldırır gibi Meclis’in dört bir yanına dizilmişti. Ankara karışmış, Eskişehir’den kalkan 4 F-100 uçağı da havadan belli hedeflere bomba atıyordu. Aydemir’in emrindeki askerler ile hükümet güçleri arasında sabaha kadar çatışma sürdü. Can kaybı da olmuş, sekiz asker ölmüştü. Meclis’i kuşatan askerler çatışma çıkınca şarjörü boşaltmıştı.
Darbecilerin sıktığı kurşunlar acı bir hatıra olarak Meclis’in duvarında saplı duruyor. Delik deşik olan ön duvarın olduğu odalarda ise hummalı bir çalışma yürüyor. Kaderin garip bir cilvesi olsa gerek, işte bu odalarda o kurşunu attıran darbeci anlayışı belki de tarihin çöp sepetine atacak sivil anayasa çalışmaları yapılıyor. Duvarın altındaki oda anayasanın ön hazırlığını yapan Uzlaşma Komisyonu. Üstünde ise anayasanın resmen ele alınacağı ilk kurul olan Anayasa Komisyonu var. Türkiye, uzun zamandır çağdaş, sivil ve demokratik bir anayasaya özlem duyuyor. Parlamentonun önünde tarihi bir fırsat duruyor. Meclis’in duvarındaki kurşun izleri dururken demokrasinin kara lekelerini silmek ellerinde.