Meclis komisyonunda aklamanın gerekçesi, 'takipsizlik' kararı

Meclis komisyonunda aklamanın gerekçesi, 'takipsizlik' kararı
Meclis komisyonunda aklamanın gerekçesi, 'takipsizlik' kararı
Yolsuzlukları araştırmak kurulan Meclis komisyonunda, dört eski bakanı Yüce Divan'a sevk etmeme yönünde oy kullanan AKP'li üyelerin, kullandıkları oya ilişkin gerekçeleri ortaya çıktı.

RADİKAL – Meclis Soruşturma Komisyonu’nda AK Partili eski bakanlar Muammer Güler, Zafer Çağlayan, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar hakkında “Yüce Divan’a göndermeme” kararı veren AK Partili 9 üyenin ayrıntılı gerekçeleri 5 Ocak toplantısının tutanaklarıyla ortaya çıktı.

Dört eski bakanı Yüce Divan’a sevk etmeme yönünde oy kullanan Ak Partili üyelerin tümünün gerekçe olarak, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın takipsizlik kararını gösterdikleri ortaya çıktı. AKP 'li üyeler fiillerin suça dönüşmemesi, yeterli delil olmaması, delillerin hukuka aykırı olması ve makul şüphe oluşmaması, Yüce Divan tartışmalarını ve paralel yapıyı kararlarındaki gerekçeler olarak gösterdi.

AKP Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu, “2 yıla yakın bir teknik takip yapılmış, adeta insanların suç işlemesi teşvik edilmiş. Bakanların her şeyi kabul ettiklerini varsaysak bile bir suç işlediklerine dair yeterli şüphe ya da makul şüphe uyanmadı bende” derken, Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç da teknik ve fiziki takiple ilgili, “Mahkeme kararı var ama hukuksuz” görüşünü dile getirdi. Tutanaklara yansıyanlar özetle şöyle:

'SUÇLU OLABİLİRLER'
Bilal Uçar ( AK Parti Denizli Milletvekili): Birbiriyle ilgili olmayan, farklı tarihlerde işlendikleri iddia edilen, belgelerde gösterilen suçlar tek bir torbaya konularak belli bir günde operasyon düğmesine basıldı. İşlemiş olabilirler fiilleri, suçlu olabilirler, olmayabilirler ama süreç, tam 1 yıldır bu insanlar her türlü ortamda, medyada, siyaset alanında linç edildi. Bakıyoruz, delillerin tamamına yakını teknik takip. Bir de bakıyorsunuz, mesela bir bakanla ilgili gelen dosyalarda, bizim her gün beşer olarak insanlarla görüştüğümüz, samimi yaptığımız sohbetler, bu dosyadaki fiille hiç ilgisi olmayan şeylerin tapelendiğini gördük. Bütün bunlara baktığımız zaman daha baştan bazı şeylerin planlı olduğu kanaati bende hasıl olmuştur. Dava açmaya yetecek, her türlü şüpheden uzak delil yoktur.

ZARRAB’IN E-POSTASINA GİRİLMİŞ
Yusuf Başer (AK Parti Yozgat Milletvekili): Mesela, Reza Zarrab’ın elektronik posta adreslerine girilmiş. Nasıl girildi? Mahkeme kararı verildi mi, nasıl verildiği, ne edildiği meçhul. Arkadaşlar -tırnak içinde söylüyorum- çok dürüst oldukları için her şeyleri gizli örgüt. Dosya içerisinde var; Nisan 2013 tarihinde tüm şüpheliler belirleniyor, tespit ediliyor, falan ediliyor, her şey bitiyor, ne hikmetse olay 17 Aralık sabahına kadar bekletiliyor. Burada hükümetin diğer üyelerine ve Başbakanımıza uzanacak bir şey bulabilir miyiz de acaba Türkiye ’yi, 2015 yılının 2014’ün, 2013’ün sonundan itibaren acaba burada bir hükümeti devirip de kendimiz gelebilir miyiz gibi bir algı operasyonu yapılmaya çalışılmış olduğunu görmemek mümkün değil.

'AÇIKÇA DARBE DELİLİ'
İlknur İnceöz (AK Parti Aksaray Milletvekili): İşte, ayakkabı kutuları, aklımıza gelen, para sayma makinaları, paralar, yatak üzerindeki bu görüntüler baştan normal, akılbaliğ, temyiz kudretine sahip bir insanın düşünmesi gerekiyor. Burada nasıl bir kurgu var diye düşünmeden edemiyorsunuz. Sanki gerçekten ülkede böyle birbiriyle bağlı ve sistematik bir yolsuzluk işleniyor algısı oluşturmak adına ve daha ifadeler alınmadan fezlekelerin içerisine dercedilen ‘Dönemin Başbakanı’ gibi ifadeleri -ki ‘dönemin Başbakanı’ diye kime denir bunu çok iyi biliyorsunuz, darbeyle görevden uzaklaştırılmış Başbakan’a denir- fezlekelere dercetme cesaretini gösterecek ve bir o kadar da arkasında darbe olduğuna ilişkin açıkça delil bırakacak kadar da tedbirsiz davranan bu soruşturmayı yürütenlerin, adeta bir siyasi suikast girişiminin olduğunu anlamamak mümkün değil.

ORTADA SUÇ YOKTUR
Yılmaz Tunç (AK Parti Bartın Milletvekili): Teknik takip kararı örgütlü suçlarda bir yılı geçemez. Buna rağmen 2 yıllık zaman diliminde belirsiz aralıklarla teknik takip kararları veriliyor, ilk dinlemede mevcut şüphelilerle konuşanlar hakkında da yeniden dinleme kararları alınıyor. E-posta şifresi kırılarak polis tarafından şüphelinin maillerine giriliyor. Dijital ortama uzaktan erişim yoluyla delil elde etme yöntemi dünyanın hiçbir yerinde yok, bizim mevzuatımızda da yok ama burada yapılmış. Bu fiillerin hiçbirinin AB Bakanlığı’nın görev alanıyla ilgili olmaması nedeniyle görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmamasından söz edilemeyeceğinden ortada suç yoktur. (Teknik-fiziki takiple ilgili) Mahkeme kararı var ama hukuksuz.

SUÇA TEŞVİK EDİLMİŞLER
Ayşe Türkmenoğlu (AK Parti Konya Milletvekili): Makul şüpheyi de bırakın, gerçekten vicdanen düşüneceğim zaman makul şüphenin daha da altında bir şüphe bende oluşturmadı. Tapelerin doğru olduğu şeklinde raporlar geldi ama bununla ilgili esas püf noktası şuydu: ‘Konuşma çözümleri doğru’ şeklinde geldi, yani çözümü yapıldığında konuşmalar ve ‘tape’lerin doğru olduğu, ama bunların montaj mı, bir yerlerden toplama mı yapıldığı şeklinde herhangi bir ibare yok, bununla ilgili bir rapor da yok elimizde. 17 ve 25 Aralık operasyonlarında 2 yıla yakın bir teknik takip yapılmış, adeta insanların suç işlemesi sağlanmaya çalışılmış ya da teşvik edilmiş ya da bekleniyor. Önleyici kolluk kuvvetleri olması noktasında özellikle hassaten devreye girmesi gerekiyor. Sonradan toplayarak bir torbaya konulması yani ‘torbacılık’ diyorum ben, başka bir şey değil. Bakanlar hakkında “Miktarı belli olmayan menfaat temin ettikleri” ve benzeri ifadeler kullanılması da benim açımdan düşündürücü. Çünkü bakanların her şeyi kabul ettiklerini varsaysak bile bir suç işlediklerine dair yeterli şüphe ya da makul şüphe uyanmadı bende.

İHBARI POLİS YAZMIŞ
Mustafa Akış (AK Parti Konya Milletvekili): Çarpıcı bir husus, soruşturma başlangıcında e-mail ve faks ihbarlarında şüphelilerle ilgili telefon numaralarına kadar her türlü detay bildirilmiştir. Bu durum kolluk tarafından istihbari dinlemeden elde edilen bilgilerin veya hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin isimsiz ihbarlar yoluyla adli soruşturmada kullanıldığını göstermektedir. Soruşturma süresince kolluğun suç olarak nitelendirdiği pek çok durumla karşılaşılmış olmasına rağmen, sürece müdahale edilmemiş olması ve suçun işlenmesinin önlenmemiş olması da dikkat çekicidir.


PARAYA MÜDAHALE YOK
Zafer Çağlayan’a gönderildiği ve rüşvet olduğu iddia edilen paraya hiç müdahale edilmediği gibi, Atatürk Havalimanı sonrasında takip dahi yapılmamıştır. Muammer Güler’e gönderildiği ileri sürülen ve rüşvet olduğu iddia edilen paraya müdahale edilmemiş olması manidardır. 2013 Nisanı’nda tüm şüphelilerin tespit edildiğini kendi dosyasıyla itiraf eden kolluğun bu tarihten sonra halen teknik takip ve iletişimin tespiti faaliyetlerine devam etmesini makul görmek ancak ve ancak hukuksuzluğu himaye etmek demektir.

SUÇU KIVAMA GETİRMİŞLER
Karşımızda masum bir polisiye operasyon yoktur. Suçun ya da suçlunun peşine düşmek yerine, başka bir savaş için hem de vekaleten yürüttükleri bir kavga için günlerce, aylarca, yıllarca mühimmat biriktiren bir yapı vardır. 17-25 Aralık yolsuzluk iddialarının siyasete karşı kullanılan silahta susturucu vazifesinden başka bir anlamı yoktur. Bunların yanında, 17-25 Aralık soruşturmalarında siyasi netice almaya çalışmış örgüt karşısında siyaset kurumunun salt hukuki bir netice almaya çabalaması ancak basiretsizlik ve saflık olarak nitelendirilebilir.

KONUŞMADILAR
Komisyon Başkanı Hakkı Köylü ile birlikte AK Partili üyeler Kemal Şerbetçioğlu ve İsmet Su ise ayrıntılı değerlendirme yapmadan birkaç cümleyle eski bakanların ‘Yüce Divan’a gönderilmemesi’ gerektiğini belirttiler.