Muhafazakârların masumiyet çağı bitti mi?

Muhafazakârların masumiyet çağı bitti mi?
Muhafazakârların masumiyet çağı bitti mi?
Habertürk yazarı Fehmi Koru, dindar-muhafazakar kesimin 'masumiyet Çağı'nın bittiğini ima etti. Muhafazakar kesimin fikri üstadlarından ünlü şair Necip Fazıl'la ilgili anektodlar çerçevesinde bir yazı kaleme alan Koru, "Gönlü ile aklı, zihni ile dili ve kalemi arasındaki mesafe olağanüstü kısa biriydi Üstad; bizler de onu her haliyle seviyor, takdir ediyorduk. 'Masumiyet çağımız' ne güzeldi" diye yazdı.

Habertürk Yazarı Fehmi Koru bugün Necip Fazıl üzerinden ilginç bir yazıyı kaleme aldı."Necip Fazıl ve masumiyet çağımız" başlıklı yazısında Koru, ünlü şairin siyasete yaklaşımı üzerinden dindar-muhafazakar kesimin 'masumiyet Çağı'nın bittiğini ima etti.

Yazısını "Gönlü ile aklı, zihni ile dili ve kalemi arasındaki mesafe olağanüstü kısa biriydi Üstad; bizler de onu her haliyle seviyor, takdir ediyorduk. ‘Masumiyet çağımız’ ne güzeldi..." sözleriyle bitiren Koru'nun yazısının bazı bölümleri şöyle:

"Necip Fazıl’ın vefatından (1983) hemen önceki döneme herhalde ‘masumiyet çağı’ dememiz gerekiyor...

Onun değil, bizim masumiyet çağımız...

Fikri yakınlığın siyasi bağlılıktan önde gittiği, sevgilerin bir çırpıda nefrete dönüşmediği, yol arkadaşlarının itirafçı kimliğini cebinde taşımadığı, insanların zevahire bakılarak mahkum edilmediği, bir hata yüzünden geçmişin bütününe silgi atılmadığı günlerdi o günler...

Tek parti döneminde ‘Başımıza kulak istiyoruz’ kapaklı Büyük Doğu yüzünden çekmediği kalmamıştı Necip Fazıl’ın... DP yıllarında, vaktiyle İş Bankası’nda patronu olan Celal Bayar’la şekerrenk, ‘Efe’ diye hitap ettiği Adnan Menderes’e hayran iken, 27 Mayıs’a (1960) doğru, ona, “Ya ol, ya öl” çağrısında bulunmuştu... Adalet Partisi’nde tercihi Süleyman Demirel’e karşı Sadettin Bilgiç oldu... Partileşen Necmettin Erbakan’ın Milli Nizam’ına mesafeliyken Milli Selamet’i çıkış yolu görebilmişti... 12 Eylül (1980) öncesinde ise kendisine yeni bir melce bulmuştu: Alparslan Türkeş ve MHP ...

Çelişki mi? Evet hayatı çelişkilerle doluydu Necip Fazıl’ın, ama bizler için bunun hiçbir mahzuru yoktu. Hayatının hangi döneminde kendisiyle yollarımız kesişmiş olursa olsun, bizim için ‘Üstad’tı o. Ne o bizi kendisinin siyasi yolunu izlemediğimiz için sigaya çekmeyi düşünürdü, ne de biz onu çizgi sapmasıyla suçlama kolaycılığına saplanırdık...

Dedim ya, onun yaşadığı dönem, bizlerin içinde yer aldığımız fikri eğilim için, tam bir ‘masumiyet çağı’ydı...

...1978 yazında uzunca bir süre kaldığım Londra’dan dönüşümü hatırladım; Exeter’de doktora çalışmalarını tamamlayan Abdullah Gül’le birlikte... Londra’daki son günümüzü Üstad’a lâyık hediye bulmaya ayırmış, sonunda cebimizde kalan bütün parayı Regent Street üzerindeki Cartier mağazasına bırakmıştık: Değerli bir çakmak ve bir kravat iğnesi için...

Randevulu olarak birlikte Erenköy’deki köşkün kapısını çaldığımız gün yaşadıklarımızı hiç unutmadım: Köşkün bahçesinde ikramlara boğularak bekletildik... Üstad yanımıza hayli gecikmeli geldi... Hediyelerimizi görünce, eşine adıyla seslendi ve yanımıza gelen Neslihan Hanım’a, “Bak sevgililerim bana ne getirmiş” dedi sevinçle...

Yazının tamamı için: http://www.haberturk.com/yazarlar/fehmi-koru/1006676-necip-fazil-ve-masumiyet-cagimiz