Kürt meselesi: Sınav devam ediyor

Kürt meselesi: Sınav devam ediyor
Kürt meselesi: Sınav devam ediyor
Başbakan, 'Kürt vatandaşlarımın sorunu bitti, sorun sadece terör sorunudur' dese de, AK Parti'nin Kürt meselesinde verdiği sınav devam ediyor
Haber: MUHAMMED AKAR / Arşivi

2000’li yılların başında hemen herkes, 1920’li yıllarda kurulan ve vatandaşına karşı sertleşen Türkiye ’nin siyasi ve idari yapısının köhnediği, toplumun ihtiyaçlarını karşılayamadığı konusunda hemfikir idi. 2002 yılından itibaren bu toplumsal beklentiyi karşılamayı vaat eden AK Parti, muazzam seçmen desteği ile üst üstte seçim zaferleri kazandı ve 2002-2012 yılları arasına damgasını vurdu.
Geçtiğimiz 10 yılın muhasebesi pek çok açıdan yapılıyor ve yapılmaya devam edilecek. Türkiye, 2002 yılında girdiği yeniden yapılanma sürecinde, askeri vesayetle mücadele başta olmak üzere, hukukun tesisi, kültürel hakların kabul edilmesi, siyasi ve ekonomik istikrarın sağlanması gibi konularda oldukça yol kat etti. Peki Kürt meselesinde durum neydi, ne oldu? 10 yılda AK Parti’nin Kürt meselesindeki tavrı hiç kuşkusuz en önemli konulardan biri.
Başbakan, ‘Kürt vatandaşlarımın sorunu bitti, sorun sadece terör sorunudur’ dese de, AK Parti’nin Kürt meselesinde verdiği sınav devam ediyor. Bu sınavı üçe ayırabiliriz. Ak Parti’nin yaptıkları, yapmadıkları ve beklentilerimiz.


Kürt sorununda yapılanlar

AK Parti geçtiğimiz 10 yılda, Kürtler için kâbus niteliğindeki OHAL uygulamasını tamamen kaldırdı, DGM’leri kapattı (yerine ÖYM’ler açılsa da), işkence ve kötü muamelenin engellenmesi için önemli yaptırımlar getirdi, kısmen de olsa faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması çalışmaları başlattı, devlet kanalında Kürtçe dilinde 24 saat yayın imkanı getirdi, Kürtçe kursların kurulmasının önünü açtı, cezaevlerinde mahkûmların aileleri ile anadillerinde görüşmelerini engelleyen yasaları kaldırdı, seçimlerde Kürtçe propagandayı serbest bıraktı, yükseköğretimde ‘Yaşayan Diller Enstitüsü’ adıyla Kürtçe dili programları açtı ve Kürtçeyi seçmeli ders olarak müfredata koydu. Devlet Tiyatroları’nda Kürtçe oyun sergilenmesi ve Mem û Zin’in Kürtçe yayınlanması ile Kürtçeyi devlet nezdinde normalleştirme yoluna koydu. 5233 sayılı kanunla köyleri yakılanların bir kısım zararlarını telafi etti, bölgeye yönelik ekonomik destekler, sosyal devlet uygulamaları, GAP Eylem Planı, KÖYDES ve BELDES gibi projeler ile bölge insanını yıllar süren ihmalden kurtarmaya gayret etti.


Kürt sorununda yapılmayanlar

AK Parti’nin 10 yılda gerçekleştirdiği tüm bu başarıların yanı sıra, başladığı ama bitiremediği ya da hiç el sürmediği pek çok sorun da Kürt meselesi başlığı altında olduğu yerde durmaya devam ediyor. Bunları şöyle özetleyebiliriz. Toplumun beklentilerini karşılayacak yeni bir anayasanın hazırlanamaması, vatandaşlık tanımının Türklük vurgusundan kurtarılmaması, anti demokratik yasa ve uygulamalara son verilememesi, temsilde adaletin sağlanması açısından yüzde 10 seçim barajının kaldırılmaması, anadilde eğitimin hayata geçirilmemesi, güvenlikçi politikaların sertleşerek devam ettirilmesi, Özel Yetkili Mahkemeler ile ifade hürriyetinin baskı altına alınması gibi temel konuların yanı sıra, Kürt kimliğinin hiçbir anayasal ya da yasal güvenceye kavuşturulamamış olması, olumlu uygulamaların bile ‘de facto’ olarak ‘yaptım, oldu’ anlayışıyla yürütülmesi. Elbette ki bunları çoğaltabiliriz. Ancak reformların devamı için PKK şiddetinin sona ermesinin bir nevi ön şart olarak ileri sürülmesi temel sorun olarak karşımızda durmaktadır.


Hükümetten beklentiler

Kürt meselesinin şiddet sarmalından çıkarılması noktasında da, tüm iyi niyetli çabalara, iniş çıkışlara rağmen, 10 yıl sonra bugün gelinen aşama hâlâ operasyon, sınır ötesi harekat ve öldürülen insanlarımızın sayısı ile sınırlı. Toplum vicdanını yaralayan Ceylan Önkol cinayeti ve Roboski katliamının sorumluları ortaya çıkarılmamış, Kürt toplumu hayal kırıklığına uğratılmıştır. PKK ile başlatılan diyalog zemininin sürdürülmesi, Öcalan’a yönelik hukuk dışı uygulamalara son verilmesi ve cezaevlerindeki siyasi tutukluların serbest bırakılması kuşkusuz ki diyaloğ ve çözüm için elverişli bir ortam sağlayacaktır .

Geçtiğimiz 10 yılda AK Parti’nin sevap ve günah kefeleri üç aşağı beş yukarı böyle özetlenebilir. Kurulduğu günden itibaren özellikle Kürt toplumu nezdinde beklentileri hep yüksek tutan AK Parti, bugün hâlâ Kürtlerin önemli bir kısmının oyunu almaktadır. Bu seçmen tercihi, onun omuzlarına bir sorumluluk ve namus borcu yüklemektedir. Bu borcun ödenmesini geciktirmemesi ve kendisine tanınan krediyi iyi kullanması gerekmektedir.2023 vizyonu adı altında başlatmayı vaadettiği reformların ne kadarını gerçekleştireceğini ve Kürt sorununu kalıcı bir çözüme kavuşturup kavuşturmayacağını hep beraber izleyip göreceğiz.