Laiklik için atıştılar

Sempozyumda buluştular
Başbakan Erdoğan, "Laik devlet, inançlara özgürlükçü bir ortam sağlar. Cumhuriyet ile demokrasi çelişmez" dedi. Baykal'ın yanıtı: "Demokrasiyi ilerletmek, cumhuriyet kazanımından vazgeçmek demek değil."
Baykal: Lozan'da al-ver yoktu
Laikliğin din özgürlüğüne indirgenemeyeceğini belirten Baykal, Erdoğan'ın, "Lozan'ı imzalayanlar da hain miydi" sorusuna ise "Lozan'da al-ver pazarlığı olmadı. Milli Misak'tan ödün verilmedi" yanıtını verdi.

ANKARA - TBMM'de düzenlenen 'Milli Egemenlik ve Siyaset Sempozyumu'nda liderler söz düellosuna girişti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, laik devletin, inanç alanında özgürlükçü bir ortam tesis eden devlet olduğunu söyledi. CHP lideri Deniz Baykal ise, "Demokrasiyi daha ileri götürmek cumhuriyet kazanımından vazgeçmek anlamına gelmez, gelmeyecektir" dedi. Baykal, Kıbrıs tartışmaları sırasında, "Lozan'ı imzalayanlar da hain miydi" diyen Erdoğan'a "Lozan da al-ver pazarlığı olmamıştır" yanıtını verdi. TBMM Başkanı Bülent Arınç ise, yeni bir anayasa çağrısında bulundu.
Yeni anayasaya vurgu
TBMM'nin açılışının 84. kuruluş yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde dün düzenlenen sempozyuma CHP'li Şükre Elekdağ başkanlık yaptı. TBMM Başkanı Arınç, sempozyumda bugün Türkiye'de siyaset kurumunun önündeki en önemli ödevin, bir toplumsal mutabakat metni olarak yeni bir anayasanın oluşmasına
katkıda bulunmak olduğunu söyledi. Önümüzdeki günlerde gündeme gelecek olan Anayasa değişikliklerine dikkat çeken Arınç, "Anayasamız toplumun mutabakat metniyse, bu metin üzerindeki tartışmaları da ortak yapmalı; ayrılıklarımızı değil, ortak yönlerimizi belirleyerek Anayasa değişikliğini
gerçekleştirmeliyiz. Millet iradesi, ancak bu şekilde gerçek anlamda egemenliğin kaynağı ve en önemli kullanıcısı haline gelebilir" diye konuştu.



'Laiklik ama hangi laiklik' tartışması

Devlet, özgür ortam tesis etmeli
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, laikliğin dini inanç ve dünya görüşü farklılıklarını, milletin mevcudiyetine engel olarak görmeyen bir anlayışın ürünü olduğunu ifade etti. Erdoğan, "Milli egemenliğin gereği olarak laik devlet, aynı zamanda, milletin yaşattığı farklı inanç ve değerlere eşit mesafede olan, bu inançlar arasında ayrım gözetmeyen ve
inanç alanında özgürlükçü bir ortam tesis eden devlettir" diye konuştu. Tıpkı devlet gibi, milletin temsilcilerinin de insanları birbirinden ayırt etmemelerini isteyen Erdoğan, "Milletimizin tüm fertleri, dini, siyasi, felsefi görüş ve inanışları her ne olursa olsun bizim için eşit değerdedir" dedi.
Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik prensipler üzerinde yükseldiğini belirterek, bugün hiç kimsenin, Cumhuriyet ile demokrasiyi çatıştırmaya, kıyaslamaya hakkı olmadığını söyledi. Erdoğan, şöyle devam etti:
'Kusurlu demokratik anlayışla olmaz'
"Zaten bunların kıyaslanması da mümkün değildir. Cumhuriyet bizim asla terk etmeyeceğimiz yönetim biçimimizdir, demokrasi ise siyasal sistemimizin temelinde yatan unsurdur. Bu iki kavram birbirini bütünleyici bir mahiyete sahiptir ve birbirlerinin uğruna asla feda edilemezler." AB'ye hazırlanılan şu günlerde bu kriterlerden uzaklaşmakta olan bir Türkiye manzarasıyla dünya kamuoyunun önüne çıkma şansı bulunmadığını dile getiren Erdoğan, "Artık kusurlu bir demokratik anlayışla 70 milyonu aşan genç adına, talepleri olan bir Türkiye'nin karşısına da çıkamayız" dedi.


Hoşgörü ayrı laik sistem ayrı
CHP lideri Deniz Baykal, konuşmasında sadece din özgürlüğü, hoşgörü, tolerans anlayışına indirgenirse, laikliğin eksik anlaşılmış olacağını vurguladı. Baykal, "Bütün inançlara aynı saygıyı gösterirken hiçbir inancın hiçbir dinsel düşüncenin, teokratik kabulün eğitimi, hukuku ve devlet yönetimini şekillendirmesinin doğru olmadığı anlayışıdır, laiklik" dedi.
'Lozan'da al-ver pazarlığı yoktu'
Baykal, Annan Planı tartışmaları sırasında Erdoğan'ın Lozan Anlaşması'na atıfta bulunarak, "Lozan'da da tavizler verilmişti" sözlerine de yanıt verdi. "Lozan, al-ver pazarlığı yapılan bir müzakere olmamıştı. Kapitülasyonlar sona erdirilmiştir. Türkiye'nin etnik bir parçalanmaya sürüklenmesinin kabul edilemeyeceği tescil edilmiştir. Boğazlar meselesi ertelenmiştir. Misakı Milli sınırları içinde yer alan her yer hiçbir ödün verilmeden Türkiye Cumhuriyeti'nin parçası olarak kabul edilmiştir. Bu durum hepimizin ortak iftihar kaynağımız olması gereken büyük ulusal dayanak noktalarımızdır"
Arınç'a Meşrutiyet yanıtı
Baykal, 23 Nisan 1920'yi, 1876 da ilan edilen Meşrutiyet'in doğal sonucu olarak niteleyen TBMM Başkanı Arınç'a ise "Bu devrimci bir başlangıçtır. Milli irade dediğiniz zaman saltanata, hilafete şirk koşuyorsunuz, teokrasiye meydan okuyorsunuz" diyerek karşı çıktı.


YÖK tartışması
'Parayı veren hâkim olur'
Başbakan Erdoğan sordu: YÖK ne zamandan beri bu ülkede yürütme kuruluşu veya yürütme kurumu olmuştur?
Sempozyumun soru-yanıt bölümünde CHP lideri Deniz Baykal'dan, YÖK Başkanı Erdoğan Teziç'in "Bu ülkede bir hükümet var, bir de devlet..." sözlerini değerlendirmesi istendi. Baykal, "YÖK'ün statüsünü Anayasa belirlemiştir. Ne hükümet ne de bir başka kurumun 'Paranı ben veriyorum, istediklerimi yap' yaklaşımı sergilemesi doğru değildir" diye konuştu. Baykal'ın sözleri üzerine Başbakan söz istedi. Erdoğan, şöyle konuştu:
"Batı'da bir söz vardır: Parayı veren akıbetine hâkim olur. Hükümet parayı verecek ama YÖK'te olup bitene müdahil olmayacak. Böyle bir anlayış olamaz. Rahmetli Sakıp Sabancı, mektup gönderdi. 'Üniversiteye 250 milyon dolar harcadım. Bu üniversitenin rektörünü benim yerime YÖK'ün
atamasını kabul etmem mümkün değil' dedi. Gelişmiş ülkelerde akademisyenler, üniversite işletmesi yapmaz, gider dersini verir.
YÖK ne zamandan beri bu ülkede yürütme kuruluşu veya yürütme kurumu olmuştur? En son bize gönderilen taslağın son maddesinde, 'Bu taslağı Bakanlar Kurulu ve YÖK yürütür' deniyor. Böyle şey olur mu? İkili görüşmelerimizde de diyor: İki devlet var, biri hükümet diğeri de kurum durumunda olan. Bunun milli egemenlikle nasıl bağdaşabileceğini sizlere bırakıyorum."


Ve bir öneri...
100 milletvekili baraj dışı olsun
TBMM Başkanı Arınç ile Başbakan Erdoğan, 'Seçim kanununda yüzde 10'luk baraj kaldırılabilir' sinyali verdi.
'Milli Egemenlik ve Siyaset' Sempozyumu'nda sorular üzerine TBMM Başkanı Arınç başka ülkelerde yüzde 10 barajı olmadığına ya da barajın daha düşük olduğuna dikkat çekti. Meclis Uzlaşma Komisyonu'nun seçim ve siyasi partiler kanunlarında önemli değişiklikleri ele alabileceğini belirten Arınç, "Gönlüm, Seçim Kanunu'nda ciddi değişiklik yapılmasından yana" dedi. Başbakan Erdoğan da, "Baraj, istikrar düşüncesiyle kurulmuş. Koalisyon hükümetlerinde maalesef Türkiye istikrarı yakalayamadı. Oysa tek parti dönemlerinde ülke sıçrama yaptı ve istikrar yakalandı. Belki istikrarı sağlamak için bu karar alındı ama bu kararı alanlar da sandığa gömüldü." Türkiye milletvekilliği sistemini gündeme getiren Erdoğan, 400-450 milletvekilinin baraj esası gözetilerek seçilebileceğini, ancak 100 kadar temsilcinin de baraj sistemi dışında parlamentoya girebileceğini söyledi. Erdoğan, "Böylece yüzde 1 oy alan bir parti bile bir milletvekiliyle parlamentoya girebilir. Bu gibi konularda mutabakat arayabiliriz" dedi.
Erdoğan, bir soruyu yanıtlarken de egemenliği düzenleyen Anayasa'nın 6. maddesinin değiştirilmesinin hükümetin gündeminde bulunmadığını söyledi, "Ancak uluslararası anlaşmalar üst hukuk niteliğindedir. Onlara tabi olmamak sıkıntı yaratabilir" diye konuştu.