Milletvekili adayı konuşurken bayıldı

Milletvekili adayı konuşurken bayıldı
Milletvekili adayı konuşurken bayıldı
HDP'nin Kahramanmaraş milletvekili adayı Ayşenur Vaizoğlu, seçim otobüsü üzerinde konuştuğu sırada baygınlık geçirip bir anda yere yığıldı. Otobüsün üzerindekilerin müdahale ettiği Vaizoğlu, bir süre sonra ayağa kalkıp özür diledikten sonra konuşmasına kaldığı yerden devam etti.

RADİKAL-Halkların Demokratik Partisi Eşbaşkanı  Figen Yüksekdağ, partisinin Kahramanmaraş Gar Meydanı’nda düzenlediği mitingde konuştu. Miting sırasında seçim otobüsü üzerinden tanıtılan milletvekili adayları kısa konuşmalar yaptı. HDP’nin Kahramanmaraş milletvekili adayı Ayşenur Vaizoğlu, seçim otobüsü üzerinde konuştuğu sırada baygınlık geçirip bir anda yere yığıldı.
Otobüsün üzerindekilerin müdahale ettiği Vaizoğlu, bir süre sonra ayağa kalkıp özür diledikten sonra konuşmasına kaldığı yerden devam etti. Adayların ardından otobüsün üzerine çıkan Figen Yüksekdağ, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaverliğini yapmakla suçladı. Ak Parti hükümetini eleştiren Yüksekdağ, Hükümetin kendisini tek güç ilan ettiğini savundu.

AK Parti hükümetinin barışın savunucusu, çözüm sürecinin güvencesi olmadığını savunan Yüksekdağ şunları söyledi:

"CUMHURBAŞKANI’NIN YAVERİ VAR, ONA DA BAŞBAKAN DİYORLAR"

"Çözüm masasının devirmekten bahseden bir Cumhurbaşkanı var bu memleketin. Bir Cumhurbaşkanı’nın uzlaştırmadan yana olması gerekmez mi? Ama Türkiye’de Cumhurbaşkanı adını almış bir zat savaş diliyle konuşuyor, kutuplaştırıyor, toplumun bir kesimini başka bir kesimine karşı kışkırtıyor. Bu Cumhurbaşkanı aynı zamanda Ak Parti hükümetinin genel başkanıymış gibi seçim kampanyası yürütüyor. Siyaset, siyasetin kriterleri, hukuku, hiç bir zaman bu kadar ayaklar altına alınmamıştı. Bir darbe döneminde Türkiye, bu kadar akıl almaz ve kabul edilemez koşulları görmüştü bir de bugün görüyoruz. Cumhurbaşkanı çıkıyor, Ak Parti’nin seçim kampanyasını yapıyor. Bir tanesi yetmiyor, karşımızda duramıyor. Cumhurbaşkanı’nın yaveri var, ona da Başbakan diyorlar. Ama onun yürüttüğü seçim kampanyası HDP’nin yükselişi karşısında yetmiyor. Onun yetmediği yerde işte Cumhurbaşkanı da böyle sahaya iniyor. Ama onların yaptığı el birliği, kurduğu bu blok, halklarımızın yaptığı el birliğinin, kurduğumuzu birleşik hattın karşısında duramayacak. Kendi yaverlerini, yandaşlarını kalkındırdılar ve Türkiye’de yeni bir zümre türedi. Ak Parti’nin zenginleri kesimi türedi."

 

"İNANÇ İŞLERİ BAŞKANLIĞI KURACAĞIZ"

Figen Yüksekdağ, iktidara gelmeleri halinde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldıracaklarını yerine ise tüm halkların inançlarını içeren İnanç İşleri Başkanlığı’nı kuracaklarını ifade ederek, şöyle konuştu:

"13 yıl boyunca din tacirliği yaptılar. Cumhurbaşkanı denilen zat miting kürsüsüne çıkıyor, elinde Kürtçe Kuran’ı gösteriyor ve bizi dine karşı çıkmakla ve yıpratmakla itham ediyor. Bu konuşmayı yaparken yanında kim var biliyor musunuz? Kuran suresiyle bakara makara diye alay eden bir hırsız var hırsız. Yakalanmış ama yargılanmamış bir hırsız var. Diyanet’i kaldıracağımızı ifade ettik. Halkımızın 75 yıl boyunca sırtında taşıdığı ve onun vergileriyle, halkımızdan toplanan parayla çalışan ve zenginleşen bir kurumu ortadan kaldırdığımız için demokrasi adına bize teşekkür etmeleri gerekirken hakarete yöneliyorlar, yalana hileye yöneliyorlar. Yıllar boyunca yaptıkları bu. Yıllar boyunca o kurumlar, halkımızı inançları üzerinde hem bir baskı ve ayrımcılık kurumu oldu, hem de sömürü ve rant kurumu oldu. O kadar içlerine dert oldu ki Diyanet İşleri Başkanımız 1 trilyonluk arabaya biniyor. Bu niye böyle oldu? Bu suçlarını ortaya çıkardık. Esas dertleri bizim Diyanet İşleri Başkanlığı’nı ortadan kaldırmamız değil, o 1 trilyonluk aracın güme gitmesi. Onların esas sıkıntısı bu. Ama siz o kurumları, kendinize saltanat sürdüğünüz kurumlar olarak kullanamayacaksınız. Bu çarpık kurumlaşma anlayışı, devletin insanların vicdanına, yüreğine, inancına, dinine ve dinini yaşama biçimine karışması ve her gün yönetmesi anlayışı HDP’nin programında da, iktidarında da ortadan kalkacak. Diyanet gibi bir inanç kurumuyla bütün topluma Sünniliği dayatıp, milyonlarca Alevi’yi görmezden gelemeyeceksiniz. Biz yeni kuracağımız İnanç İşleri Başkanlığı’yla Sünni’nin de, Şafi’nin de, Caferi’nin de, Alevi’nin de ve farklı inançlardan halklarımızın da kendi inancını özgürce yaşayabileceği şartları yine oluşturacağız. Biz onlara halklarımızın inançları üzerinden siyaset yapılmasına izin vermeyeceğiz. Bunun üzerinden yeni zenginler türetilmesine, kul hakkı yenilmesine izin vermeyeceğiz."

Mücahit YOLCU/ KAHRAMANMARAŞ-DHA