Muhalefet "Uludere Katliamı"yla bütçede hükümete yüklendi

Muhalefet "Uludere Katliamı"yla bütçede hükümete yüklendi
Muhalefet "Uludere Katliamı"yla bütçede hükümete yüklendi
Kılıçdaroğlu: Ben doğmadan olan Muğlalı olayıyla beni yargılayacaksın, Uludere'yi kapatacaksın. Kışanak: Ben vururum, öldürürüm, katlederim, hesabını da vermem, özür de dilemem anlayışı bir yıldır iflas etti
Haber: RİFAT BAŞARAN - rifat.basaran@radikal.com.tr / Arşivi
CAN GÜLERYÜZLÜ / Arşivi

ANKARA - Meclis’teki 213 bütçe görüşmelerinde liderler kürsüye çıkarken, dokunulmazlıklar, tutuklu vekiller, Uludere katliamı ve dış politika tartışıldı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile BDP Eş Başkanı Gültan Kışanak, hükümeti, ’Uludere Katliamı’nda faillerin üstünü kapatmakla eleştirdi. Kışanak, dokunulmazlıklar konusunda da ‘hodri meydan’ dedi.


ERDOĞAN BDP’yi DİNLEMEDİ

2013 yılı bütçe görüşmeleri için TBMM Başkanı Cemil Çiçek başkanlığında toplanan Genel Kurul’da salona gelen ilk lider Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olurken MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bu kez son gelen lider oldu. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek kürsüdeyken, muhalefet milletvekilleri konuymayı dinlemek yerine koyu sohbeti tercih edince Çiçek, sıksık uyarı yapmak zorunda kaldı. BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak’ın konuşması öncesinde Başbakan Erdoğan salonu terketti.

SAVAŞ VE KRİZ BÜTÇESİ YÜKSEK

İlk konuşmayı yapan BDP Eşbaşkanı Kışanak, 2013 bütçesinin yüzünü egemenlere, sırtını halklara ve emekçilere dönmüş bir savaş ve kriz bütçesi olduğunu belirterek, Maliye ve Hazine gibi kurumlar dışında en fazla kaynağın askeri harcamalara, polise ve cezaevi hizmetlerine ayrıldığını söşyledi. Kışanak, tek başına Diyanet’e ayrılan 4,6 milyar liralık ödeneğin, Kültür ve Turizm, Ekonomi , Dışişleri, Kalkınma gibi altı yedi bakanlığın bütçelerinden fazla olduğunu kaydetti.

ÖRTÜLÜ ÖDENEK GRAFİĞİ YÜKSEK  

Kışanak, bütün grafitlerde düşüş görülmesine rağmen örtülü ödenek ile ilgili grafiğin yükseldiğini belirterek, “Örtülü ödenek demek yönetimin rutin dışına çıkmasıdır. Bir ülkede örtülü ödenek giderek artıyorsa; o ülke her zamankinden daha fazla rutin dışına çıkıyor, devletin gizli saklı işleri, suçları daha da katlanıyor demektir” dedi.
Kışanak, haftasonu gözaltına alınan Siirt Belediye Başkanı Selim Sadak’ın fotoğrafını göstererek, KCK operasyonlarını eleştirdi.

GERİ ÇAĞIRMA YASASI YAPALIM   

Dokunulmazlık tartışmalarına da değinen Kışanak, “Hodri meydan diyorum. Bunun da ötesinde bir şey öneriyoruz. Gelin halkın vekilleri geri çağırma yetkisini sağlayan yasal düzenlemeyi yapalım. Gidelim seçmenimize, bize oy veren, politikalarımızı beğenip bizi tercih eden, buraya gönderen halkımıza soralım. İstiyorlarsa değil dokunulmazlık hemen milletvekilliğini bırakalım, halkımız kimi istiyorsa onu seçsin; ona temsiliyet görevi versin. Demokrasinin birinci dersi, halkın verdiği görevi sadece ve sadece halk alır. Birinci dersten sınıfta çakanlar hiçbir sınıfı geçemezler” dedi. Halkın verdiği yetkiyi almak istemenin, “halkın iradesini gasp etmek” anlamına geldiğini belirten Kışanak, “Bunun adın da faşizmdir. Faşizm den medet umanlar varsa buyursun yoluna devam etsin” dedi.

ULUDERE FOTOĞRAFI GÖSTERDİ    

Kışanak, kürsüden elindeki Uludere’de öldürülen gençlerin cesetleri ve Diyarbakır’da izin verilmeyen PKK cenazelerine ilişkin fotoğraflar göstererek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Roboski’nin fotoğrafı... Daha bu fotoğrafın hesabını vermeden, BDP’nin dokunulmazlığını tartışmaya açmak tam bir aymazlıktır. Ben vururum, öldürürüm, katlederim, hesabını da vermem, özür de dilemem, para verir üstünü kapatmaya çalışırım’ anlayışı bir yıldır iflas etti, bu katliamları yaşayanlar sizin paranıza tenezzül etmedi. Bu da AKP hükümetinin, yöneticilerinin bir cenazeye reva gördüğü uygulamadır. Bizim vergilerimizle, panzerler, tomalar cenazeler üzerine tazyikli su sıkıyorlar. Bu da vicdanların bittiğinin ikinci fotoğrafıdır. Bu nedenle bizimle uğraşacağınıza vicdanınızla baş başa kalın daha iyi olur diyorum.”

AK PARTİ’DEKİ MİLLİYETÇİLERE SESLENDİ    

MHP Lideri Devlet Bahçeli ise konuşmasında ‘bölücülük tehlikesine’ dikkat çekti. Bölücülük ve terör sorununun kritik bir eşiğe dayandığını ifade eden Bahçeli, Ak Parti’deki milliyetçilere seslenerek, “Kardeşlik Projesi ilan edildi de bölücü terörde azalma olmuş mudur, İmralı ile yüz sürmenin, Habur’daki karşılamaların milleti hayal kırıklığına uğratmaktan başka sonucu olmuş mudur. Askerimizin, polisimizin, masum sivillerin şahadeti önlenebilmiş midir. Kandil’i İmrali’dan sevk ve idare eder statüne gelmiştir. Bu Türk Milleti adına utançtır. Açlık grevleri İmralı sayesinde durmuştur. AP’nin gözeteminde iç meseleler masaya yatırılmış terör meselesi için İmralı çözüm adresi olarak gösterilmiştir” dedi.

TÜRKİYE MANDA VE HİMAYEDEMİ  

Bahçeli, milletvekili dokunulmazlıklarının yeniden ele alınmasını isteyerek, “Dokunulmazlık güvencesi Türk milletine karşı olmayı, teröristlerle kucaklaşmayı korumamalı, bunun sığınağı olmamalıdır. Şimdiye kadar bu aziz milletin hiçbir ferdi ötekileştirmeye maruz kalmamıştır” dedi. Bahçeli, Suriye sınırına Patriot füzeleri yerleştirilmesi konusunda, “Bizi korumaya almak kimin haddinedir. Türkiye manda ve himaye altındadır da bizim mi haberimiz yoktur” dedi.

CHP’YE 'DERSİM' ELEŞTİRİSİ   

Bahçeli CHP’deki ‘Dersim’ tartışmalarına da değinerek, “Geçmişin çok boyutlu analizi yerine kutuplaşma meselesi yapılması insafla bağdaşmamaktadır. Farklı devirlere kin ve nefretle Dersim’deki eşkiyalığı kutsamak onurlu ve meşru görülmekyecektir. Eşkıya Rıza’yı övüp, zımnen Gazi Mustafa Kemal’i hedef yapmak, bir yanda Cumhuriyet’e hazımsızlık gösterenleri el üstünde tutup, diğer yanda koruyup ilerlemesi için fedakârca mücadele edenleri önemsizleştirmek ne akılla, ne de milli vicdanla izah edilemeyecektir. Bu gidişle Patrona Halil’e itibar iadesi, Kabakçı Mustafa’ya saygı gösterilmesi emin olunuz ki hiç şaşırtıcı görülmemelidir” dedi.


NATO TOPRAĞI İÇİN ÖZÜR DİLEYECEKSİN   

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, hükümete iç ve dış politikadaki uygulamaları nedeniyle sert eleştirilerde bulundu. Türkiye’ye Patroit füzelerinin konuşlandırılmasının Başbakan Erdoğan tarafından “Türkiye NATO toprağıdır” denilerek savunulduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a bu sözleri nedeniyle “özür dile” çağrısı yaptı. Kılıçdaroğlu, “Türkiye Cumhuriyeti toprağı NATO toprağı değildir. Başbakan, gelip kürsüye Türkiye Cumhuriyeti’nden ve vatandaşlarından özür dilemelisin” dedi.

8 TUTUKLU VEKİLİ, ERDOĞAN'IN YASAĞIYLA SAVUNDU   

8 milletvekilinin tutuklu olduğunu, bu sorunun çözümü için iktidarla karşılıklı bir protokol imzaladıklarını söyleyen Kılıçdaroğlu, iktidarın imzaladığı protokolün gereğini yerine getirmediğini savundu. Protokolden alıntılar da yapan Kılıçdaroğlu, “Biz de söz namustur” diyerek, hükümete laf çarparken, Erdoğan’ın seçim yasağının kaldırılmasının CHP sayesinde olduğunu anımsatarak, “Bu 8 milletvekilinin seçime girme yasağı yoktu Başbakan’ın o zaman vardı. 8 milletvekilinin cezaevinde olması demokrasi ayıbıdır; bu parlamento bu ayıbı gidermesi gerekir” dedi.

MUĞLALIYLA BENİ YARGILA, ULUDERE'NİN ÜZERİNİ KAPAT   

Kılıçdaroğlu, iktidara yönelik en sert eleştirilerinden birini ‘Uludere Katliamı’ üzerinden yaptı. Meclis’ten sınır ötesi operasyon için yetkili alan hükümetin gidip kendi vatandaşlarını bombalayarak “imha ettiğini” ifade ederek, “Uludere’de 34 yurttaş öldürüldü. Şimdi arıyoruz, ‘Fail kim?’ diye. Ben size söyleyeyim Uludere’nin sorumlusu arkamda oturanlardır (hükümet sıralarında oturanları kast ederek). Şimdi kapatmaya çalışıyoruz. 1930’larda Mustafa Muğlalı’dan bahsediyoruz; bu kadar komik bir durum olur mu? Ben doğmadan önceki adamla, olayla beni yargılayacaksınız sen iktidarsınız 34 vatandaşı katlediyorsunuz hesabını sormayacağız. Saydam bir hükümet değildir bu hükümet” diye konuştu.

BÖYLE DARBE KARŞITLIĞI SEVSİNLER  

Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan’ın ve AKP iktidarının göründüğü gibi darbe karşıtı olmadığını savunurken, Genelkurmay eski başkanlarından emekli Org. Yaşar Büyükanıt’a üstün hizmet madalyasının AKP iktidarı döneminde verildiğini anımsatıp, “Sana muhtıra veren Paşa’ya üstün hizmet madalyası vereceksin sonra da kurşun geçirmez zırhlı araç. Böyle darbeye karşı olanı sevsinler” dedi. Kılıçdaroğlu, daha önce söylediği, aralarında Siyasi Partiler yasası ve seçim barajının da yer aldığı 12 Eylül döneminin yasalarının birlikte kaldırılması yönündeki görüşlerini de yineledi.