'Macera'dan ortaya çıkan iki gerçek

Aygün'ü kaçıranların sözleri, Karayılan'ın "Gerilla rehavete kapıldı" sözünü teyit ediyor. İkinci gerçek ise PKK'nın Tunceli'yi ele geçirme arayışı.
Haber: DENİZ ZEYREK - deniz.zeyrek@radikal.com.tr / Arşivi

ANKARA- CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ü “İki günlük dağ macerası” dediği, PKK ’lı bir grup tarafından kaçırılması olayı, iki önemli gerçeği bir kez daha ortaya koydu. Aygün’ün Tunceli kırsalındaki 19-25 arasındaki PKK’lıların en büyük umudunun ‘barış’ olduğunu söylemesi, örgütün fiili lideri Murat Karayılan’ın bir söyleşide “Barışa adapte olan gerillamız, rehavete kapıldı” sözlerini teyid eder nitelikte. İkinci gerçek ise PKK’nın sol hareketlere yakın olan ve Alevi kimliği ile öne çıkan Tunceli’yi ele geçirme arayışı. Aygün, kaçırılmasının Kandil’den bağımsız bir eylem olmadığı görüşünde. Türkiye’de yasaklı olan Özgür Politika gazetesinden Ahmet Kahraman ve Hasan Bildirici’nin yazıları da PKK’nın Aygün’ü Tunceliyle ilgili hedeflerinin önünde sorun olarak gördüğünün kanıtı gibi. 

‘Barış’ in, ‘Bağımsız Kürdistan’ out
Aygün, serbest kaldıktan sonra yaptığı açıklamada, kendisini bir süre dağda tutan PKK’lıların ‘barış ve kardeşlik’ mesajı verdiklerini ve kendisinden barış için çaba harcamasını istediklerini söylemişti. PKK’lıların savaşı anlamsız bulduklarını, istedikleri ‘demokratik özerkliğin’ silahsız da savunulabileceğini düşündüklerini aktardı. Bu açıklamalar, daha önce PKK’nın fiili lideri Murat Karayılan’ın bir röportajda söylediği “Barışa adapte olan gerillamız, rehavete kapıldı. Bu yüzden çok kayıp verdik” sözleriyle de örtüşüyor. BDP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın Huseyin Aygün’ün açıklamalarını dinlerken twitter’a yazdığı “Dinlerken yüreğimin her bir teli ayrı ayrı sızladı. Dağdaki gençlerin bile barışı istediğini ne guzel ifade etti” ifadesi de dağdan gelen ‘barış’ mesajının, PKK saldırıları nedeniyle hedef haline gelen Kürt hareketinin TBMM’deki temsilcilerini de çok rahatlattığını gösterdi.
Aygün ve PKK yöneticisi Murat Karayılan tarafından aktarılan ve Buldan tarafından memnuniyetle karşılanan bu ‘Dağdaki gençelerin eve dönüş ve barış özlemi’, BDP’lilerin deyişiyle bölgede yaşayan ‘devlete kızgın’ Kürt gençlerinin öfkesinden daha güçlü görünüyor. Bunun yanında, hem dağdaki, hem kentlerdeki PKK’lı Kürtlerin ortak talebi ‘Bağımsız Kürdistan’ değil, ‘demokratik özerklik’ olarak ortaya konuluyor. 

Tunceli halkı ve PKK
Aygün’ün kaçırılması son 18 aydır Tunceli’de yaşanan büyük güç savaşını da ortaya koydu: PKK, Tunceli’yi tam kontrolü altına almak istiyor, ancak kentin sol ve Alevi değerleri ön planda tutan halkı bu hedefe taş koyuyordu. Bunu, Türkiye’de yasaklı Özgür Politika gazetesindeki bazı yazılardan görmek mümkün. Örneğin, Ahmet Kahraman yazılarında, Tuncelileri “Dersim’in oğlu Ferhat Tunç’u düşmanlarına karşı başı eğik göndermekle” suçlamıştı. Bununla da yetinmemiş, kentteki Marksist, Leninist, Maoist grupların Türkiye Cumhuriyetini kurtarma sevdalısı olduğunu iddia etmişti. Aygün kaçırıldıktan sonra yazdığı yazıda özellikle Aygün’ün seçilmesini ‘rejime bir mesaj olarak’ gösteren ve destekleyen Kahraman’ın Tunceli’lerin ‘Alevicilik’ ve ‘Zazacılık’ söylemleriyle hükümetin politikalarına hizmet ettiği yönündeki iddiası da Alevi ve sol örgütlerden büyük tepki çekmişti, Karamana karşı kampanya başlatan Tunceliler, Özgür Politika’ya gönderdikleri mesajlarda, yazıların tekzip edilmesini istemişti. 

Aygün de aynı fikirde
Aygün de dünkü telefon görüşmemizde, AHmet Karaman’ın ve aynı gazetenin yazarlarından Hüseyin Bildirici’nin yazılarına dikkat çekti. PKK’nın Tunceli’yi PKK’lılaştırmak istediğini düşünen Aygün’e göre, kaçırılması da tesadüfi ya da yerel inisiyatifle olmamıştı. Öyle anlaşılıyor ki Bahoz Erdal’ın Aygün’ü kaçıran PKK’lılarla temasa geçip “Siz mi yaptınız” diye sorması bile Aygün’ün bu konudaki izlenimini ortadan kaldırmamış.