@sarikayaercan

Mehmet Karlı: AKP, seçmenin yüzde 60'ının ortak mesajını duyduğunu göstermeli

Mehmet Karlı: AKP, seçmenin yüzde 60'ının ortak mesajını duyduğunu göstermeli
Mehmet Karlı: AKP, seçmenin yüzde 60'ının ortak mesajını duyduğunu göstermeli
Koalisyon senaryolarını Radikal'e değerlendiren Yrd. Doç. Dr. Mehmet Karlı, "Erken seçim merkezli bir politik güden AKP, seçmenin yüzde 60'ının ortak mesajını duyduğunu göstermelidir. MHP ve HDP öncelikli olarak CHP'yi AKP'nin yanına iterek, oradan kaçacak oyları toplamanın peşinde. Sürecin belki de en zor durumda olan partisi CHP ise hükümet kurma çabasını ve ısrarını kamuoyu önünde yürütmelidir" diyor.
Haber: ERCAN SARIKAYA - ercan.sarikaya@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL - 7 Haziran seçimlerinde sandıktan çıkan sonuç AKP ’nin 13 yıllık iktidarının sonu oldu. Meclis’e 4 parti girdi ama hiçbiri hükümet kuracak 276 milletvekili sayısına ulaşamadı. Türkiye yıllar sonra koalisyon senaryolarını konuşmaya başladı. Seçim sonuçlarını değerlendiren partiler şimdi hükümet senaryoları üzerine teşkilatları ile fikir alışverişinde bulunuyor. İlkelerini belirleyip hem Türkiye hem de partilerinin geleceğine yön verecek kararlar almaya çalışıyorlar.  AKP’den sonra hükümet kurma ihtimali en yüksek parti olan CHP ’de bugün parti meclisi toplantısı yapılacak. Partinin en önemli karar organı olan PM’den çıkacak kararlar CHP’nin koalisyon senaryolarındaki yerini belirleyecek.  PM toplantısı öncesinde CHP'yi tanıyan ve parti dinamiklerini iyi bilen hukukçu Yrd. Doç. Mehmet Karlı ile koalisyon senaryolarını,  partilerin duruşunu ve CHP'nin tartışma başlıklarını konuştuk.

Seçimlerin üzerinden bir hafta geçti ve partiler taktiklerini belirlemeye başladılar. Partilerin şu andaki duruşlarını sizce nasıl okumalı?

AKP, kısa bir bocalamanın ardından kanımca erken seçim merkezli bir politika güdüyor. AKP’nin bir günde iktidarı paylaşmaya hazır hale geldiğini düşünmek saflık olur. İkili bir taktikleri var. İlk olarak uzlaşmaya hazır bir görüntü verecekler. Yapılan tüm yapıcı açıklamalar, bir anda yumuşayan ton aslında ‘biz bakın her şeyi denedik ama muhalefet uzlaşmaz’ diyebilmek için. Bu taktik başarılı olur ve hükümet kurulmamasının sorumluluğu muhalefette kalıyor gibi bir görüntü oluşursa hemen erken seçime gidecekler.

Bu herhalde bahsettiğiniz taktiğin birinci ayağı. Peki ikinci ayağı nedir?

Baktılar taktik tam olarak işlemiyor, o zaman ikinci aşamaya geçip bir koalisyona evet diyecekler. Lakin bu koalisyonda kanımca iktidarı paylaşmamak için ellerinden geleni yapacaklar. Koalisyon ortaklarını bir yandan Cumhurbaşkanlığın gücü ile bir diğer yandan da kendilerine bağlı bürokrasi ve yargı ile sıkıştırıp ufak ortağı iş yapamaz hale getirecekler. Anketlerde kendilerine güven artışı gördükleri noktayı takip eden ilk aşamada da koalisyonda sorun çıkarıp ‘bakın koalisyon olmuyor’ diyerek yeniden seçime gitmeye çalışacaklar. Bu süreçte de kendileri ile kim koalisyon yapmışsa ona maksimum zarar vermiş olacaklar.

HDP VE MHP , CHP’DEN OY ALMAYA ÇALIŞIYOR

 

Peki muhalefet partilerinin duruşları?

MHP ve HDP şu anda öncelikli olarak CHP’yi AKP’nin yanına itmeye çalışıyorlar. Böyle bir koalisyon olursa CHP’den büyük kaçış olacağını ve bir kısım oyun HDP’ye bir diğer kısmın da MHP’ye geleceğini öngörüyorlar. HDP bu duruşu ile seçim kampanyasında verdiği sözlere sadık olduğunu gösteriyor ve kendilerine yeni gelen Kürt olmayan seçmenin kalıcı olmasını sağlamaya çalışıyor.

MHP'NİN HDP'YE YÖNELİK SERTLEŞEN SÖYLEMİ OY TAHKİMİ İÇİN

 MHP’nin duruşunu nasıl açıklarsınız?

MHP, duruşunu çözüm süreci karşıtlığı üzerinden gerekçelendirerek seçimde kendisine AKP seçmeninden oy geçişi sağlayan politikasını tahkim ediyor. HDP’ye yönelik gittikçe sertleşen söylemi de aslında bu algının bir yansıması. Seçimde biz oyumuzu böyle arttırdık o zaman buna devam diyorlar. Bir diğer yandan da ‘çözüm süreci bitirilirse koalisyonu konuşabilirim’ diyerek hükümet imkanlarına ulaşma kapısını tamamen kapamayacak bir pozisyon almaya çalışıyor.

'EN ZOR DURUMDA OLAN PARTİ CHP'

CHP sona kaldı. Onun duruşu en karmaşık olanı olduğundan mı?

En karmaşık diyemem ama CHP belki de en zor durumda olan parti. Çünkü AKP karşıtı bloğun en büyük partisi olarak kendisinden beklenti çok büyük. Bir yandan bu bloğu bir araya getirmeye çalışıyor ama MHP’nin duruşu karşısında eli kolu bağlanıyor. Bir diğer yandan üzerine bazı mahfillerden ‘ülkeyi hükümetsiz bırakma, AKP ile koalisyon yap’ baskısı geliyor. CHP’nin çok büyük kısmı bunun parti için intihar olacağını, kendilerine verilen vekaletin ağır ihlali olacağını biliyor. Bununla beraber AKP’ye hayır derken de AKP’yi bir erken seçimde güçlendirecek ‘bakınız kendi aralarında anlaşamadılar’, ‘bakınız uzlaşmaz davranıyorlar, hükümet kurma sorumluluğundan kaçıyorlar’ argümanlarına güç katmayacak bir şekilde bunu yapması gerekiyor.

Bunu yapmanın yolu var mı?

Var tabii ki. Siyaset bu tarz durumlarda çözüm yaratma sanatıdır. Her şeyden önce muhalefet partileri pro-aktif bir duruşa geçmeliler. Bu duruşun dinamosu da gücü ve pozisyonu itibarı ile CHP’dir. Vakit geçirmeden CHP, MHP ve HDP ile kamuoyunun gözü önünde görüşmelere başlamalıdır. Yani Davutoğlu’nun görüşme turları başlamadan CHP bu sürece başlamalıdır. MHP’nin duruşu nedeni ile bu üç partinin koalisyonu imkansız görünüyor. O zaman CHP, bir buçuk iki senelik bir süre için CHP azınlık hükümeti için bu partilerden talepte bulunmalıdır. Bu süre en az bir buçuk sene olmalıdır ki seçim kanunlarında yapılacak değişiklikler etki göstermeye başladıktan sonra yeni seçimler olsun.

Böyle bir azınlık hükümetine destek olur mu? Özellikle MHP böyle bir hükümeti destekler mi?

Olur olmaz ama CHP bu yönde partileri ikna çabasını her halükarda göstermelidir. Bu tarz bir azınlık hükümeti kurarsa HDP ve MHP’yi rahatsız edecek alanlara girmeyeceğini ve bu süreyi üç partinin de üzerinde uzlaştığı yolsuzlukla mücadele, bu konuda yargılamaların yapılması, seçim barajının indirilmesi ve seçim sürecinde devlet aygıtının tarafsızlığını garanti altına alacak adımların atılması, Cumhurbaşkanlığının yetkilerinin ve imkanlarının sınırlanması, Suriye politikasının değişmesi, iç güvenlik paketinin çekilmesi ve sosyal politikaların güçlendirilmesi gibi politikaları uygulayarak geçireceğinin garantisini vermelidir. Bu bir demokratik detoks, bir demokratik yeniden kurulum hükümetidir.

CHP bu çabayı bu şekilde kamuoyu önünde yürütür ve MHP her halükarda bu çözüme de direnirse, en azından CHP, dönüp CHP ile MHP arasında geçişkenlik gösteren seçmene bu durumu şikayet etme şansına kavuşur.

'MEVCUT AKP İLE KOALİSYON CHP İÇİN İNTİHARDIR'

Diyelim CHP azınlık hükümetine de destek alamadı, o zaman yine AKP ile koalisyona hayır demeli mi?

CHP’nin AKP’nin mevcut hali ile bir koalisyon yapması intihar olur. Seçim kampanyasını ‘gelin oy verin gitsinler’ mesajı üzerine kuran, diğer muhalefet partilerinden farklılaşmak için ‘onlar bizim kadar AKP’ye direnmez’ temasını işleyen bir partinin gidip AKP’de somut hiçbir değişiklik olmadan koalisyon yapması seçmenin güvenini yerle bir eder, oportünizm olarak görülür. CHP’ye hiçbir faydası olmaz, AKP’nin de hiçbir sorgulama yapmadan, hesap vermeden içinde bulunduğu zor durumdan çıkmasını sağlar.

Seçmenler ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlendiler diye takdir etmez mi?

Tek kelime ile etmez. Kendi çıkarları için yaptılar algısı oluşur tam tersine. CHP’nin içi karışır. Bu iç karışıklık hükümet medyasının çarpan etkisi ile yansıtılır. CHP’yi bir yandan bu kararı nedeni ile MHP-HDP sıkıştırır; bir diğer yandan da konuşmanın başında bahsettiğim gibi AKP Cumhurbaşkanlığı, bürokrasi, yargı gücü ile yönettirmez. Yaşanabilecek ne kadar başarısızlık varsa CHP’ye kolayca yüklenir. CHP’nin elinde bir yandan gerçek güç olmaz ama diğer yandan da iktidarda olduğu için her olup bitenden o da sorumlu tutulur. Sivas olaylarının SHP’ye verdiği zararı hatırlayanlar ne dediğimi çok iyi anlarlar. Dolayısıyla bu tarz bir hükümet CHP’nin en büyük kamburu olan ‘yönetemezler’ algısını gidermez tam tersine daha da derinleştirir.

 Hiç mi artısı olmaz CHP için?

Bırakınız artısını az önce saydıklarım eksilerin sadece bir kısmı. Dahası da var. Böyle bir koalisyonla CHP gençleri iyice kaybeder. İlk kez oy kullanan gençler arasında zaten CHP’nin oranı az. Bu grupta HDP ve MHP güçlü. Bu kayış iyice güçlenir. Ve tabii Kemal Bey, en büyük sermayesi olan samimiyet ve dürüstlük algısını kaybeder. CHP seçmeni Kemal Kılıçdaroğlu’nu geçtiğimiz hafta basına yansıdığı şekilde ‘peki ben Berkin’in annesine ne derim’ diye soru sorabilen bir lider olduğu için seviyor. Böyle bir koalisyon o gönül bağını koparır.

Bu konuda duruşunuz çok net. O zaman CHP, AKP ile koalisyon görüşmesi dahi yapmamalı diye mi düşünüyorsunuz? O zaman CHP sizin dediğiniz gibi AKP’nin ‘hükümet kurma sorumluluğu almıyorlar’ eleştirisine açık hale gelmez mi?

CHP tabii ki görüşme yapmalı. AKP’ye değişme fırsatı tanıdığını göstermelidir. Ama AKP’den değiştiğini göstermesi için de somut adımlar istemelidir. Sadece ‘gömlek değiştirdik işte’ diye başlayan değişimlerin nereye geldiğini gördük.

CHP, seçmenin yüzde 60’ının asgari müşterek mesajlarını bir metin olarak ortaya koymalı, AKP ile koalisyonun olmazsa olmazı olarak AKP’den bu mesaja uygun hareket edeceğinin sözünü almalı ve hatta Meclis’te adımlarını attırmalıdır. Dolayısıyla AKP ile yapılacak bir görüşmede öncelik kesinlikle ve kesinlikle ilkeler olmalıdır. Toplumun yüzde 60’ının seçimde verdiği mesaj olmalıdır. Bu ilkelerde tam uyum sağlanmadan bakanlık paylaşımı gibi konulara ucundan dahi girilmemelidir. AKP’ye sanki koltuk pazarlığı yüzünden anlaşılamadı gibi bir hava yaratma imkanı verilmemelidir. Anlaşmazlık olacaksa da ilkeler üzerinden olmalı, CHP’ye ‘AKP seçmenin yüzde 60’ının mesajını duymazdan geldi o yüzden bir araya gelemiyoruz’ mesajını haklı olarak verme zemini doğmalıdır.

 'AKP, SEÇMENİN YÜZDE 60’ININ ORTAK MESAJINI DUYDUĞUNU GÖSTERMELİDİR'

 

Sizce CHP’nin öne sürmesi gereken bu şartlar nelerdir?

Şart değil de ilke diyelim. İlke daha pozitif bir mesaj veriyor. Seçmenin yüzde 60’ının ortaya koyduğu ilkeler. CHP’nin eski genel başkanlarından Altan Öymen bunlara ‘İlk hedefler’ dedi hemen seçim sonrasında. Aslında sadece CHP de değil tüm muhalefet partilerinin bu ilkeleri öne sürmesi gerekir diye düşünüyorum. Kendi hassasiyetlerine göre bir eksik bir fazla olabilir ama hepsi bu ilkeleri öne sürerse o zaman AKP bu ilkeleri kabul etmediği için hükümet kurulamıyor mesajı net verilebilir.

 Evet. Nedir bu ilkeler o zaman?

Benim aklıma 10 adet bu tarz ilke geliyor. Muhalefet partilerinin az çok üzerinde uzlaşacakları. Birincisi Cumhurbaşkanı’nın durumuna ilişkin. AKP, bu dönem boyunca başkanlık sistemini artık gündeme getirmeyeceğini ilan etmelidir. Ama tek başına bu yetmez. Cumhurbaşkanı’nın anayasayı ihlal etmesine yol açan imkanları kısıtlanmalıdır. Örneğin bütçesi azaltılmalı, örtülü ödeneği kaldırılmalı, kadrosu azaltılmalı ve en önemlisi halkta tepki çektiği kuşkusuz olan sarayından çıkıp Çankaya’ya geçmelidir. Bunların hepsi kanunla yapılabilir.

İkinci olarak yolsuzlukların üzerine gidilmelidir. Sadece dört Bakan’ın Yüce Divan’a gönderilmesi tabii ki yeterli olmaz. Cumhurbaşkanı’nın akamete uğrattığı siyasi etik ve siyasetin finansmanının şeffaflaşması kanunu çıkmalı, partilerin her kademe yöneticisinin mal varlıkları da şeffaf olmalıdır. Ve en önemlisi, koalisyona giren partiler, yolsuzluk konusunda Meclis çalışmalarında serbest olmalıdır. Yani bu konularda ortak hükümet pozisyonu olamaz. Buna dokunulmazlık dosyaları dahildir. Buna kamu bankalarının verdiği kredilere, kamu ihalelerine, havuz medyasına aktarılan kaynaklara dair soruşturmalar dahildir. Sonuçta koalisyon yolsuzlukları örtmek için yapılmıyorsa partilerin bu konuda mecliste serbest olması gerekir.

Üçüncüsü Suriye politikasıdır. AKP, Suriye politikasını değiştireceğini açıkça ilan etmelidir. Ayrıca bu politikanın en tehlikeli ayağı olan IŞİD ile gayri-hukuki ilişkiler, MİT’in bu konudaki rolü gibi konular hem idari hem Meclis aracılığıyla araştırılmalı, bu konuya ilişkin MİT’i koruyan yargılama engelleri kaldırılmalıdır. Hiç bir koalisyon üzerinde IŞİD destekçisi yaftası doğal olarak istemeyecektir.

Dördüncüsü seçim barajıdır. Baraj artık anlamsızlaşmıştır ve yüzde 3 gibi bir orana inmelidir. Beşincisi, seçim sürecinde kamu otoritesinin bağımsızlığını sağlamak için radikal tedbirler alınmalıdır. Gerekirse o süreçte tüm vali ve kaymakamların YSK tarafından yerel yargıçlarla değiştirilmesi, TRT’nin benzer bir kontrole tabi olması, kamu kuruluşlarının ve hatta banka gibi iştiraklerinin o süreçte reklam vermesinin yasaklanması düşünülebilir. Hatta kamunun o dönemde herhangi bir açılış, ödül töreni düzenlemesi de yasaklanabilir. Bu tarafsızlık o kadar bariz ihlal edilmiştir ki tekrar denge sağlanması için radikal adımlara ihtiyaç vardır.

Altıncı olarak son bir-iki yılı geri alacak bir demokratikleşme paketi çıkarılmalıdır. İç güvenlik yasası, makul şüphe yasası iptal edilmeli, sosyal medyayı, interneti boğan sansüre kapı açan yetkiler kaldırılmalı, AKP’nin yargıdaki en bariz görünümü olan sulh ceza hakimlikleri lav edilmelidir. Yedinci ilke yargı bağımsızlığıdır. Tabii ki çok kapsamı bir reforma ihtiyaç olmakla birlikte ilk aşamada HSYK seçimi yenilenmelidir. HSYK sekretaryasına dair kanun baştan aşağı yenilenmeli ve sekretarya gerekirse Meclis tarafından belirlenmelidir. Sekizinci ilke de ilişkilidir. Yürütme kesinlikle tüm yargı kararlarını uygulamalı, yargı kararlarını uygulamayan kamu görevlileri için ivedilikle tüm disipliner ve cezai süreçler başlatılmalıdır.

Dokuzuncu konu geçmiş dönemdeki aşırı güç kullanımları ile ilgili yargılamaların önünün açılmasıdır. Bu konu kanımca özellikle Gezi ve Roboski olayları için önemlidir. Yapılan yargılamalar tatmin etmemekte, sonuçlandırılanlar da adalet hissi doğurmamaktadır. Bu olaylara ilişkin idari ve Meclis süreçleri yeniden canlandırılmalı ve idari sürecin başına koalisyona girecek olan muhalefet partisi geçirilmelidir.

Onuncu ve son konu da sosyal politikalardır. Emekliye ikramiye, asgari ücretin ve çiftçiye verilen mazotun üzerinden verginin kaldırılması gibi konularda üç muhalefet partisi birleşmiştir. Buna iş güvenliği yasasının güçlendirilmesi ve gerekli önlemi almayanlara yönelik denetim ve cezaların arttırılması da eklenebilir.Bu duruş yüzde 60 oy almıştır. Dolayısıyla bu vaatlerin bir seviyede karşılanması zorunludur.

'ERKEN SEÇİMİN ADİL VE HÜR OLMASI İÇİN ASGARİ TEDBİRLER'

 

Uzun soluklu bir liste bu. Sizce AKP’nin bu ilkeleri kabul etme imkanı var mı?

Eğer AKP son günlerde verdiği uzlaşma mesajlarında samimiyse ve gerçekten halkın iradesine saygılı ise bu ilkeleri kabul edecektir. Bu ilkeleri kabul oranı değişmekte ne kadar samimi olduğunu da gösterir. Eğer muhalefet partileri, bir fazla bir eksik, hep bir ağızdan bu ilkeleri dile getirirlerse ve AKP bunları kabul etmezse işte o zaman gidilecek bir erken seçimde muhalefet partileri ‘biz koalisyona hazırdık ama AKP sarayı savunduğu için, yolsuzlukları koruduğu için, adil seçim ilkelerini reddettiği, Suriye’de kötü politikalarda ısrar ettiği, asgari ücreti arttırmayı reddettiği vs. vs. için koalisyon olmadı’ deme şansına kavuşurlar.

 Son olarak, diyelim azınlık hükümeti olmadı ve AKP ile de bu ilkelerde uzlaşma sağlanamadı erken seçimde ne olur?

 Eğer muhalefet partileri oyunu az önce anlattığım şekilde oynarlarsa bu kritik süreçten daha da başarılı çıkabilirler. Ama oyunu iyi oynamaz ve kendi çıkarları uğruna işbirliği kapılarını kapalı tutarlarsa AKP istikrar mesajını kullanarak bu süreçten güçlenerek çıkabilir de.

 Son olarak, oldu dediğiniz gibi hiçbir alternatif yaratılamadı ve erken seçim kaçınılmaz oldu muhalefet partileri seçim takvimini kendileri belirlemelidir. Yani erken seçime Cumhurbaşkanı’nın karar vermesini ve Kasım-Aralık gibi bir seçime gidilmesini engellemeli ve seçimi Şubat-Mart gibi anlaştıkları bir tarihe koymalıdırlar. Bunun açıklaması da vardır. Kasım-Aralık hem mevsim olarak uygun değildir, hem de bütçe yapılması gerekmektedir.

 Muhalefet bunu yaparsa kendilerine 3-4 aylık bir yasama dönemi çıkarırlar. İşte o dönemde hem Yüce Divan’a sevkleri yaparlar hem de az önce saydığım ilkelerin en acil gördüklerini hayata geçirecekler yasaları çıkarırlar. Bir başka deyişle en azından erken seçime daha adil, daha hür ve yolsuzluklar konusunda daha bilgili bir ortamda girilmesini temin ederler. Kanımca muhalefetin yol haritası açıktır. Bu haritayı ehil bir şekilde uygularlarsa Türkiye’de demokrasinin önü açılacaktır.