Ne komisyonlar gördüm zaten yoktular!

Ne komisyonlar gördüm zaten yoktular!
Ne komisyonlar gördüm zaten yoktular!
'Siyaseten' bir alışkanlığımız var: Çetrefil bir sorun karşısında Meclis komisyonu kuruveriyoruz. Peki işletebiliyor muyuz? İşte size kısa bir tarihçe.
Haber: YURDAGÜL ŞİMŞEK / Arşivi

CHP ’nin Kürt sorununa çözüm için önerdiği ‘komisyon’ formülü; çok tanıdık bir öneri. Türkiye ’de ne zaman ‘içinden çıkılmaz’ bir sorun tartışılsa, siyasetçiler lacivert takım elbiseli, kravatlı duruşlarını düzeltip, “Bu konuyu bir komisyonda tartışalım” önerisini gündeme getiriyor. Üstelik bu teklif, hemen her defasında, sanki yeni bir öneriymiş gibi, uzun ve heyecanlı tartışmalara sahne oluyor. Sonrasında da komisyon başkanı, üyesi, salonu, toplantı günleri, çağrılacak isimler tartışması başlıyor ki; bu sıralamadan da anlaşılacağı üzere Türkiye’de komisyon kurmanın hayli ciddi bürokrasisi ve teamülleri var. Üstelik bu bürokrasi çoğu zaman sorunun kendisini unutturacak kadar ağır basıyor. Komisyonla anılan bir başka sihirli sözcük de ‘mutabakat’. Başarı burada gizlidir. Mutabakat sağlanırsa komisyon ‘iş’ yapar. 

Arşivde 246 komisyon 
Meclis arşivinde, kamuya açık olarak 246 araştırma komisyonunun notları bulunuyor. Ancak komisyonların tartışılmasına neden olan asıl sorun da tam bu noktada başlıyor. Çünkü hükümetlere ‘yol haritası’ amacıyla hazırlanan bu raporların çoğu Meclis’in tozlu raflarında, şu anda sadece üniversite öğrencisi ve araştırmacıların ‘tezlerine’ kaynaklık ediyor.
Bu arada “Sezar’ın hakkı da Sezar’a”... Başarılı olan komisyon çalışmaları da yok değil. 2000’li yıllarda Meclis’te 6 partinin katılımı ile kurulan Uzlaşma Komisyonu bunlardan biri. Komisyonda sağlanan uzlaşma doğrultusunda da AB’ye uyum hedefi ile Meclis’te 1982 Anayasası’nın 37 maddesi 2001’de değiştirildi. İdam cezası da kaldırıldı.
AKP hükümetlerinin göreve geldiği 2002’den bugüne kadar ise 43 araştırma komisyonu kuruldu. Milletvekili lojmanlarında Mustafa Güngör’ün öldürülmesi; Şemdinli’de 2005’te Umut Kitabevi’nin bombalanmasının ardından çıkan olaylar; yolsuzlukların tespiti; sporda şiddet, şike, rüşvet iddiaları; yasama dokunulmazlığı; töre ve namus cinayetleri ile kadın ve çocuklara yönelik şiddet, kamuoyunda ‘yeşil sermaye’ olarak nitelenen bazı girişimcilerin mağduriyete yol açmaları araştırma konusu oldu. 

Umut veren bir uzlaşma 
Meclis’te bu döneme damgasını vuransa hiç kuşkusuz yeni anayasa çalışmaları ve uzun yıllar sonra sağlanan mutabakat çerçevesinde kurulan Anayasa Uzlaşma Komisyonu oldu. Türkiye herkesi memnun eden yeni bir anayasaya kavuşur mu bilinmez, ama Uzlaşma Komisyonu’nun bu yolda umutları artırdığı da kesin. Darbe ve muhtıralarla ilgili kurulan araştırma komisyonu da dikkat çekenler arasında. Tabii TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde, Uludere katliamına, cezaevleri, terör ve terör mağdurlarının sorunlarına ilişkin araştırmaları da unutmamak gerek. Kısacası, burada kısa tarihini verdiğimiz komisyonlar; siyasetçiler için de biz gazeteciler için de daha uzun yıllar var olacak gibi...

Hükümsüz kalan komisyon raporları
Meclis’in bugüne kadar komisyona havale etmediği konu neredeyse yok gibi. Ancak komisyon raporlarının genelde ‘dikkate alınmaması’ da ciddi bir sorun: 

Kışladan ismi kaldırılan Mustafa Muğlalı’nın Van-Özalp’ta 32 kişinin öldürülmesi emrini verdiği iddiası için 1956’da Meclis tahkikatı yapılmasına karar verilmiş. Komisyon raporunu vermediği için ‘hükümsüz’ sayılmış.
Özal döneminde Emlak Bankası’nı dolandırdığı ifade edilen Kemal Horzum olayına da ‘komisyon’ el atmış ve bir rapor hazırlamış. Ancak rapor ‘dönemin siyasi atmosferi’ nedeniyle görüşülemediği için İçtüzük gereği ‘hükümsüz’ kalmış.
DYP-SHP koalisyon hükümetleri döneminde tüm partilerin desteği ile kurulan ‘Faili Meçhul Cinayetleri’ Araştırma Komisyonu’nun raporu da ‘siyasi’ nedenlerle Genel Kurul’da görüşülemedi. Bu rapor, şu anda konuyla ilgili davanın dosyalarında önemli yere sahip.
Meclis, 20. dönemde de önemli araştırmalara sahne oldu. ‘Susurluk’, Uğur Mumcu ve Metin Göktepe cinayetleri, Meclis Genel Kurulu’nun yenilenmesiyle ilgili yolsuzluk iddiaları, RP’nin Süleyman Mercümek bağlantısı bunlardan bazıları.